Gönderen Konu: NON-FİGÜRATİF SANAT  (Okunma sayısı 7378 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
NON-FİGÜRATİF SANAT
« : 21 Ocak 2009, 14:05:19 »
NON-FİGÜRATİF SANAT.(İng. Non-figurative art). Resmin yüzeyindeki biçimlerde figürsüz ifadeyi gerçekleştiren, doğa görüntülerine bağlı olmayan sanat akımıdır. 20. yüzyılda ortaya çıkan müzik ve görsel sanatlarda yaygın olarak kullanım alanı bulan soyut sanat, non-figüratif, abstre, non-objektif isimlerle de ifade edilir. Resimde, renklerin her hangi bir şeyi yansıtmaksızın, coşkusal bir çekicilik uyandırarak, hareketli ya da duran, çizgisel ya da biçimsel etkileri üzerinde durarak çalışılmasını gerçekleştirmiştir. Soyut resim, doğada olmayan biçimler, renk ve lekelerle yapılan bir çeşit çalışmadır. Renkler ve ışık kullanılarak kompozisyonlar oluşturulur. İlk Soyut Resmin kurucusu Kandinsky’dir.  Eşya, doğa ve canlıların görünüşlerinden faydalanmayı reddedip, resimde renk, çizgi ve düzlemleri düzenleyerek bunlarla heyecan verici kompozisyonlara ulaşmayı amaçlayan soyut sanatı ilk ortaya atan, 1910 yılında ilk eserini veren Kandinsky olmuştur. Soyut sanat ile non-figüratif sanatı birbirinden ayrı tutmak sorun olmuştur. Bu sanatın başlangıcı doğadandır,  sonu ise doğadan tamamen uzaklaşmıştır. Oysa  nonfigüratifte, başlangıçtan itibaren, doğaya bağlı olmadan  bir çalışma söz konusudur ve bu çalışmada, dünyadaki nesneler değil, renklerin, çizgilerin biçim düzenleri ifade edilir.

Ahmet Şişman- Sanat terimleri sözlüğü
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Soyut sanat
« Yanıtla #1 : 21 Ocak 2009, 14:05:48 »
1910 Yılında Kandinsky ile başlayan soyut sanat 20. Yüzyılın ilk yarısında görülen en önemli bireysel gösteridir. Soyut sanatın sözcüsü Michel Seuphor’a göre “Bir resimde günlük gerçek görülmüyorsa o resim soyuttur. Bir resmin soyut olabilmesi için doğa gerçeği ile tüm ilişkilerini kesmiş olması şarttır.” Soyut sanat Kant’ın “Akılcı Felsefesi” yani bu felsefeye göre eşyalar, zaman ve uzay mevcut değildir. Böyle olmakla beraber eşya ve olaylar bilinçsel olarak bir uzay ve zaman içinde tasarlanıyordu. Ayrıca Henri Bergson “sezgicilik” anlayışından yani eşya kavramını sezgi kavramıyla birleştiriyor ve eşyaları tanımlarken gerçekte kendi iç yaşantımızı da tanımlamış oluyoruz. SOYUT SANATIN DOĞUŞU Bazı sanatçılar Bergson’un sezgi sistemini şiddetle uyguladılar. Geleneksel perspektif tamamen terkedildi. Böylece madde uzayda kişisel biçim yada renk halinde kendini belirtmiş oldu. Bu kavram önce Kandinsky daha sonra ise Mondirian bu anlayışı uygulamışlardır.

Soyut sanat mekân fikrini ve figürü reddeden resmin konusu ne olursa olsun hiçbir doğa unsurunu ele almadan kendine yeten plastik olanaklarıyla kendi sanatçısını anlatmaya yeten bir anlayıştır. Kandinsky Monet’in “Ot Yığınları” adlı eserinden etkilenmiş ve nesnenin gerekliliğinin önemi hakkında içinde ilk şüphe oluştu. Kandinsky kendini nesneler dünyasından kurtarmış ilk soyut sanatçıdır. Sanatçının 1910 yılında yaptığı sanat tarihinde dış gerçekle ilintisi olmayan ilk soyut resim olarak kabul edilir. Sanatçı evinin duvarındaki resimlerinin birini baş aşağı görünce asılı resmin figürden kurtulmuş resim olduğunu keşfetmiş ve o anı şöyle anlatıyor. Henüz başlayan başlayan grup vakti idi. Paletlerimle çalışmadan yeni gelmiştim, dalgındım ve bitirdiğim çalışmamı düşünüyordum. işte bu sırada anlatılmayacak kadar güzel bir iç pırıltı ile parlayan bir tablo gördüm. İlkin hayretle durup kaldım, sonra hemen biçim ve renkten başka bir şey görmediğim ve içerikçe anlaşılmaz olan bu muammalı resme yaklaştım ve gördüm ki benim yapmış olduğum ve yanlamasına duvarda asılı duran tablo idi.Artık kesin olarak biliyordum ki obje resimlerime zararlı olmaktaydı. WASSİLY KANDİNSKY (1866-1944) Sanatçı Alman resminin lideri olup fovistlerden etkilenmiştir.İlk dönemlerinde Münih ve çevresindeki kırların manzaralarını yapmış. Bu dönemde ışık ve renk üzerinde çalışmıştır. Sanatçının duygusal soyutlamanın üç ana kaynağı vardır. İzlenim, Doğaçlama, Düzenleme soyut müziksel başlıklar adını 1910-1914 yılları arasında yaptığı resimlerine vermiştir. Birinci ve ikinci grupta sezgiye üçünçü grupta ise temel davranış olan komposizyon yaratışlarında iç dünyasından hareket ederek renk ve çizgi mantığıyla ele almıştır. 1910 ve 1921 yılları arasında ilk soyut çalışmaları ikinci kaynaktan çıkmış, bu dönemde canlı renkleri kullanmadığı görülür. Bu döneme dramatik dönemde denir.1910 yılına kadar yaptığı çalışmalar birinci kaynaktan olup fovist resimlerdir. Sonraki yılada mimari yapıda resim devri denmiştir. Bu dönemde renkler şiddetini korumakla birlikte biçim bakımından düz çizgiler, lekeler birer geometrik şekil haline girer.1925-1928 arasındaki resimlerine ise daireler hakimdir. Bundan sonraki dönemleri ise müziğin insanda uyandırdığı isimsiz ve sözcüksüz ahenk duygusunu renk ve biçimle anlatma yolunu bulduğu için “Müziksel Devre”denir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: NON-FİGÜRATİF SANAT
« Yanıtla #2 : 25 Mart 2012, 11:48:10 »
Sanata ve Sanat Kavramlarına Giriş (2011)
Ahmet Şişman


Sanata ve Sanat Kavramlarına Giriş (2006)
Ahmet Şişman

Sanat eserleri, insanlar için, insanlar tarafından yaratılmaktadır. İnsanın bir üretimidir ve insanlar için oluşturulmaktadır. Sanatın oluşturulması ise, esas olarak sanatçının, kendisini ifade etme ihtiyacından kaynaklanır. İzleyiciler de, eserde bulunan büyünün, ondaki ölümsüzlüğün, güzelliğin etkisi ile ona yaklaşmaktadırlar. Bu büyü bilinen değil duyulan ve hissedilendir. Sanatçılar içinde yaşadıkları toplumun ve yaşadıkları çağın akımlarına, durumlarına yeni soluklar getirme amacı ile eserlerini oluşturmuşlar ve oluşturmaya da devam etmektedirler. Onların yaşam ve güzellik anlayışlarının biçimlendiği eserler, izleyicilerin de dünyalarında uçuşan yıldızlar olacaktır. Bu yıldızların ışıltıları birbirlerinden doğal olarak farklı olacaktır. Ancak her birinin saçtığı ışık, insan tarafından oluşturulmuştur, insan için vardır ve insanlık için gereklidir. Bu çaba sürmelidir ve sürecektir.

Mağara döneminde yaşayan insanların içlerinde hissettikleri dürtü ile duvarlara çizdikleri ilk çizgiler sanat eseri sayılmasalar bile çok anlamlı yaratımlardır. Bu ilk çizimler üzerine eklenenler ile hiç kuşkusuz modern yaşamın birçok yaratısına kavuşulduğu düşünülebilir. Yaratımın bir anlamda ilk noktasıdır bu tür çabalar.

Duyarlı ilk insanın çabası ile başlayarak gelişen çalışmalardan kök alan ve insanlıkla sürecek olan sanat çalışmalarını anlamak için, hangi düşüncelerden kaynaklanarak geliştiğini bilinmesi yararlıdır.
midena pro tou telous makarize