Gönderen Konu: Mimar Muzaffer Bey  (Okunma sayısı 1433 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı asenadag

  • Tecrübeli Üye
  • *
  • İleti: 59
  • Teşekkür: 6
  • Cinsiyet: Bayan
Mimar Muzaffer Bey
« : 30 Kasım 2010, 11:41:41 »
(1881 - 26 Mart 1921)
"1881 yılında İstanbul’da doğdu. İptidaî ve Rüştiye öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra bir süre Halıcıoğlu’ndaki Hendese-i Mülkiye Mektebi’ne devam etti. Buradaki derslerde resim ve desendeki yeteneği ile hocalarından Yusuf Razi Bey (Demirbel)'in dikkatini çekince, hocasının kardeşi olan Mimar Vedat Bey’in bürosunda çalışmaya başladı. Burada mimarlık ve resim ile ilgili çalışmalar yaptı. Sirkeci'deki Büyük Postane, Hoca Hobyar Mescidi, Sultanahmet'teki Tapu ve Kadastro binalarının yapımında görev aldı.

Mimar Muzaffer Bey, II.Meşrutiyet'in ilanından sonra Kadastro Fen Heyetinde görev yaptı, Hendese-i Mülkiye’de de mimari muallim yardımcısı oldu. Sultan Reşad, Mimar Vedat Bey’i saray başmimarı yapınca onun tavsiyesi üzerine Posta ve Telgraf Nezareti mimarlığına getirildi. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya'dan getirttiği postane binaları projeleri üzerinde çalıştı; çeşitli posta merkezleri için projeler üretti. Bu görevde iken Londra'da bastırılması planlanan posta pullarının resimlerini hazırlama işini üstlendi ve ülkenin mimari yapıtlarını betimleyen resimler hazırladı. Pullarda Büyük Postane, Selimiye ve Süleymaniye Camileri, Rumeli Hisarı, Kız Kulesi yapıları Muzaffer Bey'in çizimi ile yer aldı. Pullar, basım için gönderildikleri Londra'da birer sanat yapıtı olarak değerlendirilmiş ve büyük beğeni kazanmışlardı.

1909 yılında 31 Mart şehitleri için yapılan anıt-mezar için açılan yarışmaya katıldı. Mimar Kemalettin, dönemin baş mimar Vedat Bey, Rum mimar Konstantin Kiryakidi Efendi, dönemin San’ayi-i Nefise Mektebi müdürü Mösyö Valori gibi tanınmış sanatçıların katıldığı yarışmada birinciliği kazandı ve anıtı inşa etti. Bu eser, Meşrutiyet döneminin İstanbul’daki ilk mimari ürünü ve Osmanlı başkentinde inşa edilmiş “ilk ulusal anıt olma özelliklerini taşır. 1909 yılında yapımına başlanan anıtın açılışı 23 Temmuz 1911'de yapılmıştı.

Hürriyet Abidesinin tamamlanmasından sonra Konya Valisi Hüsnü Bey tarafından Konya'ya davet edildi. 1914 yılında Vilayet başmimarı olarak Konya’ya gitti. II. Selim'in şehzadeliği sırasında Konya valisi iken yapılan Sultan Selim Camisi'nin onarımını yaptı. Yapımına daha önceden başlanan Darülmuallimin (Erkek Öğretmen Okulu) ve Darülmuallimat(Kız Öğretmen Okulu) binalarını tamamladı; ülkenin tahıl ambarı olan Konya için bitkisel ve geometrik unsurlarla bezeli Ziraat Abidesi'nin projesini yaptı. 37 yaşında iken felç geçirdi. Son eseri olan Öğretmen Okulu'nun yapımına felçli olarak ve sakat arabası içinde nezaret etti.

Muzaffer Bey'in 1912'de projesini yaptığı tamamlanamadan bırakıldı ancak sonraki yıllarda abide Mimar Falih Ülkü tarafından değiştirilerek Viyanalı heykeltraş Heinrich Krippel'in yaptığı Atatürk heykelinin kaidesi haline getirildi.
Muzaffer Bey, 26 Mart 1921’de Konya'da hayatını kaybetti. Mezarı Şeyh Sadreddin Türbesi civarında Turgutoğlu Türbesi yanında idi. Sonradan bu mezarlık kaldırılmıştır."