Gönderen Konu: TUNCELİ TARİHİ  (Okunma sayısı 95 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bkara

  • Üye
  • *
  • Toplam İleti: 5
  • Rep puanı: 0
TUNCELİ TARİHİ
« : 02 Şubat 2010, 22:56:30 »
                                                                                       Bünyamin KARA
                                                                                Sanat Tarihi Bilim Uzmanı
TUNCELİ TARİHİ
Tunceli ili 1936 yılına kadar “Dersim” adıyla anılmıştır. Ancak bundan önceki adının ne olduğu bilinmemektedir.
Farscada “gümüş kapı” anlamına gelen Dersim adının yörede çok bulunan maden kaynakları ve munzur dağının gümüşü andıran renginden kaynaklandığı söylenmektedir.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1938’de tunç yürekli insanlar beldesi manasına gelen “Tunceli” ismini almıştır.
Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde bulunan Tunceli ilinde ilk yerleşimin Prehistorik döneme kadar indiği tespit edilmiştir. Yazılı tarih ise M.Ö. 2200’lerde Hurrilerle başlamıştır. Hurrilerden  sonra; Hitit, Muşkili, Urartu, Med, Pers Roma, Bizans, Sasani, Abbasi ve Emeviler bölgede söz sahibi olmuşlardır.
Türklerin çevreye kesin yerleşmesi 1071 Malazgirt Savaşından sonra başlamıştır. Dağlık bir bölgede kurulan Tunceli ili, taşıdığı stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca bir çok istilâya  maruz kalmıştır. Mengüceklerle başlayan Türk hareketi, Çubukoğulları, Artuklu ve Anadolu Selçukluları ile devam etmiş, Kösedağ Savaşı’ndan sonra bölge Moğollara devredilmek zorunda kalmıştır. Moğol döneminde yönetimin kısmen Türkmen beylerine bırakıldığını, bu dönemden kalma Yelmaniye Camii kanıtlamaktadır.
XIV. yüzyılın ilk yarısında Anadolu ve Tunceli’de Moğol (İlhanlı) hakimiyeti zayıflayınca bölgede Türkmen beylerinin egemenliği görülmüştür. Bu mücadele sonucunda Akkoyunluların bölgede hakimiyeti başlamıştır. 
Bölge en parlak zamanlarını Osmanlı döneminde yaşamıştır. Bu devirde yapılan mimari eserlerin önemli bir kısmı günümüze gelmiş, bir bölümü de doğanın ve insanlığın acımasız katliamı sonucu günümüze gelmemiştir.
Tarih ve doğanın insanı büyüleyen atmosferinin insanlığın hizmetine sunduğu Tunceli ne hazindir ki kaderiyle baş başa  bırakılarak kimsesizliğe terk edilmiştir.