Gönderen Konu: Antik çağda takı ve mücevherat  (Okunma sayısı 3430 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı cemal

  • Üye
  • *
  • İleti: 10
  • Teşekkür: 1
Antik çağda takı ve mücevherat
« : 25 Haziran 2012, 22:01:20 »
Tarihin ilk devirlerine kadar uzanan bir gelenektir takı kullanımı, sanat olarak tarif ettiğimiz bu etkinliğin temelinde inançların etkisi olduğu bilinmektedir. İlk takılar insanların henüz yerleşik döneme geçmedikleri Paleolitik Çağ’da süsleme yanında, av bereketini arttırmak ve koruma amaçlı tılsımlar olarak yaratılmış olmalıdır.Toplumsal yaşamın gelişmiş olduğu yerlerde takı, her şeyden önce sınıf farklılıklarını, ekonomik seviyeyi yansıtmanın en kolay yolu olmuşken özellikle kadınlarda, statü göstergesi olmuştur. Bu dönemde takılar gizemli bir takım işaretlerin yardımıyla şeytan ve diğer kötü ruhların neden olduğu hastalık gibi zararlardan, kişileri korumanın yanı sıra süslenme, kendini başka insanlara beğendirme amacıyla da kullanılmış olmalıdır.
Kolay işlenebilen renkli taşlar, av hayvanlarından elde edilen diş, boynuz, kemik ve tırnak kısımları, doğada bulunan malzemeleri sürtme ve kazıma yoluyla aşındırılarak şekillendirilmiş, delinip dizilerek kolyeler, bileklikler haline getirilmiştir. Her bölgenin insanı kendi geleneğine, zevkine, inancına özgü takılar üretmiş, böylece zengin bir takı kültürü oluşmuştur. Neredeyse on bin yıllık gelenek olan  kullanımı Anadolu’da Neolitik Çağ’a (MÖ 8000-5500) kadar uzanıyor.

Hayvancılığın ve tarımın ilk kez başladığı, insanların mağaralardan çıkıp, konutlar inşa etmeye başladığı ve yerleşik düzene geçtikleri Neolitik Çağ’da doğadan toplanan taşların, hayvan kemiklerinin yüzeyleri istenilen şekillerde kesilip,parlatılarak cilalanmış ve bazende bunların üzerine kazıma desenler işlenmiştir. Oldukça uzun bir dönemi kapsayan Neolitik Çağ’da, insanlar çevrelerinden toplayıp şekillendirdikleri bu doğal malzemelerden başka bakır ve kurşun gibi metalleri de takı yapımında kullanmaya başlamışlardır.İlk Tunç Çağında, Anadolu madenciliğinde bakır ve kalay alaşımı olan bronzun keşfi ile büyük bir gelişme olmuştur. Kısa zaman içerisinde bronz gündelik hayatta takı yapımında kullanılmaya başlamıştır.
Eski medeniyetlerde takının kullanımına bakacak olursak eğer, Mısır’da toplum içinde gücü ve dini otoriteyi sembolize ediyordu.
Varlıklı Mısırlılar takılarını yaşarken kullandıkları gibi ölünce de takılarıyla beraber gömülürlerdi. Ancak mezar soyguncuları yüzünden bu takıların çok azı günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Takının rengi eski Mısır’da çok önemliydi. Çünkü değişik renkler değişik anlamlara gelebiliyordu. Mesela mumyanın boynundaki İsis’in kolyesi kırmızıydı, bu İsis’in kana olan ihtiyacını gösteriyordu. Yeşil takı ise verimliliği temsil ediyordu.Yaklaşık 4000 yıl kadar önce takı yapımı Sümer ve Akad şehirlerinde önemli bir zanaatti. Bunun hakkında en önemli kanıt “Ur Kraliyet Mezarlığı”dır. Mezarlıktan değişik mücevher taşlarından yapılmış çok sayıda kolye ve iğneler çıkarılmıştır.

Mezopotamya’da hem kadınlar hem de erkekler takı ve aksesuar kullanıyordu. Bunların içinde halhal ve çok halkalı kolyeler de bulunmaktaydı. Takılar ince yapraklardan ve parlak renkli taşlardan yapılmaktaydı.

Takı ve aksesuarlarda en tercih edilen desen ve şekiller yaprak, helezon ve salkım şekilleriydi. Takı hem insan kullanımı hem de statü ve idolleri süslemek için kullanılmaktaydı. Mezopotamyalılar ayrıca birçok işleme tekniği de geliştirmişlerdi. Eski Yunan’da ise takı, çok özel günlerde seyrek olarak kullanılırdı. Genellikle hediye amaçlı ve kadınlar tarafından güzelliklerini ve sosyal statülerini göstermek için kullanılırdı. Takı ve aksesuarların, sahibini nazardan ve kötülükten koruduğu veya sahibine doğaüstü güçler kattığı düşünülürdü. Ayrıca dini sembol olarak da insan hayatında yerini almaktaydı. Daha eski zamanlardan kaldığı düşünülen takı ve aksesuarların tanrılara adandığı tahmin edilmektedir.

Eski Yunan’da da takı ve aksesuarlar ölen kişiyle beraber gömülüyordu. Ama burada amaç Eski Mısır’daki gibi ölen kişinin eşyalarını ölümden sonraki yaşamına götürmesi için değil, ölen kişiyi onurlandırmaktı.

Helen uygarlığı olarak adlandırılan Kara Yunanistan, Ege adaları ve Batı Anadolu’daki İon kent devletlerinde, takıyı genellikle kadınlar takmışlardır. Erkekler ise sadece yüzük ve belki de giysilerini birbirine tutturmada fibula ve iğneleri kullanmışlardır. Bilezik, göğüs süsü, kolye ve gerdanlıklarda çok çeşitli zincir örgüler, Herakles düğümü, Dionysos tasviri, hayvan başları, tohumlar ve palmet kullanılmıştır. Yılan şeklindeki bilezik ve yüzükler de Helenistik dönemin yeni takı biçimleridir. Mühür yüzüklerin kaş kısmında özellikle renki taş veya cam kullanılmıştır. Yüzük kaşları üstünde mitolojik figürler, insan büstleri ve hayvan figürleri işlenmiştir. Helenistik dönemin takılardaki ortak özelliği, iri ve gösterişli formların, ince ve özenli figür ve ayrıntılarla doldurulmuş olmasındandır. Helenistik dönemin sonunda , ekonominin bozulmasından sonra takılarda renkli taşların kullanımının arttığı, altın kullanımının ise azaldığı gözlenmektedir.

Romalılar, takı ve aksesuar yapımında Avrupa kıtasındaki zengin kaynaklardan faydalanıyorlardı. Altın kullandıkları gibi, bazen bronz ve daha eski zamanlarda da cam boncuklar ve inci kullandıkları da görülmektedir. Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Sri Lanka’dan safir ve Hindistan’dan elmas ithal ettiler. Romalıların yönetimindeki İngiltere’de, fosilleşmiş ağaç kabukları mücevher parçalarına dönüştürülüyordu.

Eski Yunan’da olduğu gibi Eski Romalılar’da da takının nazardan korunma amaçlı kullanıldığı görülmekteydi. Kadınların değişik çeşitte mücevher kullanmasına rağmen erkekler sadece yüzük takabiliyordu. Hem erkekler hem de kadınlar yontulmuş taştan yüzük takıyorlar ve bunları önemli belgelerde mühür olarak kullanabiliyorlardı. Bu gelenek Orta Çağ kral ve asilleri tarafından da devam ettirildiler.

Tarihin ilk devirlerine kadar uzanan bir gelenektir takı kullanımı, sanat olarak tarif ettiğimiz bu etkinliğin temelinde inançların etkisi olduğu bilinmektedir. İlk takılar insanların henüz yerleşik döneme geçmedikleri Paleolitik Çağ’da süsleme yanında, av bereketini arttırmak ve koruma amaçlı tılsımlar olarak yaratılmış olmalıdır.Toplumsal yaşamın gelişmiş olduğu yerlerde takı, her şeyden önce sınıf farklılıklarını, ekonomik seviyeyi yansıtmanın en kolay yolu olmuşken özellikle kadınlarda, statü göstergesi olmuştur. Bu dönemde takılar gizemli bir takım işaretlerin yardımıyla şeytan ve diğer kötü ruhların neden olduğu hastalık gibi zararlardan, kişileri korumanın yanı sıra süslenme, kendini başka insanlara beğendirme amacıyla da kullanılmış olmalıdır.
Kolay işlenebilen renkli taşlar, av hayvanlarından elde edilen diş, boynuz, kemik ve tırnak kısımları, doğada bulunan malzemeleri sürtme ve kazıma yoluyla aşındırılarak şekillendirilmiş, delinip dizilerek kolyeler, bileklikler haline getirilmiştir. Her bölgenin insanı kendi geleneğine, zevkine, inancına özgü takılar üretmiş, böylece zengin bir takı kültürü oluşmuştur. Neredeyse on bin yıllık gelenek olan  kullanımı Anadolu’da Neolitik Çağ’a (MÖ 8000-5500) kadar uzanıyor.

Hayvancılığın ve tarımın ilk kez başladığı, insanların mağaralardan çıkıp, konutlar inşa etmeye başladığı ve yerleşik düzene geçtikleri Neolitik Çağ’da doğadan toplanan taşların, hayvan kemiklerinin yüzeyleri istenilen şekillerde kesilip,parlatılarak cilalanmış ve bazende bunların üzerine kazıma desenler işlenmiştir. Oldukça uzun bir dönemi kapsayan Neolitik Çağ’da, insanlar çevrelerinden toplayıp şekillendirdikleri bu doğal malzemelerden başka bakır ve kurşun gibi metalleri de takı yapımında kullanmaya başlamışlardır.İlk Tunç Çağında, Anadolu madenciliğinde bakır ve kalay alaşımı olan bronzun keşfi ile büyük bir gelişme olmuştur. Kısa zaman içerisinde bronz gündelik hayatta takı yapımında kullanılmaya başlamıştır.

Eski medeniyetlerde takının kullanımına bakacak olursak eğer, Mısır’da toplum içinde gücü ve dini otoriteyi sembolize ediyordu. Varlıklı Mısırlılar takılarını yaşarken kullandıkları gibi ölünce de takılarıyla beraber gömülürlerdi. Ancak mezar soyguncuları yüzünden bu takıların çok azı günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Takının rengi eski Mısır’da çok önemliydi. Çünkü değişik renkler değişik anlamlara gelebiliyordu. Mesela mumyanın boynundaki İsis’in kolyesi kırmızıydı, bu İsis’in kana olan ihtiyacını gösteriyordu. Yeşil takı ise verimliliği temsil ediyordu.Yaklaşık 4000 yıl kadar önce takı yapımı Sümer ve Akad şehirlerinde önemli bir zanaatti. Bunun hakkında en önemli kanıt “Ur Kraliyet Mezarlığı”dır. Mezarlıktan değişik mücevher taşlarından yapılmış çok sayıda kolye ve iğneler çıkarılmıştır.

Mezopotamya’da hem kadınlar hem de erkekler takı ve aksesuar kullanıyordu. Bunların içinde halhal ve çok halkalı kolyeler de bulunmaktaydı. Takılar ince yapraklardan ve parlak renkli taşlardan yapılmaktaydı.

Takı ve aksesuarlarda en tercih edilen desen ve şekiller yaprak, helezon ve salkım şekilleriydi. Takı hem insan kullanımı hem de statü ve idolleri süslemek için kullanılmaktaydı. Mezopotamyalılar ayrıca birçok işleme tekniği de geliştirmişlerdi. Eski Yunan’da ise takı, çok özel günlerde seyrek olarak kullanılırdı. Genellikle hediye amaçlı ve kadınlar tarafından güzelliklerini ve sosyal statülerini göstermek için kullanılırdı. Takı ve aksesuarların, sahibini nazardan ve kötülükten koruduğu veya sahibine doğaüstü güçler kattığı düşünülürdü. Ayrıca dini sembol olarak da insan hayatında yerini almaktaydı. Daha eski zamanlardan kaldığı düşünülen takı ve aksesuarların tanrılara adandığı tahmin edilmektedir.

Eski Yunan’da da takı ve aksesuarlar ölen kişiyle beraber gömülüyordu. Ama burada amaç Eski Mısır’daki gibi ölen kişinin eşyalarını ölümden sonraki yaşamına götürmesi için değil, ölen kişiyi onurlandırmaktı.

Helen uygarlığı olarak adlandırılan Kara Yunanistan, Ege adaları ve Batı Anadolu’daki İon kent devletlerinde, takıyı genellikle kadınlar takmışlardır. Erkekler ise sadece yüzük ve belki de giysilerini birbirine tutturmada fibula ve iğneleri kullanmışlardır. Bilezik, göğüs süsü, kolye ve gerdanlıklarda çok çeşitli zincir örgüler, Herakles düğümü, Dionysos tasviri, hayvan başları, tohumlar ve palmet kullanılmıştır. Yılan şeklindeki bilezik ve yüzükler de Helenistik dönemin yeni takı biçimleridir. Mühür yüzüklerin kaş kısmında özellikle renki taş veya cam kullanılmıştır. Yüzük kaşları üstünde mitolojik figürler, insan büstleri ve hayvan figürleri işlenmiştir. Helenistik dönemin takılardaki ortak özelliği, iri ve gösterişli formların, ince ve özenli figür ve ayrıntılarla doldurulmuş olmasındandır. Helenistik dönemin sonunda , ekonominin bozulmasından sonra takılarda renkli taşların kullanımının arttığı, altın kullanımının ise azaldığı gözlenmektedir.

Romalılar, takı ve aksesuar yapımında Avrupa kıtasındaki zengin kaynaklardan faydalanıyorlardı. Altın kullandıkları gibi, bazen bronz ve daha eski zamanlarda da cam boncuklar ve inci kullandıkları da görülmektedir. Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Sri Lanka’dan safir ve Hindistan’dan elmas ithal ettiler. Romalıların yönetimindeki İngiltere’de, fosilleşmiş ağaç kabukları mücevher parçalarına dönüştürülüyordu.

Eski Yunan’da olduğu gibi Eski Romalılar’da da takının nazardan korunma amaçlı kullanıldığı görülmekteydi. Kadınların değişik çeşitte mücevher kullanmasına rağmen erkekler sadece yüzük takabiliyordu. Hem erkekler hem de kadınlar yontulmuş taştan yüzük takıyorlar ve bunları önemli belgelerde mühür olarak kullanabiliyorlardı. Bu gelenek Orta Çağ kral ve asilleri tarafından da devam ettirildi.

Kaynak: sanattarihivearkeoloji.com

Çevrimdışı Leonelmizka

  • Üye
  • *
  • İleti: 2
  • Teşekkür: 0
Ynt: Antik çağda takı ve mücevherat
« Yanıtla #1 : 26 Ağustos 2015, 11:17:07 »
This web site is a very good system to understand, easy to teach and study.

Çevrimdışı MikeZidd

  • Üye
  • *
  • İleti: 2
  • Teşekkür: 0
Ynt: Antik çağda takı ve mücevherat
« Yanıtla #2 : 28 Mart 2017, 05:33:22 »
I want to explain more than this a bit offline.








สโบ

Çevrimdışı Sominaka

  • Üye
  • *
  • İleti: 2
  • Teşekkür: 0
Ynt: Antik çağda takı ve mücevherat
« Yanıtla #3 : 04 Mayıs 2017, 09:59:26 »
I think your idea is very good.

Çevrimdışı Thanpanut

  • Üye
  • *
  • İleti: 2
  • Teşekkür: 0
Ynt: Antik çağda takı ve mücevherat
« Yanıtla #4 : 22 Kasım 2017, 09:54:09 »
İyi bilgi. Okuduğunuz için teşekkürler.