Türkler beşikten mezara hayatın her safhasında güzelliği yaşatmaya çalışan, her olayı bir güzelliğin ifadesi olarak kullanan bir millettir. Doğanların kundağından, beşiğine yorganına, yastığına bezemelerin en güzelini, sevgilerin en kutsalını nakşederiz. Savaşlarımızda, ibadetlerimizde, acılarımızın ifadesinde dahi bin güzellik saklıdır. Ölürüz mezarımızı süsleriz. Mezar taşlarında değme sanat eserlerine taş çıkartan bezemeler vardır. Hasılı güzele ve güzelliğe aşık bu millet son dönemlerin ekonomik sıkıntıları ile sanattan uzaklaşmış görünse de. Özündeki sevgi bitmedi, bitmeyecektir.
Türk süsleme sanatına ait motiflerin ihtiva ettikleri manaları izah edebilmek için M.Ö.V-IV asır Orta Asya kültürü kısaca gözden geçirildi ve görüldü ki; Türkler Milattan önce başlayan ve günümüze kadar gelen muhteşem bir kültürün varisleridir. Bunu, ait olduğu bozkır kültürüne ve devlet anlayışına borçludur. Egemenlik ve bağımsızlığını her şeyin üzerinde gören, Bayrağının bağımsız olarak dalgalanmadığı toprakları vatan kabul etmeyen bir anlayışla üç bin yıldır yürüyen bir toplum. Bu yürüyüş esnasında sayısız kültürle komşu olmuş, onlardan bir çok şey alıp, kendi kültüründen onlara vermişti. Dolayısıyla gelenek ve göreneklerinde olduğu gibi zaman zaman sanatında da bu tarz etkileşimler görülmektedir. Ancak şunu unutmamak gerekir ki bu etkileşimler tarihin tabii seyri içerisinde olduğu için, bir dejenerasyon olarak ifade etmek doğru olmaz. Aksine, bu etkileşim üç bin yıllık ihtişamlı bir yürüyüşün muazzam bir tezahürüdür.
Türk kültür ürünlerine bu üç bin yıllık yürüyüşün yanı sıra yapılan savaşlardaki galibiyet ve mağlubiyetler, ekonomik sıkıntılar ve yaşanan refahın doğrudan etkisi vardır. Özellikle Türklerin galip geldikleri savaş sonrası yeni fethettikleri bölgedeki sanatkar ve alimleri kendi ülkelerine götürme geleneği her savaş sonrası sanatın gelişme yönünde yeni çizgiler yaratmıştır. Örnek vermek gerekirse, Timur'un Beyazıt'ı yenmesi sonucunda Osmanlı sanatkarları Orta Asya ya götürülürken. Yavuzun Şah İsmail i mağlup etmesiyle Tebriz Ustaları Osmanlı Ülkesine getirilmiş ve bu arada gidip gelen ustalar gittikleri ülkelerde yepyeni akımların doğmasına sebep olmuştur. Yine Mısırın fethinden sonra Çin porseleninin ülkeye getirilmesi yerli sanatın gerilemesine sebep olmuş, ucuz seramik üretimi gündeme gelmiştir. Bu ve benzeri örnekler Türklerin bulundukları yerde ömrünü tamamlamış İmparatorluklara nazaran daha zengin bir kültür mirasına sahip oluşunun sebebini açıklıyor.
Esas itibariyle, Orta Asya kültür bölgelerinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular üzerindeki süsleme unsurları, günümüz süsleme elemanlarının temelini oluşturmaktadır. 1950 de Ura1 nehri kenarında bulunan Başadar Kurganında ele geçen ağaç tabutun üzeri kaplan resimleri ile süslenerek kartal arması işlenmişti. Kafkasya da çerçeveli geyik figürleri görülmekteydi. Ordos ta ele geçen eserlerde hayvan mücadeleleri ve simetrik hayvan motifleri ele geçmişti. Keçeler üzerinde umumiyetle renkli yün iplikler ile yapılmış aplike tezyinata rastlanıyordu. Netice olarak bu devir motifleri .
a) Müstakil hayvan motifleri (Geyik, Kartal, Kurt, At, Kaplan)
b) Hayvan Mücadelelerini ve av sahnelerini gösteren resimler.
c) Balık sırtı tezyinatı ve kabartma inci dizileri olarak tasnif edilebilir.
Bir kabileler konfederasyonu olarak izah edilen Büyük Hun Devleti zamanında ise (M.O.III - M.S.III), Yakın Şark ve Uzak Doğu kültürleriyle temasların meydana gelmesi ile artık Hun prenslerine ait at koşumlarında ve keçelerde Çin motifleri yer almaya başlamış. İran modasının izlerine rastlanır olmuştu. Buna rağmen Orta Asya nın çok eski kültürüne ait yukarıda izah edilen unsurlar eski karakterlerini kaybetmeyerek devam etmiş ve hatta iki unsur mecz edilmiş olarak görülmüştür. Bütün bunlara rağmen esas konu ve yapılış tekniği tamamen Orta Asyalı ve Hun idi.
Daha sonra gerek Göktürkler döneminde, gerekse Peçenek, Uygur, Bulgar, süsleme sanatlarının komşu kültürlerle karşılıklı etkileşimlerle gelişerek, Anadolu Selçukluları döneminde zirveye ulaştığı görülmektedir. Orta Asya hayvan üslubu “Rumi” tarzını, bitki motiflerde “Hatai” tarzını meydana getirmişti. Osmanlılar dönemin de ise bu tarzlar, açılan nakış haneler de belirli bir sistem ve ölçülerle geliştirilmiş. Ancak 17.yy in ikinci yarısından itibaren, batı tesirinde kalarak 19.yy da tamamen yozlaşmıştır.

Türk Süsleme sanatlarında kullanılan motiflerin her birinin kendine has manası vardır. Mesela Kartal; İlim irfan, güç kuvvet gibi manaları ifade ederken Kurt; egemenlik ve bağımsızlığı, Balık; bereket, şehir kaleyi ifade eder. Boğa ise karanlığın ve düşmanın simgesidir.
Kaynaklar ASLANAPA, Oktay : Türk Sanatı Istanbul 1989
ASLANAPA, Oktay-YETKİN, Şerare_ALTUN Ara :İznik Çini Fırınları kazısı
ERGİNSOY, Ülker Maden Sanatı Ankara 1988
ERGİNSOY, Ülker : İslam Maden Sanatının Gelişmesi
GÜREL, Mete :Bilgisayar Destekli Tasarım ve Seramik Dekor Teknikleri Adana 1998
ÖGEL, Bahaeddin : Türk Mitolojisi (Kaynakları ve açıklamaları ile destanlar) Ankara 1989
ÖGEL, Bahaeddin : İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi Ankara 1988
ÖZÜDOĞRU, Şerife- ÜNÜGÜR, Ayşegül: Bozüyük Kasım Paşa Camii (Bozüyük 1997)