Gönderen Konu: NAİF SANAT  (Okunma sayısı 4216 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
NAİF SANAT
« : 24 Ocak 2009, 00:13:14 »
NAİF SANAT

Naif (naiv) kelimesi, Latince, “nativus” sözcüğünden türetilmiştir. Bu kelime, doğal, yapmacıksız, saf ve yalın anlamına gelmektedir. 17.yüzyıldan sonraları edebiyatta ve şiirde kavram olarak değil sözcük anlamıyla ele alınmış ve Aleksandr Pop, David Caryl gibi edebiyatçılar tarafından kullanılmıştır. Plastik sanatlarda ise 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında, Henri Rousseau ve onu izleyen ressamların çalışmalarını ifade eden kavram olarak ele alınmıştır. Ancak son yıllarda naif sanatın sınırlarının çizilmesi konusunda çalışmalar olmuş ve bu sanat için “insite art” kelimesinin kullanılmasının daha uygun olacağı ifade edilmiştir. Latincedeki, “ insitus” sözcüğünden gelen “insite”  kelimesi yalın, saf anlamındadır. 



Genellikle uyguladığı tekniği, bir öğretim kurumundan kazanmamış ve kendi çabaları ile öğrenerek eserler veren sanatçıları ve bunların oluşturdukları sanat eserlerini ifade eder. Naif resim, çevre kültürlerinin, eğitimin, toplumsal olayların, içtenliğin, sadeliğin, yitirilmeyen çocuksu duyarlılığın etkinliğinde, içten gelen dürtüler ile ulaşılan otantik çıkışlı bir çalışmadır. Ancak eskiden beri söylenen, eğitim almamış, klasik eğitimden geçmemiş kişilerin oluşturdukları çalışmalar olarak nitelemek de eksik bir tanımlamadır. Bir çalışmanın naif özelliklere sahip olması için, akademik eğitim almayanların çalışması olması gerekir diye belirlemek, yeterli ve doğru değildir. Akademik eğitim almış, toplumun her kesiminden sanatçıların da naif özellikler taşıyan çalışmalar yapmaları mümkündür. Akademik eğitim almış naif duyarlılıktaki sanatçılar da, bu tarz eserler oluşturabilir.
 
19. yüzyıl öncesinde anonim olan bu sanatçılar, halk sanatlarının içinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. 19. yüzyıldan sonra sanat tarihi içinde yer almışlar ve anonim olmaktan kurtulmuşlardır. Akademik kuralların dışında bir anlayışla eserler verdiklerinden, ilk ortaya çıkışlarında alay ile karşılanmışlardır.
Naif sanat genellikle bir folklor zemininden beslenir. Anlatımcı ve süslemeci özellikler taşıyan halk resimleri, naif resmin kaynaklandığı yerlerdendir. Bu tür halk resimleri, anonim olarak çok eskilerden beri sürdürülmüştür ve naif resimler ile çok yakın benzerlikleri vardır.

Çocukların ve akıl hastalarının yaptığı resimler de naif resim ile benzer özelliklere sahiptir. Ancak bu çalışmaları naif resimden ayrı tutmak gerekir. Çocuk resimleri, bir dönem resmidir. Çocukların büyüyüp, kuralları benimsediklerinde bu çalışmaları değiştirdikleri görülür. Giderek coşkunluk içinde kullanılan renkler, leke düzenleri ve çizgi kullanımları kaybolur. Oysa naiflerin çocuksu mizaçları ile oluşturdukları eserler, sanatçılarının genel karakteri halindedir. Bu sanatı oluşturanların eserlerinde titiz bir çalışma, canlı renkler ve stilize edilmiş figürler ortak özellik olarak ortaya çıkar. Rüyalar, tarihi konular bu sanatçıların eserlerinde önemli bir yer tutar.



Naif resim bir akım ya da bir okul değildir. Kendine özgü, belirlenmiş kuralları ve ilkeleri de yoktur. Her sanatçının çalışmaları, kendince özellikler içindedir ve her sanatçı, resimsel ifadesini, kendi yetenekleri, duyarlılığı ve disiplinleri ile kendisi oluşturur. Bu eserlere yaklaşırken de her sanat eserini, kendi koşulları ve mantıkları içinde ele almak gerekir.

Naif sanat eserlerinde genellikle kompozisyon, perspektif, desen endişesi görülmez. İçtenlik temelinde, içgüdülerle, sezilerle ve çocuksu duyarlılıklarla yaratılan bu eserlerde sanatçılar, teknik kuralları bilmemelerine rağmen sanatçı tutkuları ile çalışırlar ve aşırı ayrıntıları eserlerine kaydederler. Çalışmalarının her köşesini doldurmak endişelerinin varlığı sezilir. Figürlerin oranları ve resim objeleri arasında bir oranlama endişesi de çoğu zaman yer almaz. Perspektif kurallarına genellikle uyulmadığından, resmin yüzeyindeki figürlerin mekânlar ile ilişkileri, akademik resimdeki gibi değildir ve sanki figürler havada asılı duruyormuş hissi verir.

Henri Rouseau ( 1844 - 1910 ), “ Gümrükçü” adı ile ünlenmiş ve ilk dünya çapında eserleri itibar gören naif ressamlardandır. Resim eğitimi yoktur. Gümrük dairesinde çalışırken bir yandan da boş zamanlarında resimler yapmış, tiyatro oyunları yazmış ve besteler yapmıştır. Eserlerini ilk kez 1885 yılında sergilediğinde ve bir yıl sonra bağımsızlar grubunun sergisine de katıldığında hor görülür ve eserleriyle alay edilir. Bu çalışmalarında Rousseau kendisinin hâkim olmadığı çizgisel perspektife yer vermemiştir. Ayrıntılar eş değerli olarak yan yana resmedilmiş olup merkezi bir görüş noktasında birleşmemiştir. Hiçbir kuramsal düşünceye dayanmayan içgüdüsel bu çalışma tarzı ona küçümsendiğinden dolayı “naif” isminin verilmesine yol açmıştır. Kendisini aşırı boyutlu bir figür olarak tablosunun ortasına oturttuğu “Ben Kendim, Portre-Manzarası” isimli otoportresiyle de tüm geleneklere karşı çıkmıştır. 1893 yılında işinden emekliye ayrılarak kendini tamamıyla resme vermiştir.1894 yılında “Savaş” isimli tablosuyla dikkati çekmeye başlar.1905 yıllarında sergilediği “ Bir Kaplanın Saldırısına Uğramış Gözcü”, “Aç Aslan” tabloları bir sansasyon olarak değerlendirilmiştir. Bunu izleyen yıllarda Rousseau stilize bitkiler, vahşi hayvanları konu alan düşsel çalışmaları ile ünlenmiştir. Yarı masalsı, yarı çocuksu özellikler taşıyan resimleri, gördüklerine hayallerini katarak ortaya çıkmıştır. Eserleri her türlü detayları içeren, nakış işlercesine yapılmıştır.  Sanat tarihçisi ve koleksiyoncu Wilhem Uhde, sanatçıyı destekleyince, 1906 yılından sonra koleksiyoncular Rousseau’nun eserlerine sahip olabilmek için birbirleriyle yarışa girmişlerdir.

Maurice Utrillo ( 1883 – 1955 ) , Akademik eğitim almamış ve atölyelerde çalışmamıştır. Desenleri bilgi eksiklikleri, gözlem yanlışlıkları ve perspektif hataları ile doludur. Ancak renkleri ile bunları kapatmıştır.  Eğitim almamsına rağmen sağlam kompozisyon bilgisi de gördükleri ve içgüdüleriyle oluşmuştur. Resimlerinde Montmarte sokaklarını ve şehir içi manzaralarını konu almıştır. İlk kez 1909 sonbahar sergisine katılır. O zamanın ünlü eleştirmen ve sanat tarihçilerinden Francis Jourdain ve Elie Faure onun hakkında olumlu yazılar yazmıştır. Ancak içki düşkünlüğü nedeniyle bir akıl hastanesine kapatılır. Uzun aralar ile akıl hastanesine girer ve resimlerini hem burada hem de dışarıda yapar. 1927 yılından sonra resimleri renklenir ve renkleri de canlılaşır. Paris’in sokaklarını resmeder. Bu nedenle de Paris ressamı olarak ismi yaygınlaşır. Dünyanın birinci sınıf ressamları arasına kabul edilir. 1930 yılında kendisine Legion d’Honneur nişanı verilir.

Fransa‘da Dominique Peyronnet, Jules Lefranc, Gürcü Pirosmanaşviliy, Alman Christien Peter Hansen ve Oluf Braren, Yugoslavya’da İvan Generaliç, önemli sayılan naif ressamlardandır.

    Edward Hicks (1780-1849)
    Henri Rousseau (1844-1910)
    Niko Pirosmani (1862-1918)
    Alfred Wallis (1855-1942)


Ahmet Şişman- sanata ve sanat kavramlarına giriş- Yaz yayınları- İstanbul-2006
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Pirosmani "Naif" Sanatta Bir Efsane / A Legend "Naive" Art
« Yanıtla #1 : 31 Ocak 2012, 15:06:25 »
Pirosmani "Naif" Sanatta Bir Efsane / A Legend "Naive" Art
R. Barış Kıbrıs
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Çocuklara Ressamlar: Henri Rousseau
« Yanıtla #2 : 31 Ocak 2012, 15:07:59 »
Çocuklara Ressamlar: Henri Rousseau
R. Barış Kıbrıs

Gümrükçü Rousseau'yu belki de ilk kez duyuyoruz. Ama birçok hayvan ve bitki figürünün aslında onun olduğunu bilmeliyiz. Cıvıl cıvıl bir doğa ve sevimli hayvanlar... Masal dünyasını anımsatan canlı renkli resimler...

Gümrükçü Rousseau'nun dünyasını keşfederken, manzara resimlerinin evrenini de keşfedeceksiniz. Sıkılmadan, öykü tadında ve ilginç detaylar eşliğinde. Çocuklarda görme, tarif etme ve yorumalam yeteneğini geliştirecek ve test edecek bir kitap.

Gümrükçü Rousseau'ya neden "gümrükçü" demişler?

Onun resimleri neden çocukların yaptığı resimlere benzer?

"Naif resim" ne demek?
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: NAİF SANAT
« Yanıtla #3 : 25 Mart 2012, 11:48:32 »
Sanata ve Sanat Kavramlarına Giriş (2011)
Ahmet Şişman


Sanata ve Sanat Kavramlarına Giriş (2006)
Ahmet Şişman

Sanat eserleri, insanlar için, insanlar tarafından yaratılmaktadır. İnsanın bir üretimidir ve insanlar için oluşturulmaktadır. Sanatın oluşturulması ise, esas olarak sanatçının, kendisini ifade etme ihtiyacından kaynaklanır. İzleyiciler de, eserde bulunan büyünün, ondaki ölümsüzlüğün, güzelliğin etkisi ile ona yaklaşmaktadırlar. Bu büyü bilinen değil duyulan ve hissedilendir. Sanatçılar içinde yaşadıkları toplumun ve yaşadıkları çağın akımlarına, durumlarına yeni soluklar getirme amacı ile eserlerini oluşturmuşlar ve oluşturmaya da devam etmektedirler. Onların yaşam ve güzellik anlayışlarının biçimlendiği eserler, izleyicilerin de dünyalarında uçuşan yıldızlar olacaktır. Bu yıldızların ışıltıları birbirlerinden doğal olarak farklı olacaktır. Ancak her birinin saçtığı ışık, insan tarafından oluşturulmuştur, insan için vardır ve insanlık için gereklidir. Bu çaba sürmelidir ve sürecektir.

Mağara döneminde yaşayan insanların içlerinde hissettikleri dürtü ile duvarlara çizdikleri ilk çizgiler sanat eseri sayılmasalar bile çok anlamlı yaratımlardır. Bu ilk çizimler üzerine eklenenler ile hiç kuşkusuz modern yaşamın birçok yaratısına kavuşulduğu düşünülebilir. Yaratımın bir anlamda ilk noktasıdır bu tür çabalar.

Duyarlı ilk insanın çabası ile başlayarak gelişen çalışmalardan kök alan ve insanlıkla sürecek olan sanat çalışmalarını anlamak için, hangi düşüncelerden kaynaklanarak geliştiğini bilinmesi yararlıdır.
midena pro tou telous makarize