Sanat Tarihi Forum

Diğer sanat dalları => Sinema & Tiyatro => Konuyu başlatan: Wolfeye - 23 Ocak 2012, 01:37:14

Başlık: Tarihsel Film Türü
Gönderen: Wolfeye - 23 Ocak 2012, 01:37:14
Tarihsel film türünü belgesel türden hemen sonra ele almak gerekir. Çünkü belgesel türün başlıca amacı bugünün gerçeğini ortaya koymak olduğu gibi, tarihsel filmin amacı da dünün gerçeğini yansıtmaktır. Ancak, sinema işleyiş biçimi yapısından doğan koşullar, tarihsel film türünü, çok kez bu amacından uzaklaştırmış, hatta buna ters düşürmüştür.

Tarihsel türde çevrilmiş filmlerin çoğu, tarihsel gerçeklere hiç uymayan, yalnızca adları tarihten alınmış birtakım kişilerin serüvenleri kılığına bürünmüştür. Bu adların çekiciliği, tarih olaylarının önemi, geçmiş çağların bezemleri, giysileri, geçmiş çağlardaki yaşayış tarzı ve davranışlar seyirciyi avlamak amacıyla kullanılmıştır. Gerçekte bu filmlerin büyük bir çoğunluğu bu tarihsel kişiler, bezemler, giysiler dışında, günümüzde de geçebilecek herhangi bir aşk öyküsünden, bir serüven, dram ya da melodramdan başka bir şey değildir. Tarih burada yalnız bir göz boyama görevi yüklenmektedir. Göz kamaştırıcı bezem ve giysiler, büyük yapılar, kalabalıklar, savaşlar, dolantılar da bu göz boyama işinin yardımcı öğeleridir.

Tarihsel filmlerin bu eğilimi göstermesinde, bu türün belirmeye başladığı vakit işlenen yanlışlar da yatmaktadır. Bu tür, ilk önemli gelişmesini ilk Dünya Savaşı arifesinde İtalya’da gerçekleştirdi. Eski Roma İmparatorluğu’nun ayakta duran büyük yapıları, tarih anıtları, zengin bir söylenbilim (mitoloji) ve tarih hazinesi, İtalya’nın si nemaya çok yatkın iklimi tarihsel filmlerin birbiri ardından çevrilmesine yol açtı. Böylelikle sinemanın ilk uzun filmleri, ilk üstünyapımları ortaya kondu. Bunlar, Roma tarihinin düzenlerini ele alıp işleyen, ortaya birtakım tarihsel kişileri çıkaran, göz alıcı bezemleri, değişik giysileri, kalabalık figüranları kullanan filmlerdi. Bu filmlerin izleyicilerce çok tutulması İtalya’daki tarihsel film yapımını hızlandırdığı gibi öbür ülkelere de yaydı. Bugün renkli, geniş görüntülüklü, üstünyapımlı tarihsel filmler nerede çevrilirse çevrilsin bu ilk tarihsel filmlerin damgasını taşımaktadır. Oysa, gerçek tarihsel film bu değildir. Tarihsel film, tarih gerçeğini doğruya en yakın biçimde yansıtmaya, bu gerçeği nesnel tutumla vermeye çalışan filmdir. Gerçek tarihsel filmin amacı da izleyiciyi oyalamak, eğlendirmek değildir. Bu amaç, belli bir toplumun bugününü, hatta yarınını aydınlatmak için o toplumun geçmişteki yaşayışını incelemek, bundan gerekli sonuçları, ipuçlarını çıkarmaktır. Gerçek tarihsel filmin yaratıcısı tarihin bu coşku verici, canlı, yararlı yönünü göz önünde bulundurur; tarihin herhangi bir olayını, kişisini ele alırken buna dikkat eder.

Tarihsel filmlerde, içerik yanında oyun, bezem, donatım, giysi, makyaj, renk öğeleri ön sıraya geçer. Çerçeveleme, görüntü düzenlemesi önem kazanır. Genellikle düz anlatım, yavaş kurgu kullanılır.

Tarihsel film türünün biraz değişik iki çeşidi vardır. Bunlar çağ filmi ile giysili filmdir. Birincisi, belli bir çağı bütün toplumsal, siyasal, ekinsel (kültürel) yönleriyle canlandıran uygarlık değerlerini yansıtan filmdir. Çağ filmlerinin gerçekten başarılı olanlarına, tarihsel filmlerden de az rastlanır. İkincisi, geçmiş bir toplumun belli bir tarihteki yaşayışını, daha çok dış görünüşe, özellikle giysilere önem vererek yansıtan filmdir. Gerçekte, bir çağın bütün özelliklerini büyük bir titizlikle yansıtmak zaten gerçek tarihsel filmlerin başta gelen niteliğidir. Bundan dolayı tarihsel film türüne giren bir film, ayrıca çağ filmi ya da giysili film çeşitlerinin birine daha yakınsa, zaten iyi bir tarihsel film sayılamaz.

Epik Filmler
Epik/tarihi filmler genellikle tarih ya da hayal gücüne dayalı, efsanevi, destansı ya da kahramansı özellikler taşır. Bu filmlerde bütçe oldukça kabarıktır, çünkü filmin çekileceği ortam, kostümler, müzik, hepsi gerçeği yansıtmalıdır.

Epik filmlerde kostüme dramaları, tarihi dramalar, ortaçağ oyunları ya da "dönem resimleri"nin konuları genelde geniş bir zamana ve panaromik bir zemine dayanır. Bu tarz filmlerde geçmişte büyük tarihi olaylarda yer almış bir kahramanın maceraları anlatılır. Bazen doğruluğa tam olarak sadık kalınmaz, kronoloji değiştirilebilir ve politik/tarihi güçler bu hikayelerin özelleştirilmesinde önemli rol oynayabilir.

Epik filmlerde hikayenin geçtiği yer oldukça önem taşır. O dönemi yansıtan kostümlere ve birçok karaktere ihtiyaç vardır.

Çoğunlukla izleyicileri başka bir dünyaya götürürler, eski zamanlara, İncil dönemine, Orta Çağ'a…Epik filmler diğer türlerle de birleştirilebilir. Örneğin epik western, epik bilim-kurgu, epik drama ya da epik savaş filmleri gibi. Bu tür filmlerde tarih baştan yazılır, konularda din ön plandadır. Ayrıntıları ve karakterleri takip etmek zordur, romantik hayal dünyası vardır.

Çoğu izleyici epik ya da tarihi filmlerde romantik ya da macera öğelerinin olduğu filmleri tercih ederler. Bu filmlerde tarihi olaylar sadece renkli bir zemin sağlar: Doctor Zhivago (Doktor Jivago) (1965), Lawrence of Arabia (Arabistanlı Lawrence) (1962), or Gone With the Wind (Rüzgar Gibi Geçti) (1939) türü filmlerde olduğu gibi.

Epik filmlerde en çok kullanılan temalar kraliyet, krallar, başkanlar ya da dönemlere göre lider kişilerdir. İngiliz Kraliyet Ailesi, Anne of the Thousand Days (1969), Becket (1964), Henry V (1944 and 1989), The Lion in Winter (1968), A Man for All Seasons (1966) ve The Private Life of Henry VIII (1933). Rus Kraliyet Ailesi ise: Anastasia (1956), Nicholas and Alexandra (1971), Ivan the Terrible (1944-1946) ve Catherine the Great (1934) gibi filmlere konu olmuştur.

Sinematik olarak yapılan ilk iyi filmler sessiz epik filmlerdir. Ilk Amerikan epik film D. W. Griffith'in İncil ile ilgili olan Judith of Bethulia (1914) filmidir. The Birth of a Nation (1915) ise en çok tanınan filmlerindendir. Kuzey ve Güney arasındaki iç savaşın iki aileyi nasıl etkilediğini konu alır. Griffith'in diğer bir filmi ise Intolerance (1916). Bu ünlü film adaletsizliği ve hoşgörüsüzlüğü anlatır.

Rex Ingram'ın savaş karşıtı filmi The Four Horsemen of the Apocalypse'de (Mahşerin Dört Atlısı) (1921) Arjantinli iki erkek kardeş arasındaki kavga anlatılır.

Griffith'in Orphans of the Storm (1921) isimli filmi Fransız Devrimi üzerine kurulmuş filmlerden biri. Film, birbirinden ayrı yerlerde farklı koşullarda yetişen iki kızkardeşi konu alıyor.

Erich Von Stroheim'ın Greed (1924) isimli filmi de sessiz dönemin başyapıtlarından biri. Bu filmde San Francisco'lu bir dişçi ve karısının açgözlülüğü anlatılır.

Raoul Walsh'ın yaratıcı Arap Geceleri fantazisi The Thief of Bagdad'ın (Bağdat Hırsız) (1924) başrollerinde Douglas Fairbanks yer alıyor. Bu filmde ise sihirle ilgili özel efektler, uçan halılar ve cinler yer alıyor. King Vidor'ın savaş filmi The Big Parade (1925) bir Fransız köylü kız ile Amerikalı bir asker arasında yaşanan ümitsiz aşk hikayesini anlatıyor.

Rus yönetmen Sergei Eisenstein'ın sessiz başyapıtı The Battleship Potemkin (Potemkin Zırhlısı) (1925), 1905 devrimini bir Rus gemisinde meydana gelen isyanla küçük bir dünyadan yansıtır. Bu filmden sonra film yapımı sonsuza kadar değişecektir.

Griffith'in yönetmenlikteki ortağı, tüm hayatını hem sessiz hem de sesli filmleri inceleyerek geçirmiş ve uzmanlık alanı abartılı, epik filmler olan Cecil B de Mille'di. De Mille kariyerinde sessiz dini konularla ilgili genelde Roma döneminde geçen filmler yaptı. İki bölümlük sessiz filmi The Ten Commandments'da (On Emir) (1923) Kızıldeniz'in ikiye ayrılması sahnesinde görülmeye değer efektler kullanıldı. The Ten Commandments'ı King of Kings (1927) izledi.

King of Kings, Chris'in görkemli yaşamını konu alır. Film 1931 yılında tekrar müzik senkronize edilerek çekildi. Yönetmen Fred Niblo milyonlar ve iki yıl harcayarak döneminin en pahalı filmlerinden biri olan Ben-Hur: A Tale of the Christ (1926)'ı çekti.

Sesli filmlerle birlikte daha çok İncil'le ilgili ve Roma dönemine ait filmler çekilmeye başlandı. De Mille'nin Sign of the Cross (1933) ve daha sonra da Cleopatra (1934) filmi gibi. Claudette Colbert bu filmde Mısır'ın kraliçesi rolündeydi. Ünlü yönetmen, dinle ilgili filmlerine Samson and Delilah (1950) ile döndü. Başrolünde Hedy Lamarr yer alıyordu.

De Mille'nin 1923 tarihli filmi The Ten Commandments (1956) yılında daha gelişmiş teknolojiyle tekrar çekildi. Başrol oyuncusu ise Charlton Heston'du. (Film özel efektleri ile Oscar kazandı)

1950'li yıllar İncil'le ilgili ya da Roma ile ilgili filmlerin çekildiği dönemlerdi. Mervyn LeRoy'un Quo Vadis?'i (1951) İmparator Nero dönemini anlatmakta ve Hristiyan zulmünü konu almaktadır. Müthiş görüntüler, kostümler, romantizm ve aksiyon hepsi bu filmde buluştu.

Henry Koster'ın The Robe (1953) isimli filmi CinemaScope tarafından beyazperdede gösterilen ilk filmdi. Başrollerde Roma halkını savunan genç Marcellus'u canlandıran Richard Burton ve kölesi Demetrius'u canlandıran Victor Mature yer alıyor.

William Wyler'ın 11 dalda Oscar kazanan filmi Ben-Hur (1959) aynı isimli sessiz filmin bir tekrarıydı. Aynı heyecanlı sahnelerin bulunduğu bir film.

1960'lı yıllar Stanley Kubrick'in gladyatör ayaklanmasını anlatan filmi Spartacus (1960) ile başlıyor. Ve El Cid (1961) ile devam ediyor. Başrollerde Charlton Heston ve Sophia Loren var.

Nicholas Ray, King of Kings (1961)de Chris'in başka bir macerasını çekiyor. Chris'i Jeffrey Hunter canlandırırken, Orson Welles anlatıyor.

Dino De Laurentis, Anthony Quinn'in katil bir hırsızı canlandırdığı Barabbas (1962)'ı yapıyor. Diğer bir dini film ise Robert Aldrich'in yönetmenliğini yaptığı İtalyan yapımı Sodom and Gomorrah (1962). Filmde iki günahkar şehrin yıkılışı anlatılır.

Joseph L. Mankiewicz ise çok iyi oyuncuların yer aldığı ve pahalı bir film olan Cleopatra'nın (1963) dört saatlk versiyonunu çekiyor. Başrollerde kraliçe rolüyle Elizabeth Taylor ve Marcus Antonius rolüyle Richard Burton bulunuyor.

Anthony Mann'in büyük bütçeli tarihi epik filmi The Fall of the Roman Empire (1964), Roma İmparatorluğu sırasındaki tarihi olayları konu alıyor.

George Stevens'ın The Greatest Story Ever Told (1965) filmi birçok Hollywood ve uluslararası tanınmış oyuncuları (Charlton Heston, Max Von Sydow gibi) farklı rollerle karşımıza çıkarıyor.

John Huston'nın üç saatlik epik filmi The Bible (1966), İncil'in başlangıç bölümünden sadece iki bölümü anlatıyor.
İç savaş filmlerinin en iyisi David O. Selznick'in Gone With The Wind (Rüzgar Gibi Geçti) (1939) filmidir.. Diğer dikkate değer savaş zamanı epikleri ise D-Day in The Longest Day (1962), Patton (1970) ve Schindler's List (1993).

İngiliz yönetmen David Lean en iyi tarihi epik filmlere imzasını atmıştır. Savaş karşıtı epik bir drama olan The Bridge on the River Kwai (Kwai Köprüsü) (1957), Lawrence of Arabia (Arabistanlı Lawrence) (1962), Doctor Zhivago (Doktor Jivago) (1965), Passage to India (Hindistan'da Bir Geçit) (1984).

Epik filmlerin diğer bir türü ise biyografik çalışmalardır. Bu tür filmlerde tarihte adı geçen önemli kişilerin hayatları konu alınır. Her yönden savaşa, politikaya ve sosyal koşullara farklı bir bakış açısı sunan bu filmler, bir insan hayatı etrafında gelişir. Bu filmlerin önemli ilk örnekleri Warner Bros.'un tarihi ve biyografik filmlerinden The Story of Louis Pasteur (1936) ve The Life of Emile Zola (1937). Diğer örnekler ise Marie Antoinette (1938), Young Mr. Lincoln (1939), Abe Lincoln in Illinois (1940). Ayrıca Citizen Kane (Yurtdaş Kane) (1941) de bir hayat hikayesini anlattığı için bir biyografi sayılabilir.

Sanatçılar ve yazarlar da filmlere konu olmuşlardır: Vincente Minnelli'nin yönettiği Gustave Flaubert'in aynı isimli romanından uyarlanan Madame Bovary (1949) ve Alman ressam Vincent Van Gogh'un hayatını anlatan Lust for Life (1956).

Rus yazar Leo Tolstoy'un ünlü romanı Anna Karenina'nın ise birçok farklı versiyonu çekilmiştir. Birincisinde 1935 yılında Greta Garbo, 1947 yılında ise Vivien Leigh yer almıştır. Yine aynı şekilde Tolstoy'un ünlü romanı War and Peace (Savaş ve Barış) (1956), yönetmen King Vidor tarafından beyazperdeye aktarılmıştır. Sovyet versiyonu ise yönetmen Sergei Bondarchuk tarafından gerçeğe sadık kalınarak çekilmiş ve tam 373 dakika uzunluğunda olmuştur. Bu filmin tamamlanması 5 yıl sürmüştür!

King Vidor'un bu dönemde yaptığı western epik filmi Duel in the Sun (1946) oldukça önemli filmlerden biridir.

Romanların ve oyunların edebi adaptasyonları birçok konuyu ve senaryoyu beraberinde getirmiştir. Sinemaya uyarlanan ünlü romanlardan bazıları: Louisa May Alcott'tan Little Women (Küçük Kadınlar) (1933, 1994), Charles Dickens'tan David Copperfield (1935), Anthony Hope'tan Prisoner of Zenda (Zenda Mahkumları) (1937), Emily Bronte'den Wuthering Heights (Uğultulu Tepeler) (1939), Jane Austen'dan Pride and Prejudice (1940), Daphne Du Maurier'den Rebecca (1940), Charlotte Bronte'den Jane Eyre (1944), Charles Dickens'tan Great Expectations (Büyük Umutlar) (1946), Thomas Hardy'den Tess (1979), Charles Dickens'tan Little Dorrit (Küçük Dorrit) (1987) ve E.M. Forster'dan Howard's End (1992).

Son yıllarda yapılan biyografi tarzındaki epik filmlerden George C. Scott'un unutulmaz filmi Patton (1970), Sir Richard Attenborough'un Gandhi (1982), Broadway müzikalinden uyarlanan ödüllü film Amadeus (1984), Bernardo Bertolucci'nin in The Last Emperor (Son İmparator) (1987), Spike Lee'nin Malcolm X'i (1992).




Kaynak
Nijat Özön
100 Soruda Sinema Sanatı, İstanbul, Gerçek Yayınevi, Nisan 1984, s: 131
Başlık: Sinema Sanatına Giriş
Gönderen: Wolfeye - 23 Ocak 2012, 01:37:36
Sinema Sanatına Giriş
Nijat Özön

Sinema tarihçisi Nijat Özön, sinema sanatının dinamiklerini bir araya getiren temel bir kitap hazırladı. Sinema meraklıları ve öğrencileri için yararlı ve kullanışlı olmasına özen gösterilen Sinema Sanatına Giriş, yüzyıllık tarihi boyunca sinemasal deneyimleri kategorize ediyor ve bir sanat olarak temel öğelerine ayrıştırıyor. Sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, sinema türleri, film okuma üzerine en rafine bilgileri yazan Özön, kitabın sonunda verdiği sinema sözlüğü ve tüm sinema kitapları kaynakçası ile de sinemasal yolculuğun önemli bir halkasını oluşturuyor.

Kitap, bilinçli bir sinema izleyicisi yaratmanın yanı sıra yönetmen adaylarına diğer sanatlarla sık sıkıya bağlı bir mecraya hazırlıyor.