Gönderen Konu: Ülkemizde tarihsel ve kültürel çevreleri koruma olgusu üzerine  (Okunma sayısı 5970 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı asenadag

  • Tecrübeli Üye
  • *
  • İleti: 59
  • Teşekkür: 6
  • Cinsiyet: Bayan
Türkiye, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan zengin uygarlıkların yaşadığı bir ülke olarak insanlığın kültürel mirasının korunması konusunda evrensel sorumlulukları yüksek olan ülkelerin başında gelmektedir. Kültür mirasının korunmasındaki önemi sadece geçmiş değerlerimizi gelecek kuşaklara tanıtabilmek amacıyla sınırlandırılamaz. Geçmiş birikimin geleceğin yaratılmasında en önemli kaynak olarak değerlendirilmesi yaşamsal bir zorunluluktur. Kişilikli bir toplum olarak gelişebilmek için ulusların kültürel kimliklerini yeni yaşam çevreleriyle entegre etmeleri önem kazanmaktadır. Mimarlıkta ve şehircilikte ulusal ve tarihsel değerleri dikkate almadan gerçekleştirilen modern oluşumlar toplumda yabancılaşmayı süratlendirmektedir. Farklı kültürlerin kültürel mirasını, aynı dikkat ve saygınlık içinde korumak, globalleşen dünyada barış ve kardeşlik duygularının kökleşmesini sağlayacak, hem de farklı kültürlerin birbirlerine olan etkileşimi ile zengin ve çok renkli bir kültür mozağinin gelişmesinde itici bir güç oluşturacaktır. 

Ülkemizde bu güne kadar 2425 adet arkeolojik sit, 269 adet doğal sit, 146 adet kentsel sit, 17 adet tarihi sit olmak üzere 2857 adet sit alanı ile 44406 adet korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı tescil edilmiştir. 1970’li yıllardan beri uluslararası platformlarda  yoğunlaşarak sürdürülen çabalarda ülkemiz de yerini almıştır. UNESCO' ya üye ülkelerle birlikte ülkemizin de 1983 yılında benimsediği “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi” hükümlerine göre taraf devletler toprakları dahilindeki kültür  ve doğa varlıklarının korunmasını taahhüt etmiştir. Ülkemizden de Pamukkale, Göreme, Kapadokya, İstanbul, Boğazköy Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, Patara ve Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası kültürel miras olarak Dünya Kültürel Miras Listesine alınmıştır. Avrupa Konseyi ülkeleri ile Ülkemizce 1985 yılında imzalanan “Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi” 13.04.1989 Gün ve 3534 Sayılı Kanun ile yürürlüğe girmiştir. Akdeniz’in Kirletilmesine Karşı Korunması (Barselona) Sözleşmesi gereğince Akdeniz’de ortak öneme sahip 100 tarihi sitin içinde ülkemizden de 17 adet sit korumaya alınmıştır.

Batılı  ülkelerin, kültürel değerleri, özel mülkiyetçi koruma anlayışı ile kendi ülkelerine  götürmelerine  ilk karşı çıkış Asar-ı Atika  Nizamnamesi ile olmuştur. 

Daha sonraları Gülhane Hattı Hümayunu ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Batıya açılması ile kültürel mirası kurma anlayışı da değişmiştir. Bu dönemde tüm İmparatorluk Batının sanayi ve ticaret burjuvazisinin pazarı haline gelmiş, kültürel mirasın korunması müzeci koruma anlayışı ile bilinçsizce sürdürülmüş ve anıtsal değeri olan yapıların bile korunmasında aciz kalınmıştır.

1923 sonrası ülkenin ekonomisini düzene koyma çabalarına yani sosyoekonomik yapıdaki değişimlere paralel bir koruma anlayışı, belirli ilkelerin ortaya konması ile sürdürülmüştür. 1944 senesinde eski eserler ve müzeler I.Danışma Komisyonu raporunda eski eserlerin imar planları ile  korunmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Kültürel ve Doğal çevrenin korunması ile ilgili tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ve yasal düzeltmeler ve kurumsal örgütlemeler gerçekleştirilmiş ve halen bu konu üzerindeki çalışmalar devam ettirilmektedir.

Kültürel ve Doğal değerler bakımından ülkemiz oldukça zengindir. Bu zenginliklerinin korunması da ancak yasalarla mümkün olabilir. 10 Nisan 1322 / M.1904 tarihli "Asarı Atika Nizamnamesi"nden sonra 3 Mayıs 1973 yılında yürürlüğe giren 1710 sayılı "Eski Eserler Kanunu" 21 Temmuz 1983 gün ve 2863 sayılı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile bu kanunun 3386 sayılı değişik  şekli Eski Eserler Hukukunun oluşmasına imkan veren ve bu konuda belli başlı kanun ve düzenlemelerdir.

Zaman içinde değişen koşullara ve kültürel değerlerin özellik gösteren doğasına uygun mevzuat  arayışı (birbirinin yeri alacak ) yeni yasal düzenlemeleri  gerekli kılmaktadır. Bu bakımdan 1923 yılından yani Cumhuriyet'in ilanından bugüne kadar oluşturulmuş kanun niteliğindeki iki esas düzenlemeye şöyle bir göz atalım: 

II.1. 1710 Sayılı "Eski Eserler Kanunu"

3 Mayıs 1973 yılında yürürlüğe giren bu kanun ile eski eserlerin korunması ve bu çerçevede eski eser kaçakçılığını ve ticaretini önlemek hedef alınmıştır. Bu kanun kapsamına bilim, din, kültür ve güzel sanatlarla ilgili taşınabilir ve taşınamaz bütün eşyaları, Arkeolojik ve Etnografik bütün eserleri, Sanat tarihi ile ilgili tüm malzeme ve belgeleri almaktadır.

1710 Sayılı Eski Eserler Kanunu tarihten önceki ve tarihî devirlere ait olan bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili yer altında ve yer üstünde fertlerin mülkiyet haklarını ya yok edecek kadar geniş ölçüde kısıtlamakta yada tamamen ortadan kaldırmaktadır. 

Kanun ve bu kanunun uygulaması ile ilgili yönetmelikler hem Anayas'ya hem de  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ndeki ilkelere aykırıdır. Yapılan yanlışlıklar hukuk açısından olduğu kadar sanat bakımından da çeşitli sakıncalar doğurmuştur.

Eski eserlerin korunması elbette gereklidir. Ancak bunu için tutulacak yol kişilerin temel hak ve hürriyetlerine tecavüz etmek ve onları sanat zevklerinden mahrum etmek değildir. Böyle bir yaklaşım amacın dışına çıkar. Özellikle tarihî ve kültürel çevrenin ve gerek taşınabilir gerekse taşınamaz eserler ve potansiyel bakımından bu derece zengin bir ülkede devletin tek başına saptama, araştırma, bulma, koruma, onarma ve yaşatma gibi çok kapsamlı bir çalışmayı birde fertlerin desteği olmaksızın layıkı ile yürütebilmesi çok zordur. Tarihî ve kültürel çevredeki özelikle taşınmaz mallar en iyi olarak, sergilenmekle değil günlük hayata entegre edilip yaşatılarak  korunabilir. Bunun içinde özellikle bu bilinçte olan fertlerin çalışma ve arzularına köstek olmak yerine denetleyici bir yaklaşımla destek verilmelidir. 

Aksi tutum eski eserlerin korunmasından uzak bir yaklaşımı ortaya koyar. Taşınır veya taşınmaz eserler ilgili tüm mülkiyet haklarının kaldırılması bu eserlerin aranması, bulunması, onarılması ve kaybolmaktan kurtarılması ile ilgili fertlerin duyacağı istek ve hevesi de ortadan kaldırır. Bu da kamu yararına aykırı sonuçlar doğurur. 


II.2. 2863 Sayılı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu"

Kanun tasarısı “Genel Gerekçesinde insanlığın kültürel mirasınınkorunması konusunda evrensel sorumlulukları yüksek olan ülkelerin başında Türkiye’nin geldiği vurgulanmaktadır. Merkezi ve Yerel Yönetimleri kapsayan bir  "Koruma Politikası" olması gerektiği belirtilmekte, tasarıda genel olarak "Yerel Yönetimler" korumada ya çok az yer  almakta, ya da dışlanmaktadır. Yeterli yasal, örgütsel ve parasal altyapının oluşturulması gerektiği belirtilmesine rağmen oluşturulan  örgütler "Koruma Eğitim-Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi" , "Uygulama Teknik Denetim Birimleri" gibi  daha çok denetlemeye ve dokümantasyona yönelik görülmektedir. Halbuki bu örgütlenmenin, daha çok sit alanlarında yaşayanların uygulamadaki güncel sorunlarını (röleve çıkarılması, restorasyon projesi üretilmesi, onarıma ilişkin teknik ve mali sorunlar) çözmeye yönelik olması gerekli görülmektedir.

Oluşturulması öngörülen "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Fonu" olumlu bulunmasına rağmen, fonun merkezden kullanılması politik amaçların devreye girebileceği endişesini doğurmaktadır. Özellikle kültür ve tabiat varlıklarının tahribatının çok hızlı ve yoğunlukla yaşandığı kıyılar, turistik yöreler ve hızlı kentleşen metropolitan kent merkezlerine öncelik ve aciliyet tanınmalıdır.

Yerel sorunlar yerel halkın ve yöneticilerinin aktif ve bilinçli katılımı ile çözülebilecektir. Koruma alanlarında mahalle ve sokak ölçeğinde örgütlenmeler de düşünülebilir. Ülkemizde  2425 arkeolojik sit, 269 doğal sit 146 kentsel sit, 17 tarihi sit olmak üzere 2857 adet sit alanı ile 44406 adet korunması  gerekli kültür varlığı tescil edilmiştir.

Görüldüğü gibi, Arkeolojik sit olgusu büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle; arkeoloji sit alanları özelinde örgütlenme, finansman ve uygulama/denetlemeye yönelik kararların alınması, yasa ve yönetmeliklerle öneminin vurgulanması gerekli görülmektedir. Kazı ve araştırma politikaları, arkeolojik alanların planlanması ve düzenlenmesine ilişkin yeni ve etkin politikalar geliştirilmelidir. Mevcut müze ve ören yerlerindeki kadroların desteklenmesi, etkin hale getirilmesi gereklidir.

Doğal sit alanlarının korunma ve geliştirilmesinde, Çevre Bakanlığı ve Başbakanlık Özel Çevre Koruma Dairesi Başkanlığı ile işbirliği ve eşgüdüm içinde, yerel yönetimlerin desteği ve katılımı sağlanarak uygulamada başarılı olunabilir.

Kentsel Sit Alanlarında ise, "Koruma Yerel Kurulları"nın oluşturulması ve Koruma Kurulları denetiminde uygulamalara girilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak, bu sayede alınan kararlar ve yapılan plan ve projeler uygulamaya geçebilecektir. Kentsel sit alanlarının kent bütününden ayrı düşünülmemesi, kentin tüm hizmetlerini sağlayan yerel yönetimlere bu konuda da görevler verilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kanun ile, Toplu Konut Fonu benzeri bir “Koruma Fonu“ oluşturulmuştur. Bu fonun yanısıra, yerel yönetimlerin, sit alanında yaşayanların mülk sahipleri ve kiracıların, sivil toplum örgütlerinin (vakıflar, şirketler, dernekler, kooperatifler, bankalar, partiler vb) katılımı ile yerel ve gönüllü kaynakların devreye sokulması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca yurt dışı kurum ve kuruluşlardan kaynak, kredi, hibe vb. aktarılması önemlidir.

Özellikle, tek yapı onarımı, altyapı, çevre düzenleme çalışmaları yerel yönetimlerin organizasyonunda, kurulların denetimi altında gerçekleşmelidir. Altyapı çalışmaları ve Çevre düzenlemeleri yapılmadan tarihsel doku içerisindeki yapıların onarımı yapılmamalıdır.

Denetim ve maddi cezalar yanı sıra, sosyal boyuta önem veren, barınma ve arsa sorununun çözümü, rant artışlarının denetim altına alınmasına yönelik, kıyıların korunmasına yönelik kapsamlı çözümler geliştirilmelidir.

Yerel yönetimler bilinçlendirilerek, teknik ve mali açılardan güçlendirilerek koruma konusunda aktif hale getirilmelidir.   

 Dr. Mehmet TUNÇER

Kaynaklar:

- TARİHİ ÇEVRE KAYGISI TARİHİNE GİRİŞ, C.Erder, 1971, Ankara.
- TARİHSEL VE DOĞAL ÇEVRENİN KORUNMASI, TMMOB Mimarlar Odası
  Yayınları, 1979, İstanbul.
- 1710 SAYILI ESKİ ESERLER KANUNU Yorumlar - İncelemeler, 1976, İstanbul.
- TARİHSEL ÇEVRE KORUMA YAZILARI, M.TUNÇER, 1996, Ankara.
- TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI MEVZUATI, T.C. Kültür Bakanlığı,
  1996, Ankara.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Eski Eserler Hukuku (Ceza- Hukuk)
« Yanıtla #1 : 02 Mart 2012, 21:23:35 »
Eski Eserler Hukuku (Ceza- Hukuk)
Ahmet Gündel

Kitapta 2863 sayılı yasanın her maddesi açıklamalı olarak ele alınmış, çok sayıda Yargıtay ve Danıştay kararına ayrıca konu ile ilgili bazı yasalar, yönetmelikler ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarına da yer verilmiştir.
Kitapta bulunan Konulardan Bazıları Şunlardır:

Sit Alanlarına İzinsiz Bina Yapmak
İzinsiz Define Aramak
Eski Eser Kaçakçılığı
Eski Eser Ticareti Gibi Eski Eser Suçları ve Diğer Hukukî Sorunlar.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Cumhuriyetten Günümüze Türk Kültürünün Dünü, Bugünü
« Yanıtla #2 : 02 Mart 2012, 21:26:01 »
V. Türk Kültürü Kongresi Cumhuriyetten Günümüze Türk Kültürünün Dünü, Bugünü ve Geleceği (17- 21 Aralık) Eski Eserler ve Müzecilik, Kütüphanecilik, Arşiv Dökümantasyon Cilt- XI
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ YAYINLARI
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Antika ve Eski Eserler Kılavuzu
« Yanıtla #3 : 02 Mart 2012, 21:27:41 »
Antika ve Eski Eserler Kılavuzu
Mehmet Önder

TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler IV.Cilt
« Yanıtla #4 : 02 Mart 2012, 21:32:35 »
Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler IV.Cilt
Aynur Durukan/ Prof. Dr. Hakkı Acun/ Semiha Yıldız Ötüken/ Sacit Pekak

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
midena pro tou telous makarize