Sanat Tarihi Forum

Arkeoloji & Kazıbilim => Arkeoloji Genel => Konuyu başlatan: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:24:56

Başlık: Arkeoloji kitapları
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:24:56
Arkeoloji geçmişin İzinde
Arkeoloji geçmişin İzinde
Struan Reid/ Abigail Wheatley

Geçmişin izinde, heyecan verici bir yolculuğa hazır mısınız?

Geçmişin İzinde okuyucularına arkeolojinin büyüleyici dünyasının kapılarını aralıyor. Bu harika kitap size dünyanın en ünlü arkeolojik örenlerini keşfetme ve yeraltından çıkarılmış bazı ilginç buluntuları görme fırsatı sunuyor. Dünden bugüne arkeolojinin geçirdiği aşamaları öğrenebilir, arkeologların özenli çalışmalarının iç yüzünü keşfedebilir ve buluntuların tarihlendirilmesi, saklanması ve rekonstrüksiyonuyla ilgili en yeni teknolojik gelişmeler hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Başlık: Anadolu Megalitleri
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:28:20
Anadolu Megalitleri
Bakiye Yükmen

Batı ve Kuzey Avrupa'da, iri ve düzensiz taşlardan yapıldıkları için "megalit" olarak adlandırılan anıtlar, tarihöncesi dönemden kalan en çarpıcı kalıntılardır. Avrupa megalitik anıtları genel olarak İngiltere'deki Stonehenge ile özleşmiştir; bu anıt, çeşitli söylenceler ile de birleştirilerek gizemli bir hale getirilmiş, birçok kurama da kaynak olmuştur. Dolmen, kromlek, menhir gibi kendi içinde zengin bir çeşitlemesi olan bu tür anıtlar, arkeolojinin emekleme çağından itibaren ilgi çekmiş, kimi zaman efsanelerle karıştırılarak tanımlanmıştır. Geçen yüzyılda bu tür anıtların yalnızca Batı ve Kuzey Avrupa'ya özgü olmadığı, başka coğrafyalarda da Avrupa örneklerine yakından benzeyen, ancak farklı dönemlere tarihlenen megalitlerin olduğu ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarından itibaren Türkiye'nin çevresindeki bölgelerde de megalitik anıtlar bulunmaya başlanmış, özellikle Doğu Akdeniz'de Filistin-Lübnan ile Kafkasya'daki anıtlar ayrıntılı olarak belgelenerek yayınlara girmiştir. Hemen hemen aynı dönemde Balkanlar'da ve özellikle Trakya'nın Istranca kesiminde de bu tür megalitlerin var olduğu anlaşılmıştır. Birbirinden farklı üç megalitik bölge, Kafkaslar, Filistin ve Trakya arasındaki konumuyla Anadolu, dikkatleri üzerine toplamıştır. İlk önceleri Kars, ancak bunun hemen sonrasında Adıyaman-Maraş bölgesindeki çalışmaları ile sayın Bakiye Yükmen Anadolu'da ön tespitlerle bilinen birkaç megalitik anıta dayalı olan bilgilerimizi genişletmiş, kapsamlı ve güvenilir bir başvuru kaynağına dönüştürmüştür. Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayımı gerçekleştirilen bu kitap ile ülkemizde ilk kez megalitik anıtlarla ilgili kapsamlı bir yayın ortaya çıkmaktadır. Türkiye megalitleri ile ilgili yeni arşatırmaları özendirip, korunmalarına yönelik girişimleri başlatabilirse, amacına ulaşmış olacaktır.SİT
Başlık: Antik Çağda Kentler Nasıl Kuruldu?
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:30:30
Antik Çağda Kentler Nasıl Kuruldu?
R. E. Wycherley

Öncelikle antik kentlerde, özellikle Hellen kentlerinde somutlaşan öz değerlerin yeniden ortaya çıkarılması, çağımız kentinin gelişmesi için de birinci koşul olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, konusunun dünyaca tanınmış uzmanı olan Wycherley, Hellen mimarlığını ele aldığı bu kitabında, eski Hellen kentinin biçimini ve kentteki belirli mimari öğelerin yerini tanımlıyor. Kentin oluşumunu ve mimari özelliklerini incelerken eski Hellen toplumlarının siyasal ve kültürel tarihlerine de değiniyor. Yazar tarafından Aigai, Alinda, Assos, Ephesos, Halikarnassos, Herakleia, Knidos, Kolophon, Magnesia, Miletos, Nikaia, Pergamon, Priene, Smyrna gibi antik Anadolu kentlerinin mimarlık tarihi açısından yorumlanması, eseri ülkemiz okuyucusu için daha da ilginç hale getiriyor. R.E. Wycherley'in bu önemli kitabı, ülkemizde arkeoloji ve mimarlık tarihi ile ilgilenenler için başvuru niteliğinde bir eser.

Başlık: Arkeoloji Dedektifleri
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:34:03
Arkeoloji Dedektifleri
Simon Adams

ARKEOLOJİ DEDEKTİFLERİ kitabı bilim adamlarının ve arkeologların bilimsel tekniklerle, antik belgeleri nasıl çözdüklerini ve kayıp dünyaları gün yüzüne çıkarttıklarını anlatıyor. İnanılmaz hikayeleri birleştirerek; heyecan verici analiz süreçlerine ve yeni keşiflere siz de katılın.
Başlık: Erken Hıristiyan Sanatı
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:35:27
Erken Hıristiyan Sanatı
Guntram Koch

Bu kitapta Doğu’da Roma İmparatorluk Dönemi ile Erken Bizans Dönemi arasındaki yüzyılları, Batı’da ise Erken Orta Çağ’ı (3.yy.-6.yy. ortası) içine alan Geç Antik Çağ ve Erken Hıristiyanlık Dönemi’nin mimarlık tarihi ve sanatı hakkında genel bilgiler yer almaktadır. İlgili eserler alabildiğince çizim, resim ve buna bağlı olarak kısa açıklamalarla tanıtılmaya çalışılmıştır. Bugün Türkiye sınırları içinde Erken Hıristiyanlık Dönemi’ne ait çok sayıda önemli anıt, müzelerinde ise yine sayısız plastik eser ve küçük sanat eserleri bulunmaktadır. Bu nedenle kitabın Türkçe çevirisine, bu eserlerin resimlerle az da olsa tanıtıldığı “Türkiye’deki Erken Hıristiyanlık Dönemi Önemli merkezleri” adlı yeni bir bölüm eklenmiştir. Ayrıca kitabın kaynakçasının yanı sıra bu bölümde her bir yerleşimin anlatımı sonrası, o yerleşime özel ayrı bir kaynakça verilmiştir. Bu açıdan Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın Türkçeye kazandırdığı Prof. Dr.Guntram Koch’un bu önemli eseri kapsadığı alanın temel bir başvuru kitabı niteliğindedir
Başlık: Anadolu Kompozit Başlıkları
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:39:43
Anadolu Kompozit Başlıkları
Cevat Başaran

Bu araştırma, Anadolu'nun değişik bölgelerindeki antik kentlere ait kompozit başlıklar, Roma Sanatı'nın kendine özgü geleneksel yapısı içerisindeki bir gelişim sırasına yerleştirilmeye çalışılmıştır. Malzemenin oldukça yoğun olmasına karşın, çalışmada, stili izlemeye yardımcı olabilecek örnekler değerlendirilmiştir.

Bundan önce gerçekleştirilen bir araştırmada, Kyzikos'taki Roma Çağı Korinth Başlıkları incelenmiştir. Ardından önceki çalışmadan yola çıkılarak, Anadolu Kompozit Başlıkları'nın kendi içerisinde, sağlam bir stile oturtulması denenmiştir. Sonuçta, Roma Sanatı'nın diğer dallarında olduğu gibi, mimari plastik konusunda da siyasi gelişmelere koşut bir gelişimin varlığı gözlenmiştir.
Başlık: Anadolu'da Romalılar 3/ Batı Anadolu Kent Devletleri
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:41:12
Anadolu'da Romalılar 3/ Batı Anadolu Kent Devletleri
David Magie

1950 yılında Princeton Üniversitesi tarafından yayınlanan ve Amerikan Filoloji Derneği'nce Merit Ödülü'ne layık görülen, "olağanüstü yapıtların en olağanüstü örneği" olarak nitelendirilen bu yapıtın üçüncü cildinde David Magie, Batt Anadolu'da İzmir (Smyrna) ve çevresinde yer alan Eski Foça (Phokaia), Urla (Klazomenai), Lapseki (Lamsakos), Değirmendere (Kolophon), Berhamkale (Assos), Edremit (Adramytteion), Çandarlı (Pitane), Milas (Mylasa), Bodrum (Halikarnassos) gibi pek çok yerleşim yerini ele alarak incelemektedir.
Başlık: Ynt: Arkeoloji kitapları
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:42:55
Anadolu'da Romalılar 1/ Attalos'un Vasiyeti
David Magie

Ege Denizi'nden yaklaşık 18km içeride geniş ve verimli Bakırçay Vadisi'nin kuzey ucunda yalçın bir kayalığın üzerinde Bergama Kalesi yer alır. Burada M.Ö. II. Ve III.yüzyıllarda bir dizi yetenekli kral Batı Anadolu'nun büyük güçlerinden biri haline gelen bir krallık kurmuşlardır. Bergama krallarının sonuncusu III.Attalos'un vasiyetnamesiyle bu krallık M.Ö. 133'te Roma'nın egemenliğine girmiştir. David Magie'nin anıtsal eserinin bu bölümü Bergama Karllığı'nın tarihine ışık tutmaktadır.
Başlık: Ana Hatlarıyla Mezopotamya
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:44:49
Ana Hatlarıyla Mezopotamya
Hans J. Nissen

Günümüz uygarlığı Yakın Doğu'da doğmuş, gelişmiş ve daha sonra diğer bölgeleri de etkisi altına almıştır. Bu nedenle, genel olarak Mezopotamya olarak bilinen, Batı İran ile Akdeniz kıyı şeridi arasında kalan bölge her zaman kültür tarihçilerinin ilgi odağı olmuş. İki yüzyılı aşkın bir süredir bu bölgede arkeologlar binlerce kazı yapmış, görkemli olduğu kadar uygarlık tarihini aydınlatan şaşırtıcı bulguları ortaya çıkartmışlardır. Aynı coğrafyada, her yıl yüzlerce yeni arkeolojik kazı ve araştırma yapılmakta, bilgilerimiz sürekli yenilenmekte, beklenmedik şaşırtıcı bulgular ile sürekli olarak değişmektedir. Bu kitabın yazarı Prof. Dr. Hans Nissen, yarım yüzyıla yakın bir süredir çalışmalarını Yakın Doğu uygarlıkları üzerinde odaklaştırmış olan, ayrıntıları çok iyi bilmesine karşılık, bunları kendi süzgecinden geçirerek bu bölgedeki gelişimin özünü kaybetmeden ortaya koyabilen ender bilim insanlarından biridir.

Başlık: Aleksandros Ya Da Düzmece Yalvaç
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:47:36
Aleksandros Ya Da Düzmece Yalvaç
Samsatlı Lukianos

İnsanlar çok eski çağlardan beri, bir ölünün dirilmesini bekliyordu. Dirilen isterse insan olmasın, her seferinde içlerinde kendileri için de bir umut ışığı parlıyordu. İşte Aleksandros adında düzmece yalvaç, tanrı Asklepios'un dirileceğini haber verince, ahali büyük bir sevince kapılmış, olayın gerçekleşmesini büyük bir umutla, istekle beklemişti. Bu kez tanrı küçük bir yılan ya da kertenkele yavrusu olarak dünyaya gelmiş, adına yaraşır biçimde kısa sürede alamet bir yaratık olmuştu.
Olayın gerçek olduğundan kuşku yoktu. Her şey göz önünde olmuştu. Ateş ile duman gibi, birini ötekinin doğurduğundan kuşku yoktu. Önce küçücük bir yılan ya da kertenkele yavrusu doğmuş, sonra birkaç gün içinde büyük bir yılan olmuştu. Arada olanları gören mi vardı? Öyleyse, bu tanrı işiydi. Bir de yılan ağzını açıp dilini oynatıyor, konuşuyorsa, artık onun tanrı olduğundan kuşku olamazdı.

İnsanlar inanmaya o denli istekli olunca, dumanı çıkaracak birisi de bulunur. Öyküde okuyacağınız gibi, Aleksandros bu işte en yetkin kişidir. Daha önce de benzer yöntemlerle insanları çok aldatmış, bu işte usta olmuştur. Bu kez büyük oynar ve kazanır. Bir kez başarınca, işini büyütür. Küçük bir kentten ünü bölgeye yayılır, giderek İmparatorluğun başkentinde bile adını duyurur. Lukianos gibilerin demeleri, yazmaları kar etmez. Aleksandros alacağını elde eder; öldükten sonra, zaten, tufandır. Kurduğu tapınma bir zaman sürer, sonra dağılıp gider. İşte Lukianos'un etkisi o zaman belli olur. Aradan 1800 yıl geçer, Lukianos çağlar sonra okunur. Ancak, eskiden şöyle bir olay olmuş, Aleksandros adında düzemece yalvaç varmış, diye meraktan değil, ortaya çıkan yeni tapınmalar, tarikatlar, ocaklar, falcılar, okuyup üfleyenler, gaipten haber verenler, medyumlar, ibişler, muska yazanlar, mehdiler ibret olsun diye okunur.Yurttaşımız Lukianos'un dediği gibi, "bu yazı kiminin yanlış inançlarını çürütecek, doğru düşünenlerin de düşüncelerini pekiştirecektir."


Başlık: Afyonkarahisar Yöresi Türkmen Mezar Taşları
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:49:07
Afyonkarahisar Yöresi Türkmen Mezar Taşları
Musa Seyirci/ Ahmet Topbaş

İnsanlığın ömrü sonsuz-sınırsız değildir. Hayat ölümle tamamlanır. Fakat, doğumla hayat sürekli yinelenir, yinelenir... Bunun içindir ki, doğurgan Anadolu hep genç, hep canlıdır ve hep de öyle kalacaktır. Homeros'un şarap rengi Akdeniz'inde yüz yıkayan Anadolu insanı ölümü sevmemiş, hep yaşamdan yana olmuştur. Anadolu'nun değişik yörelerindeki Türkmen kızları, gökyüzünün maviliğini, ilkbaharın çiçeklerini çeyizlerine işlerken hep doğaya ve yaşama olan tutkuyu, bağlılığı vurgulamışlardır. Elbette, böylesine yaşam dolu ulusun elinden ölüm korkacak; ölümün çirkin yüzü güzele dönüşecektir. Dahası, böylesi bir ulus, mezar taşına bile doğayı, yaşamı işleyerek ölümü güzellikle verecek; elinde mezar taşları birer sanat yapıtına dönüşecektir. Bu çalışmada Afyon yöresine ilk gelen Türkmen boylarının figürlü mezar taşları incelenmiş, gelecek araştırmacılara ışık tutulmaya çalışılmıştır.

Başlık: Afrodisyas
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:50:52
Afrodisyas
Cengiz Bektaş

Afrodisyas, çok dikkatli bir kazı yapılarak, kent yaflamının sürdüğü zamanlardaki görünümü ortaya ç›karılan yerlerden biri olmuştur. Bu başarı, 1961 yılında yeniden yapılandırma çalışmalarını titizlikle başlatan ve halen de çabalarının devamı için destek fonları aramayı sürdüren Türk arkeologu Kenan Erim’e aittir. Kendisinin iş aşkı, Aşk Tanrıçası Afrodit’e adanan bir flehir için uygun düflse gerek. Çevrede bulunan çanak çömlek, Bronz çağda burada yaşayanlar olduğunun kanıtı olurken, şehrin Afrodisyas adını alışının M.Ö. 6.yüzyılda olduğu görülür.

Başlık: 50 Soruda Arkeoloji
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:52:15
50 Soruda Arkeoloji
Mehmet Özdoğan

Ülkemizin önde gelen arkeologlarından Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, 50 Soruda arkeoloji’de, arkeoloji biliminin mutfağına mercek tutarken, bu bilimin, biyoloji ve jeolojiyle birlikte, insanlığın düşünce sistemine zamanın derinliği ve evrim olgularını kazandırmış olmasını da vurguluyor. Yazarın, 2,5 milyon yıl öncesinden günümüze uzanan zaman diliminde, insanoğlunun dünya üzerinde bıraktığı tüm kültürel izlerle ilgilenen arkeoloji bilimine dair doyurucu bir kapsam kurarken uğradığı kimi sorular şöyle:

Arkeoloji nedir, ne değildir?
Geçmişten günümüze neler kalır?
Arkeoloji nasıl bir bilim alanı haline gelmiştir?
Arkeolojide çığır açan araştırmacılar kimlerdir ve arkeolojiye damgasını vuran önemli araştırmalar nelerdir?
Arkeolojinin politik kullanımı ne demektir?
Arkeolojinin temel yöntemleri nelerdir?
Zaman laboratuvarı nedir?
Arkeometri, jeoarkeoloji ve çevresel arkeoloji nedir?
Endüstriyel arkeoloji, kent arkeolojisi, kurtarma kazısı, etnoarkeoloji, deneysel arkeoloji, sualtı ve batık arkeolojisi nedir?
Arkeoloji ile antikacılığın farkı nedir?
Definecilik nedir?
Osmanlı İmparatorluğu’na arkeoloji ne zaman ve nasıl girmiştir?
Osman Hamdi Bey’in ve Atatürk’ün Türk arkeolojisinin gelişimindeki yerleri nedir?
Dünya arkeolojisi içinde Türk arkeolojisinin yeri nedir?

Başlık: (2 Cilt) Köyden Kente Yakındoğu'da İlk Yerleşimler
Gönderen: Wolfeye - 13 Ocak 2012, 19:52:49
(2 Cilt) Köyden Kente Yakındoğu'da İlk Yerleşimler / From Village To Cities Early Villages in the Near East
ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI

Prof.Dr.Ufuk Esin'in yayın Listesi-Mehmet Özdoğan-Nezih Başgelen
Yaşamının anahtar kelimeleriyle Ufuk Esin-Nezih Başgelen
Ufuk Esin'e-Halet Çambel
Ein Leben Für die Archaologie in Anatolien-Harald Hauptmann
Ufuk Esin bir hoca bir dost bir bilm insanı-Mehmet Özdoğan
Pour L'Hommage a Ufuk Esin de Marie Claire Cauvin
Bir dosta, bir bilim insanına-Edibe Uzunoğlu
Some Observation on Equating Troia with the "Atlantis Myth" -Manfred Korfmann
Kim bu Neandertal'ler: (Kökleri Kurumuş) uzak soydaşlarımız mı, (küçümsenen ve reddedilen) atalarımız mı, (yoksa) hiçbirşeyimiz mi?-Güven Arsebük
Frühe Stadtbuildung im alten vorderen orient-Hans J.Nissen
Black-on-red jars of the mid-IVth millennium-Hery T.Wright
Feste in Değirmentepe?Die soziale dynamik des feierns in frühen komplexen gesellschaften-Barbara Helwing
Early neolitic stone masks-O.Bar-Yosef
The early neolitic in Anatolia-Peter Ian Kuniholm-Maryanne W.Newton
The strenght of numbers:From villages to towns in the aceramic neolitic of southwestern Asia-Michael Rosenberg
Climatic change, environmental change, and social change at eraly bronze age Titriş Höyük: Can correlation and causation-Guillermo Algaze-Jennifer Poumelle
The lady and the seed: Some thoughts on the role of agriculture in the "Neolitic Revolution"Ian Hodder
Neolitic Traditions: Anatolia and thelinear band ceramic culture-Ivan Pavlu
Developments in fourth millenium public architecture in the malatya Plain: From simple tripartite to complex and bipartite pattern-Marcella Frangipane
Başlık: Anadolu Akdenizi Arkeoloji Haberleri 2010- 8
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:45:38
Anmed : Anadolu Akdenizi Arkeoloji Haberleri 2010- 8 / News of Archaeology from Anatolia's Mediterranean Areas
SUNA-İNAN KIRAÇ AKDENİZ MEDENİYETLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

İÇİNDEKİLER
KAZI RAPORLARI
• Eravşar, Osman / Alara Kazısı 2009
• Hoff, Michael – Rhys F. Townsend - Ece Erdoğmuş / Antiokheia ad Kragum Arkeolojik Araştırma Projesi: Kuzeydoğu Tapınağı 2009 Sezonu
• Bayburtluoğlu, Cevdet / Arykanda Kazısı 2009
• Duru, Refik – Gülsün Umurtak / Bademağacı 2009 Yılı Kazıları
• Taşkıran, Harun / Karain Mağarası 2009 Yılı Kazıları
• Zoroğlu, Levent / Kelenderis 2009 Yılı Kazıları
• Özüdoğru, Şükrü – F. Eray Dökü / Kibyra 2009 Yılı Çalışmaları
• Courtils, Jacques des / Ksanthos 2009
• Seyer, Martin - Ulrike Schuh / Limyra 2009
• Çevik, Nevzat / Myra ve Andriake Kazıları’nda İlk Yıl: 2009
• Ötüken, S. Yıldız – Nilay Çorağan Karakaya - Ebru Fatma Fındık / Myra-Demre Aziz Nikolaos Kilisesi Kazısı ve Duvar Resimlerini Belgeleme, Koruma-Onarım Çalışmaları 2009
• Olcay Uçkan, B. Yelda / Olympos Kazısı 2009
• Abbasoğlu, Haluk / Perge 2009
• Özhanlı, Mehmet / Pisidia Antiokheiası 2009 Kazı Çalışmaları
• Kızgut, İsa – Emrah Akalın – Süleyman Bulut / Rhodiapolis Kazıları ve Çevresi Araştırmaları 2009
• Alanyalı, Hüseyin Sabri / Side Tiyatrosu ve Çevresi 2009 Yılı Çalışmaları
• Yağcı, Remzi / Soli/Pompeiopolis 2009 Kazıları
• Köroğlu, Gülgün / Yumuktepe Höyüğü 2009 Yılı Ortaçağ Kazıları

YÜZEY ARAŞTIRMA RAPORLARI
• Kızgut, İsa – Emrah Akalın / Beydağları Yüzey Araştırmaları 2009: Mnara
• Momigliano, Nicoletta – Alan Greaves – Tamar Hodos – Belgin Aksoy / Çaltılar Yüzey Araştırması 2008 - 2009 Çalışmaları
• Hürmüzlü, Bilge / Isparta Bölgesi Arkeolojik Yüzey Araştırması 2009: Konane Antik Kenti ve Çevresi
• Özsait, Mehmet / Isparta ve Burdur 2009 Yılı Yüzey Araştırmaları
• Konyar, Erkan / Kahramanmaraş Yüzey Araştırması 2009
• Corsten, Thomas – Oliver Hülden – Jörg Gebauer / Kibyratis Araştırmaları 2009
• Şahin, Hamdi / Dağlık Kilikia 2009: Yerleşim Tarihi ve Epigrafya Araştırmaları
• Aydınoğlu, Ümit / Dağlık Kilikia’da Kentleşme ve Tarımsal Organizasyon Araştırması 2009
• İplikçioğlu, Bülent / Doğu Likya – Batı Pamfilya Epigrafik-Tarihi Coğrafi Araştırmalar 2009
• Tülek, Füsun / Osmaniye Arkeolojik Yüzey Araştırması 2009
• Özer, Elif – Murat Taşkıran / Sillyon Antik Kenti ve Çevresi Yüzey Araştırması 2009

DİĞER ÇALIŞMA RAPORLARI
• Türkmen, Seher – Belgin Savaş / Alanya Kızılkule – Tophane Eksen Projesi Kazı Çalışmaları
• Tosun, Aynur / Doğu Garajı-Halk Pazarı Mevkii (Attaleia Nekropolü) Kurtarma Kazısı 2009
• Aslan, Erdoğan / Kekova Bölgesi Liman Araştırmaları 2009: “Aperlai Limanı”
• Bachmann, Martin / Oinoana Arazi Çalışmaları 2009
• Brandon, Christopher – Robert L. Hohlfelder – John Peter Oleson – Nicholas K. Rauh– Remzi Yağcı / Soli/Pompeiopolis’in Roma Dönemi Limanı: ROMACONS 2009 Arazi Çalışmaları
• Demir, Gülcan – Seher Türkmen – Claudia Winterstein / Selinus Şekerhane Köşkü’nde Jeoarkeolojik Çalışmalar 2009
• Autret, Caroline – Remzi Yağcı – Nicholas K. Rauh / Soli/Pompeiopolis’te LRA 1 Amphora Fırını Alanı
Başlık: Annemin Çıkını
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:47:30
Annemin Çıkını
ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI

Genel anlamıyla çıkın; bir beze sarılarak düğümlenmiş öteberi olarak tanımlanmaktadır.
Kısa bir süre önce-Türkiye'de bir dönemin Başbakanı, mal varlığını "annesinin yastığının altında çıkan" çıkınla açıklamıştı.

Bu katalogda ele aldığım "annemin çıkını", yukarıda sözü edilen çıkından, amaç ve malzeme bakımından çok farklıdır. Annemin çıkını, kenger yapraklı sütun başlıkları, sunaklar, kandiller, amphoralar, küpler, testi, kase, ağırşak gibi arkeolojik eserlerden oluşmaktadır.

Mesleğimden ayrılalı uzun süre olmuştu. Çoluk çocuk, iş hayatı, koşuşturma arasında, bu çıkını açıp içindekileri ortaya dökmek istedim. Şu, şöyle bezekli; bu, böyle bezekli; hamurunda mika da var saman da; az pişirilmiş, çok pişmiş; elde yapılmış, çarkta biçimlendirilmiş; yanaklar dolgun, gözler badem, yüzde hafif tebessüm, ileri bakar durumda, etekler kıvrım kıvrım çizgilerle... çıkındakileri betimlemeye çalıştım.
Başlık: Annemin Çıkını (İngilizce) Catalogue of the Yonca Döğerli Collection
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:48:45
Annemin Çıkını (İngilizce) Catalogue of the Yonca Döğerli Collection
ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI

The purpose of this catalogue is to present theme objects publicly, both to an academic and general audience, as well as to draw attention to the archaeological richness of the region in which they were discovered.

Most of the works in the collection were found in the region of west Lycia, stretching from southwestern Anatolia to the Mediterranean.S
Başlık: Antik Çağ Ekonomisi
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:50:15
Antik Çağ Ekonomisi
Moses I. Finley

Bu yüzyıl içinde, Roma ve Hellen ekonomi tarihi ile alakalı hiçbir kitap Finley'in "Antik Çağ Ekonomi"si kadar büyük etki ve öneme haiz olmamıştır.

Finley'in kitabının ana temasını, M.Ö.1000 ile M.S.500 arasındaki dönemde, Hellen-Roma Akdeniz dünyasının önemli konularını özetleyen tek bir Antik Çağ Ekonomisi modeli üzerine oturduğunu söyleyebiliriz.

Yayımlanmasından çeyrek yüzyıl sonra bile Antik Çağ Ekonomisi hala tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Finley açık bir şekilde filolojik deneyimci tarihçiliğin, Antik Çağ'ın ekonomik etkinliğini gösterdi. Antik Çağ Ekonomisi, determinist ekonomist yaklaşım ile postmodern edebi araştırmalar arasında kalmıştır.

1970'ler ve 1980'lerde Antik Çağ tarihi alanına yönelenler için Antik Çağ Ekonomisi'ni okumak bir gereklilikti. Bu yeni baskı, yeni nesil öğrencilerin benzer ihtiyacını gidermeyi amaçlamaktır.

lan Morris, Stanford Üniversitesi
Başlık: Antik Çağ Kent Yaşamında Kamusal Spor Mekanları ve Anadolu Gymnasıonları
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:52:04
Antik Çağ Kent Yaşamında Kamusal Spor Mekanları ve Anadolu Gymnasıonları
Nezih Başgelen

I. Antik Çağ Kent Yaşamında Kamusal Spor-Eğitim Mekanları
II. Hellenistik Çağ Anadolu Gymnasion'ları
Assos (Behramkale)
Pergamon (Bergama)
Priene (Güllübahçe)
Miletos (Balat)
Stratonikeia (Eskihisar)
Lampsakos'lu (Gymnasiarkhos) Aleksandros Oğlu Antikles'in Onurlandırılmasına İlişkin Dekretin Türkçesi
Başlık: Antik Çağda Kentler Nasıl Kuruldu?
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:53:38
Antik Çağda Kentler Nasıl Kuruldu?
R. E. Wycherley

Öncelikle antik kentlerde, özellikle Hellen kentlerinde somutlaşan öz değerlerin yeniden ortaya çıkarılması, çağımız kentinin gelişmesi için de birinci koşul olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, konusunun dünyaca tanınmış uzmanı olan Wycherley, Hellen mimarlığını ele aldığı bu kitabında, eski Hellen kentinin biçimini ve kentteki belirli mimari öğelerin yerini tanımlıyor. Kentin oluşumunu ve mimari özelliklerini incelerken eski Hellen toplumlarının siyasal ve kültürel tarihlerine de değiniyor. Yazar tarafından Aigai, Alinda, Assos, Ephesos, Halikarnassos, Herakleia, Knidos, Kolophon, Magnesia, Miletos, Nikaia, Pergamon, Priene, Smyrna gibi antik Anadolu kentlerinin mimarlık tarihi açısından yorumlanması, eseri ülkemiz okuyucusu için daha da ilginç hale getiriyor. R.E. Wycherley'in bu önemli kitabı, ülkemizde arkeoloji ve mimarlık tarihi ile ilgilenenler için başvuru niteliğinde bir eser.

Başlık: Antik Çağda Kuşatmalar
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:55:12
Antik Çağda Kuşatmalar
Özgür Develi

Megiddo • Eriha (Jeriko) • Dapur (Tabor) • Troya • Hermopolis• Kudüs • Plataia • Sirakuza (1) • Veii (Veius) •Tire • Rodos • Agrigentum • Sirakuza (2) • Kartaca • Numancia• Alesia

Kitabın ilk bölümünde, Antik Çağda yapılmış on altı ünlü kuşatmaya yer verilmiştir. Bu savaşlardan ayrıntılarıyla bahsedilmiş; anlatım, doğrudan eski kaynaklardan

yapılan alıntılarla zenginleştirilmiştir. Mısır hiyerogliflerinden,Tevrat’tan, Homeros’un İlyada Destanı’ndan bilgiler alınmıştır, antik tarihçilerin günümüze kadar gelmiş eserlerinden faydalanmıştır Thukidides, Arrianos,Titus Livius, Plutarkhos, Polübios, Flavius Josephus, Diodoros Sikeliotes, Quintus Curtius Rufus, Appianos ve Herodot. Kitapta anlatılan en son kuşatma olan Alesia
Kuşatması için kaynağımız ise Julius Caesar’ın tutmuş
olduğu savaş notlarıdır.

* * *
Meydan savaşları birkaç saat ya da birkaç gün sürerken, kuşatmalar aylar hatta yıllarca devam ederdi. Mancınıklar ve kuşatma kuleleri gibi silahlar da tamamen kuşatmaya özgüydü. işlte bu gibi özellikler, kuşatmaları diğer savaşlara göre benzersiz yapmıştır. Homeros bile ölümsüz destanı için bir kuşatmayı, efsanevi Troya Kuşatması’nı seçmemiş miydi?

* * *
Bir flehir fethedilirse halkına ne oluyordu? Latince bir söz, bu soruya özet bir cevap verebilir: “Vae victis!”, yani, “Yenilenlerin vay haline!”

Başlık: Antik Mermerler Amerika Kıyılarında Birleşik Devletler'de Klasik Arkeoloji
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:56:52
Antik Mermerler Amerika Kıyılarında Birleşik Devletler'de Klasik Arkeoloji
Stephen L. Dyson

Antik Mermerler Amerika Kıyılarında bir disiplinin tarihçesi, Amerika’da klasik arkeolojinin kuruluşu ve gelişimine ilişkin bir modern tarih çalışmasıdır. Amerika’da klasik arkeolojinin kuruluşunu ve gelişimini sağlayan koşulları sosyo-ekonomik ve siyasi olguları değerlendirerek irdeler. Kitap, Amerikan eğitim sisteminin klasikler ve klasik kültür üzerine temellendirilmesini, ilgili kurumların kuruluş ve gelişimini anlatan, aynı zamanda niçin ve neden Akdeniz dünyasının antik eserleri Okyanusun öte yakasına ulaştırılmaktadır sorusuna verilen didaktik de bir yanıttır.

Konusunu tarafsız ve ön yargısız işleyen kitap bilimsel terimlerden uzak akıcı bir dille yazılmış olmasıyla da yalnızca arkeoloji disiplininin öğrenci ve öğretmenleri için değil bu disipline ilgi duyan her kesimden okuyucunun rahatlıkla ve zevkle okuyacağı şekilde kaleme alınmıştır.

Başlık: Antik Roma'da Mimarlık ve Mühendislik
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 12:59:44
Antik Roma'da Mimarlık ve Mühendislik
Fritz Kretzchmer

Antik Roma Dönemi'nde teknolojik açıdan gerçekleştirilen mimarlık ve mühendislik alanındaki olağanüstü başarıların çarpıcı örneklerini resimleriyle birlikte açıklayan temel bir başvuru kitabıdır.

İçindekiler: Tarihsel çerçeve, Teknik uygulamalarda hesap, El sanatları, Yapı işleri, Sanayi, Konut yapım tekniği, Aydınlatma, Çiftlik evleri, Büyük Yapılar, Hamamlar, Yollar ve ulaşım, Köprü yapımı, Gemi yapımı ve deniz-akarsu ulaşımı, Savaş tekniği

Başlık: Arkeoloji / Teori / Politika Denemeler
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 17:11:30
Arkeoloji / Teori / Politika Denemeler
Burçin Erdoğdu

Gazetenin arka sayfasındaki habere bakıyorum; "Yüzde 15 insan hücreleri taşıyan koyun üretildi". Hayvanlardan isnanlara organ nakline doğru atılmış bir adım olarak görülen bu olay son yıllarda hız kazanan genetikle ilgili çalışmaların son noktası. Günümüzde artık hücreler klonlanabiliyor. İnsan gen haritasının çıkarılması da, zamanımızın en büyük bilimsel buluşu olarak çağa damgasını vurdu. Çıkarılan gen haritası sayesinde Kanser gibi hastalıklar tarihe karışacak ve insan yaşamının kalitesi artarak uzayacak.

Tüm bu olumlu gelişmelerin yanında daha karamsal bir tablo da var. Dünya küresel ısınma ile karşı karşıya. Bilim adamları Dünyanın on yıl sonra çevre felaketleri açısından geri dönülmez bir noktaya geleceğini vurguluyor. Bugün küresel ısınmadan en fazla etkilenen kıtalardan biri Afrika'dır. Afrika'da görülen kuraklıktan ötürü her saniyede bir kişi açlıktan ölüyor. Diğer yandan Dünya aşırı şiddet, terör ve savaşlarla boğuşuyor. İşte tüm bu olumlu ve olumsuz gelişmelerin içinde Arkeolojinin yeri ne?

Her şeye 'faydacı' zihniyet ile bakan bugünün dünyasında, Arkeolojinin ne işe yaradığı sorusu mutlak cevap verilmesi gereken bir soru olarak karşımıza çıksa da, "Faydacı Aklın Eleştirisi" kitabının yazarı Alain Caille bugün faydacılık tarafından kolonize edilmiş dünyamızda faydacı zihniyetle karşı mücadele etmenin, dünya ve toplum hakkında bir siyasal düşümü yeniden canlandırmak demek olduğunu söylemektedir. Arkeoloji'nin faydasının ne olduğu sorusu mutlak cevaplanması gerekiyorsa, belki de bu soruya karşı başka sorularla cevap vererek başlamak daha yerinde olur.

Başlık: Arkeoloji Sözlüğü
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 17:13:41
Arkeoloji Sözlüğü
Tamay Tekçam

Arkeoloji terimlerinin araştırılması ve verilerin toplanması ile başlayan bu serüvende, kişisel merak ile oluşan verilerin bir kitapta toplanmaları başlangıçta amaçlanmamıştı. Ancak zaman içinde,

özellikle de son yıllarda arkeolojinin çeşitli konularında yayımlanan çeviri kitaplardan da yararlanılarak elde edilen birikimin bir kitapta toplanması fikri doğdu. Alfabetik sıra gözetilen bu çalışmada, terimlerin arkeoloji literatürüne girmiş yaygın kullanım şekilleri ve etimolojik yazılışları esas alındı. Geniş açıklamalı terimlerin içinde geçen diğer terimlerin madde başlıklarında, ilgili maddeye gönderme yapılmıştır. Böylelikle anlatımda bütünlük sağlanması amaçlandı. Ancak, sikke maddesinde olduğu gibi,bazı terimlerin açıklamasında çok sayıda

başka terim geçmesi ve bunların açıklamanın bütünlüğünü bozacağı endişesi ile, açıklamaları esas madde başlıklarında verildi.

Sözlük kısmının sonunda bilgilere ulaşılan temel başvuru eserler ve yayınlar Kaynakça başlığı altında belirtildi. Ayrıca, çizim ve fotoğrafların alındığı yayınlar ve kişiler, Görsel Kaynakça başlığı altında toplandı.

Beni yüreklendirerek çalışmalarıma hız kazandıran, metni kitap diline uygunluğu açısından değerlendiren ve özel arşivindeki fotoğraf ve dialarından seçerek kullanmama izin veren arkadaşım Koray Olşen'e, terimlerin Yunanca ve Latince etimolojisinde değerli bilgilerini benimle paylaşan Dr. Haydar Dönmez'e, terimler ve açıklamaları ile ilgili görüş ve yardımlarını esirgemeyen

meslektaşım Emel Örgen'e, fotoğraf ve dialarla ilgili konularda yardımcı olan arkadaşım Yavuz Gürova'ya, çalışmalarımda bana yardımcı olan arkadaşlarıma, kitabı yayımlayan Alfa Yayınlan'na, kitabın yayına hazırlanmasında emeği geçen Rana Gürtuna'ya ve Furkan Akderin'e teşekkürü borç bilirim.

Arkeoloji ile ilgilenenlere yararlı olması dileğiyle...

Başlık: Arkeolojinin Politikası ve Politik Bir Araç Olarak Arkeoloji
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 17:16:07
Arkeolojinin Politikası ve Politik Bir Araç Olarak Arkeoloji
Mehmet Özdoğan

Arkeoloji, bir düşünce sisteminin parçasıdır; geçmişe zaman boyutu kazandırmakta, aynı zamanda uygarlığın gelişiminin kanıtlarını ortaya çıkartarak, geçmiş dönemleri somut, elle tutulur, gözle görülür duruma getirmektedir.

Geçmiş yaşanmıştır, değişmez; ancak bizim buna bakış açımız değişir. Dönemin düşünsel akımları ve baskın politik yaklaşımları, geçmişe bakış açımızı belirler ve yönlendirir. Bunlar, bir yanda arkeolojik verilerin politik bir araç olarak kullanımını, öte yandan da arkeolojinin politikasını belirler.

Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayına hazırlanan bu kitapta, Prof.Dr.Mehmet Özdoğan'ın, ülkemizde arkeoloji politikası ve arkeolojik verilerin politikaya yansıması ile ilgili yazıları toplanmıştır. Genel olarak toplumumuzda arkeolojinin sunulan yüzü, kaçakçılık, turizm ya da müzelerdeki güzel, değerli nesneler ile sınırlıdır. Arkeolojinin bilgi boyutu ve bu bilginin toplumun düşünce sistemine yapacağı katkı arka planda kalmıştır. Bu kitapta arkeoloji ile düşünce akımları arasındaki bütünsellik vurgulanmıştır. Bu konulara ilgi duyacaklara, onları yeni açılımlara yönlendirecek geniş bir kaynakça da kitapta yer almaktadır.Sİ
Başlık: Bir Arkeoloji Dedektifinin Maceraları- 1
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 17:23:28
Bir Arkeoloji Dedektifinin Maceraları- 1
Faruk Şüyün

Her antik kent, onun için, taşını toprağını sakladığı binlerce hayatın tuttuğu günlük adeta... O günlüğün sayfalarına dokunmak, okumaya çabalamak, anlamayı; yorumlamayı denemek hanidir onda bir tutku... İşte bu tutku onu dağ bayır, antik kentten antik kente sürükleyen! Meslek icabı kendisi bildiğiniz gibi bir kültür vakanüvisidir; bulduğu, keşfettiği en ufak izi bile gazete sayfalarına döküyor yıllardır...

Ve bugün bir kitabın sayfalarına...

İki binli yılların başında Allianoi, Nemrut, Erythrai, Zeugma ve diğerleri: ne durumdaydı,tarihe not düşmek için...

Merak edenlere!
-Nermin Sayın

Başlık: Çifte Balta Labrys
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 17:37:30
Çifte Balta Labrys
Baki Satış

İlk Çağ’ın çeşitli coğrafyalarda yaşayan farklı etnik ve kültürel toplulukları, baltayı, özellikle de iki yüzü keskin çifte baltayı kutsal kabul etti ve onu kutsal alanlarında, kutsal mağaralar da, mezarlardave tapınaklarda yüceltti. Hatta tanrısal kutsallığın bir simgesi, güç ve otoritenin bir sembolü olarak daha ileriki tarihsel çağlarda çifte baltayı sikkeler üzerine basarak önemini iyice vurguladı. Yine de bu kutsal simgenin anlamı hakkında birçok soru işaretleri ile doluyuz. Tanrı ve tanrıçaların elinde yer alan kutsal çifte balta ve onun evrensel serüveni kitabımızın konusunu oluşturmaktadır.

Başlık: Çok Dilli Arkeoloji Sözlüğü
Gönderen: Wolfeye - 14 Ocak 2012, 17:39:41
Çok Dilli Arkeoloji Sözlüğü
Halet Çambel/ Güven Arsebük/ Sönmez Kantman

Bütün bilim dallarında olduğu gibi, arkeolojide de terimler önemli bir sorun meydana getirir. Zamanında T.D.K. bunu çözümlemek amacıyle, uzmanlardan kurduğu bir komisyon eliyle bu alanda bir çalışma yaptırmış, fakat bu çalışma daha sonra sistemli bir şekilde sürdürülememiş ve geliştirilememiştir. Bu sebeple bilim alanımızda kullanılan terimler çokluk yabancı dillerden çevrilmiş veya dilimize oldukları gibi aynen aktarılmışlardır. Sözcüklerin kapsadığı kavramların çeşitli dillerde değişik sözcüklerin kullanışları durumu daha da tutarsız hale getirmektedir. Oysa, terimlerin kapsam ve karşılıkları saptanmadıkça, aynı dili konuşmak veya yazmak, dolayısıyle anlaşmak olanaksızdır.
...
Umudumuz, yılların uğraşısı sonucu olan bu çalışmaların el birliği ve bütün meslektaşlarımızın yardımı ile kademeli olarak geliştirilmesi ve bilim alanımızdaki büyük bir boşluğun böylelikle hiç değilse kısmen kapatılmasıdır.
Halet Çambel
Başlık: Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erken Demir Çağı Kale ve Nekropolleri
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 12:54:38
Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erken Demir Çağı Kale ve Nekropolleri
Oktay Belli/ Erkan Konyar

Yaklaşık 120 yıldan beri Doğu Anadolu Bölgesi'nde arkeolojik kazı ve yüzey araştırması yapılmasına karşın bu çalışmaların öncelikli konusu Urartu kültürü ve tarihi olmuştur. Urartu öncesi, özellikle Erken Demir Çağı'nı kapsayan dönemle ilgili çalışmalar oldukça yetersizdir. Oysa M.Ö. 13-9. yüzyıllar arasında çivi yazılı Asur kaynakları, Doğu Anadolu Bölgesinde, Nairi ve Uruatri Beyliklerine ait sayıları 60'a ulaşan kraldan (beyden) ve oturdukları kentlerden söz eder.

Bu önemli eksikliği gidermek amacıyla 1997 yılından beri Doğu Anadolu Bölgesi'nde sürdürdüğümüz araştırmanın temel hedefi, Erken Demir Çağı'na ait kale, mezarlık ve sivil yerleşim alanlarından elde edilen verilerle, dönemin mimarisi, ölü gömme adetleri ve çanak-çömlek kültürünün somut bir biçimde ortaya konulması ve Urartu Krallığı'nı hangi ölçülerde etkilediğinin açıklanmasıdır.

Başlık: Doğu Anadolu Yayla Kültürleri
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 12:57:04
Doğu Anadolu Yayla Kültürleri
Aynur Özfırat

Elinizdeki kitap Doğu Anadolu yüksek yaylasında tarıma dayalı yerleşik bir yaşam sürdürmüş olan M.Ö. 3.binyıl halkları ile binlerce yıldır silinemeyen izler bırakan Urartu Krallığı'nın M.Ö. 9.yüzyılda kuruluşundan birkaç yüzyıl öncesine kadar geçen süre içinde karşımıza çıkan karanlık dönemin bir değerlendirmesidir. Ovalar ve düzlükleri terkederek yaylalarda yaşamını sürdüren bu kültür, boyalı çanak çömleğiyle ve daha çok kurganları içeren büyük nekropolleriyle tanınır. Ekonomilerinin hayvancılığa dayalı olması nedeniyle yüksek yaylalardaki uçsuz bucaksız otlakları seçtikleri ve pastoral bir yaşam tarzı sürdürdükleri anlaşılmaktadır. Transkafkasya ve İran Azerbaycanı kazılarından iyi bilinen bu kültürün ülkemiz sınırları içindeki varlığı, yayıldığı tüm coğrafyada olduğu gibi henüz çözülememiş birçok problemi bünyesinde taşımaktadır.
Başlık: Efes Arının Gizemi
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 13:05:40
Efes Arının Gizemi
Sara Pardo

Maceramız, Anadolu’muzun batısında, Ege kıyılarının en güzel şehri olan İzmir’in Selçuk ilçesinde geçiyor. Ege kıyıları öyle güzel, toprakları öyle bereketli ki, binlerce yıl, doğudan batıdan, güneyden kuzeyden yüzlerce kavim buralara gelip yerleşmiş ve medeniyetler kurmuşlardır. İzmir ve civarının en az 8.500 yıllık tarihi vardır. İlk yerli halk, Lelegler ve Karlarmış. Aradan binlerce yıl geçmiş, M.Ö. 1200 yıllarından itibaren batıdan Aioller, İyonlar ve Dorlar gelip bir çok küçük kent kurmuşlar. Tüm antik kentler gibi bunların da birçok tanrı, tanrıça ve tapınakları varmış.

Zamanla, deprem, salgın hastalık gibi nedenlerden bu kentler terk edildi, geriye sadece harabeler kaldı. Birçoğu yeraltında tamamen kaybolurken, bir kısmı yıkık halde günümüze kadar ulaştı. İşte bizim hikayemiz böyle bir kentte başlıyor. Bugün, tüm dünyanın hayranlıkla gelip ziyaret ettiği muhteşem Efes ören yeri! Bir zamanlar, deniz kıyısında, Bülbül Dağı ve Panayır dağlarının vadisinde kurulmuş. İki limanı olan Efes şehrinin Küçük Menderes (Kaistros) nehri buradan denize dökülür ve taşıdığı topraklarla körfezi sürekli doldururmuş. Şehir, sekizinci yüzyılda tamamen boşalmış. Halk Ayasuluk’a taşınmış. 1869 yılında İngiliz James Turtle Wood, şehrin dışında bulunan ve bugün antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan “Artemis Mabedi”ni keşfetti. 1895’te Avusturyalı arkeologlar kazılara başladı ve birçok eseri kazarak buldular. Bugün hâlâ şehrin sadece 1/3’ü ortaya çıkarılabilmiştir.
Haydi gençler! Artık hikayemizi okumaya başlayalım ve biz de Efes’i gezelim.

Başlık: Efeso El Misterio de la Abeja
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 13:07:52
Efeso El Misterio de la Abeja
Sara Pardo

Maceramız, Anadolu’muzun batısında, Ege kıyılarının en güzel şehri olan İzmir’in Selçuk ilçesinde geçiyor. Ege kıyıları öyle güzel, toprakları öyle bereketli ki, binlerce yıl, doğudan batıdan, güneyden kuzeyden yüzlerce kavim buralara gelip yerleşmiş ve medeniyetler kurmuşlardır. İzmir ve civarının en az 8.500 yıllık tarihi vardır. İlk yerli halk, Lelegler ve Karlarmış. Aradan binlerce yıl geçmiş, M.Ö. 1200 yıllarından itibaren batıdan Aioller, İyonlar ve Dorlar gelip bir çok küçük kent kurmuşlar. Tüm antik kentler gibi bunların da birçok tanrı, tanrıça ve tapınakları varmış.

Zamanla, deprem, salgın hastalık gibi nedenlerden bu kentler terk edildi, geriye sadece harabeler kaldı. Birçoğu yeraltında tamamen kaybolurken, bir kısmı yıkık halde günümüze kadar ulaştı. İşte bizim hikayemiz böyle bir kentte başlıyor. Bugün, tüm dünyanın hayranlıkla gelip ziyaret ettiği muhteşem Efes ören yeri! Bir zamanlar, deniz kıyısında, Bülbül Dağı ve Panayır dağlarının vadisinde kurulmuş. İki limanı olan Efes şehrinin Küçük Menderes (Kaistros) nehri buradan denize dökülür ve taşıdığı topraklarla körfezi sürekli doldururmuş. Şehir, sekizinci yüzyılda tamamen boşalmış. Halk Ayasuluk’a taşınmış. 1869 yılında İngiliz James Turtle Wood, şehrin dışında bulunan ve bugün antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan “Artemis Mabedi”ni keşfetti. 1895’te Avusturyalı arkeologlar kazılara başladı ve birçok eseri kazarak buldular. Bugün hâlâ şehrin sadece 1/3’ü ortaya çıkarılabilmiştir.

Haydi gençler! Artık hikayemizi okumaya başlayalım ve biz de Efes’i gezelim.

Efeso Il Mitero dell' Ape
The Mystery of the Bee
Başlık: Göçerlikten Yerleşik Yaşama Geçiş Türkiye'de Son Avcı- Toplayıcılar
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 13:09:20
Epi- Paleolitik Dönem Konar- Göçerlikten Yerleşik Yaşama Geçiş Türkiye'de Son Avcı- Toplayıcılar
Metin Kartal

Günümüzden yaklaşık 80 bin yıl önce başlayan son buzulaşaması (Würm), insanoğlunun doğaya karşı vermiş olduğu en çetin yaşam mücadelesine sahne olmuştur. Yaklaşık
22/20 bin yıl öncesine gelindiğinde, bu son buzul aşamasının iklimsel açıdan en soğuk olan doruk noktasına ulaşmıştır. Bu tarih, Yakındoğu coğrafyasında Epi-paleolitik dönemin
başlangıcıdır. M.Ö. 10 binlere gelindiğinde ise Würm buzulaşaması sona ermiş ve içinde bulunduğumuz buzularası (Holosen) döneme girilmiştir.

Avrupa kronolojisine göre buzularası ile başlayan bu yeni iklimsel, ekolojik, sosyolojik, ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişmeler, batılı araştırıcılar tarafından Mezolitik Çağ olarak isimlendirilmiştir. Yakındoğu ve Anadolu’da zamanın şartlarına göre mutlak tarihlendirme çalışmalarının olmadığı ya da yetersiz olduğu 20. yüzyılın ikinci yarısının başlarında, sadece materyal kültür belgelerinden yola çıkılarak Avrupa ile yapılan karşılaştırmalar, Mezolitik teriminin yanlış bir biçimde Yakındoğu ve Anadolu’nun mikrolitikli endüstrileri için de kullanılmasına yol açmıştır. Oysa Yakındoğu ve Anadolu’nun
yoğun mikrolitikli endüstrilerinin ortaya çıkması M.Ö. 20 bin civarında gerçekleşmiştir.

Bu çalışlma, yukarıdaki paradoksun detaylarını incelemek ve sorgulamakla birlikte, insanlığın avcılık ve toplayıcılık aşamasının Neolitik yaşam öncesindeki sürecini de geniş bir biçimde yansıtmaktadır. Çalışmanın diğer bir etabı, Anadolu’nun (Trakya dahil) Epi-paleolitik dönemine ait yerleşim yerleri ve buluntu toplulukları üzerine yoğunlaşmıştır. Son olarak, Anadolu Epi-paleolitiğinin anahtarı konumunda olan Öküzini Mağarası, tüm detaylarıyla açıklanmaya çalışılmış, ayrıca, kültürel açıdan Anadolu ile diğer komşu coğrafyalar arasındaki ayrılan ve benzeşen taraflar dile getirilmiştir.
Başlık: Eskiçağ'da İstanbul'da Balık ve Balıkçılık
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 13:25:46
Eskiçağ'da İstanbul'da Balık ve Balıkçılık
Oğuz Tekin

Eskiçağ’da Byzantion adını taşıyan İstanbul’un tarihinde balıkların ve balıkçılığın çok önemli bir yeri vardır. Boğaz (Bosporos) üzerinde kurulmuş olması nedeniyle, Byzantion, ton, palamut ve uskumru gibi göç eden balıkların avlanmasında, gıda olarak tüketilmesinde ve ihracında Eskiçağ’ın en önemli merkezlerinden biriydi. “Ton balığı yurdu” olarak ün yapan bu koloni kentinin salamura (tuzlama) balığı hemen her yerde tavsiye ediliyordu. Ne yazık ki, yunus balığı avının da en yoğun yapıldığı yer Byzantion’du. Nitekim kaynaklarda bir yandan Byzantionluların zalimce yaptıkları yunus avı anlatılırken, öte yandan Byzantionlularla yunuslar arasında geçen sevgi dolu karşılıklı duygusal öykülere de yer verilmiştir. İstanbul’un en büyük koyu olan Haliç’in “Altın Boynuz” olarak tanınmasının nedeni ise palamut balıklarıydı. Bu kitapta, Byzantion’da avlanan ve tüketilen balıklar, balık avı, balık pazarları ve balıkçılar loncası gibi konular Antik Çağ yazarlarının eserlerinden aktarılan ilginç bilgiler ışığında ayrıntılı bir şekilde sunuluyor.
Başlık: Eskiçağ Rehberi
Gönderen: Wolfeye - 15 Ocak 2012, 23:59:40
Eskiçağ Rehberi
Alper Can

Eser zaman olarak MÖ 4. bin yılın sonlarında yazının bulunuşundan MS 313’te yayınlanan Milano Fermanı’na kadar geçen süreyi kapsar. Bu sürenin dışında kalmasına rağmen Anadolu’daki bazı önemli tarih öncesi yerleşimler esere dahil edilmiştir. Kapsama giren coğrafik bölgeleri bir çırpıda söylemek gerekirse Akdeniz Dünyası denebilir. Ancak antik çağdaki Akdeniz dünyasının ırmaklar vasıtasıyla erişilebilen karaların iç kısımlarını da kapsadığını akılda tutmak gerek. Böylelikle sınırlarımız Akdeniz kıyılarından güneyde ve kuzeyde biraz daha içerilere uzanır. Ayrıca ilk kentlerin, ilk devletlerin kurulduğu bölge olan Mezopotamya’nın böyle bir eserde kapsam dışı kalması düşünülemez. Böylelikle İber Yarımadası ile Hazar Denizi arasında kalan bölgeyi Kuzey Afrika’yı da dahil edecek şekilde çizilecek elips coğrafik kapsamımızı oluşturmaktadır. Doğu sınırımızı Hazar Denizi ile Basra Körfezi arasına çizilen çizgi oluşturuyor. Bu yüzden Part Krallığı ve Baktria ile ilgili maddeler kapsam dışında bırakıldı. Konuyla ilgili bazı coğrafi adlar (nehir, dağ, göl) da esere dahil edilmiştir.

Başlık: Felsefeden Ekonomiye Antik Yunan Dünyası
Gönderen: Wolfeye - 16 Ocak 2012, 00:02:07
Felsefeden Ekonomiye Antik Yunan Dünyası
Nahit Bilgin

- Antik Yunan'da ekonimi ne durumda idi?
- Devlet nasıl yönetiliyordu.
- Adalet mekanizması olan mahkemeler nasıl çalışıyor ve oluşuyordu?
- Yasama, yürütme kurumları nasıl görev yapıyordu?
- Parlamento, hükümet ve mahkeme görevlileri nasıl işbaşına geliyordu?
- Dinsel inançların ve tapınakların toplumdaki yeri ne idi?
- Nasıl bir eğitim sistemi vardı?
- Günlük yaşantı ve insan ilişkileri nasıldı?
- Ailenin durumu nasıldı?
- Kölelik kurumu nasıl oluşmuştur?
- Kölelerin toplumdaki yeri ve ödevi ne idi?
- Demokrasi var mıydı?
- İnsanlar düşüncelerini özğürce söyleyebiliyorlar muydu?
- Demokrasi anlayışı kölelik ile nasıl bağdaştırılıyordu?
- Demokratik haklardan herkes yararlanabiliyorlar muydu?
- Askerliğe bakış açısı nasıldı ?
- Tragedya ve komedyaların konuları ne idi?
- Bu konularda dönemin filozofları neler düşünüyorlardı?
Başlık: Galaterra - Galya'dan Galatya'ya
Gönderen: Wolfeye - 16 Ocak 2012, 00:03:30
Galaterra - Galya'dan Galatya'ya
F. Tansu Salman

Büyük İskender'in ani ölümüyle başlayan savaşlar, imparatorluğu yok olmaya doğru götürmekteydi. Orta Avrupa'da yaşamakta olan Kelt asıllı Galyalılar bu savaşları çok yakından takip ediyorlardı. Druidlerin kehanetleri doğu ışığını göstermişti. İskender'in son iki generalinin de ölmesinden sonra, Makedonya ve Anadolu'da beliren otorite boşluğ undan yararlanan Galyalılar doğuya doğru büyük bir göç hareketine başladılar.

Makedonya ve Trakya'yı işgal ettikten sonra, M.Ö. 277 yılında boğazları geçerek Küçük Asya'ya geldiler. Galyalılara burada Galatlar denildi. Anadolu'da imparatorluğun yıkılmasından sonra ortaya çıkan yeni krallıklarla hem savaştılar, hem de anlaştılar. Sonunda Orta Anadolu'da, Galatya adını verdikleri bir bölge onların yeni yurtları oldu. Pessinus'da yeni bir Drunemeton kurdular. Anadolu'da ana tanrıçayla tanıştılar ve onun koruyuculuğunu üstlendiler.
Başlık: Geç Antikçağ'da Hıristiyanlık
Gönderen: Wolfeye - 16 Ocak 2012, 00:04:54
Geç Antikçağ'da Hıristiyanlık
Turhan Kaçar

M.S. II. yüzyıl Hıristiyanlığı içerisinde Hz. İsa’nın tabiatı üzerine başlayan entellektüel tartışmalar özellikle IV.-VI. yüzyıllar arasında Akdeniz dünyasını derinden sarsmıştır. Bu tartışmaların çoğunun İznik, Efes, Kadıköy, Antakya gibi Anadolu kentlerinde yapılmış olması dolayısıyla bu kitap Eskiçağ Anadolusu’nun çok önemli fakat akademik çevrelerimizce hayli ihmal edilmiş bir dönemine, Geç Antikçağ’a ışık tutmayı amaçlamaktadır. Diğer yandan, Avrupa Birliği’ne girme planları yapılan ülkemizde, Birliğin kültür katmanları arasında özel bir konuma sahip olan Hıristiyanlığın tarihi gereğince bilinmemektedir. Elinizdeki eserin bu bağlamda ülkemiz aydınlarını Hıristiyanlık tarihiyle buluşturarak, günümüzde gittikçe yoğunluk kazanan dinler ve medeniyetler arası diyalog söylemlerine akademik bir boyut kazandıracağı inancındayız.