Gönderen Konu: Kozmik Buz Teorisi  (Okunma sayısı 1768 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Kozmik Buz Teorisi
« : 14 Mart 2011, 22:33:46 »
 Hitleri ve düşüncelerini etkileyen bir şey vardı.
Bu Hans Hörbiger (1860-1931) adında Avusturyalı bir profesörün
ortaya attığı Kozmik Buz Teorisi ya da Buzal Kozmoloji Teorisi idi.
Hörbiger, bu konuya ilişkin ilk çalışmalarına 1882 ılında başlamıştı.
Ona göre 3-4 milyar yıl önce Güneş in en az 10 katı büyüklüğünde ve
tamamen buzdan oluşan yabancı bir gök cimsi Güneş e çarpmıştı. İki zıt
yapıda gök cisminin çarpışmasından olağanüstü bir buhar kitlesi ortaya
çıkmıştı Bu da ardından muazzam bir patlamayı getirmişti. Patlama
sonucunda uzaya dağılan parçacıklardan da gezegenler oluşmuştu.

Hörbiger, Güneş sisteminin oluşumunu bu şekilde açıkladıktan sonra
Ay ın aynı şekilde bu kozmik çarpışma sonucunda oluştuğunu öne
sürüyordu. Yani Hörbiger e göre Ay, asla Dünya dan kopmamıştı. Ay
yabancı bir cisimdi ve o ilk patlamadan sonra Dünya nın yakınından
geçerken, Dünya nın çekimine girerek onun uydusu haline gelmişti.
Hörbiger daha da ileri giderek, çok eskiden Dünya nın 3 tane uydusu
olduğunu iddia ediyordu. Hörbiger e göre Dünya nın daha önceki üç
uydusu yeryüzüne düşerek parçalanmış, yok olmuş, yeryüzünde bu
parçalanmalar büyük felaketlere sebep olmuştu. Dördüncü ayımız da
öbürleri gibi günün birinde yeryüzüne düşecek ve korkunç felaketlere
sebep olacaktır. Birinci uydumuz yeryüzüne düştüğü zaman birinci
jeolojik devrin sona ermesine, ikinci ve üçüncü uydularımızın düşmesi
ise ikinci ve üçüncü jeolojik devirlikte halen dördüncü jeolojik devri
yaşamaktayız. Jeolojik devirlerle ilgili olarak canlı varlıkların
uğramış olduğu mutasyonlar da Hörbiger tarafından bu şekilde izah
edilmektedir. Gene jeolojik devirler sonunda ve felaketlerden hemen
önceki yüzyıllarda yerçekimi kuvvetinin değişmesi dev yaratıkların
görünmesine sebep olur. Dünyaya yaklaşan ve her an daha yakın bir
yörünge üzerinde dönen uyduların yeryüzündeki çekim gücü daha kuvvetle
hissedilir. Bunun sonucu olarak dünyanın kendi yerçekimi daha az
tesirli bir hale gelir yani yeryüzündeki canlıların ağırlıkları
azalır. Bu durum canlıların taşıyabileceği ağırlığın artmasına ve
yeryüzünde dev yaratıkların görünmesine sebep olur. Her jeolojik devrin
sonunda dev yapılı canlıların yaşadığı bilinen bir gerçektir. Nitekim
1. Jeolojik devrin sonunda dev yapılı böcekler ve bitkiler, 2. jeolojik
devrin sonunda Diplodoküs, Dinozorlar gibi boyları 20-30 metreyi bulan
tonlarca ağırlıktaki sürüngenler, dev memeliler ve kuşlar, 3. jeolojik
devrin sonunda da Mamutlar, dev akbabalar, çok iri yapılı kaplanlar ve
Dev yapılı insanlar yaşamışlardı.

Her uydu çarpması sonunda dünyamız uzun süre aysız kalmış, bu süre
içinde felaketten kurtulmuş olan canlılar küçülmüşlerdir. Bu sonuç da
teoriye uygun gelmektedir. Zira Ay sız çağlarda yerin çekim kuvveti
bütünüyle hissedilmiş, canlıların ağırlıkları artmıştır.

Hörbiger e göre, üçüncü uydunun Dünya mıza çarpmasından sonra,
şimdiki Ay ımız Dünya nın çekimine kapılıncaya kadar 158.000 yıllık bir
devrenin geçmesi gerekmiştir. Sonunda şimdi Ay yörüngesine oturunca,
yeryüzündeki canlıların ağırlıkları tekrar azalmış, dördüncü jeolojik
devrin şimdiki canlılar dünyası bu şartlar altında gelişmiştir.

Bu duruma göre, üçüncü jeolojik devir sonundaki felaketten her
nasılsa sağ olarak kurtulmuş olan iri yapılı insanların ve diğer
yaratıkların uzun süre jeolojik devirde hasıl olan ilkel ve küçük
yapılı insanlara ve canlılara hükmetmiş olması normaldir. Daha önce de
Devler konusunda da bahsettiğimiz gibi eski Mısır, Yunan, Güney
Amerika, Polinezya, İskandinavya, Hint, Çin ve diğer Asya efsanelerinde
dev yapılı ilahlar olduğunu anlatır. (Özellikle Yunan mitolojisindeki
Titanlar ın hikayesi dikkat çekicidir.) Ayrıca Kutsal kitapların Adem
ve Havva nın nesillerine 500-600 yıl gibi uzun ömürler tanımaları
dikkat çekicidir. Artan uzay ışınlarının dünyadaki hayat şartları
üzerinde önemli etkileri vardır. Böyle durumlarda mutasyonlar
kolaylıkla oluşabilir. Hücreler normal yapılarından daha üstün bir
hızla gelişir. Hücrelerin fizyolojik yıpranma seyri, vücudunun gücü ile
orantılıdır. İyi gelişen hücreler, şüphesiz daha uzun ömürlü olacaktır.

Bu bakımdan, dev yaratıkların ve dev insanların şimdikilerden daha
uzun ömürlü olmaları beklenir. Bazı okültistler Hörbiger in teorisi ile
Atlantis in batışı sırasında ilişkiler kurmaya başlamışlardı.
Hörbiger in izleyicilerinden olan Prof. Dr. Hermann Wirth, Atlantis in
egemen ırkı olan Ariler in, kıtanın batışından sonra kuzey yarıkürede
bir yerlere yerleştiklerini öne sürüyordu. Bu gerçek, Ari lerin
Atlantis zamanında olduğu gibi yine dünyaya egemen olacağı inancı
Naziler arasında giderek yayılıyordu. Prof. Dr. Hans Hörbiger, 1925
yılında Almanya daki ve Avusturya daki tüm bilim adamlarına garip bir
mektup gönderdi. Mektupta şöyle deniliyordu:

Artık seçme zamanı geldi. Ya bizimle olacaksınız ya da bize karşı
olacaksınız. Adolf Hitler politikayı temizleyecek. Ben de sahte
bilimleri temizleyeceğim. Kozmik Buz öğretisi Alman halkının yeniden
canlanma belirtisi olacak. Hazır olunuz. Zaman kaybetmeden bizim
saflarımıza geçiniz!

Hörbiger o sırada 65 yaşındaydı. Öğreti adını verdiği görüşleri,
bilinen tüm gökbilimsel ve matematiksel bilgilerle çelişiyordu.
Kendisinin Tanrı nın elçisi olduğunu iddia eden Hörbiger, teorisinin
aslında Tanrı nın kendisine verdiği bir ilham olduğunu savunuyordu.
Hörbigerciler Nazi hiyerarşisinin en üst kademelerine yerleşmeye
başlamışlardı. Bu sayede güçlü bir şekilde propagandalarını
yapabiliyorlardı.

Bu amaçla dağıtılan el ilanlarının birinde şöyle deniyordu:
Kuzeyli atalarımız kar ve buz ile güçlendiler. Bunun içindir ki Dünya
buzuna inanmak, kuzey insanın doğal mirasıdır. Bir Avusturyalı olan
Hitler, yahudi politikacıları kovdu. İkinci bir Avusturyalı olan
Hörbiger de yahudi bilginleri kovacaktır.

Hitler ise Hörbiger i yürekten destekliyor ve bu en büyük iki
Avusturyalı sık sık bir araya geliyorlardı. Toplantılara bazen Nasyonal
Sosyalizm in teorik kurucusu (Thule üyesi) Alfred Rosenberg de
katılıyordu. Artık Nazi partisinin resmi bilim anlayışı belirlenişti.
Hörbiger in anlattığı biçimiyle insanlık tarihi, birbirini izleyen
tufanlar, eski uygarlıklar, göçler, Devler , Ari ırkın üstünlüğü,
Hitler in üstün ırk anlayışına tıpatıp uyuyordu. Ari ırkın kökeninin
başka bir çağda (Atlantis zamanında) gezegenimize ve yıldızlara egemen
olan üstün insanların yaşadığı çağa dayandığı kanısı, artık Nazi
Almanyası na iyice yerleşmişti. Hörbiger e göre insanlığın yüksek bir
geçmişi vardı ve kaderi de bununla paralel olarak yüksek olacaktı. Ona
göre Hitler bu kaderi gerçekleştirmek için dünyaya gelmiş bir görevli
idi.


Bilinmeyen Dergisi,Hitlerin bilinmeyen yönleri (S.1580-1583), 1985
Turgut GÜRSAN, Hitler in Almanyası Gizli Tarihi s.107-110


alıntı: www.turkforum.net
midena pro tou telous makarize