Gönderen Konu: İstanbul Türbeleri  (Okunma sayısı 21390 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: İstanbul Türbeleri
« Yanıtla #50 : 04 Şubat 2009, 22:11:38 »
Şair Şem’i Şem’ullah Efendi Türbesi (Üsküdar)
İstanbul ili Üsküdar ilçesi Eşref Saat Sokağı (Medrese Sokağı) ile Çeşme-i Cedid Sokağı’nın birleştiği yerde bulunan türbenin hacet penceresi üzerindeki kitabeden 1591–1592 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.



Şair Şem’i Şem’ullah Efendi, XVI. yüzyıl mutasavvıflarından olup Prizren’de doğmuş, buradaki mekteplerde ilahiyat dersleri vermiş, sonra Konya’ya giderek Mevlâna Celaleddin Rumi Dergâhı’nda feyz almıştır. Daha sonra İstanbul’a gelerek Şeyh Vefa Hankâhı’nda inzivaya çekilmiştir. Şeyh Vefa’nın halifesi Ali Dede’nin tarikatına intisap etmiştir.

Türbenin ilk hali hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yakın tarihlerde yenilenmiştir. Kare planlı bir yapıdır. Buradaki hacet penceresi üzerinde iki mısra halinde kitabesi bulunmaktadır.

Kitabe:
Rûşen etsin hane-i kalbin Hudâ
Şem'i'nin rûhuna kim kıla du'â.

Türbe içerisinde Şair Şem’i Şem’ullah Efendi’nin sandukası bulunmaktadır.


Merkez Efendi Türbesi (Zeytinburnu)
İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi, Merkez Efendi Mahallesi’nde Merkez Efendi Camisi içerisinde bulunan bu türbe, Merkez Efendi’nin 1551 yılında ölümünden sonra yaptırılmıştır.



Merkez Efendi’nin asıl ismi Musluhiddin olup, unvanı da Merkez’dir. Denizli’nin Sarhanlı Köyü’nde 1463’te dünyaya gelmiştir. İlköğretimini orada tamamladıktan sonra Bursa ve İstanbul medreselerinde ders görmüş, Uzır Bağdadi Velüyiddin Efendi ve Mevlâna Ahmed Paşa’dan ders almıştır. Tıp, Tefsir, Hadis ve Fıkıh öğrenimi gördükten sonra bir süre müderrislik yapmıştır. Bursa, Karaman ve Amasya’daki dergâhlardan tarikat icazeti almış ve sonra İstanbul’da Etyemez Dergâhı’nın şeyhi Mirza Baba’nın halifesi olmuştur. Daha sonra Kocamustafapaşa Dergâhı şeyhi Sümbül Efendi’ye intisap etmiştir. Aksaray’daki Kovacı Dede Zaviyesi şeyhi olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520–1566) annesi Hafsa Hatun’un Manisa’da 1494–1495 yılında yaptırdığı külliyenin yanındaki bu zaviyeye Sümbül Efendi tarafından şeyh olarak gönderilmiştir. Burada birçok öğrenci yetiştirmiş, hekimlik yapmıştır. Hafsa Sultan’ın hastalanması üzerine 41 baharattan oluşan mesir macununu yapmış ve sultana göndermiştir. Bu macunu yiyen sultan iyileşmiş ve macunun herkese dağıtılmasını istemiştir. Bunun üzerine 22 Mart günü zaviyenin yanındaki Sultan Camisi’nin minare ve kubbesinden halkın üzerine mesir macunu atmıştır. Bu gelenek günümüzde de sürmektedir.

Sümbül Efendi’nin 1529’da ölümü üzerine İstanbul’a gelerek Onun yerine şeyh olmuştur. Günümüzde türbe ve dergâhının olduğu yerdeki arsada bir kuyu açtırmış, ardından buraya bir tekke ve hamam yaptırmıştır. Dergâhın yanındaki cami Yavuz Sultan Selim’in kızı Şah Sultan tarafından 1572 yılında yaptırılmıştır.

Merkez Efendi’nin halk arasında yaygın olan Sümbül Efendi’ye bağlanması, Sümbül Efendi’nin talebelerinden çiçek istenmesi, Merkez Efendi’nin Sümbül Efendi’nin kızını istemesi, Sümbül Efendi’nin dergâhına şeyh olması, Ayasofya’da verdiği ilk vaaz, Hızır Aleyhisselâm ile bağlantısı, Şah Sultan’ın Merkez Efendi’ye bağlanması, Yerin altından gelen ses gibi menkıbeleri bulunmaktadır.

Merkez Efendi Türbesi, kendisinin yaptırmış olduğu cami-tevhidhane, çilehane, kuyu, şadırvan, mutfak, taamhane, derviş hücreleri, hünkâr köşkü ve hamamdan meydana gelen külliyenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Türbenin ilk yapıldığı durumu hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bugünkü türbe Sultan II. Mahmud (1808–1839) döneminde yeniden yapılmıştır. Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı türbe iki dikdörtgen bölüm halindedir. Bunlardan birinde Sultan II. Mahmud’un sandukası, diğerinde de dergâh şeyhlerinin ve ailelerinin sandukaları bulunmaktadır. Sonraki yıllarda asıl türbe kısmının kuzeydeki duvarı yıkılmış ve her iki bölüm birleştirilmiştir. Türbeleri birleştiren duvar yıkıldıktan sonra buraya iki sütunun taşıdığı üç kemerli bir ara bölüm eklenmiştir.

Türbe moloz taş ve tuğladan yapılmış olup, ampir özellikler göstermektedir. Kare planlı 7.50x7.50 m. ölçüsündedir. Türbenin batı cephesi mermer kaplıdır. Asıl türbenin üzeri ise içten bağdadi sıvalı, dıştan da kurşunlu bir kubbe ile örtülüdür. Sultan II. Mahmud döneminde, 1836 yılında ilave edilen ek bölüm ise kırma çatılıdır. Türbenin batı cephesinde çıkıntılı kilit taşları olan yuvarlak üç pencere bulunmaktadır. Merkez Efendi’ye ait olan türbenin duvarları kubbe eteğine kadar XIX. yüzyıl Avrupa çinileri ile kaplanmıştır. Kubbe içerisinde ise yıldızlı bir bezeme görülmektedir. Kubbe içerisindeki yazı Hattat M.Şevket Vahteti’nin eseridir. Merkez Efendi’nin sandukası ahşap parmaklıklar içerisine alınmış olup XVIII. yüzyıl üslubunda sedef ve bağa kakmalıdır. Sandukanın önünde de Hattat Aziz Efendi’nin yazdığı Osmanlıca bir levha bulunmaktadır:

Merhaba Ey Merkez-i Devran-ı Can
Merhaba Ey Kutb-u Kevneyn-i mekân
Zahir-ü batında nurun olmada
Aftab ve sen cümleye su’le feşan
Kıymetin bilinmekte acizdir ukûl
Ayni nûr-u Mustafasın bi güman
Doğsa şems garbden dedi Molla-yi Rum
Aynı hurşittir ki meşrikten doğan
Zarf değişse hak hakikat payidar
Gafil olma aç gözün bir gör ayan
Daire meydanda biz içindeyiz
Nur-u zahir körlere Merkez nihan
Lütfü ulviyetini tarif mahal
Çünkü bu tariften acizdir lisan
Aşık-ı hayranının şahım senin
Melceim sensin Habib-i müs’tean
Bendelikten etme azad bizleri
Daima kurban sana ken’an cenan


Türbe içerisinde Merkez Efendi, eşi Hatice Hanım, Şeyh Seyyid Muslihiddin Efendi, torunu Fatma Hatun, Şeyh Nureddin Efendi, Mustafa Efendi, Şeyh Ahmed Mesud Efendi, Şeyh Hüseyin Efendi, Sıdıka Hanım, Şeyh Ahmed Efendi ve Şeyh Nureddin Efendi gömülü bulunmaktadır.

Türbe günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, ziyarete açıktır.


Yenikapı Mevlevihane Türbesi (Zeytinburnu)
İstanbul Zeytinburnu ilçesinde bulunan Yenikapı Mevlevihane’sinin semahanesinin güneybatı köşesinde bulunan bu türbe 16.00x14.00 m. ölçüsündedir. Türbe içerisinde 40 Mevlevi dervişinin sandukası bulunmaktadır. Bunların içerisindeki Yenikapı Mevlevihane’sinin ilk postnişini Kemal Ahmed Dede’nin sandukası diğerlerinden daha büyük tutulmuştur. Ayrıca burada Ebubekir Çelebi, Dugani Ahmed Dede, Naci Ahmed Dede, Seyyid Ebubekir Dede ve Abdülahad Çelebizade Veled Çelebi’nin sandukaları vardır.

Türbe dikdörtgen planlı olup, dış cephesinde oymalı alınlıklar ve hacet penceresine yer verilmiştir. Türbe Kubbe-i Hadra’dan getirilmiş çinilerle bezenmiştir.


Abdurrahman Nafiz Paşa Türbesi (Zeytinburnu)
İstanbul Zeytinburnu ilçesi, Merkez Efendi Caddesi Yenikapı Mevlevihane’sinin bir bölümünü oluşturan Abdurrahman Nafiz Paşa Türbesi yanındaki kütüphane ile birlikte 1850 yılında yaptırılmıştır.



XIX. yüzyılda Maliye Nazırı olan Abdurrahman Nafiz Paşa’nın türbesi 5.00x5.00 m. ölçüsünde ampir üslubunda açık bir türbe görünümündedir. Kesme köfeki taşından olan türbenin çevresi on iki tane kare kesitli toskana başlıklı mermer sütunlarla çevrelenmiştir. Bu sütunlar kuzey, batı ve güney cephelerinde dörder tane olup, üzerlerindeki mermer bir lentoyu taşımaktadır. Bu sütunların arasındaki açıklıklar ise üzerleri stilize yapraklarla bezenmiş madeni tunç şebekelerle kapatılmıştır. Türbenin üzeri de yine madeni iskeletli tekne-tonoz biçiminde tel örgü ile örtülmüştür.

Türbenin içerisinde Abdurrahman Nafiz Paşa’nın mermer lahdi bulunmaktadır.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
İstanbul Türbeleri ve Ziyaret Yerleri Rehberi
« Yanıtla #51 : 04 Şubat 2009, 22:13:58 »
İstanbul Türbeleri ve Ziyaret Yerleri Rehberi
Serhat TEKSARI
Yazar



2005-İSTANBUL

Bilindiği gibi Türk ve İslam sanatı mimari eserlerinin en güzel örneklerinin bulunduğu İstanbul Türbeleri yıllarca ziyarete kapalı kaldıklarından, genellikle Türk okuyucularının bile merak ettikleri gizemli mekanlardır. Osmanlı Devletinde yediyüze kadar ulaşan türbelerden günümüze kadar ulaşabilenlerin sayısı 450 civarındadır. Bu kitapta 128 Türbeye ait geniş bilgiler, 487 Türbenin açık adresi vardır.

Not: Kitap içeriği forumda bulunan bilgilerden daha geniştir, muhakkak arşivinizde bulunması gereken güzel bir kaynak...