Gönderen Konu: Nümismatik nedir ?  (Okunma sayısı 2994 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Nümismatik nedir ?
« : 27 Ağustos 2010, 00:41:47 »


Nümismatik, sikke  ve madalyonların tarihi ve tanımıyla uğraşan; Tarih biliminin alt kolu olan bilim dalının adıdır. Sikke anlamına gelen Grekçe "nomisma"(Kurallara uygun, geçerli olan anlamına gelir.) ile Latince "numisma" kelimelerinden türemiştir. Sikkecilik olarak da adlandırılır. Para  ve paranın tarihi ile ilgili araştırmalar yapan bir bilim dalıdır. Bu bilim dalında uzman kişilere "Nümismat" adı verilir.Para koleksiyonculuğu da çoğu kez Nümismatik olarak adlandırılır.

Para koleksiyonculuğunun başlangıcı Romalılar'a dek ulaşır. Dünyaca ünlü Sezar, Pompeius ilk para koleksiyoncularındandır. Türkiye'de ise para kolleksiyonculuğu ancak 20. yüzyılın başlarında müzeciler tarafından başlatılmıştır. Türkiye'de de "Türk Nümismatik Derneği" adı ile kurulmuş olan dernek, tüm nümizmat ve para koleksiyoncularını bünyesinde barındırmaya çalışmaktadır.

İkinci anlamıyla nümizmatik alanı içine giren konular kısaca, madeni ve kâğıt paralar, madalyalar, nişanlar, hatıra madalyonları ve jetonlar gibi ana dallara ayrılır.


ARAŞTIRMA ALANI
Nümismatiğin en önemli nesnesi Sikke’dir. Fakat kâğıt para, Sikke’den önceki ödeme araçları ve madalyon, jeton ya da Tesserār’a (işaretler, ör. Boyalı işaretler) kadarki dini madalyonlar gibi Sikke benzeri diğer para formundaki değerli nesneler de Nümismatiğin araştırma alanına girer. Sikke benzeri nesnelerin arasında Paranumismatik ya da Exonumia da vardır.

Bugüne kadar, dönemine ait az sayıda yazılı kaynak aktarılmış olan çağlarda Sikke’ler oldukça büyük bir değere sahipti. Çünkü Sikke’ler ekonomi ve kültür tarihine ilişkin çok önemli kronolojik kaynaklar niteliğindeydi. Bu durum özellikle Eskiçağda Yunan ve Roma dönemi için, erken çağ, ortaçağ ve antik Akdeniz kültürleri dışında kalan bölgeler (Parthia ve İskitya İmparatorlukları) için geçerlidir.

Bu dönemler için Sikke buluntuları, hatta kazılar sırasında diğer nesnelerle birlikte bulunan ya da defineler arasında tesadüfen ele geçirilen Sikke’ler, arkeolojik araştırmayla elde edilen bulguların dönemsel düzenleme için tarihlendirilmesinde kullanılan önemli bir kaynaktır.

Bugüne kadar Sikke kalıntılarının kaynak materyalleri giderek arttığı için, yeni metotlarla çalışan, bölümün en dinamik alanını oluşturan buluntu Sikke’leri inceleyen gerçek bir Nümismatik alanı ortaya çıkmıştır. Erken dönemlerde de bulunan Sikke’ler (tekil bulgu ile kayıp bulgular) dikkate değer bulunmuş ve ayrıca buluntu dökümlerine (envanterlerine) de alınmıştır.

Ortaçağdan bu yana Nümismatik, gitgide artan yazılı kaynaklarla birlikte, hem tarihsel hem de toplumbilimsel yönleri olan para tarihiyle benzerliklere sahiptir. Çok değer kaybeden Sikke para, Nümismatiğin temel araştırma noktasıdır.

Nümismatiğin bir yandan özelleşmiş tarihi ve arkeolojik yan dallarla, diğer taraftan da Ekonomi Tarihi, Sosyal Tarih, Sanat Tarihi ya da İsim Bilimi gibi yan alanlarla çok sayıda bağlantıları vardır. Bilhassa Eskiçağ Tarihi bölümü içinde Nümismatik en önemli yardımcı bilimlerden biridir.

SİKKE
Madenin dökümüyle elde edilmiş yuvarlak “Sikke”, az bulunan değerli bir madenden yapıldığı için diğer takas mallarına oranla daha uzun ömürlü bir değere sahiptir.

Tahmini ilk metal paraların buluntularına Akdeniz bölgesi ve çevresinde rastlanmıştır ve buluntular İ.Ö. 2000 tarihine dayanmaktadır. İlk buluntular içerisinde bronzdan yapılan evcil hayvan motifleri de tespit edilmiştir.


SİKKELERİN ÖZELLİKLERİ
Sikkeler, devlet tarafından onaylanıp üretilen ödeme araçlarıdır. Modern sikkeler üzerinde üç yazıt bulunmaktadır: Ülke (yani Ülke Ortaklığı), değer (nominal ve para birimine göre) ve yıl. Bunun yanında istisnalar da bulunmaktadır: Bazı eski, yabancı, küçük sikke birimleri (örneğin Travancore’da 1949 yılına kadar basılmış tüm Cash-Sikke’ler). İsviçre Rappen’i (İsviçre Franken’inin alt birimi), para birimi içerisinde olmayan nominal bir değer taşımaktadır. 1965–1971 yılları, İngiliz Crown’u basımında oldukça önemli bir tarihtir. Crown’lar hem nominal bir değere sahiptir hem de para biriminin bir öğesidir. II. Elizabeth tasviri bulunan İngiliz Sikke’lerinde ülke belirtilmezken, seleflerinde hükümdarın unvanının bir bölümü olarak verilmiştir. Avro-Sikke’lerinin bir kısmında da ülke bilgisi verilmemiştir.

Sikke’nin ön yüzünde (Avers) devletin armasının da görülebildiği hükümdar kafası tasviri bulunmaktadır. Sikke’nin arka yüzünde (Revers) ise değer bilgisi bulunmaktadır. Sikke kenarları taraklı ya da yazılı olabilmektedir. Sikke yüzeyinde çıkıntıya (kenar çubuğu) çok nadir rastlanmaktadır. Nümismatik alanı sikke kenarındaki bir yazıyı Efsane olarak tanımlanmaktadır.


Abu (Sikke)
Abu (Arapça ‏أبو‎, DMG Abū, “Baba”), Levanten ticareti yoluyla Arap dilinin konuşulduğu bölgelerde kullanılan Avrupa sikkelerine verilen addır. Sikkelerin takma adlarının genellikle sikke betimlemeleriyle bir bağlantısı bulunmaktadır. Bu sebeple Maria-Theresien-Taler’i, Abu Kush (Kuşların Babası) ya da Abu Noukte (İncilerin Babası) olarak adlandırılır, bu yüzden kraliçenin elmaslı tacının üzerinde bir kartal pençesinde bir inci görmek mümkündür. Hollanda’nın aslan figürlü Taler’i Abu Kelb (Köpeklerin Babası) olarak adlandırılmaktadır, dört köşeli armalık Abu Taka (Pencerelerin Babası) ile İspanyol sekizlik Real paraları geçerlidir.

Sikke tarihinde Yeniçağ’a kadar, benzer şekilde gelişen değer kaybı süreçleri görülmektedir. Para, başlangıçta sikke formunda değerli maddeden yapılarak ortaya çıktığında ve takas değeri bu materyalin değerine uygun olduktan sonra, sikkeler daha küçük ve hafif ya da değerli ve daha az değerli materyal alaşımlarından üretilerek, materyal değeri takas değerinden daha düşük olan sikkeler şeklinde üretildi.
Ortaçağ Sikkeleri [değiştir]

Geç Antik Çağ’dan erken Orta Çağ’a kadar sikkelerin Avrupa’da kullanımı hızlı şekilde gerilemişti. Takas ticareti artmıştı ve büyük para ticaretleri yapılırken genellikle sikke olmayan metaller ile ödeme yöntemi kullanılıyordu. Standart para birimleri, farklı gruplardaki Bizans Solidus’u ve Siliqua’sı oldu. Yeni imparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu’nun yerine kuran Alman hükümdarlar çoğunlukla Bizans imparatorlarının dökme imtiyazını (kalıp şeklini) tanımışlar ve bunların kalıplarını taklit etmişlerdi. Sadece sikkelerin üzerine kendi isimlerini, monogramlarını ya da portrelerini tek tük bastırmışlardı. Büyük Karl 800 yılından önce altın ve gümüş para biriminden tek bir gümüş para birimine geçilen yeni bir sikke sistemi oluşturdu. Sadece Dinar ve Fenik kullanıma yeni girmiştir. Fenik’in farklı türlerinin olması ve sikkelerin gümüş içeriğinin azaltılmasının sonucu olarak, imparatorluk sikke hakkı kutsal Roma imparatorluğunda, dünyevi ve dini anlamda önemli bir nesne olarak oldukça geniş çaplı yayılma gösterdi.

12. yüzyılın ortasından 14. yüzyıla kadar Brakteat’lar, neredeyse tüm Almanca dilinin konuşulduğu (Ren Nehri etrafındaki bölgeler ve Alplerin çevresi hariç) bölgelerde kullanılan sikke çeşidiydi. Bu ince, tek tarafı basılmış gümüş fenik sikkeler, eski feniklerin büyük ölçüde hafiflemesini sağladı. Brakteat’lar zaman zaman “kötü anılmıştır”, bu da bu sikkelerin geçersiz sayıldığı anlamına gelmektedir ve sahipleri bunların az sayıdaki yeni sikkeler karşılığında değiştirilmesini talep etmişlerdir. %25’lere varan bir kesim bu sikkeleri reddetmiştir. Bu uygulama, o dönemde çokça başvurulan bir vergi yükseltme yöntemiydi.

Altın sikkeler Ortaçağ’da çok nadir dökülüyordu. İlk olarak 13. yüzyılda altın basımlar yapıldı. Bu gelişme İtalyan ticaret şehirlerinden başlamıştır. Fransa ve İngiltere’de altın sikkelerin kullanımı yaygınlaşmaya devam etmiş ve sikke parçalarının imparatorluk sikkelerinden fark edilir şekilde daha büyük olduğu gözlemlenmiştir. 13. yüzyılın diğer gelişmelerinden biri de Almanya’da Groschen’ın daha büyük gümüş sikke olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Groschen’in sikke resimleri, ilk defa o zamanki bölgenin prensliğinin izlerini de yansıtmaktaydı.

Alman sikke yasasında 1356 yılı önemli bir tarihtir. Bu tarihte imparator bir “altın boğa” ile derebeylerin ve dukalıkların sikke hakkını açık bir şekilde tanımış oldu. Daha önce, imparatorluğa bağlı olmayan Lübeck’e 1340 yılında ilk defa altın Gulden’lerin basımı konusunda taviz verilmişti. Bu tarihten 1871 yılına kadar Almanya’nın sikke tarihi çok yönlü olarak değerlendirmiştir, çünkü çok sayıda devlet kendi paralarını tedavüle çıkarmıştı. Sikkelerin ifade ettikleri konusunda edinilen bilgiler arkeolojik araştırmalarda oldukça fazla kullanılmaktadır. Çünkü kazı sırasında katmanlar, sikkeler yoluyla çok rahat tarihlendirilebilmektedir.

Alıntı
Ortaçağda ortaya çıkan bazı tanımlamalar şu şekildedir:

    * Heller: Mark’ın kullanıma girişine kadar Heller en küçük sikke/madeni para idi. Heller 1200’lü yıllarda ismini aldığı Schwäbisch Hall’de basılmıştır.
    * Pfennig, yani Denar
    * Kreuzer: Kreuzer ismini ön yüzündeki çift haçtan almıştır. 1873 yılında çıkarılmıştır.
    * Schilling, yani Groschen
    * Batzen
    * Pfund (İsmi ağırlık biriminden gelmektedir, bkz. Karlspfund) ya da: (Florentiner) Gulden (Madde ismi)
    * Taler (İsmi asıl basım yeri olan Joachimsthal’den gelmiştir.)

Diğer ülkelerde ise şu şekildedir:

    * Dukaten (Latince dux, ducis (m.): komutan, prens)
    * Louis d’or (Fransa, Kral Ludwig’den türetilen isim; Altından)

Kesin olarak değer bilgileri bulunmamaktadır, çünkü sikkelerin basımlarında saf metal içeriğinde değişmeler olmuştur; yani zamanla azalma olmuştur. Yöresel sikke basım hakkının sahipleri düşük saflık oranına sahip yeni sikkeler basmak için özellikle yüksek değerdeki sikkeleri azaltmışlardır. Ekonomik başarıların, krizlerin, savaşların ve salgınların etkisiyle sikkelerin alım gücünde de önemli ölçüde değişimler gözlenmiştir.

Ayırıcı Sikkeler (İtibari değeri olmayan sikkeler)
Ayırıcı sikkeler o dönemde madde değeri yasal değerinden daha az olan “kurant sikke”ler olarak adlandırılıyorlardı. “Ayırıcı sikke” kavramı “alıcının ve satıcının satış esnasında Heler ve Pfennig’i bölmesi” (bozuk para) anlamına geliyordu. 1915 yılından beri Almanya’da bugünkü Avro paraları dışında basılan tüm sikkeler “ayırıcı sikkeler”dir.

Tarih
Ayırıcı sikkelerin ilk öncüleri 16. yüzyılın sonlarına doğru, kruvazör gibi hala küçük Kurant sikkelerinin temelinin gözle görülür şekilde imparatorluk Taler’ine gerilediği ve büyük gümüş sikkelerin yasal nominal kuruna artık dikkat edilmediği dönemde ortaya çıkmıştır. Zirvede olduğu 1621- 1623 yılları arasındaki kriz döneminde küçük sikkelerden büyük sikkelere doğru bir kur gerilemesi görülmüştür. İlk olarak, devlet değer azalması görülen bu sikkeleri, kamusal kasalarda talep üzerine “tam” nominal değere dönüştürme görevini üstlendiğinde asıl modern “ayırıcı sikkeler” ortaya çıkmıştır ve 1700 yılına kadar son şekli verilmiştir.

Eskiçağ
Eskiçağ’da Roma İmparatorluğu’nun birleşmesinden sonra enflasyonla düşüşe geçen ve sonraki yönetimlerde de istikrarlı bir devlet yönetimi sağlanamadığı için kabul görmeyen Roma As’ı gibi öncü modern sikkeler vardı.

İ.Ö. 6. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar (Hint-) Çin’de, Kore’de ve Japonya’da tedavülde olan bakırdan, pirinçten ya da bronzdan genellikle kare şeklinde delinerek yapılan “Keş sikkeleri”ni ayırt edici sikkeleri olarak da düşünmek mümkündür. Bu sikkeler geçici olarak daha yüksek değerdeki ödemeler için ayrılmış olan Tael külçe sikkelerine paralel bir para birimi olarak da değerlendirilebilir.

19. Yüzyıl
Ayırıcı sikkeler yasal ödeme aracı olarak sınırlı sayıda kullanılıyordu. 1871 yılından önce genellikle, en küçük Kurant sikke tutarından daha fazla ayırıcı sikke almaya kimsenin ihtiyacı olmadığını öngören yönerge geçerliydi. Bu şekilde satın alma gücü düşmüş kurların Kurant sikkelere dönüşmesi için bu sikkeler üzerine “ayrıcı sikke” yazısının yanı sıra Kurantmünze’lere ilişkin yasal durum da basılmaktaydı. Resme bkz. “3 Pfenning 120 Thaler”.

Ayırıcı sikkeler sınıfına sadece bronz, bakır ya da farklı metallerden yazılmış sikkeler girmemekte; aynı zamanda 1871 yılından önce Almanya’da kullanımda olan gümüşten yapılmış Pfenning, Kruvazör ve Groş sikkeleri gibi çok sayıda gümüş sikkeler de dâhildi. Bir ayrıcı sikkenin gümüş içeriği %50’nin altında ise milyar sikkesi olma durumu söz konusudur. Ağırlıkta olan bakır kısmı fark edilir şekilde kırmızı renkte parıldadığı için gümüş ayırıcı sikkeler, sikke kurumundan teslim alınmadan önce, gümüş nitrat şarap tortusu çözeltisi içinde “beyaz” renk alana kadar kaynatılır. Ardından kısa bir kullanım süresinden sonra yüzeydeki zayıf saf gümüş katman kullanımından kısa bir süre sonra parlayana kadar tam değerli bir Kurant sikkesi gibi görünür.

Doğal para ya da para yerine geçen eşyalar
Doğal para ya da para yerine geçen eşyalar eskiden çok yaygındı ve tüm kültürlerde ve tüm çağlarda bulunabiliyordu. Değerli, faydalı ya da güzel şeyler vardı. Örneğin; Mikronezya’daki taş para (Steingeld), Yeni Gine’deki ve Güney Pasifik’teki yüzük ve ziynet parası, Afrika’daki İstiridye Para, Kuzey Amerika’daki Giyim Para ve tüm bölgelerdeki Metal Para. Bunlara ek olarak sığırlar, develer, keçiler, postlar, kamalar, kürekler, takı yüzükleri, özel taşlar, tuz ve daha birçok şey sayılabilir. Eşya paralardan biri de midyelerdir; özellikle 20. yüzyılın ortasında Afrika’da, Güney Asya’da ve Güney Adalarında yaygın olarak kullanılan Kauri midyeleridir. Çin’in 1950 yılındaki istilasına kadar Tibet’te arpa ya da buğday ile ödemeler yapılmıştır. Bu tür malların gitgide yayıldığı, ama artık kullanım eşyası olarak bunlara ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığında bu eşyaların küçük ve daha az değere sahip taklitleri ödeme aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Böylece bıçak para, kürek para ve benzeri ödeme araçları türemiştir.

İlk sahte paralar kemik, külte ya da yededen taklidi yapılmış midyelerdir ve bu midyeler İ.Ö. 2.000 yıllarında Çin’in ilk ödeme aracı olarak kullanılmıştır.

Bunlar, para öncesi dönemin ödeme türleridir. Ödenebilirlik, saklanabilirlik ve kolay taşınabilirlik özellikleri, önceleri değerlerinin muhafaza edilmesine göre materyallerin seçiminde, önemli bir role sahipti. Bu ihtiyaca uygun olarak, değer bakımından oldukça kalıcı ve kolay saklanabilir bronz ya da gümüşten çubuklar ve teller örnek verilebilir.
Döviz Tabelası [değiştir]

Döviz tabelası yalnızca sikkelerin göreceli değerlerini göstermektedir. Çok sayıda para birimi olduğu için farklı döviz sistemleri bulunmaktadır. Bu nedenle 1 Taler 20 ila 48 Schilling ya da Groschen değerine eşit gelmektedir. 1 Groschen’in bazen 12 Pfennig’den daha az ya da daha fazla bir değere sahip olduğu görülmektedir. 1 Taler de 1 Gulden’e eşit gelebilmektedir.

Sikkelerin Delinmesi
Bir sikkenin delinmesi için çok farklı sebepler olabilir. Delikler, sikkenin bir kolyede süs ya da muska/nazarlık olarak kullanılabilmesi için çoğunlukla sonradan yapılmaktadır. Kazanç sağlamak amacıyla belli başlı metaller, özellikle değerli madenler sikkelerin içeriğinden alınmak istendiğinde sonradan bu tür delme işlemleri yapılmıştır. Bu örneği geçerli/yürürlükteki sikkelerde ya da tedavül değeri metalin değerinin altında kalan sikkelerde görebiliriz. Koleksiyonculuk alanında sikkeler bu delme işlemi sebebiyle oldukça fazla değer kaybına uğramakta, hatta tamamen değersiz bir nesne haline gelmektedir.

Delme işlemi ayrıca sahte para üretimini tamamen önlemek amacıyla da yapılmaktadır. Norveç, Danimarka ve Çin gibi belli başlı ülkelerde çeşitli türlerdeki küçük demir paralar (küçük sikkeler) kendilerinden daha yüksek değerdeki sikkelerin kolayca ayırt edilebilmesi amacıyla orta kısımlarından delinmektedir. Avustralya’da ve Karaib Adaları’nda gümüş sikkelerin iç kısımları karartılmış ve sikkeler bu şekilde kullanıma sunulmuştur.

Sikke Metalleri
Temel olarak sikke yapımı için hemen hemen sadece altın, gümüş, bakır, bronz ya da pirinç kullanıldı. 1860 yılından itibaren demir, nikel, çinko, alüminyum ya da krom çeliği gibi farklı metallerin kullanımı artış gösterdi. Neredeyse tüm saf metaller, özellikle altın, gümüş ve alüminyum, aşınmaya karşı dayanıklılık gibi nedenlerden dolayı diğer metallerle alaşım oluşturularak kullanıldı (ayrıca bkz. altın ve gümüş (elektron) alaşımları). Bununla birlikte özellikle bakır, bakteri taşımazlık özelliği nedeniyle eski çağ ve günümüz sikke alaşımlarının önemli bir parçasıdır. Günümüzde en çok kullanılan sikke alaşımı, eskiden “yeni gümüş” olarak adlandırılan bakır nikeldir. Bronz ve pirinç alaşımları da sıklıkla kullanılmaktadır. Sadece muvakkat para (para yerine geçen karşılık) olarak kullanılan kalay, çinko ve kurşun gibi saf metaller de varlıklarını sürdürememiştir. Değerli madenlerin büyük bir kısmı, kimyasal-analitik tepkimeler aracılığıyla madensel bileşimleri belirleyen sikke ayarı yoluyla kesin olarak saptanmıştır.

Onlarca yıldır gümüş kaplamalı sikkeler ortaya çıkarılmaktadır. Nikel özünden kaplama olarak kullanılan bakır nikeli ("Otomat sikkeler” adıyla manyetik çekirdekli sikkeler) ya da bakır kaplamalı çelikten yapılmış 1 ve 2 Pfennig demir parayı buna örnek verebiliriz. Ayrıca günümüzde farklı renklerdeki alaşımlardan yapılan “Yüzük” ve “Hap” şeklindeki daire birleşimlerini da görmek mümkündür. Örneğin 1 ve 2 Avro demir paralar.

Tedavül değerleri, içerik değerleriyle (Metal Değeri) belirlenen sikkeler Kurant sikkesi olarak adlandırılır. Bu sikkeler (çoğunlukla 1915 yılından önce) altın oranı %50’den fazla olan sikkelerdir. Ayrıştırıcı özelliğe sahip sikke dediğimiz sikke türleri ise basım değerleri metal değerlerine eşit olmayan sikkelerdir. Bu tür sikkeler sıklıkla erken dönemde Billon alaşımından ya da bakırdan yapılırdı. Günümüzde kullanılan tüm demir paraların metal değeri genellikle nominal değerinin altındadır. Bu nedenle bunlar ayrıştırıcı özellikli sikkelerdir. Bu sikkeler, değerleri devlet tarafından güvenceye alınmış, günümüzde kullanılan demir paralar ve madalyalardır. Ayrıca bkz. Yatırım sikkeleri (külçe sikkeler).
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Nümismatik nedir ?
« Yanıtla #1 : 27 Ağustos 2010, 18:13:16 »
Liydia
İlk Sikke’ler Liydia krallığı döneminde İ.Ö. 650 ve 600 yılları arasında ödeme aracı olarak ortaya çıkmıştır (bkz: Krösus). Bunun yanında elektrondan (doğal olarak oluşan altın-gümüş alaşımı) şekilsiz parçaların ilk hallerinin resmedildiği de görülmüştür.

Sikke’ler üzerine resim yapımı İ.Ö. 600’lü yıllarda başlamıştır. Ardından bu Sikke’leri farklı boyutlarda ve değerlerde altın Sikke’lerin yapımı takip etmiştir.

Yunanistan
İlk gümüş Sikke’ler İ.Ö. 550’li yıllarda Anadolu’da ve Yunan adası Aiginia’da şekillendirilir. İ.Ö. 400’lü yıllara kadar Sikke Yunanistan’da takas aracı olarak kullanılmaya başlanır. Ayrıca tek bir Sikke usulü mevcut değildir, aksine her bir bölgede ayrı Sikke çeşitleri hâkimdir. Zamanla 17 gram ağırlığındaki, Attika bölgesinde geçerli olan Sikke’ler (Obolos: Yunan parası Drahmi'nin 1/6'sı, gümüş meteliktir) yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hükümdarların Sikke’ler üzerinde ilk olarak tasviri Büyük İskender’le beraber Yunan anakarasında ve Diadochoi (on iki selefler) krallıklarında ortaya çıkar. Gümüş önemli bir hammadde olarak kalır, daha küçük Sikke’ler için zamanla bakır kullanılmaya başlanır.

Çin
Antik dönemde Çin’de Kauri parası, bilinen ilk ödeme aracı olmuştur. Shang-Hükümdarlığında da basit bronz parçalarının kullanımı yaygınlaşmış ve geç Zhou-Hükümdarlığında da (İ.Ö. 500) ilk kez bıçak ve kürek şeklindeki sikkelerin kullanımına başlanmıştır. İlk imparator Qin Shi Huangdi, İ.Ö. 221 yılında imparatorluğun birleşmesinin ardından iki yüz yıl kullanılan yuvarlak delik sikkelerden ortak bir bakır para birimini standartlaştırmıştır.

Roma Sikkeleri
Roma imparatorluğu'nun ilk Sikke’leri İ.Ö. 3. yüzyıla dayanır ve bakır ya da bronzdan dökülmüştür. Yarım kilo ağırlığında büyük bakır parçalar (Aes Grave, Türkçesi “ağır bakır”) dökülmüştür. Önceleri üzerinde boğa, kalkan ya da silah motifleri bulunan Sikke’lerle ödeme yapılmıştır. İlk gümüş sikkeler Yunan örneklerine göre yapılmış ve öncülerinin (yaratıcılarının) isimlerini almışlardır. Bronz balyaları geçerliğini kaybettikten sonra bu para birimi bütününü takip eden tüm eski Roma Sikke’leri arka yüzlerinde, Antium donanmasının kuşatmasını anımsatan tekne motifine ve ön yüzlerinde farklı tanrı motifleri ile işlenmiştir. İlk Roma gümüş Sikke’si İ.Ö. 269 yılında tedavüle girer. Fakat gümüş Sikke’lere daha büyük boyutta kalıp çıkarılması işlemi İ.Ö. 210’lu yıllarda Denarius ile birlikte yapılır. Julius Iulius Caesar, Roma Sikkeleri üzerine motif olarak kullanılan ilk insandır (İ.Ö. 44).

İmparatorluk döneminde altın (Aureus), gümüş (Denarius), pirinç (Sestertius ve Dupondius), bakır (As) Sikke’ler basılır. Asker imparatorlar döneminde Dinar’ın yerini yavaş yavaş gümüş Antoninianus alır. Diocletianus (İ.S. 284-305) imparatorluğu hâkimiyetinde Argentus ve Nummus ile Follis Sikkeleri gibi Sikke türleri eklenir. Roma Sikke’lerinin üretiminde imparatorlar döneminde bariz bir oranda azalma görülür. 4. yüzyılın başından itibaren kıymetli taşlarla bezeli Diadem, defne çelengi yerine Sikke’lerin ön yüzlerinde kullanılmaya başlanır. İmparatorların yüzleri bu dönemde genellikle daha kötü resmedilmekteydi. Bu imparatorların Diadem’lerinin, Sikke’leri üzerindeki normal bir betimlemeden daha önemli olduğunun bir göstergesidir. Batı Roma imparatorluğu Sikke’leri üzerinde zaman içinde yazım hataları da görülmeye başlanmıştır. Çünkü Sikke yapımcıları çok kötü Latince konuşuyor ve yazıyorlardır. Doğu Roma Sikkeleri Roma imparatorluk örneklerinden uzaklaşmış ve kendi resmi diline kavuşur (bkz. Bizans). Kavimler göçünün Alman devletleri, kısmen hem Doğu hem de Batı Roma’nın örneklerine bağlı Sikke’ler basıyorlardı.

Ortaçağ
Geç antik Çağdan erken ortaçağa kadar Sikkelerin Avrupa’da kullanımı hızlı şekilde gerilemiştir. Takas ticareti artınca büyük para işlerinde genellikle Sikke olmayan metaller ile ödeme yöntemini kullanıyordu. Standart para birimleri farklı gruplardaki Bizans Solidus’u ve Siliqua’sı idi. Yeni imparatorluğu batı Roma imparatorluğunun yerine kuran Alman hükümdarlar çoğunlukla Bizans hükümdarlarının döküm öncelik hakkını (kalıp şeklini) tanımışlar ve bunların kalıplarını taklit etmişlerdir. Sadece Sikke’lerin üzerine kendi isimlerini, amblemlerini ya da portrelerini tek tük bastırmışlardır. Büyük Karl 800 yılından önce altın ve gümüş para biriminden tek bir gümüş para birimine geçilen yeni bir Sikke sistemi oluşturmuştur. Sadece dinar ve fenik yeni kullanıma girmiştir. Fenik’in farklı türlerinin olması ve Sikkelerin gümüş içeriğinin azaltılmasının sonucu olarak, imparatorluk sikke ve demir para basma hakkı kutsal Roma imparatorluğunda, dünyevi ve dini anlamda önemli bir nesne olarak oldukça geniş çaplı yayılma göstermiştir.

12. yüzyılın ortasından 14. yüzyıla doğru Brakteaten’ler, neredeyse tüm Almanca dilinin konuşulduğu (Ren nehri etrafındaki bölgeler ve Alplerin çevresi hariç) bölgelerde kullanılan Sikke çeşidi idi. Bu ince, tek tarafı basılmış gümüş fenik Sikke’ler, eski feniklerin büyük ölçüde hafiflemesini sağlamıştır. Brakteaten’ler zaman zaman “kötü anılmıştır”, bu da geçersiz sayıldığı anlamına gelmektedir ve sahipleri bunların az sayıdaki yeni Sikke’ler karşılığında değiştirilmesini talep etmişlerdir. % 25lere varan bir kesim bu Sikke’leri reddetmiştir. Bu uygulama, o dönemin çokça uygulanan bir vergi yükseltme yöntemi olmuştur.

Altın Sikkeler Ortaçağ’da çok nadir dökülüyordu. İlk olarak 13. yüzyılda altın baskılar yapılmıştır. Bu gelişme İtalyan ticaret şehirlerinden başlamıştır. Fransa ve İngiltere’de altın Sikkelerin kullanımı yaygınlaşmaya devam etmiş ve Sikke parçalarının imparatorluk Sikkelerinden fark edilir şekilde daha büyük olduğu gözlemlenmiştir. 13. yüzyılın diğer gelişmelerinden biri de Almanya’da Groschen’ın daha büyük gümüş Sikke olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Groschen’in Sikke resimleri, ilk defa o zamanki bölgenin emirliğinin (prenslik) izlerini de yansıtmaktaydı. Alman sikke ve demir para basma hakkı bağlamında 1356 yılı önemli bir tarihtir. Bu tarihte imparator bir “altın boğa” ile Kurfürsten’in söz konusu hakkı açık bir şekilde tanımış oldu. Daha önce, imparatorluğa bağlı olmayan Lübeck’e 1340 yılında ilk defa altın madeninden Gulden’lerin basımı konusunda taviz verilmişti. Bu tarihten 1871 yılına kadar Almanya’nın Sikke tarihi çok yönlü olarak değerlendirmektedir, çünkü çok sayıda devlet kendi paralarını tedavüle çıkarmıştı.

Roma Para Birimi
Roma Para Birimi dendiğinde, eski çağda Roma imparatorluğunda yaygın olan ödeme araçlarının bütünü akla gelmektedir. Ortak para biriminden önce ekonomi temel olarak iki değer formuna bağlıydı: Roma’da “para” yerine isim olarak türetilmiş ve düzensiz şekillerdeki bronz parçalar olan ve Aes rude olarak adlandırılan Rindern (lat. pecus). Bu sade sikkenin değeri ağırlığı ölçülerek belirleniyordu, çünkü bu dönemde tek bir birim mevcut değildi. Paranın hangi dönemden itibaren yaygın olduğu bugüne dek belirsizdi, bununla birlikte İ.Ö. 406 yılındaki Veji kuşatmasından beri Roma ordusu askerlerinin ödemelerinin Aes rude ile yapıldığı da yazılı olarak kanıtlanmıştır. Bu da Aes rude’nin önceden de oldukça sık kullanıldığını kanıtlamaktadır.

Roma hükümetinin ilk parası İ.Ö. 4. yüzyıldandır. Aes signatum olarak adlandırılan dikdörtgen olarak dökülen “ROMANOM” yazısıyla işaretlenen Bronz külçeler vardı ve genellikle Roma’da dökülürdü. Bu külçelerin ağırlıkları aslında beş roma pfund’una (pfund: yarım kilo) denk gelmesine rağmen, külçelerin çok çeşit ağırlıkları vardı. Başlangıçta külçelerin yalnızca bir tarafı işleniyordu, daha sonra diğer tarafı da işlenmeye başlandı. Külçelerin asıl işlevlerinin farklı şekillerde yorumlanmaktadır; külçeler bir ödeme aracı olmalarına rağmen sikke değildiler, çünkü beş Roma Pfund’unun (beş yarım kilosu) ağırlık birimlerine uygun değillerdi. Külçeler tek bir para biriminin uygulamaya geçişinden sonra gitgide değer kaybetti, İ.Ö. 250 yıllarında basıma başlandı.