Son İletiler

Sayfa: 1 ... 6 7 8 9 [10]
91
Takı sanatı / Ynt: Elmas Madenleri
« Son İleti Gönderen: akustikci_34 22 Ocak 2016, 16:40:39 »
bakır tel mi daha iyidir sizce yoksa elmas tel mi? kullanılırsa nolur?

Elmas tel Sonmak.com'dan satın alınır
92
Cevap: Dini yapıların varlık sebebini :)

her yapıyı cephesindeki kompozisyona göre yorumlamak daha doğrudur, çünkü kompozisyonun kendi kadar yapının ve sanatçının kimliği de anlam derinliğiyle doğrudan ilgilidir, ve daha bir çok etken, ruhban grubu, bulunduğu coğrafya, dönem vb
93
Kilise Cephelerinde bulunan Mahşer Sahnesi Neyi İfade Eder ?
94
Yunan mitolojisi / Boeotia
« Son İleti Gönderen: Wolfeye 07 Kasım 2015, 08:50:32 »
Boeotia, Beotia ya da Bœotia (Yunanca: Βοιωτία) Antik Yunanistan´da Korint Körfezi´nin kuzeydoğusunda yer alan bir bölge adıdır. Günümüz Yunanistan´ında aynı adla anılan il de geçmiş dönemlerdekiyle hemen hemen aynıdır. Bulunduğu yerin önemi bakımından çok büyük bir politik öneme sahip olan Boeotia iyi ve yeterli limanlarının bulunmaması nedeni ile hiçbir zaman Tebai ya da Atina kadar gelişememiştir. Merkezi Tebai şehri olan Boeotia´da komşu şehir devletleri ve Persler ile çetin mücadeleler yaşanmıştır. MÖ 335 yılında Büyük İskender´in merkez Tebai´yi yıkıp, yok etmesinin ardından Boeotia halkı tekrar toparlanamamış ve bağımsız bir devlet kuramamışlardır.
95
Yunan mitolojisi / Kadmos
« Son İleti Gönderen: Wolfeye 07 Kasım 2015, 08:48:01 »


Kadmos, Yunan Mitolojisi'nde Thebai kentinin kurucusu ve Zeus'un sevgililerinden olan Semele'nin babası, Europa'nın ise kardeşidir. Sur kralı Agenor ve Telephassa'nın oğlu olup başlangıçta Fenikeli bir prenstir. Harmonia'nın eşidir.

Efsaneye göre, Delfi kahinleri Kadmos'a, bir ineği izlemesini ve onun ilk çöktüğü yerde bir kent kurmasını öğütler. Öldürdüğü bir ejderin dişlerini toprağa gömer ve bunlardan, Thebai soylularının ataları olan silahlı adamlar türer.

Kaynak: Wikipedia
96
Yunan mitolojisi / Helle
« Son İleti Gönderen: Wolfeye 05 Kasım 2015, 13:25:06 »
Orkhomenos'taki Miny'lerin (Boeotia) kralı Athamas, Nephele (Bulut) ile evliydi.

"Nephele (/ˈnɛfəˌli/; Yunanca: Νεφέλη, νέφος nephos "cloud";[1] Latince Nubes)
Bulutu simgeleyen varlık olarak Nephele'nin adı İxion mitinde geçer. İxsion Zeus'un karısı Hera'ya aşıktır. Zeus, Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İxsion'un onunla birleşmesini sağlar, böylece Nephele Centaurların (Sentorlar) anası olur.

Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutları birer kadın olarak simgelenmiştir, bunlar Okeanos kızlarıdır, kimi zaman Olympos'un tepesinde, kimi zaman Okeanos'un kıyılarında, Batı Kızlarının bahçelerinde otururlar. Sokrates diğer filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir."

Nephele Athamasa, Phiriksos (Phrixus) ve Helle'yi doğurdu. Ama bir süre sonra Athamas Nephele'yi bırakarak yada aldatarak (Kimi kaynaklarda nephe öldükten sonra) poseidonun soyundan Teb kralı Kadmus/Kadmos'la Harmonia'nın kızı olan İno ile evlendi ve İno Athamasa iki evlat verir, Kocasının ihanetine kızan Nephele göğe çekildi ve daha sonra da Miny'lerin ülkesine korkunç bir kuraklık yolladı (Bazı kaynaklarda tarlalara kasıtlı olarak zarar veren ino'nun kendisidir, krallığın kadınlarını ekilecek mısır tohumlarını kocalarına belli etmeden kavurmaya ikna eder. Kavrulmuş tohumlar ekilince ürün vermezler ve açlık tehlikesi başgösterir. ) üvey çocuklarını ortadan kaldırmak için bir bahane kollayan İno bu firsatı kaçırmayarak bir kahinle anlaşır ve ona eğer Phiriksos kurban edilmezse bu kuraklığın asla geçmeyeceğini söyletir, çünkü İno, Athamas'ın ölümünden sonra kendi oğlunu kral yapmak istiyordu. Athamas ülkesini bu kuraklık ve açlık felaketinden kurtarmak uğruna oğlunu feda etmeye razı olur. Gökteki ana Nephele ise bu cinayeti görmüştür ve tam Phiriksos kurban edilirken Tanrıların yardımıyla Altın Postlu Koç'u (Aries) gönderir. Koç oğlanı ve kızı sırtına atar atmaz ve uçarak gözden kaybolur. Phiriksos annesinin yardımıyla kurtulmuştur ama kızkardeşi Helle onun kadar şanslı olamaz.

Farklı bir versiyona göre ise, Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tannça Hera onu delirtmiş. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öldürmüş ve karısı İno'yu da öldürmek için kovalamaya başlamıştır. ino kaçarak deniz kıyısına varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamıştır, Sulara karışan ino sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına koşan bir deniz tanrıçası olmuştur. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. V, 333 vd.) İno'ya Leukothea (Ak tannça) da denir (İno). Athamas, İno, Phriksos tragedyalara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan, efsanelerde nasıl işlendikleri belli değildir.

Yine başka bir anlatışa göre Phirixus ve Hellenina altın postlu koçla Colhise gitme sebebi Colhis'in içinde bulunduğu bir savaşı kaybedecek olmasıdır, bu nedenle koçun ülkeye gönderilip savaş tanrısı Arese kurban edilmesi gerekmektedir, çocukları altın postlu koçu kurban etmeleri için Colhise gönderen ise anneleri Nephele'dir.

Helle çanakkale boğazına düşüp boğuluyor
Koç onları almaya gelir ve sırtına alarak Asya'ya ( Anadolu ) doğru uçmaya başlar.
Çanakkale Boğazı'nın üzerinden geçerken dengesini kaybeden Helle, yüksekten aşağıya denize düştü ve boğuldu. O günden sonra oraya Hellespontos (Helle Denizi, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı) dendi. Bazı hikâyelerde Helle boğaza düştükten sonra, deniz tanrısı Poseidon tarafından kurtarıldığı, Poseidon'un Helle'yi sevdiği ve onunla birleşerek üç çocuk annesi yaptığı anlatılır. Herodot Helle'nin mezarının Kardiya (Bolayır)'da olduğu belirtilmektedir.

Üzgün Phiriksos, Altın Postlu Koç'un üzerinde yoluna devam etti...
97
Yunan mitolojisi / Phiriksos, Phrixus
« Son İleti Gönderen: Wolfeye 05 Kasım 2015, 13:16:08 »
Orkhomenos'taki Miny'lerin (Boeotia) kralı Athamas, Nephele (Bulut) ile evliydi.

"Nephele (/ˈnɛfəˌli/; Yunanca: Νεφέλη, νέφος nephos "cloud";[1] Latince Nubes)
Bulutu simgeleyen varlık olarak Nephele'nin adı İxion mitinde geçer. İxsion Zeus'un karısı Hera'ya aşıktır. Zeus, Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İxsion'un onunla birleşmesini sağlar, böylece Nephele Centaurların (Sentorlar) anası olur.

Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutları birer kadın olarak simgelenmiştir, bunlar Okeanos kızlarıdır, kimi zaman Olympos'un tepesinde, kimi zaman Okeanos'un kıyılarında, Batı Kızlarının bahçelerinde otururlar. Sokrates diğer filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir."

Nephele Athamasa, Phiriksos (Phrixus) ve Helle'yi doğurdu. Ama bir süre sonra Athamas Nephele'yi bırakarak yada aldatarak (Kimi kaynaklarda nephe öldükten sonra) poseidonun soyundan Teb kralı Kadmus/Kadmos'la Harmonia'nın kızı olan İno ile evlendi ve İno Athamasa iki evlat verir, Kocasının ihanetine kızan Nephele göğe çekildi ve daha sonra da Miny'lerin ülkesine korkunç bir kuraklık yolladı (Bazı kaynaklarda tarlalara kasıtlı olarak zarar veren ino'nun kendisidir, krallığın kadınlarını ekilecek mısır tohumlarını kocalarına belli etmeden kavurmaya ikna eder. Kavrulmuş tohumlar ekilince ürün vermezler ve açlık tehlikesi başgösterir. ) üvey çocuklarını ortadan kaldırmak için bir bahane kollayan İno bu firsatı kaçırmayarak bir kahinle anlaşır ve ona eğer Phiriksos kurban edilmezse bu kuraklığın asla geçmeyeceğini söyletir, çünkü İno, Athamas'ın ölümünden sonra kendi oğlunu kral yapmak istiyordu. Athamas ülkesini bu kuraklık ve açlık felaketinden kurtarmak uğruna oğlunu feda etmeye razı olur. Gökteki ana Nephele ise bu cinayeti görmüştür ve tam Phiriksos kurban edilirken Tanrıların yardımıyla Altın Postlu Koç'u (Aries) gönderir. Koç oğlanı ve kızı sırtına atar atmaz ve uçarak gözden kaybolur. Phiriksos annesinin yardımıyla kurtulmuştur ama kızkardeşi Helle onun kadar şanslı olamaz.

Farklı bir versiyona göre ise, Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tannça Hera onu delirtmiş. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öldürmüş ve karısı İno'yu da öldürmek için kovalamaya başlamıştır. ino kaçarak deniz kıyısına varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamıştır, Sulara karışan ino sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına koşan bir deniz tanrıçası olmuştur. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. V, 333 vd.) İno'ya Leukothea (Ak tannça) da denir (İno). Athamas, İno, Phriksos tragedyalara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan, efsanelerde nasıl işlendikleri belli değildir.

Yine başka bir anlatışa göre Phirixus ve Hellenina altın postlu koçla Colhise gitme sebebi Colhis'in içinde bulunduğu bir savaşı kaybedecek olmasıdır, bu nedenle koçun ülkeye gönderilip savaş tanrısı Arese kurban edilmesi gerekmektedir, çocukları altın postlu koçu kurban etmeleri için Colhise gönderen ise anneleri Nephele'dir.

Helle çanakkale boğazına düşüp boğuluyor
Koç onları almaya gelir ve sırtına alarak Asya'ya ( Anadolu ) doğru uçmaya başlar.
Çanakkale Boğazı'nın üzerinden geçerken dengesini kaybeden Helle, yüksekten aşağıya denize düştü ve boğuldu. O günden sonra oraya Hellespontos (Helle Denizi, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı) dendi. Bazı hikâyelerde Helle boğaza düştükten sonra, deniz tanrısı Poseidon tarafından kurtarıldığı, Poseidon'un Helle'yi sevdiği ve onunla birleşerek üç çocuk annesi yaptığı anlatılır. Herodot Helle'nin mezarının Kardiya (Bolayır)'da olduğu belirtilmektedir.

Üzgün Phiriksos, Altın Postlu Koç'un üzerinde yoluna devam etti ve Karadeniz'in doğusundaki Caucausus dağlarında Kolkhis (Colchis) kentine (Gürcüstan'ın kuzeyindeki Laz ülkesi - bugünkü Gürcistan'ın güneybatısı olduğu sanılıyor, büyük bir olasılıkla, Kutaisi kenti. ) vardı. Kolkhis kralı Aietes (Aeetes) bu gökten gelen konuğa büyük saygı göstererek ağırladı. Aietes Güneş'in (Helios) oğlu idi ve aynı zamanda büyücü Kirke'nin ve Pasiphaenin kardeşiydi. Phiriksos da koçu Zeus'a kurban olarak kesti. Altından postunu da kral Aietes'e armağan etti. Phiriksos, kralın kızlarından birisi olan Chalciope'yi beğendi. Onunla evlendi ve Argus, Cytissorus, Melas, ve Phrontis isminde oğulları oldu. Kral Aietes'in kâhinlerine göre, Kolkhis'teki barış dolu günler uzun sürmeyecekti. Gidip bunu krala söylediler. Kâhinlere göre Altın Pösteki yüzünden yakında birisi krala ihanet edip ülkeye mutsuzluk getirecekti ve bu kişi kralın ailesinden biri olacaktı. Altın Pösteki çalındığı gün kral bir şekilde ölecekti. Aietes bunu duyunca hain kim olabilir diye düşündü ve aklına Phiriksos geldi. Kehanet gerçekleşmesin ve kendisi ölmesin diye, ne yapıp edip Phiriksos'u öldürttü. Bunun üzerine Phiriksos'un oğulları Kolkhis'i terkederek babalarının ülkesi Yunanistan'a gittiler. Bu oğullar ileride Argonaut seferine de katılacaklardı. O günden itibaren Kolkhis kralı, ülkesine gelen yabancılara hep kötü davrandı ve çoğunu öldürttü. Çünkü, kâhinlere göre Altın Pösteki'nin çalındığı gün kendisi ölecekti. Altın Postlu Pösteki çalınmasın diye, Aietes bu postu Ares'e adanan ormandaki bir kutsal meşe ağacına astırdı "Kutsal Ares ormanı". Ares bunun üzerine postu korusun diye bekçi olarak korkunç bir ejderha gönderdi, Post ağacı saran ve hiç uyumayan bu dev yılan Serpenten tarafından korundu.
98
Birlikte araştıralım / Ynt: Amasya Gümüşlü camii hakkında yardım
« Son İleti Gönderen: ahmettorun58 02 Kasım 2015, 13:01:21 »
Yardimlariniz icin tesekkur ederim
99
Birlikte araştıralım / Ynt: Amasya Gümüşlü camii hakkında yardım
« Son İleti Gönderen: grikurt 30 Ekim 2015, 13:01:56 »
Aşağıdaki kaynaklar Amasya gümüşlü camiinden bahsediyor fakat içeriğine ulaşamadığımdan derinliğini bilemiyorum

* Batılılaşma dönemi Anadolu tasvir sanatı, Rüçhan Arık, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Sayfa: 80
* Türkiye'de görülmesi gereken 101 yer, Saffet Emre Tonguç, Fatih Türkmenoğlu, Boyut, 2007 - 336 sayfa
* Başlangıcından bugüne Türk sanatı, Nejat Diyarbekirli, Mehmet Önder, Türkiye İş Bankası, 1993 - 471 sayfa
* İslâm ansiklopedisi: Amasya - Âşik mûsikisi, Türkiye Diyanet Vakfı, İSAM Türkiye Diyanet Vakf ıİslâm Araştrımaları Merkezi, Türkiye Diyanet Vakf ıİslâm Ansiklopedisi Genel Müdürlüğü, 1991
* Dünden bugüne Gümüşhacıköy, Ahmet Ankaralı, Sedat Cin, A. Galip Tuncay, Ticaret ve Sanayi Odası - 265 sayfa
* İlâhiyat Fakültesi dergisi, 5. cilt, Dokuz Eylül Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi, 1989, Sayfa 408
* Tanzimat'ın 150. yıldönümü sempozyumu: bildirileri : İzmir, 6-7 Kasım 1989, Ege Üniversitesi basımevi, 1992 - 93 sayfa
* Kilim, cicim, zili, sumak: Türk düz dokuma yaygıları, Belkıs Balpınar, Eren Yayınları, 1982 - 128 sayfa
* Tarihte dil, yazı, bilim ve toplum, Sabahattin Payzın, S. Payzın, 1992 - 277 sayfa, Sayfa 200
* Bedrettin Cömert'e armağan, Bedrettin Cömert, Hacettepe Üniversitesi, 1980 - 579 sayfa
* Üsküp'te Türk mimarisi: XIV.-XIX. yüzyıl, Mustafa Özer, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2006 - 404 sayfa - [Sayfa 329]
* Türkiye Diyanet Vakfı İslâm ansiklopedisi, 3. cilt, Türkiye Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi Genel Müdürlüğü, 1991
* Mill̂ı Folklor Araştırma Dairesi yayınları, 21-23. ciltler, Mill̂ı Folklor Araştırma Dairesi, Başbakanlık Basımevi, 1976,
* I. [i.e. Birinci] Uluslararası Türk Folklor Kongresi bildirileri: cilt. Etnografya, T.C., Kültür Bakanlığı, Millı̂ Folklor Araştırma Dairesi, 1977
* Turchia, Yazar: James Bainbridge, [Sayfa 449]
* Tribute to Omeljan Pritsak, Mehmet Alpargu, Yücel Öztürk, Sakarya Üniversitesi Basımevi, 2007 - 775 sayfa
* Tarih incelemeleri dergisi, 11-12. ciltler, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1996 [önemli]
* ANWB Goud - Turkije
100
Birlikte araştıralım / Ynt: Amasya Gümüşlü camii hakkında yardım
« Son İleti Gönderen: Wolfeye 29 Ekim 2015, 13:20:46 »
Geçirdiği yangın ve depremlere rağmen her defasında ya yeniden yapılarak ya da onarılarak günümüze kadar ulaşan bu güzel cami Hükümet Köprüsü karşısında, Yavuz Selim Meydanı’na biraz yukarıdan bakan ve kendisini daha heybetli gösteren ufak bir yükselti üzerindedir. Caminin ilk yapım tarihi 1326, yaptıranı Taceddin Mahmud Çelebi’dir. Ahşap çatılı olduğunu bildiğimiz bu cami 1419 yılındaki depremde yıkılmıştır. Cami ikinci kez 1491 yılında, bu defa Defterdar Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. 1612 yılında yaşanan yangında büyük hasar gören caminin onarımını Şemseddin Paşa yaptırmıştır. Cami 1688 yılında bir kez daha onarımdan geçirilmiştir. Camiye bugün kullanılan adını da veren bu onarımı Gümüşlüzade İbrahim Bey yaptırmış, bu zamandan sonra camiye Gümüşlü Camii denmiştir. Kuzey cephesine 1903 yılında bir son cemaat yeri eklenmiştir. Caminin kuzeydoğu köşesinde kesme taştan kare biçimli kaidesinin üzerinde tuğla örgülü silindirik minare bulunur. İç mekanın üzeri ise her yüzünde ikişer küçük pencerenin yer aldığı sekizgen bir kubbeyle örtülüdür. İç mekanın en dikkat çekici yanı burayı süsleyen kalemişi bezemelerdir. Bu bezemeler 1960 yılında yapılmıştır. [1]

Amasya darüşşifası ile birlikte Gümüşlü cami (1326) İlhanlı dönemi anıtları arasındadır [2]


Araştırılacak başlıklar:
1326 Taceddin Mahmud Çelebi - İnşaa
1491 Defterdar Mahmut Bey - Onarım
1612 Şemseddin Paşa - Onarım
1688 Gümüşlüzade İbrahim Bey - Onarım
1903 Onarım [3]
1960 Kalem işi bezemeleri yapan/yaptıran ?
1988 Restore [3]

Kaynak:
[1] panoramio.com/photo/76039964
[2] cavusogullari.net/amasya/ark_mim.htm
[3] Lonely Planet, Yazar: Verity Campbell, James Bainbridge, Sayfa 471-473
Sayfa: 1 ... 6 7 8 9 [10]