Gönderen Konu: AB Sürecinde Seramik Sektörü  (Okunma sayısı 2243 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı doğubey

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 95
  • Teşekkür: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat Tarihi
AB Sürecinde Seramik Sektörü
« : 25 Kasım 2008, 21:18:03 »
Türkiye'de seramik sektörünün kurulu üretim kapasitesi 310 milyon metrekarenin üzerinde. 2005 yılında 94 milyon metrekare ihracat rakamına ulaşan sektör, üretiminin yüzde 50sini Avrupa Birliği ülkelerine ihraç ediyor. Sektörün temel sorunları; enerji, nakliye ve değerli YTL olarak belirtiliyor.Doğanın 4 temel elementi hava, su, ateş ve toprağın füzyonuyla yaratılan seramik, istihdam ve ihracat rakamlarıyla Türkiyenin gurur duyduğu sektörler arasında.

Anadolu topraklarının doğal zenginliği, düzenli çalışma disiplini, tasarım gücü, yürütülen Ar-Ge çalışmaları ve dünya standartlarında üretici kuruluşlarla Türk seramik sektörü, artık bir dünya markası.

Seramik karo üretiminin yüzde 50sini Avrupa Birliği ülkelerine ihraç eden sektör,  2005 yılında İtalya, İspanya, Çin, Brezilyadan sonra 94 milyon metrekare ihracatla 5. sırada yer alıyor. Türk Seramik Federasyonu Genel Sekreteri Germiyan Saatçioğlu, yıllık 1 milyar dolarlık ihracat yapan sektörün AB müzakere süreciyle birlikte daha da gelişeceğini öngörüyor. Sektörün Türkiyeden önce ABye girdiğini savunan Saatçioğlu, Türk seramik sektörü 10-15 yıl öncesi halini gerilerde bıraktı. Artık marka gücüne ulaşan sektör kendi dizayn ve tasarımlarıyla fark yaratıyor bir sektörüz. Ölçek olarak Avrupanın en büyük üreticileri Türkiyede. Sektörün geleceğinden umutluyum dedi.

Müzakere süreciyle birlikte sektörün herhangi bir sıkıntı ile karşı karşıya kalmayacağını savunan Saatçıoğlu, ihracat rakamlarını buna örnek gösterdi. Sektörün ihracat potansiyeli incelendiğinde üreticilerin toplam satışlarının yüzde 40'ını ihraç ettiği görülüyor. Saatçioğlu şöyle konuşuyor: Seramik sektörümüz Avrupa'yı fethetti. 15 yıl önce Avrupalılarla konuşurken öncelikle bizi taklit etmeyin diyorlardı. 1980 sonrası sektör ivme kazandı, 1990dan sona kapasitelerde patlamalar yaşandı. Fabrikalarımız şu an İtalya ve İspanya'daki üreticilerden daha modern. En yeni teknolojiyi kullanıyoruz. Özgün tasarım ve dizaynlarla farklılık yarattık ve imaja önem verdik. Ege Seramik, Çanakkale, Kale gibi dünya markaları, dünya trendleri oluşturduk. Avrupada marka gücüne ulaştık.

Türk seramik sektörü ciddi bir ihracat potansiyeline sahip. Sektörün ihracatta en önemli ülkesi ABD. 2005te sözkonusu ülkeye 11.5 milyon metrekare satış gerçekleştiren sektörün diğer en önemli pazarı İsrail. Saatçioğlu, geçen yıl İsrail'e 10 milyon 790 bin metrekare,  İngiltere'ye 9  milyon  930 bin metrekare, Kanada'ya 8 milyon 645 bin metrekare, Almanya'ya  7 milyon 187 bin metrekare ve Fransa'ya  5 milyon 511 bin metrekare ihracat yapıldığını açıklıyor. Sektörün gelişimi iç piyasada gayet olumlu. Özellikle son yıllarda gayrimenkul sektöründe tüketiciye sunulan düşük faizli ve uzun vadeli konut kredileri sektörün gelişimini tetikliyor.

Türkiye'de seramik sektörünün kurulu üretim kapasitesi 310 milyon metrekarenin üzerinde. Geçen yıl yıllık 254 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaşan sektörün 2006da 300 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaşması bekleniyor. Türk seramik sektörünün gücünü Saatçioğlu özetliyor: Hammadde yatakları, gelişmiş işçilik, makul karlılık oranları, ve verimli üretim anlayışı. Direkt 20 bin kişiye iş imkanı sağlayan seramik sektöründe hizmet veren yan sektörler ve hammadde üreten firmalar da düşünüldüğünde rakam 200 bin kişiye ulaşıyor.

Üretimde Türkiye 7. sırada
Gelişmelere paralel sıkıntılar da yok değil. Özellikle ekonominin yapısından kaynaklı gelişmeler seramik üreticilerini dönem dönem sıkıntılara sürüklüyor. Seramik yoğun enerji tüketen bir sektör. Temel girdi maliyetleri ana kalem olan enerjide seramik sektörü Türkiye'deki sanayinin kullandığı doğalgazın yüzde 20'sini tüketiyor. Elektriğin ise yüzde 10'unu kullanıyor. Saatçioğlu, sadece enerjide dahi Portekiz ve İspanya'daki fiyatlarla rekabet edemediklerinden yakınıyor. Saatçioğlu'na göre yarattığı katma değer ve sağladığı istihdam rakamlarıyla seramik sektörü desteklenmeyi çoktan hak ediyor. Türk seramik sektörünün geleceğini olumsuz etkileyen faktör arasında; liman kapasitesinin yetersizliği, demiryolu taşımacılığının gelişmemiş olması, aşırı değerli YTL geliyor.

Sektörde ciddi rekabet olduğunu savunan Saatçioğlu, üretim miktarıyla bir dönem 5. sırada yer alan Türkiyenin 2004'te 7. sıraya gerilediğini duyuruyor. Henüz açıklanmayan 2005 rakamlarının da benzer bir sonucu haber vereceğini dile getiren Saatçioğlu, sektör temsilcileri ve ülke yöneticilerini dikkatli olmaya çağırıyor. Üretim miktarıyla 2004 yılı verilerinde Çin 2.2 milyar metrekare üretimle birinci sırada. İkinciliği 635 milyon metrekare üretim miktarıyla İspanya alıyor. İtalya 589 milyon metrekare üretim miktarıyla üçüncü olurken 566 milyon metrekare üretimle Brezilya dördüncü sırada. Son yıllarda depar atan ülkeler arasında yer alan Hindistan 270 milyon metrekare üretimle beşinci, alt sıralardan sıçrama yapan Endonezya 250 milyon metrekare  üretimle altıncı sırada, 216 milyon metrekare üretim rakamıyla Türkiye yedinci sırada bulunuyor.

Saatçioğlu, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Meksikanın da son dönemler atağa kalktığını duyurarak alınması gereken tedbirler olduğunu savunuyor.

Kur olumsuz etkiliyor
Sektörün ihracat potansiyelinin daha yüksek olduğu ve desteklenmesi halinde ihracatta patlama yaşanacağını savunan Saatçioğlu, mevcut kur politikasını eleştirdi. YTLnin aşırı değerlenmesine paralel sektörün girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu ileri süren Saatçioğlu, değerlendirmesini şöyle yaptı: Düşük kur politikası ihracat ağırlıklı çalışan sektörleri olumsuz etkiliyor. Seramik sektörü içinde aynı sıkıntılar sözkonusu. Dönem dönem öyle noktalara geliyoruz ki ihracatta karı bırakın zarar ediyoruz. Siparişleri kaybederek bazı pazarlardan geri çekilmek zorunda kalıyoruz. Sıkıntılı tekstil sektörüne yapılan KDV indirimini dağ fare doğurdu şeklinde yorumlayan ve kendi sektörleri için benzer yaklaşımın çözüm olmayacağının altını çizen Saatçioğlu, YTL ile dolar arasındaki ilişkinin doğru tanımlanmasını istedi.

Seramikte Çin'e kota konuldu
Saatçioğlu, birçok sektörde olduğu gibi Çin menşei ürünlerin iç pazarda haksız rekabet yaratmasından yakınıyor. Çinden yıllık 5- 6 milyon metrekare seramiğin geldiğini duyuran Saatçioğlu, 4 yıl önce rakamın 40 bin metrekare dolayında olduğunu hatırlatıyor. Çinin pazar ekonomisi olmadan haksız rekabet yarattığını ifade eden Saatçioğlu, 7 aylık büyük uğraşlar sonucunda Çin menşei ürünlere kota konulduğunu açıklıyor. 15 Temmuz 2006da yayınlanarak yürürlüğe giren  Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Geçici Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar sektörün rahatlamasını sağlayacak. Karara göre Çin Halk Cumhuriyeti menşeli porselen karo ithalatına azami 200 gün süreyle brüt tona 270 dolar teminat konularak geçici koruma sağlanacak.

Kararın yorumunu Saatçioğlundan dinliyoruz: Sektörde bir piyasa gözetim ve denetim mekanizması çalışmıyor. Çinden ithal ürünler dahil kontrol edilmiyor. Araştırmaları kendimiz Seramik Araştırma Merkezine yaptırarak kaliteli standartlara uygun ithalatın yapılmadığını gördük. Çin üretimi porselen ve seramiklerde leke tutma ve su emme özelliği bulunuyor. Kota kararıyla iç piyasa bir miktar rahatlamış oldu.

Sektörün en büyükleri
Kale Seramik, Eczacıbaşı Karo Seramik, Ege Seramik, Kütahya Porselen,  Hitit Seramik, Yurtbay Seramik,Uşak Seramik Türk Seramik Federasyonu hakkında;

Türk seramik sektöründeki üretici kuruluşları bir araya getirmek amacıyla ilk 1986da Ankara'da Seramik ve Refrakter Üreticileri Birliği adı ile kurulmuş. 1993te Birlik Merkezi Ankara'dan İstanbul'a taşınmış ve tüzüğünde yapılan yeni değişiklikler ile daha etkin ve verimli hale getirilmiş. Ancak Türk Seramik Sektörünün yüksek boyutlara ulaşması ,dünya ile entegre hale gelme zorunluluğu gibi nedenler , Birlik çatısı altındaki alt-sektörlerin sorun , ilgi ve uğraş alanlarını çeşitlendirmiştir.

Bu gelişimin gereği alt-sektörler 1996 yılında; Seramik Kaplama Malzemeleri Üreticileri Birliği (SERKAP), Seramik Sağlık Gereçleri Üreticileri Birliği (SERSA), Seramik ve Refrakter Üreticileri Birliği (SEREF), Seramik Hammadde Üreticileri Birliği (SERHAM) olarak ayrı dört birlik halinde yeniden yapılanmış. 2001 yılında alınan kararla sektördeki diğer kuruluşları bir çatı altında toplayan Seramik Federasyonu'nun kurulması konusunda girişimlere başlanmış.

2002 yılı sonunda, Tesisat İnşaat Malzemecileri Derneği (TİMDER)'in de katılımıyla seramik karo, vitrifiye, Refrakter ve hammadde üreticilerini temsil eden bu öncü kuruluşlar bir çatı altında birleşmiş. Türk Seramik Derneği de (TSD) gerekli bürokratik düzenlemeleri tamamladıktan sonra Federasyona dahil olmuş ve üreticilerin ve satış kanallarını oluşturan bayilerin yanı sıra, bilim adamları ve seramik sanatçıları da Federasyonda yer almıştır.