ŞAMANİZMMillattan önceki yıllardan bu yana Türklerin ve çevrelerindeki toplulukların, İç Asya ve Orta Asya’da yaşadıkları bölgelerde uyguladıkları ve şaman ya da kam adı verilen din adamları aracılığıyla gerçekleştirilen bir inanç ve uygulamalar bütünüdür.Tanrılar, ruhlar ve insanlar arasında ilişki sağlayan bir sistem ve tekniktir.
* Türklerde en erken devirlerden beri inanç sisteminin Gök-Yer/Su-Atalar şeklinde formüle edildiği anlaşılmaktadır.İnanışlar arasında evren, dünya, öteki dünyayla ilgili inançlar ve düşünceler de yer almaktadır.
* Orta Asya’da yurt denilen çadır tiplerine rastlamaktayız.Çadırların üst bölümü, kubbe biçimli olanlarında uğların çevlike birleştiği bölüm, göğü dolayısıyla Gök Tanrı’yı temsil etmektedir.Çadırın mimaride en önemli etken ve basamak olması da bundan kaynaklanmaktadır.
* Yakutlar, güneşi ve ayı kardeş sayıyor, bazı kahramanların onların isteğiyle türediğini ifade ediyorlardı.Bu nedenle şaman giysileri üzerinde madeni halkalar yer alıyordu.
* Türklere ait bir çok efsane, masal ve hikayede ay erkek, güneş dişi olarak algılanır.Bu Umay kültüyle bağlantılıdır; çünkü bir tanrıça ya da dişi ruh olan bu ilah aynı zamanda güneşle de ilişkilendirilmiştir.Bu yüzden Anadolu Selçuklu mimarisine ait bir takım örneklerde erkek ve kadını temsilen daire içinde ay ve güneş kabartmaları bulunmaktadır.
* Çeşitli türk topluluklarında ve Moğollarda bazı yıldızların, yıldız kümeleri ve gezegenlerin önemli sayıldığı, hatta bunlara tapıldığı anlatılmaktadır.Tüm bu yıldızların, yıldız kümelerinin ve gezegenlerin, Gök-Yer’le ilişkisini sağlayanın Kutupyıldızı olduğu düşünülür.Dünyanın eksenini teşkil eden Dünya Ağacı, Kutupyıldızının oluşturduğu eksene bağlıdır.
ÜLGENKayra Kan’dan meydana gelmiş, gökteki üç önemli ilahtan ilkidir.Bir iyilik ilahı olan Ülgen ay, güneş ve yıldızlardan yukarıda yaşar.Ülgen’in bulunduğu yere uzanan yoldaki engelleri ancak şaman aşabilir.Erkek şaman yalnızca engellerden biri olan Kutupyıldızına kadar ulaşabilir.Altın kapılı sarayı ve tahtı bulunan Ülgen, genellikle insan şeklinde tasavvur edilir.Ülgen’e kurban sunmak çeşitli açılardan önemlidir.Bir çok yerde ezeli ve ebedi olarak kabul edilen Ülgen, insan ve dünyanın yaradılışında başrol oynar; atmosfer olaylarını düzenler, yıldızları idare eder.Gökkuşağını, insan ve hayvanların başlarını, kirpik ve göbeklerini o yaratmıştır.İnsanların yaşayacağı yerleri de yoktan var eden odur.Ülgen’in yedi oğlu vardır.Bunlardan Karakuş son derece önemlidir ve sanat tarihinde karşımıza yırtıcı kuş tasviriyle çıkmaktadır.Ülgen’in dokuz kızı vardır.Bu kızları temsilen kukla biçiminde yapılan tözler, şamanın elbisesi olan manyak’ın üzerinde görmekteyiz.
Yayık:İnsanları kötülükten koruyan ve hayat veren bu ruh, tanrı Ülgen tarafından gönderilmiş ve ondan sudur etmiş göksel bir ruhtur.Ayrıca insanlarla Ülgen arasında elçilik görevi görür.Altaylılarda aynı zamanda insanlarla birlikte yaşadığı bu nedenle Kuday adını aldığı bilinmektedir.
Suyla:At gözlü kartal da denen bu tanrı yine göksel ruhlar sınıfındandır; insanları korur ve onların arasında yaşar.Su, ay ve güneşin parçalarından yaratılmıştır.Altaylılara göre bu ruh insanın hayatını değerlendirir ve hayatında gerçekleşecek değişiklikleri haber verir.Ayrıca Yayık’la birlikte kurbanın canını Ülgen’e götüren bu ruh, esrik yolculuğunda şamanı, yolundan çevirmek isteyecek kötü ruhlardan korur.
Karlık:Suyla birlikte görülen ve onunkine benzer bir görevi olan ruhtur.İşareti büyük olasılıkla dumandır.
Utkıcı:
Şamanın kurbanını baş tanrı Ülgen’e ileten ve bu tanrının elçisi sayılan ruhtur; yeryüzüne inemediği için şamanı gökte karşılayarak onun dileklerini ve Ülgen’e sunduğu kurbanı, Ülgen’e iletir.
Yıldırım Tanrısı:Yerdeki kötü ruhları izleyen bu tanrı, kötü ruhların saklandığı var sayılan ağaçlara ateşini gönderir.Böylece üzerine yıldırım düşen ağaçtan bir parça alınıp saklandığı zaman o parçanın bulunduğu yere kötü ruhların ve cinlerin girmemesi sağlanmış olur.
* Yer-Su ruhları iyi ruhlar zümresinden olup töz yerine de geçer.
* Yer unsuru içine giren demir eski Türklerde yurtlarında demir yataklarının bulunması ve bunların Altay’ın Demircileri olarak anılan Türklertarafından işlenmesi, özellikle silah yapımında kullanılmasıdır.Kötü ruhları kovduğuna inanılan demir, belkide yüzyıllarca, yeni ölmüş insanların bekletilen cesetleri üzerine konulmuştur.Öte yandan demiri işleyen ve ona şekil veren demirciler de önem kazanmış, bir çok efsane ya da hikayede yer almıştır.Hatta bazen Yakutlardaki Kıday Bahsı gibi demirci ustalarının koruyucu tanrısından bahsedilmiştir.
Yo Kan:Yer ilahlarının en kudretlisidir.Dünyanın merkezinde olduğu varsayılan ve ucu Ülgen’in evine kadar uzanan bir çamın bulunduğu yerde oturur.
Talay Kan:Denizlerin hakimi, ölülerin koruyucusu ve yeryüzündeki bütün suların hükümdarıdır. Altaylılarda bazen Yayık Han olarak da adlandırılır.
UMAYUmay Orhun yazıtlarında dişi ve kutsal bir varlık (anne) olarak belirtilmiştir.Umay günümüzde kadınları ve çocukları koruyan bir ruh biçimini almış olup Tunguzlarla birlikte Güney Sibirya ve Altay Türklerinde görülür.Buralardaki inançlara göre, Umay her zaman çocukla beraberdir, ancak onun çocuğu terk ettiği zamanlarda olur.Bu ayrılma uzun sürdüğü zaman çocuk hastalanır.Umay’ın çocukla birlikte olduğunun işareti çocuğun uyurken gülümsemesidir.Ağladığı zaman sözü edilen koruyucu ruhun gittiği düşünülür.Çocuk hastalandığı zaman Umay’ı getirmesi için şaman çağırılır.Türk sanat tarihine giren bazı heykellerin ve kaya resimlerinin Umay’ı tasvir ettiği ileri sürülmüştür.
Ana Maygıl ve Ak-ene: Altaylılar tarafından inanılan iki dişi ruhtur.Ak-ene yaratıcı eril tanrı Ülgen’e yaratma kudretini ve ilhamını vermiştir.Ana Maygıl ise ulusu koruyan ve kendisine ulus anası da denilen ruhtur.
Yada Taşı:Eski Türklerin elinde olduğuna inanılan bir taştır.Bu taş ile yağmur, kar, dolu yağdırıp; rüzgar estirilebildiği düşünülmektedir.Bir rivayete göre Türklere tanrı tarafından verilmiştir.Bu taşı ele geçirmek için pek çok Türk boyunun birbiri ile mücadele ettiği söylenir.Bir diğer rivayete göre bu taş bir tane değildir.Doğada çok fazla yada taşı vardır.Bunlar geyiklerin başında, su kuşlarının kursağında, öküzlerde, yılanlarda bulunur (tabi her geyikte, öküzde bulunmayabilir).Başka bir rivayete göre bu taşlar Türklerde kutsal sayılan Altay dağlarından çıkartıldığıdır.
Ateş:Türk-Moğol topluluklarının inançlarında çok kutsal sayılan ateşte de bir ruh olduğuna inanılmaktaydı.Ateşin temizleyici, kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyucu bir unsur olduğu kabul edildiği için ona kurban sunulduğu ve saçı yapıldığı bilinmektedir.Altay Türklerinin ve Moğolların dualarındaki tasvirlerde ateş ruhunun otuz ayaklı dişi bir ruh olduğu ifade edilir.Sibirya topluluklarının çoğunda ateş ruhu ocağın alevlerinde eğik bir vaziyette oturan ihtiyar bir kadın şeklinde tasavvur edilir.Ateş yuvanın ve ordaki hayatın sürekliliğinin simgesidir.
Ev Ruhları:Ateş ruhu dışında Türk toplulukları, örneğin Volga Türkleri öy üyesi, yani ev sahibi olarak anılan bir ruha inanırlar.Bu ruh evi korur.Ailenin mutluluk ve refahını sağlamaya çalışır, ancak memnun olmadığı zamanlarda hastalık getirebilir.Bu nedenle ev ruhuna yılda bir kez kurban kesilir ya da bulamaç sunulur.Benzer şekilde Yakutlar da ev ruhuna inanırlar.Ev ruhu ya da ev iyesiyle ilgili inanışlar Türkiye Türklerinde de karşımıza çıkmaktadır.
ERLİKYeraltına mensup kötü ruhlar zümresinin başında Şeytan’a karşılık olarak ele alınabilecek Erlik bulunmaktadır.Erklik’in başında bulunduğu kötü ruhlar zümresi insanlara her türlü kötülüğü, hastalığı ve ölümü getirirler.Bu kötülük ilahı, yine tanrı Ülgen tarafından yaratılmış olup, cehennemin üzerindeki bir yerde oturur.Burada demir çatılı bir sarayı, gümüşten bir tahtı vardır.Erlik insanlardan kurbanlar ister.Bu kurbanlar verilmediği takdirde, öldürdüğü insanların canlarını yakalayarak yeraltı dünyasına götürür ve kendisine köle yapar.Şaman dualarında bir canavar olarak tasvir edilen Erlik, sağlam vücutlu bir ihtiyar olarak düşünülmüştür.Gözleri ve kaşları kara, çatal sakallı, yaban domuzuna benzeyen azı dişli, kara ve kıvırcık saçlı, kara renkli bir ata ya da öküze binen, yılan kamçılı, kana benzeyen parlak yüzlü bir canavardır.
TÖZLERTöz denilen putların en basit şekilleri de aslında put olarak kullanılmayan fetiş denilen doğal maddelerin başka maddeler ya da meydana getirilen şekiller üzerine tutturulması sonucunda oluşuyordu.Güçlü şamanlarda bu koruyucu ruh kartal, boğa, boz ayı, sığır ya da tay gibi hayvanlar olabilirken, güçsüz şamanlarda koruyucu ruh bir köpektir.
Töz denilen keçeden yapılmış hayvan ve insan şeklindeki kuklalara benzer tasvirler Taştık devrinden önce ve sonra devam etmişti.Ancak Türk bozkır kültürüne uygun olarak hayvan başlı tözler de çok yaygın olarak görülmekteydi.Kurt başlı töz ya da sancağın en gelişmiş tasvirlerine Doğu Türkistan freskolarında rastlanmaktadır.En yaygın olanları geyik, kurt, kartal şeklinde olan hayvan biçimli tözler bazen çadırın önünde duran bir direğe takılıyor, bazen ana direğinin ucuna denk gelecek şekilde, çadırın tepesine yerleştiriliyordu.Bunların dışında yapılan kukla gibi tasvirler de çadırın içine atalara saygının bir ifadesi olarak asılıyor ya da konuluyordu.Yakutların çadırlarındaki tözlerin tahtadan yapılmış, kayın ağacı kabuklarıyla örtülü ve mercan gözlü tasvirler olduğunu görmekteyiz.
Kaynak:Yaşar Çoruhlu
staahmetdemirer.blogcu.com