Gönderen Konu: Francisco de Goya  (Okunma sayısı 4030 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı asenadag

  • Tecrübeli Üye
  • *
  • İleti: 59
  • Teşekkür: 6
  • Cinsiyet: Bayan
Francisco de Goya
« : 02 Aralık 2010, 11:49:50 »


(1746-1828)
"İspanyol Ressamları arasında triumvira (biz “Üç Büyükler” şeklinde ifade edebiliriz – diğer iki “büyük” El Greco ve Diego Velázquez kabul edilir) olarak nitelenen sanat dâhilerinden biridir Goya. Tam adı akılda kalmayacak kadar uzun: Francisco José de Goya y Lucientes.

Aragon bölgesinin küçük bir kasabasında 30 Mart 1746 günü dünyaya gelen Goya’nın babası resim ve oymacılıkla hayatını kazanırdı, annesi ise Aragonlu küçük soylu bir aileden geliyordu. Goya’nın çocukluğu hakkında çok fazla bilgimiz yok, ancak 14 yaşlarındayken resme olan merakı ve yatkınlığı sonucu yerel bir sanatçı olan José Luzan’ın yanına çırak olarak verildiğini ve bu ilk ustasının stüdyosunda dört sene geçirdiğini öğreniyoruz kaynaklardan.

1763 senesinde Madrid’e gitti ve çalışmalarıyla çok arzu ettiği San Fernando Akademisi’nin ödülünü kazanamasa da orada bir başka Aragon’lu ressam Francisco Bayeu’nın dikkatini çekmeyi başardı. Daha sonra kız kardeşini eş olarak aldığı Bayeu ile aralarındaki etkileşim Goya’nın erken sanatı üzerinde büyük tesire yol açtığı gibi, kendisine kimi sanat toplantılarına katılma ve yeni bir çevre edinme şansı sağladı.

Rococo ekolünün baskın olduğu bu sanatsal ortamdan sonra, 1771 senesinde görgüsünü arttırmak için gittiği İtalya’da yaklaşık bir yıl kadar bulundu, bu arada Parma Akademisi’nin düzenlediği yarışmayı kazanarak şöhretini arttırdı.

İspanya’ya dönüşünde artık ünlü ve bilinen bir ressamdı. Bazı manastırların fresko çalışmalarından sonra, artık kendisinden bir asır evvel yaşamış Velazquez’den bu yana en muhteşem eserleri yaratacak sanatsal olgunluğuna ulaşmıştı Goya.

1786’da, kırk yaşında iken Kral III. Charles’ın emrine girdi ve bir süre sonra imparatorluğun baş ressamı ünvanını taşımaya başladı.

Güney İspanya’ya gezmeye gittiği 1792 senesi Goya’nın hayatında bir milat oluşturur. Bu yolculuk sırasında ardı ardına geçirdiği ciddi hastalıklar işitme duyusunu tümüyle kaybetmesine yol açtı ve içine düştüğü derin karamsarlık hissi eserlerinde işlediği konulara da yansıdı.

Yaşadığı bunalımların şiddetiyle ruhu kavrulurken, güzel bir dul olan Alba Düşesi ile yaşadığı aşkın ortaya çıkmasının yarattığı skandal ve ardından Napoleon komutasındaki Fransız askerlerinin İspanya’yı işgal etmesi sonucu yeni ruhsal travmalar geçirdi, Bir vatansever olarak (“3 Mayıs 1808” isimli tablosuna ve pek çok çizimine konu ettiği gibi) Fransız askerlerinin İspanyol vatandaşlarına yaşattığı zulüm ve acıları bizzat gözlemleyerek daha da karanlık bir karaktere büründü ve bunu özellikle küçük çizim serileriyle kâğıda döktü.



KARA TABLOLAR
1815 yılında Goya kendisini toplum hayatından hemen hemen soyutlamış gibiydi, artık yalnızca arkadaşları ve kendisi için resim yapıyordu.

Dört sene sonra, takvimler 1819’u gösterdiğinde 72 yaşındaki Goya tekrar çok ağır bir hastalığın pençesine düştü. Çeyrek asırdır kulakları işitmiyordu, Napoleon savaşlarının zor ve ıstırap dolu dönemini görmüş, ardından İspanya’da yaşanan kargaşa ve iç mücadelelerin tam ortasında yaşamıştı.

Toplumdan ve tüm insanlardan kaçmak, herkesten ve her şeyden olabildiğince uzak yaşamak için yaşamında radikal bir değişikliğe gitti: Uzun zamandır birlikte olduğu Leocadia Weiss ile beraber Madrid’in dışındaki kırsal bir bölgede, sade, dikdörtgen biçimli iki katlı basit bir eve yerleşti. Ev başka insanlar tarafından çoktan beridir "Quinta del sordo", yani “Sağır Adamın Köy Evi” olarak adlandırılıyordu, çünkü evin Goya’dan önceki sahibi de sağırdı. Burada yaşamanı sürdürmeye başlaması Goya üzerinde asla iyileştirici bir tesir yapmadı.

Goya "Quinta del sordo" ’nun alçı duvarlarını o güne (ve belki de bugüne) dek yaratılan en rahatsız edici, en yoğun, en dehşetli resimlerle süslemeye başladı. “Kara Tablolar” olarak anılan bu eserler Goya’nın sanatında eriştiği doruk noktalarıdır. Siyah, gri ve kahverenginin ağırlıklı kullanıldığı bu karanlık eserlerin hiç birisine isim vermedi, zaten evinin duvarlarına yaptığı bu resimler herhangi bir ticari amaç güdemezdi. Kara Tablolar’ın isimleri, daha sonra kimi sanat tarihçileri tarafından müştereken uygun görüldü/uyduruldu.

Ölümünden çok sonra, 19. yüzyılın sonlarında “Sağır Adamın Köy Evi”nin duvarları yetkililerce sökülerek Madrid’deki del Prado Müzesi’ne götürüldü ve bu resimler plasterlerle özel bir teknik uygulanarak tuallere (canvas) geçirildi.

1824 senesinde sağlık sorunlarını bahane ederek Kral VII. Charles’dan aldığı izinle Fransa’ya, Bordeaux’ya yerleşti, iki sene sonra kısa bir ziyaret için uğradığı Madrid’te İmparatorun baş ressamı ünvanını bıraktığı bildirdi. 16 Nisan 1828 tarihinde Bordeaux’da hayata veda eden Francisco de Goya’nın sanatsal çizgisini takip eden çıkmadı, ancak sonraki yüzyılda pek çok sanatçı, özellikle Picasso kendisinden ilham aldığını itiraf etti."






Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Art Book Goya/ Tutkulu Bir İroni Ustası
« Yanıtla #1 : 06 Şubat 2012, 17:31:56 »
Art Book Goya/ Tutkulu Bir İroni Ustası
Oktay Belli

Goya imparator ve imparatoriçelerin ihtişamlı portrelerinden, boğa güreşlerinin ölümcül devinimini betimlediği oymabaskılara, saray duvarlarını süsleyen halılar için Kraliyet Halı Fabrikalarında çizdiği desenlerden, insanın sanrılarla dolu cehennemini aktardığı Savaşın Felaketlerine ve Kapriçyolara kadar pek çok farklı alanda İspanyol kimliğini yansıtmıştır. Avrupa'nın düşünce sisteminin temel örgüsünü biçimlendiren devrimlerin ışığında bu büyük ustanın hayatı ve yapıtları...
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Goya
« Yanıtla #2 : 06 Şubat 2012, 17:51:14 »
Goya
BOYUT YAYIN GRUBU

Francisco Goya y Lucientes 18. yüzyıl İspanya’sında yaşamış, hem yaşadığı dönemde, hem günümüze dek pek çok sanatsever tarafından ilgi ve hayranlıkla izlenen sayısız yağlı boya ve gravür çalışmasına imza atmıştır.

Yaşadığı dönemin diğer sanatçılarıyla karşılaştırıldığında Goya’nın sanatı huzur kaçırıcı derecede gerçekçi ve acımasız görünmektedir. Resimleri çekici olmanın yanı sıra, izleyicide rahatsızlık verici öğeler taşır. Goya’nın sanatını açıklamanın en doğru yolu, yaşamındaki koşulların O’nu nasıl etkilediğini irdelemek ve resimleriyle yaşamının paralelliğini ortaya koymaktır.

Goya daha çok genç yaşta, freskleri, duvar resimleri, halı tasarımları, portreleri, gravürleri, yağlı boyaları ve mucizevî yeteneği nedeniyle İspanyol devletinin baş ressamı seçilmişti. Yaşamının bir döneminde ağır bir hastalık geçiren sanatçının sanat yaşamı, bu hastalığın öncesi ve sonrası olarak iki döneme ayrılmaktadır; hastalıktan önce hırslı ve iyimser bir ressam iken, hastalığı sonrasında içe dönmüş ve buna bağlı olarak acılı ve rahatsız edici resimler üretmeye başlamıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Goya (1746- 1828)
« Yanıtla #3 : 06 Şubat 2012, 17:52:22 »
Goya (1746- 1828)
YAPI KREDİ YAYINLARI

Francisco Goya y Lucientes (1746-1828) 19. yüzyıl İspanyol resminin tartışmasız en büyük ustalarından biridir. Aynı zamanda cesur tekniği ve sanatçının tahayyülünün gelenekten daha önemli olduğuna dair inancı dolayısıyla ‘’ilk modern ressam’’ olarak anılır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Goya'nın Hayaletleri (DVD)
« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2012, 17:53:33 »
Goya'nın Hayaletleri (DVD)
Milos Forman/Javier Bardem/ Natalie Portman/ Stellan Skarsgard

1792 İspanya… Katolik Kilisesi’nin en güçlü olduğu dönem. François Goya(Stellan Skarsgard), ülkenin en ünlü ressamıdır. Goya’nın genç ve güzel ilham perisi Ines’in (Natalie Portman) Engizisyon Mahkemesinin arkasındaki güçlü bir rahip tarafından, toplumsal değerlere aykırı davranış ile suçlanması ülkede büyük bir skandal yaratır. Güzel model Ines haksız yere Engizisyon Mahkemesi tarafından mahkum edilip işkence görünce, Goya’nın eski dostu rahip Lorenzo (Javier Bardem) ile dostluğu sınanır. Goya Lorenzo’ya, Ines’in hayatının bağışlanması için yalvarır. Fakat Lorenzo gücün peşindedir ve Engizisyon’un arkasındaki asıl güçlerin başıdır. Ines hapse atılır, işkence görür ve ölüme terk edilir.
20 yıla yakın bir süre geçer. Goya, yaratıcılığının doruğuna ulaşmıştır ama artık sağırdır ve akıl sağlığı yerinde değildir. Goya, Ines ve Lorenzo tekrar bir araya gelir ve yıllarca saklanan sırlar ortay çıkar.

Özel seçenekler:
Filmin Fragmanı
Filmin Hikayesi
Kamera Arkası
Söyleşiler: Javier Bardem - Natalie Portman - Milos Forman
Diğer Fragmanlar
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Goya Ya Sanat Ya Ölüm
« Yanıtla #5 : 06 Şubat 2012, 17:54:29 »
Goya Ya Sanat Ya Ölüm
Antonio Buero Vallejo

Antonio Buero Vallejo, Lorca'dan sonra, Ispanyol gerçeğini ve yaşamını yendien sahneye döndüren yazar olarak gösterilir. Goya -Ya Sanat Ya Ölüm (Akıl Uyuyunca) adlı oyunuyla, Beuero Vallejo, İspanyol Özgürlük Savaşı ve Franco faşizmi sonrası İspanyol tiyatrosunun dünyaca tanınmasına yol açmış, çağdaş Batı tiyatrosunun en iyi oyun yazarları arasında gösterilmiştir...
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Goya'nın Hayaletleri
« Yanıtla #6 : 06 Şubat 2012, 17:55:11 »
Goya'nın Hayaletleri
Oktay Belli

Yaşadığı dönemde 1746-1828 Kral ailesinin ve İspanya sosyetesinin ressamı olarak ün salan Francisco Goya y Lucientes, resim sanatında büyük bir etki çemberi yaratmasının yanı sıra, o çağın Avrupa Hıristiyan dünyasını cehenneme çeviren Engizisyon uygulamalarının da önemli bir tanığıydı. Engizisyonun casusları her yerde dolaşıyor, Hıristiyan inancına aykırı saydıkları söz ve davranışları kilise yetkililerine ihbar ediyor ve insanların hayatlarını söndürüyorlardı. Goya'nın dostlarından tüccar Tomas Bilbatua'nın kızı İnes, bir gün kardeşleriyle gittiği restoranda domuz etini sevmediğini söyler. Orada bulunan casuslardan biri, genç kızı Engizisyona ihbar eder. Genç kız tutuklanır, Hıristiyanlık dışında gizli bir din taşıdığı suçlamasıyla yargılanır ve işkence edilerek suçunu itirafa zorlanır..
midena pro tou telous makarize