Gönderen Konu: Tarihi kurtarmak aslında çok kolay  (Okunma sayısı 183 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı alternatifb

  • Süper Moderatör
  • *****
  • Toplam İleti: 58
  • Rep puanı: 0
Tarihi kurtarmak aslında çok kolay
« : 03 Aralık 2009, 19:20:42 »
İzmit, binlerce yıl öncesine uzanan tarihi geçmişiyle, dünyanın en önemli yerleşim yerlerinden biri.
Bu bölgede toprağı elle eşeleseniz bile, paha biçilmez tarihi eserler fışkırır. Bu tanım abartı değildir. En son örneğini hep birlikte gördük. İzmit’te bir inşaatın hafriyatında dev bir Herkül heykeli çıkmıştı. O paha biçilmez heykeli bulanlar, tarih bilincinden yoksun oldukları için heykeli götürüp çöpe attılar. Herkül, resmen inşaat molozları arasından çıktı. Büyük bir tesadüf eseri tekrar toprağa karışmadan bulundu ve şimdi bütün azametiyle İzmit Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’nin giriş bölümünü süslüyor.

Antik dönem eserlerini bir kenara bırakıp, yakın döneme şöyle bir göz atalım.

Yanmaktan, yakılmaktan, bakımsızlık nedeniyle olduğu yerde çökmekten kurtulamayan tarihi yapılar oldu.
Ama kurtardıklarımız da var. Saatçi Ali Efendi Konağı, Pembe Köşk, Vali Konağı bunların başında gelir.

Kurtaramadıklarımız;
Sırrı Paşa Konağı artık enkaz halinde.
Portakal Hafız Konağı gitti gider.
Kapanca Sokak yarım kaldı.

İzmit Belediyesi’nin Tarih Koridoru Projesi, önemli bir adımdır. Ama bu proje ne zaman ve nasıl uygulanır, tarihi binaların kurtarılması için bir öncelik sırası belirlenmiş midir, bilmiyoruz.

Tarihi eserlerin korunup yaşatılması için sahiplenilmesi gerekiyor.

Örneğin İstanbul’da Huber Köşkü’nü Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu olarak, Çırağan Sarayı enkazını otel olarak, Feriye Sarayı’nı Galatasaray Üniversitesi olarak, Duyun-u Umumiye binasını İstanbul Lisesi olarak, Beyoğlu’ndaki tarihi zarif yapıları konsolosluk olarak, benzeri diğer yapıları da kültür merkezi, restoran olarak değerlendirmeseydik, hepsi çoktan tarih olmuştu.

Aynı durum İzmit için de geçerlidir.

Tarihi binaların sahiplerinden mutlaka varlıklı ve tarih bilincine sahip kişiler tarafından satın alınması gerekiyor.
Tıpkı Mimarlar Odası’nın yaptığı gibi.

TMMOB Mimarlar Odası, Otel Altınnal aralığındaki en az 150 yıllık tuğla binayı 700 bin TL ödeyerek sahibinden satın almış. Bir dönem diskotek olarak kullanılan bu binanın Mimarlar Odası tarafından sahiplenilmesi bence çok önemli bir olaydır. Mimarlar Odası şimdi bu binada tadilat yapacak, içinde değişik birimler oluşturacak, hem üyelerinin, hem İzmit halkının kullanımına açacak.

O devasa eski depo binası bu kentin yakın tarihine tanıklık etmiştir. 1940’lı, 50’li yıllarda İzmit’in zevk mekanı olarak da hizmet verdiği bilinir.

Yıkılıp gitmekten, serseri mekanı olmaktan, bir gece yarısı yakılmaktan kurtulmuştur.
İşte olay bu kadar basittir.

Ankara Caddesi’ndeki eski Ermeni, Rum binalarını da zamanında böyle koruyabilseydik keşke. O şık binalarda yıllarca demir çimento satıldı. O bölgeyi otantik bir kültür çarşısı yapabilseydik, Ankara Caddesi bugünkü beton yığını çirkin görünümünden çok uzak olurdu.

İzmit’te Mimarlar Odası’nın tarihi bir binayı sahiplenmesi umutlarımı arttırdı. Başta Oda Başkanı Yalçın Ergen olmak üzere, yöneticileri ve üyeleri kutluyor, hayırlı olmasını diliyorum.


Alıntı;

Ali GÜNDOĞDU
ozgurkocaeli.com.tr