Gönderen Konu: Sosyal realizm (toplumsal gerçekçilik)  (Okunma sayısı 12146 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Sosyal realizm (toplumsal gerçekçilik)
« : 24 Ocak 2009, 13:51:44 »
SOSYAL REALİZM.(İng. Social realism)
Sanatta bir partiye ve parti politikasına bağlı kalmadan, sosyal sorunları sanatçısının gerçekçi anlayışına bırakarak betimleme anlayışıdır. Politik tutumu, toplum eleştirisini genel toplumsallık anlayışı içinde ele alarak işler. Bu yanıyla Sosyalist Realizm’den ayrılır. 1930’lu yıllarda ABD’de gelişen bir akımdır. Sosyalist Realizm’de siyasi egemen olan parti hedefleri doğrultusundaki çalışmalar öne çıkarılıp desteklenirken, geniş anlamdaki Sosyal Realizm’de, toplumsal çerçeve içindeki bireysel anlatımlar öne çıkar. Daha dar anlamda da ABD’de Amerikan yaşamını anlatan resimleri ifade eder. Bu anlatımlarda da birey ile toplum arasındaki iki yönlü anlatım kaybedilmeden ele alınır. Toplumsal gerçekçilik olarak da bilinir.

Ahmet Şişman-Sanat Terimleri Sözlüğü

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Sosyal realizm
« Yanıtla #1 : 24 Ocak 2009, 13:52:01 »
ikinci sanayi devrimi ile başlayan süreç içerisinde 1920'lerde tohumları atılmış, ikinci dünya savaşı ile iyice şekillenmiş, great depression ile birlikte amerika'ya sıçramış bir sanatsal akımı olarak da ifade edilen bir terimdir. sizin de belirttiğiniz üzere yanlış bir şekilde sosyalist realizm ile sıklıkla karıştırılır ve ilişkilendirilir.

Toplumsal gerçekçilik, gerçekçilik (realizm) akımından boy vermiştir. Bu akımı gerçekçilik olarak tanımlayan Gustave Courbet‘dir (1819-1877). Kalıpsal güzelliği değil, gerçeği arayışıyla o sanatta bir devrime start vermiştir. Bu dönemde ortaçağa ruhunu veren idealizm yerini deney, gözlem vb. yönleriyle pozitivist ve akılcı yeni bir döneme, Rönesans’a bırakıyordu. Fransa’da ortaya çıkan görünen dünyanın incelenmesini önemseyen gerçekçilik akımı, kapitalistler ve onların sanat eleştirmenlerince eleştirilse de, giderek toplumu, çalışma yaşamını da gerçekçi bir yaklaşımla sanata taşır ve güçlenmeyi sürdürür.

kökleri daha çok 19. yy realizmine dayanır. işçi sınıfının (özellikle kadın ve çocuk işçiler) günlük yaşamı ile beslenir, onların dramatik çalışma koşulları, sosyal ilişkileri, yaşadıkları zorluklar can acıtan bir gerçeklikle resmedilir. akımın en onemli temsilcileri bernard buffet, francis gruber, eduard pignon ve fernand leger'dir.

Gerçekçilik, 19. yüzyılda Fransa’da toplumsal gerçekçiliğin ortaya çıkacağı koşulları hazırlamıştır. Sanatın toplumsal yönünün vurgulanması, tarihi gerçekleri ele alması vb. ile gerçekçilik akımından ayrılır. Konularını toplumun güncel yaşamından seçen sanatçılar, ele aldıkları konuyu toplumsal bir sorun olarak eserlerinin temasına dönüştürürler. Resmin toplumun sorunlarından yalıtık olamayacağı savunusuyla eserlerinde o soruna ilişkin duygu ve düşüncelerini plastik sanatların diliyle topluma iletirler. Resimlerindeki toplumsal mesajları, resmi yaklaşım yerine toplumun yaşam ve sorunlarının yanında duruşları, eleştirel yaklaşımları, daha önce belirtildiği üzere yer yer sosyalist gerçekçilikle karıştırılabilir.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Sosyal realizm
« Yanıtla #3 : 24 Ocak 2009, 13:53:19 »
toplumsal gerçekçilik
toplumcu gerçekçilik ile karıştırılmaması gereken bir kavramdır. bu karışıklığın temel nedeni, her iki kavramın da çalışan sınıfların yaşamını ve sorunlarını konu edinen sanat eserlerini adlandırmak için kullanılıyor olmasıdır. ne tuhaf haldir ki, her iki sanat anlayışı da hemen hemen aynı tarihlerde ama birbirine neredeyse siyah ve beyaz kadar yakın iki coğrafyada ortaya çıkmıştır. bu tezahürün zamandaşlığını vurgularken her ikisinin de devletin resmi ideolojisinin sanat aracılığıyla topluma empoze edilmesinde işlevselleştirilmesine dikkat çekmek istiyorum.

bu bağlamda, toplumsal gerçekçiliğin abd'deki 1929 ekonomik bunalımını izleyen döneme denk geldiğini belirtmek gerekir. otuzlarda ve kırklarda abd hükümetleri sanatı kendi siyasal programlarını halka kabul ettirmek, tepeden inme bir ulusal kültürel kimlik inşa etmek için kullanıyorlardı. aynı onyıllarda türkiye de benzer bir etkinlik içerisindeydi: köycülük ve halkçılık akımları birbirleriyle ortakyaşarlık içerisinde sanat ve edebiyatın dokusuna nüfuz etme sürecini yaşıyordu.

toplumcu gerçekçilik ise, kendi başlığında da anlatıldığı veya anlatılacağı üzere, ilk kez 1934 yılında sovyetler birliği'nde stalin tarafından kurumsallaştırılmış, sonraki yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerindeki komünist partiler de bu kurumsallaştırmaya katkıda bulunmuştur. toplumcu gerçekçilik, proleteryanın sınıf mücadelesinin sosyalist ilerlemeye katkısını sağlamayı amaçlayan sanat eserlerinin özelliklerini belirlemeyi ve bu ilkelere uygun sanat eserlerini desteklemeyi amaçlamıştır. türkiye'deki "köy romanı" akımını sovyet kökenli bu anlayış bağlamında ele almak gerekirse de köy romanlarını sadece toplumcu gerçekçi ölçütlere göre değerlendirmek elbette yetersiz kalacaktır.

türk edebiyatında bilhassa köy romanlarıyla gündeme taşınan ve seksenli yıllara dek türk edebiyatını hegemonyası altına alan gerçekçiliğin toplumsal gerçekçi mi yoksa toplumcu gerçekçi mi olduğu tartışması hâlâ sürmekte, yeni ve farklı eleştirel katkıları beklemektedir.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
1960 Darbesi ve Türk Sinemasında Toplumsal Gerçekçilik
« Yanıtla #4 : 02 Ocak 2012, 23:26:15 »
1960 Darbesi ve Türk Sinemasında Toplumsal Gerçekçilik
Aslı Daldal

Yazar, kendisine 2004 yılı Genç Sosyal Bilimciler Ödülü kazandıran eserinden yola çıkarak hazırladığı bu kitabında, Türkiye'de 1960 Darbesi sonrasında oratya çıkan toplumcu-ilerici atmosferin, Türk sinemasında toplumsal gerçekçilik akımının doğmasındaki etkisine ışık tutuyor ve bu bu akım hakkında detaylı bir inceleme sunuyor. Çok önemli bir sinema akımının tarafsız ve bilimsel bir gözle irdelendiği, akımın temel örnekleri olarak analiz edilen filmlerin eleştirel bir süzgeçten geçirilerek değerlendirildiği bu çalışmanın sosyal bilimler literatürüne yeni bir canlılık getirmesi umulmaktadır.S
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Sosyal realizm (toplumsal gerçekçilik)
« Yanıtla #5 : 25 Mart 2012, 11:48:49 »
Sanata ve Sanat Kavramlarına Giriş (2011)
Ahmet Şişman


Sanata ve Sanat Kavramlarına Giriş (2006)
Ahmet Şişman

Sanat eserleri, insanlar için, insanlar tarafından yaratılmaktadır. İnsanın bir üretimidir ve insanlar için oluşturulmaktadır. Sanatın oluşturulması ise, esas olarak sanatçının, kendisini ifade etme ihtiyacından kaynaklanır. İzleyiciler de, eserde bulunan büyünün, ondaki ölümsüzlüğün, güzelliğin etkisi ile ona yaklaşmaktadırlar. Bu büyü bilinen değil duyulan ve hissedilendir. Sanatçılar içinde yaşadıkları toplumun ve yaşadıkları çağın akımlarına, durumlarına yeni soluklar getirme amacı ile eserlerini oluşturmuşlar ve oluşturmaya da devam etmektedirler. Onların yaşam ve güzellik anlayışlarının biçimlendiği eserler, izleyicilerin de dünyalarında uçuşan yıldızlar olacaktır. Bu yıldızların ışıltıları birbirlerinden doğal olarak farklı olacaktır. Ancak her birinin saçtığı ışık, insan tarafından oluşturulmuştur, insan için vardır ve insanlık için gereklidir. Bu çaba sürmelidir ve sürecektir.

Mağara döneminde yaşayan insanların içlerinde hissettikleri dürtü ile duvarlara çizdikleri ilk çizgiler sanat eseri sayılmasalar bile çok anlamlı yaratımlardır. Bu ilk çizimler üzerine eklenenler ile hiç kuşkusuz modern yaşamın birçok yaratısına kavuşulduğu düşünülebilir. Yaratımın bir anlamda ilk noktasıdır bu tür çabalar.

Duyarlı ilk insanın çabası ile başlayarak gelişen çalışmalardan kök alan ve insanlıkla sürecek olan sanat çalışmalarını anlamak için, hangi düşüncelerden kaynaklanarak geliştiğini bilinmesi yararlıdır.
midena pro tou telous makarize