Gönderen Konu: İlk Sikkeler  (Okunma sayısı 2894 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 735
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
İlk Sikkeler
« : 27 Ağustos 2010, 18:25:10 »
İ.S. 2. yüzyıllarda yaşamış bir konsül olan Pomponius’a göre ilk sikke ustaları İ.Ö. 289 yılında ortaya çıkmışlar. Bu ustalar sikkeleri “triumviri aere argento auro flando feriundo”nun kısaltması olan ve “III. VIR. AAAFF“ işaretleriyle damgalamışlardır. Bu damga “Bu üçü (Sikke ustaları) bronz, gümüş ve altının eritilmesi ve damgalanmasından sorumludurlar” gibi önemli bir anlam içermektedirler.

Suda’ya göre Roma sikkelerinin mevkii Kapitol’de Juno Moneta tapınağıdır. Bu dönemde Romalılar sikke damgalamayı çok iyi biliyorlardı, Yunan Kolonileri İtalya’da Metapont, Crotone ve Sybaris İ.Ö. 500lü yıllarda, Napoli de İ.Ö. 450li yıllarda sikke basmıştır. Roma İ.Ö. 4. yüzyılda orta İtalya’nın büyük bir bölümünü zapt etmişti. Sikke yerlerinde büyük miktarda bronz sikkeler basılmıştır, nispeten de az miktarda gümüş sikkelerin basıldığı görülmektedir.

Bugün Aes grave adıyla tanınan bronz sikkeler için bir sistem yürütülmüştü. Farklı büyüklükte olmaları nedeniyle ve fazla dökülmelerine rağmen az damgalanıyor olmaları ve Akdeniz bölgesinde bu dönemde damgalanan diğer sikkelere göre daha fazla Roma özelliği taşımaları ve kısmen daha kaba ve barbar bir tarzda olmaları nedeniyle diğerlerinden kolayca ayırt edilebiliyorlardı. Başlangıçta para Fiat Money idi ve ticari sisteme bağlıydılar. Bu da As’nin bir Roma Pfund’u ağırlığında olduğu anlamına geliyordu. Bir Roma Pfund’u Unciae’lara ayrılıyordu. 12 Unciae bir Roma Pfund’unun bir araya gelmesinden oluşuyordu. Uncia 12 Roma Pfund’unu temsil ediyordu ve aynı zamanda bir sikke birimiydi. Bu durum İ.Ö. 270li yıllarda Aes grave’nin ağırlığına göre 10 Unciae’ye dönüşerek değişiklik gösterdi. Aynı zamanda ikinci Punya savaşı sırasında 5 Unciae ve İ.Ö. 211 yılında da 1 ila 1,5 Unciae’ya kadar düşüş yaşadı.

Aes grave’ler, Roma sikke damgalamasının başlangıcına kadar işaretlenmemişlerdi, ilk olarak İ.Ö. 210 yılında sikke ustalarının ilk kısaltma damgası/simgesel motif ortaya çıkmıştır. İlk Roma sikkelerinin tümü arka taraflarında gemi iskeleti motifi bulunmaktaydı. Bu motif bize Antium donanmasının kuşatmasını hatırlatmaktadır. Sikkenin ön kısmında farklı tanrı motifleri bulunmaktadır. İ.Ö. 110lu yıllarda farklı sikke dizileri çıkarılmıştır. Her bir diziye ait tüm sikkeler başak motifi ya da onu yapan kişinin portresi gibi belirli işaretler taşıyorlardı. Her bir dizi, sıklıkla en büyük sikke birimi olarak Dinar içeriyordu. Ardından As (birli), Semis (çifte), Triens (üçlü), Quadrans (dörtlü), Sextans (altılı), Uncia ve bazen de Semuncia görülmektedir. İmparatorluğun son döneminde bu diziler neredeyse hiç damgalanmamıştır. Sextans ve Uncia gibi küçük birimlerin damgası yapılmıştır.

Yunan Formunda Sikke Damgalamaları
Yunan formundaki bronz sikkeler İ.Ö. 300 yılında “PΩMAIΩN” yazıtıyla az miktarda damgalanmıştır. Günümüzde bu sikkelerden çok az bulunmaktadır. Bu sikkelerin Roma’nın emriyle Napoli’de damgalandığı sanılmaktadır; Napoliten para birimi gibi kendilerine özgü şekilleri bulunmaktaydı. Bu sikkeler İ.Ö. 312 yılında, Roma’ya ulaşmada başlıca anayol işlevi gören Via Appia inşasının başlamasını sağlamıştı.

İ.Ö. 281 yılında Roma’da Tarent’e karşı bir savaş başladı; Tarent’liler Pyrrhus’un desteğini talep ettiler. Bu bağlamda Roma bir Roma Didrachme’sine eşdeğer ilk gümüş sikkelerinin basımını başlattı.

Bu sikkenin Avers’inde (ön) sol tarafa bakan, sakallı, Korint miğferi takan, savaş tanrısı Mars başı görülmektedir. Revers (arka) üzerinde “ROMANO” yazıtıyla sağa bakan, arkasında bir başak bulunan bir at kafası resmedilmişti.

Bu sikke büyük oranda kullanıldığı Magna Graecia ve Roma’nın da içinde bulunduğu Campagna bölgesinde basılmıştı. Bu damgalamanın gelişmiş bir tarz olduğu açıktır; Pyrrhus Savaşı’nda Roma askeri birliklerinin ve müttefiklerinin ödemelerinin, yunan sikkelerinin dağılımı için İtalya’daki Apennin’in güneyindeki bölgelerde yapıldığı görülmektedir. Günümüzde bu sikkenin Napoli’de döküldüğü sanılmaktadır, çünkü bu sikke o dönemdeki 7,3gr’lık sikke standardına uygundu. İtalya’da Metapont’da, Tarent’de ve diğer güney şehirlerinde standart sikke ölçüsü 7,9gr idi, fakat Pyrrhus savaşı sırasında 6,6gr’a gerilemiştir. Eskiden bu sikke türünün basım yerinin Metapont olduğu varsayılmaktaydı, çünkü Metapont’dan olan sikkelerin üzerinde başaklara sıklıkla rastlanıyordu. Bir diğer belirteç ise Leukippus’un kafasına benzeyen, sikke türlerinden birinin üzerine resmedilmiş, Metapont’da eski dönemde basılmış Mars tanrısı başıdır.

Sonraki yıllarda daha başka gümüş sikkeler üretilmiştir. Sadece sikkeler üzerindeki motifler değil, ayrıca birim ölçüler de yunan sikke basımından yola çıkılarak yapılmıştır. İlk gümüş sikkeler Drachme ya da Didrachme olarak adlandırılır. Roma’da damgalandığı anlaşılan ilk Roma gümüş sikkeleri İ.Ö. 269 yılında dökülmüştür. Bu sikkenin tarihlendirilmesi, sikkenin damgası üzerindeki amblem o yılın konsüllerine uygun olduğu için o tarihe denk getirilerek üretilmiştir. Konsüllerin ismi Quintus, Ogulnius, Gallus ve onun erkek kardeşi Cnaeus Ogulnius Pictor idi.

Bunlar Ädilen para dağıtım evi olarak görev yapmışlardır; kazançların bir kısmı şehrin kurucuları Romulus ve Remus’un dişi bir kurt tarafından emzirilmelerini tasvir eden heykellerinin Ficus Ruminalis yakınına yapımımı için kullanılmıştır. Sikkenin ön yüzünde sağ tarafa bakan Herkül heykelini, arka yüzünde de dişi bir kurt tarafından emzirilen ikizler Romulus ve Remus’un tasvirleri görülebilmektedir. Aslan kürkü ve gülleli balta ile resmedilmiş Herkül, tanrısal koruyucu kişisi konumundaydı. Bazı tarihçiler, elli yıl sonra bu Didrachme’nin değerinin, elli yıl sonra bile tedavülde olan Denar gibi on As değerine denk geldiğini düşünmektedir. Bu varsayım Pinius’un İ.S. 1. yüzyılda kabulüne dayanmaktadır. Bazı tarihçiler de bu sikkelerde Denar’ın değil, Diadrachme’nin geçerli olduğunu düşünmektedir.

Roma Sikkeleri Quadrigatus’un çıkışına kadar az miktarda dökülmüştür. Quadrigatus İ.Ö. 235 yılından beri gerçek kaplama şeklinde üretilmiştir. Bu sikke biriminin ismi tanrıça Victoria’nın Quadriga içinde seyahat ederkenki tasvirinin görülebileceği Revers’den türemiştir. Bu sikke birimi 20 yıl boyunca çok miktarda basılmıştır. Sikkenin gümüş oranı Punya savaşı sırasında %30’a düşürülmüştür.

Dinar, Quinar, Sesterz ve Altın-Asse’nin ortaya çıkışı
Roma İmparatorluğunun dört yüzyıldan fazla süre lider para birimi olan Dinar, İ.Ö. 211 yılında kullanıma girdi. Bu birim, başlangıçta büyük miktarlarda basıldı; bu basım için gerekli gümüş İ.Ö. 210 yılında Syrakus’un yağmalanmasından elde edilmiştir. Dinar on Asse’ye değer gelmektedir ve X değer sayısıyla nitelendirilmektedir. Ağırlığı 4,5 gr, değeri ise yetmiş iki Roma Poundudur.

Bununla beraber iki ayrı sikke birimi basılmıştır: Biri bir Dinar’ın yarısına eşit değerde olan ve V değer sayısıyla nitelendirilen Quinarius nummus, diğeri ise bir Dinar’ın dörtte birine eşit değerde olan ve IIS değer sayısı ile nitelendirilen Sesterz’dir. Tüm bu birimlerin ön yüzlerinde tanrıça Roma’nın miğferli başı görülebilmektedir. Arka yüzünde ise at binen Dioskur’lar (dostlar) resmedilmiştir (Regillus lacus savaşına sözde katılımları üzerine bir îma).

Dinar’ın şekli çok çeşitlidir; çünkü her bir sikke ustası sikkelere dilediği gibi şekil verebilmekteydi. Bu “Aile Sikkeleri”nin üzerinde çoğunlukla mitolojiden ve Roma tarihinden motiflerin yanı sıra sikke ustasının atalarının da motifleri bulunmaktadır. Julius Caesar İ.Ö. 44 yılında şubat ayı başında ölüm yıldönümünde Roma sikkesi üzerine resmedilen ilk kişidir. Caesar ölümüne kadarki dönemde kısa süre içinde büyük miktarda “kendi” sikkesini bastırmıştır. Sonraki dönemlerde Romalı politikacıların da portrelerinin resmedilmesi sıklık kazanmıştır, ilkin Konsüller sikkeleri diye adlandırılan (aile sikkeleri de denir) sikkeler üzerinde eşlerinin de resmedildiği görülmektedir.

Bronz-Asse’lerin basımları devam etmiştir. Bu sikke birimlerinin standart ağırlıkları 55 gram gelmekle beraber bu ağırlık çok geçmeden Roma Pound’unun on ikide birine denk gelecek şekilde 32 grama düşürülmüştür. O dönemde askerlerin ücretlerinin ödenmesinde kullanılan Asse, diğer para birimlerine göre daha fazla sayıda basılıyordu. Bu ödemelerde Asse oldukça önemli bir yere sahipti.

İlk Roma altın sikkeleri İ.Ö. 216 yılında basılmıştır. Bu sikkelerin birimleri Stater ve yarım stater olarak adlandırılıyordu ve her ikisi de Roma’da basılıyordu. Bu basımlarda sikkelerin ön yüzlerinde Dioskur’ların (dostlar) (muzaffer olanı simgeleyen) defne çelenkli başları resmedilmiştir. Arka yüzlerinde ise üç kişi görülmektedir: Bir Romalı, bir Italikalı ve dize çöken biri; iki tarafında da ayakta duranlar vardır, ve kendisi kılıçla bir domuzu tutar. Bu tasvirin altında ise “ROMA” yazısı vardır; çünkü ikinci Punya savaşı sırasında Kartacalı General Hannibal ilerlemeye devam ederken, Roma İtalyan müttefiki ile Hannibal’a karşı birlik oldu. Bu tasvir ayrıca Cannae Savaşı zamanında yeni birliklerin silâhaltına çağrılmasıyla bir bağlantısı olan Roma Andı olarak da yorumlanabilir.

Bu birim İ.Ö. 213 yılında “altın -Asse” diye adlandırılan sikke türü ile değiştirilmiştir. Altın asse üç farklı değer katmanına sahiptir: XX değer işaretiyle 20, XXXX değer işaretiyle 40 ve ↓X değer işaretiyle de 60. tüm bu sikkelerin ön yüzlerinde miğferli, sakallı bir Mars başı, arka yüzlerinde ise yıldırım işareti üzerinde kanatlarını açmış bir kartal bulunmaktadır; kartal tasviri muhtemelen İ.Ö. 3. yüzyıldan beri Ptolemaios sikkeleri üzerine basılan kartal tasviri ile bağlantılıdır. Bunun yanında IV. Ptolemaios’un bu sikkeler için altın kullanımını hizmete sunduğu ve bu şekilde savaşta Kartacalıların yanında yer alan V. Philipp’in bu tavrına bir ceza vermek istediği sanılmaktadır.

Aynı dönemde çok miktarda, diğer bir gümüş sikke olan Victoriatus basılmıştır. Bu birimin Dinar sisteminden oldukça farklı olduğu ve başka bir standarda göre üretildiği görülmektedir. Önceki 52 Dinar, Quinar ve Sesterz’in analizleri sırasında  % 96, 2± %1,09 oranlarında gümüş içerdikleri görülürken, Victoriat’larde bu değer %72 ve % 93 arasındadır. Erken dönem Victoriat’lar genellikle Sicilya’da ve güney İtalya’da bulunmuştur. Bu birimin 3,41 gram ağırlığında olduğu ve Dinar’ın 3/4'üne eşit olduğu tahmin edilmektedir. Roma sikke sistemi için değil, diğer başka bölgeler için kullanıldığı da sanılmaktadır. Bu sebeple hiçbir değer işareti yoktur; değeri, yapı maddesinin değeriyle belirlenmektedir.

Ağırlık ve saflık derecesinin oluşumu
Sonraki kırk yılda Dinar, ağırlığını gitgide kaybetmiştir. Bunun nedeni ise bilinmemektedir. Fakat bu gelişim muhtemelen ikinci Punya savaşı sırasında sürekli devam eden gerginliğe bağlı olarak başlamıştır. Bu savaş sonucunda Roma devleti, halkına yaklaşık bir milyon Dinar borçlanmıştır. Bu borç Cn Manlius Vulso yönetiminde İ.Ö. 188 yılındaki Apameia Barışı’nın ganimeti elde edilene kadar 25 yıl boyunca geri ödenmemiştir. Bir Roma Pound’u 72 Dinar etmektedir; bu değer zamanla 84 Dinara dönüşmüştür. Sonraki on yılda Dinar’ın ağırlığı sabit kalmıştır.

Dinar’ın gümüş içeriği Roma İmparatorluğu döneminde, ayrıca Marcus Antonius’un geç dönem basımlarında, özellikle İ.Ö. 32/31 yıllarındaki daha geç dönemde Aktium Savaşı’ndan hemen önce ağır “lejyoner” basımlarda % 90, hatta % 95 etmekteydi. Söylentilere göre ihtiyaç duyulan gümüş de Cleopatra tarafından hizmete sunulmuştur.

Bronz sikkelere bağlı olarak gümüş sikkelerin oluşumu
İ.Ö. yaklaşık 140 yılında -kesin tarih bilinmemektedir- Dinar’ın değeri on altı Asse olarak belirlenmiştir. Bu da dinarın ön yüzünde XVI olarak işaretlenmiştir. Bu yazı ilk olarak Dinar üzerinde sikke ustası işareti olan İ.Ö. 141 yılına tarihlenen L.IULI (Crawford 224/1) ile birlikte görülmüştür. XVI işareti kısa bir süre sonra Roma rakamı olan ve 10 rakamına denk gelen X ile değiştirilmiştir. X’in ortasından genellikle XVI işaretinin monogramı olarak yorumlanan yatay bir çizgi geçmektedir. Bir Dinar’ın değer değişiminin, ağırlıkların düşmesiyle -“eski” Asse talep edilmesi ve “yeni” Asse’nin ağırlığının düşürülmesi nedeniyle- gelişim gösteren şartların bilinmesi anlamına geldiği düşünülmektedir. Bu sebeple bir Quinar’ın değeri sekiz Asse, bir Sesterz’in değeri de dört Asse etmektedir. Dinarlar ve Asse’ler arasındaki etkileşim ileriki yüzyıllarda da devam etmiştir. Victoriat da İ.Ö. 2. yüzyılda hala tedavüldeydi. Victoriat’lar sonraki dönemlerde Gallia Cisalpina gibi bölgelerde de kullanılabilir durumdaydı.

Altın sikkelerin oluşumu
60, 40 ve 20 Altın Asse sikkelerinin basımı çok fazla yapılmamıştır. Önceleri altın sikkeler sadece yardım amacıyla kullanılmış sikkelerdir. İ.Ö. 83 yılında Altın Asse’ler Aureus ile değiştirilmiştir. Bu sikke birimi Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinde daha fazla değer kazanmıştır ve Roma sikkelerinin içinde oldukça önemli bir yer kazanmıştır. Dinar’ların üzerinde olduğu gibi Aurei’nin de ön yüzünde tanrı resimleri resmedilmiştir. Arka yüzünde ise sikke ustasına bağlı olarak Roma ordusunun farklı zaferlerinin anlatıldığı çeşitli motifler görülebilmektedir.

Sezar ve İmparatorluk Dönemi
Sezar ve Augustus yönetiminde kapsamlı bir Sikke reformu uygulanmıştır. Bu reform şu şekildedir:

    * 1 Aureus [Altın] eşittir 25 Dinar [Gümüş]
    * 1 Denarius eşittir 4 Sesterz [Messing]
    * 1 Sesterz eşittir 2 Dupondius [Bronz, daha sonra pirinç]
    * 1 Dupondius eşittir 2 As [Kupfer]
    * 1 As eşittir 2 Semis [Bakır/Bronz]
    * 1 Semis eşittir 2 Quadrant [Bakır]

Değer şeması şu şekilde de gösterilebilir: 1 Aureus = 25 Dinar = 100 Sesterz = 200 Dupondius = 400 Asse = 800 Semis = 1.600

Quadrant
3. yüzyıla kadar yapımında hiç altın kullanılmayan, sadece gümüş kullanılan Sikke basımı büyük bir alanda yerel olarak yapılmaya devam ediliyordu. Mısırlıların uzun süre kendi para birimi sistemleri bulunmaktaydı (altın dışında). İmparatorluğun para sistemi şeması yaklaşık iki yüzyıl boyu geçerli olmuş, 220’li yıllarda ortaya çıkan ve 270 yılından beri hızla ilerleyen enflasyondan beri de oldukça gereklilik kazanan çok sayıda başka sikke reformuna hizmet etmiştir. Erken ve geç imparatorluk döneminin çoğu Sikke’sinin ön yüzünde imparatorun portresi genellikle “Imperator Caesar (İsim) Augustus Pontifex Maximus - tribunicia potestate (Yıl) Consul (Yıl) Pater patriae” yazıtı ile (bazen farklı kısaltmalarıyla) birlikte resmedilmiştir. O dönemki görevleri tanımlayan yıl rakamları, bir Sikke’nin ve aynı zamanda bir arkeolojik buluntunun tarihlenmesi için en önemli yardım malzemesidir. Tüm Sikke’lerin açık bir şekilde tarihlendirmesi yapılamamaktadır (özellikle tribunicia potestas ile ilgili eksik bilgi olduğunda). İmparator Claudius yönetiminde ilk kez Sikke’lere aile fertlerinin de darp edildiği görülmektedir. Sikke’nin arka kısmında ise çok çeşitli tasvirler bulunmaktadır: Tanrılar, kişileştirilmiş ülkeler, nehirler ya da şehirler, hatta savaşla ya da politikayla ilgili başarıların yanı sıra dönemin imparatoru tarafından yapılan inşa projelerini anlatan resimler. Caracalla yönetiminde özel büyüklükte gümüş bir Sikke olan Antoninian çıkarılmıştır. Decius döneminde de kısa bir süre büyük bronz Sikke kullanılmıştır.

Roma sikkeleri imparatorlar yönetiminde giderek yürürlükten kalkmıştır; Sikke’lerle ilgili kalpazanlıklar ilk olarak Nero ile ortaya çıkmış ve Severern’den itibaren de bu süreç hızlanmıştır. Örneğin gümüş Sikke’ler 3. yüzyıl ortasında sadece 1/20 oranında gümüş içeriyordu. Kanlı bir ayaklanmadan sonra imparator Aurelian 270 yıllarında yeni bir Sikke reformu oluşturmaya çalışmıştır. Fakat bu girişim başarısız olmuştur ve bazı araştırmacılar tarafından da sonraki yıllarda gitgide artan enflasyonun sebebi olarak görülmektedir. Diokletian yönetiminde yeni bir sikke reformuna ilişkin uğraşılar artmaya başlamıştır. Böylece saf gümüş dinarlar ve bir kısmı gümüş olan yeni bir bronz Sikke olan Follis dökülmüştür. Büyük Konstantin 4. yüzyılın başında bir dizi yeni sikke çıkarmıştır: büyük bir altın sikke (Solidus), küçük bir gümüş Sikke (Siliqua) ve bir bakır Sikke (Centenionalis). Solidus başarı göstermiş ve yüzyıllarca istikrarını sürdürmüştür. Geç antik dönemde de Roma para birimi sisteminin temelini oluşturmuştur.

Erken ve geç imparatorluk döneminde sadece Roma ve Lugdunum Sikke yerleriydi. Taşralarda imparatorluğa ait daha küçük Sikke yerleri kısa bir dönem var olmuştur (burada değinildiği gibi söz konusu olan her bir şehre ait bakır ve bronz Sikke dökümleridir, özellikle doğu bölgelerde). Barbarların yağmaları ve imparatorlukta yaşanan krizler nedeniyle Sikke’lerin taşralara taşınması zamanla daha da tehlikeli olmaya başladığı için ilk olarak 3. yüzyılda Sikke basımı merkezileştirilmeye başlanmıştır. Bu gelişmeye paralel olarak sanatsal kalite ve Sikke basımında detaylara verilen önem de gitgide azalmıştır. Bu durum 4. yüzyılda izlenen bu gelişmelerden sonra 5. yüzyıldan itibaren damga yapımcılarının sanatsal yöndeki eksikliklerine bağlanmıştır. 5. ve 6. yüzyılda geç Roma sikke dökümü yavaş yavaş geleneksel motifleri koruyan erken ortaçağ (batıda), örn. Bizans (doğuda) Sikke döküm şekline dönüşmüştür.

Ostrom
Doğu Roma (Bizans) Sikke’leri 5. yüzyıl içinde (Batı) Roma imparatorluk örneklerinden ayrışmaya başlamıştır. 6. yüzyılda da çok sayıda Sikke resmi ve birimleri (özellikle Solidus) yaygın olarak uzun süre kullanılmış olsa da imparator Anastasios 498 yılında Nümizmatikçilerin Bizans Sikke tarihinin “başlangıcı” olarak değerlendirdikleri yeni bakır Sikke’leri çıkarmıştır. Buna rağmen döküm resimleri zamanla değişimlere uğramıştır. Portrelerin sanatsal anlamda nitelikleri Justinian’dan sonra azalmış ve arka yüzlerinde tarihsel olaylara ilişkin betimlemeler de neredeyse hiç yapılmamıştır, aksine imparator için övgüsel betimlemeler görülmüştür. Herakleios’un Pers savaşıyla birlikte basımı yapılan ve Deus adiuta Romanis ("Tanrım, Romalılara yardım et") yazısını taşıyan, 615 yılında çıkarılan gümüş Sikke Hexagram oldukça önemlidir. Bu yazı, resmi dil olarak genellikle Yunancanın kullanıldığı Ostrom’daki en yeni Latince Sikke yazısıdır. Bir diğer ilginç sikke türü de 11. yüzyıldan beri basımı yapılan, anahtar formundaki kemer şeklinde kabartılmış Scyphaten’dir. İslam dünyasının sikkeleri kısmen doğu Roma-Bizans ve Sasani örneklerinin etkisinde kalmıştır. Bu Dinarların (Latince Denarius) en eskileri 7. yüzyılda basılmıştır. Ayrıca 13. yüzyıldaki Moğol istilası ön Asya Sikke geleneğini de beraberinde getirmiştir. İlk olarak Türkiye’nin ve İran’ın çıkışıyla birlikte bu bölgede yeniden Sikke basımına başlanmıştır.

Almanya’ya Yayılım
Kavimler göçü zamanı germen İmparatorlukları 6. yüzyıla kadar, batı ve doğu Roma örneklerinden esinlenen ve dönemin imparatorlarının portrelerini resmeden ve şanın bir göstergesi olan Sikke basımları yapmışlardır.
Bilinen Tüm Roma Sikke Türlerinin Listesi [değiştir]

Altın Sikkeler

    * Yarım Stater (İ.Ö. 215)
    * Stater (İ.Ö. 215)
    * 20 Altın-Asse (İ.Ö. 3. yüzyılın sonu)
    * 40 Altın-Asse (İ.Ö. 3. yüzyılın sonu)
    * 60 Altın-Asse (İ.Ö. 3. yüzyılın sonu)
    * Aureus (İ.Ö. 100–324)
    * Quinarius aureus (İ.Ö. 45 324)
    * Semissis (230–600)
    * Solidus (307–1453)
    * Tremissis (307–500)
    * 9 Siliquae ya da 1,5 Scripula (383-650)

Gümüş Sikkeler

    * Drachme (İ.Ö. 240- İ.Ö. 215)
    * Didrachme (İ.Ö. 280- İ.Ö. 215)
    * Yarım Litra (İ.Ö. 235- İ.Ö. 230)
    * Litra (İ.Ö. 300- İ.Ö. 240)
    * Çift Litra (Dilitron) (İ.Ö. 275- İ.Ö. 240)
    * Quadrigatus (İ.Ö. 235– İ.Ö. 212)
    * Denarius (İ.Ö. 211–6. yüzyıl)
    * Serratus (İ.Ö. 150– İ.Ö. 50)
    * Quinarius nummus (İ.Ö. 211– İ.Ö. 500 (?))
    * Yarım Victoriatus (İ.Ö. 210- İ.Ö. 100)
    * Victoriatus (İ.Ö. 210– İ.Ö. 100)
    * Çift Victoriatus (İ.Ö. 210- İ.Ö. 100)
    * Antoninian (214–294) (274 Aurelianus olarak?)
    * Argenteus (294–320)
    * Miliarense (320–620)
    * Siliqua (320–7. yüzyıl)

Bronz-, Bakır- ve Messing Sikkeleri

    * As (İ.Ö. 300–270)
    * Dupondius (İ.Ö. 300–280)
    * Semis (İ.Ö. 300–6. yüzyıl (?))
    * Sesterz (İ.Ö. 300–293)
    * Triens (İ.Ö. 300– İ.Ö. 80)
    * Quadrans (İ.Ö. 300–200)
    * Sextans (İ.Ö. 300– İ.Ö. 90)
    * Uncia (İ.Ö. 300– İ.Ö. 100)
    * Semuncia (İ.Ö. 300– İ.Ö. 200)
    * Quartuncia (İ.Ö. 215)
    * Bes (İ.Ö. 130)
    * Tressis (İ.Ö. 260– İ.Ö. 210)
    * Quincussis (İ.Ö. 215)
    * Decussis (İ.Ö. 215)
    * Dextans (İ.Ö. 210)
    * Dodrans (İ.Ö. 125)
    * Quincunx (İ.Ö. 250– İ.Ö. 200)
    * Follis (294–346)
    * Centenionalis (340–?)
    * Maiorina (346–395)