Gönderen Konu: Asker Ressamlar Kuşağı  (Okunma sayısı 5591 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı asenadag

  • Tecrübeli Üye
  • *
  • İleti: 59
  • Teşekkür: 6
  • Cinsiyet: Bayan
Asker Ressamlar Kuşağı
« : 29 Kasım 2010, 15:26:10 »
"Batı anlayışında Türk resim sanatının temelleri, 1795'te açılan Mühendishane-i Beri-i Hümâyun’da II Selim döneminde ilk kez resim derslerinin verilmeye başlandığı bu okulda atıldı. Böylece “Asker Ressamlar” olarak anılan ilk ressamlar da bu okuldan yetişti.

II. Mahmut, 19. Yüzyıl başlarında portresini yaptırıp devlet dairelerine astırdı. 1827'de açılan Askerî Tıbbiye ve 1834'te açılan Mekteb-i Harbiye'ye de resim dersleri konuldu. II. Mahmut'un Avrupa'ya gönderdiği öğrenciler arasında resim öğrenimi için seçilenler de vardı. 1859'da açılan Mekteb-i Mülkiye, 1868'de açılan Galatasaray İdâdîsi (Lisesi) ve 1872'de açılan Darüşşafaka İdâdîsi'nde de programlara resim dersleri konuldu. Bu sayede Darüşşafaka'dan çok sayıda ressam yetişti. 19. yüzyılda bu okullardan yetişen Osmanlı ressamlarının çoğu asker kökenliydiler. Genellikle manzara resmi yapan bu asker kökenli ressamlardan ilk akla gelenler; Beşiktaşlı Tevfik, Giritli Hüseyin, Karagümrüklü Hüseyin, Darüşşafakalı Hüseyin, Mirlivâ Osman Nuri, Servili Ahmet Emin, Kaymakam Ahmet Şekür, Üsküdarlı Osman ve Bedri Kulları'dır.

Figürsüz Türk resim sanatını geliştiren asker ressamlar, eserlerini padişaha sunarak dikkat çekmek istediler. Önce Ferik İbrahim Paşa (1815-1891), Ferik Tevfik Paşa (1819-1866) ve Hüsnü Yusuf Bey (1817-1861) resim öğrenimi için İngiltere ve Fransa'ya gönderildiler, onları 1861 yılında Şeker Ahmet Ali Paşa (1841-1907), Süleyman Seyyid (1842-1913), Hüseyin Zekâi Paşa (1860-1919) ve Osman Nuri Paşa (1839-1906) izledi.

Tanzimat döneminde 1860'lı yıllarda Fransa'ya resim öğrenimi için gönderilen Türk ressamları için Paris'te Mekteb-i Sultani kuruldu ve 1874'e kadar hizmet verdi. Gèrome, Boulanger ve Cabanel atölyelerinde yetişen sanatçılar arasında Süleyman Seyyid ve Ahmet Ali Paşa sivrildi. Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yabancı ressamlar Osmanlı topraklarına gelerek çok sayıda gravür ve tablo yaptılar. 1874 yılında İstanbul'a gelen Fransız Guillement bir resim atölyesi kurdu. Bu atölyeden M. Civanyan ve S. Diranyan gibi ressamlar yetişti. İstanbul'da ilk tablolar 20 Şubat 1863'te açılan bir sergide sergilendi. Gerçek anlamda ilk resim sergisi ise, 1873 yılında Şeker Ahmet Ali Paşa'nın öncülüğünde açıldı. Sultan Abdülaziz 1871 yılında heykeltraş Fuller'e at üzerinde bir heykelini yaptırarak bir tabuyu daha yıktı. 1876 yılında II. Abdülhamit ile başlayan Meşrutiyet döneminde Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âli'sinin kurulması için, 1882 yılı başlarında Osman Hamdi Bey (1842-1910) Paris'te resim öğrenimi gördüğü için görevlendirildi. Binasını da yaptırarak 3 Mart 1883 tarihinde okulun öğretime başlamasını sağladı. Bu tarihten itibaren Türk ressam ve heykeltraşları bu kaynaktan da yetişmeye başladı. Ressam Ömer Adil (1868-1924), Osman Asaf (1869-1935), Tekezâde Sait (1870-?), Mehmet Muazzez Özduygu (1871-1956), İsmail Hakkı Atunbezer (1871-1940) ve Şevket Dağ (1876-1944) okulun ilk mezunlarıdır.

Asker ressamların etkinliklerini sürdürdüğü yıllarda bir grup ressamın yapmış olduğu ve Prof. Dr. Ayla Ersoy’söylemiyle: Aynı fırçadan çıkmış izlenimi veren manzara resimleriyle karşılaşılmaktadır. Türk resim sanatı içinde Primitifler olarak da adlandırılan, bir kısmı askeri okul kökenli veya Darüşşafaka gibi sivil okullarda eğitim görmüş Necib, Kasımpaşalı Hilmi, Şefik, Salih Molla Aşkî, Şevki, Lofçalı Ahmed, Ahmet Ragıp, Giritli Hüseyin, Fahri Kaptan, Selâhattin, Cemal, Ahmet Şekür, İbrahim adlı sanatçıların imzalarına rastladığımız bu resimlerde, Yıldız Sarayı, Yıldız Camii, Kağıthane, Ihlamur Kasrı ve benzeri yapıların çeşitli görünümleri sıkça işlenen konulardır. Bu arada 19. yüzyılın ilk yarısında icat edilen fotoğraf makinesi, icadından kısa bir süre sonra ülkemize girmiş ve özellikle İstanbul’da çok sayıda fotoğraf atölyesi açılmıştır. Ortak manzara geleneğine dahil tabloların, halen İstanbul Üniversitesi Kitaplığı’nda bulunan Yıldız Fotoğraf Albümleri’nde fotoğrafları bunların mevcut fotoğraflarından yararlanılarak yapıldıkları belgeleri mevcuttur."

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
1914'lerden 1940'lara Türk Resim ve Romanında Gerçekçilik
« Yanıtla #1 : 07 Şubat 2012, 12:55:43 »
1914'lerden 1940'lara Türk Resim ve Romanında Gerçekçilik
Hatice Bilen Buğra

Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Modernleşmesi’nin iki ana eksenini oluşturan "resim" ve "edebiyat" alanlarında ortaya konulmuş eserlerden hareketle, onların yapıldıkları dönemin ruh ve zihniyetini anlamağa çalışmaktır. Bir yandan siyasi yapı İmparatorluktan Cumhuriyete dönüşürken, sosyal ve kültürel yapıda da 17.yy’dan 20.yy’a kadar devam edegelen ve Tanzimat sonrasında hızlanan değişimin 1914-40 arasına nasıl yansıdığı, konumuz açısından ve "Gerçekçilik" ışığı altında incelenmiştir.

Bu süreçte Batı tarzı resim ve edebiyata geçişi hazırlayan etmenlerle, bunların dönemin sanatçıları tarafından nasıl algılandıkları ve eserlerinde nasıl ortaya çıktıkları belirtilmeğe çalışılmıştır.

Çalışmanın ağırlık noktasını resim sanatımız oluşturmaktadır. Bu sanatsal alt üst oluş sürecinde genel bir fikir versin diye, resim sanatımızın 1940’lardan sonraki seyri de özetlenmiştir. Böylece, sürekli bir devinim ve yenilenme içindeki resmimiz ve ressamımızın bugünkü durumu ortaya çıkacak; tüketime alıştırılmış 21. yüzyılın insanına hitap eden bugünün sanatçısının, sanatı niçin "bir mizaç sorunu"na indirgediği daha kolay anlaşılacaktır diye düşünüyoruz.

Edebiyatçı kimliğine sahip Hatice Bilen Buğra’nın, resim ve edebiyat konusuna dair olan bu bilimsel çalışmaya da emek vermiş olması, elinizdeki esere ayrı bir kıymet kazandırmıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türk Resim Sanatının Bir Asırlık Öyküsü
« Yanıtla #2 : 07 Şubat 2012, 12:58:44 »
Türk Resim Sanatının Bir Asırlık Öyküsü
REZAN HAS MÜZESİ

Osman Hamdi Bey, Hoca Ali Rıza ve Halil Paşa’dan, Sabri Berkel’e uzanan sanat tarihimizin en önemli ressamlarının eserlerinden oluşan, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan Türk resim geleneğinin karakteristik örneklerini bir arada görmeyi mümkün kılan “Türk Resim Sanatı’nın Bir Asırlık Öyküsü” adlı özel koleksiyon sergisinin kataloğudur.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türk Resim Sanatının Bir Asırlık Öyküsü- II
« Yanıtla #3 : 07 Şubat 2012, 12:59:46 »
Türk Resim Sanatının Bir Asırlık Öyküsü- II
İLKE BASIN YAYIM

Türk Resim Sanatı tarihinin en iyi ve en önemli örneklerinden oluşan bu kitap da; Fausto Zonaro, Alberto Pasini, Fabiust Brest gibi Oryantalist ressamlardan; Osman Hamdi, Şeker Ahmet, Halil Paşa, Mahmut Cûda ve Feyhaman Duran gibi Türk Resim Sanatı’nın önemli isimleri ile Çağdaş Ressamlardan Erol Akyavaş, Burhan Doğançay ve Kemal Önsoy gibi sanatçıların en iyi eserlerinden örnekler yer almıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Osmanlı Resim Sanatı
« Yanıtla #4 : 07 Şubat 2012, 13:06:57 »
Osmanlı Resim Sanatı
Zeren Tanındı/ Günsel Renda/ Filiz Çağman/ Serpil Bağcı

Osmanlı resim sanatı, İslam dünyasında gelişmiş, çeşitlenmiş kitap resminin temel ilkelerini izler.

Öte yandan, bu ilkeler Osmanlı beğenisine uyarlanmış, İmparatorluğun geniş coğrafyasının ve komşularının resim tarzlarından beslenerek, Osmanlı sarayının kendine özgü çoğulculuğuyla koşut bir biçimde özgün bir resim dili yaratılmıştır. Kurumlaşmış bir örgütün üyesi olarak saraya bağlı sanatçıların hazırladıkları el yazması kitaplar içinde hayat bulan resimler-minyatürler, özellikle 16. yüzyılın ortalarında gerek üslup, gerekse konu bakımından diğer İslam ülkelerinin resim sanatından tamamen ayrılmıştır.

Genellikle şahit oldukları, yaşadıkları olay ve olguları canlandıran osmanlı ressamları, yapıtlarına gözlemci bir tavırla yaklaşmışlardır. Bu yaklaşım Osmanlı tasvirine bir belge niteliği kazandırır.

Bu kitapta, ustadan çırağa aktarılanlarla belirgin bir beğeninin sürekliliğini yansıtan Osmanlı resim sanatının, bir yandan da yüzyıllar boyunca hep yeni dinamiklerle dönüşüp çeşitlenmesinin serüveni, yaratıldığı tarihi ve coğrafi kesitin koşulları içinde irdelenmektedir.
midena pro tou telous makarize