Gönderen Konu: Hititlerin başkenti Hattuşaş (Boğazköy)  (Okunma sayısı 2711 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Hititlerin başkenti Hattuşaş (Boğazköy)
« : 27 Ocak 2011, 09:31:21 »
Hititlerin başkenti olan Hattuşaş (Boğazköy), Çorum iline bağlı Boğazkale ilçesinde, bir teras ve büyük bir kayalık üzerinde yer almaktadır. Başkentin adı, Hattiler tarafından verilen “Hattus”tan türetilmiştir. Boğazköy’de bulunmuş ilk Hitit belgesine göre, tarihi daha eskilere giden yerleşim, şehir devletleri döneminin en büyük Hitit kralı olan Kussara kralı Anitta tarafından İ.Ö. 18. yüzyılın başlarında yıkılmış ve “benden sonra gelecek kral Hattuşa’yı yeniden kurarsa tanrının fırtınası ile vurulacaktır” diye lânetlenmiştir. Ancak, kralın ölümünden kısa bir süre sonra, yaklaşık İ.Ö. 1700’lerde yerleşim “Hattuşa” adıyla yeniden kurulmuş ve Kral I. Hattuşili zamanında Hititlerin başkenti olmuştur. Hititlerden önce kentte İ.Ö. 19.-18. yüzyıllarda Hattilerin yaşadığı ve burada bir Assur ticaret kolonisinin (Karum) bulunduğu, kentin kuzeyindeki Büyük Tapınak çevresinde Alman heyeti tarafından yapılan kazılarda açığa çıkarılan kalıntılar ve diğer buluntulardan anlaşılmıştır.

Hattuşaş, bilim âlemine 1834 yılında Fransız seyyah Charles Texier tarafından tanıtılmıştır. Yerleşimdeki ilk sistemli kazı 1906 yılında Alman Arkeolog Hugo Winckler ile İstanbul Müzesi Arkeoloğu Theodor Macridy Bey tarafından yapılmış ve yerleşimin tarihçesini aydınlatan ilk çivi yazılı tabletler açığa çıkarılmıştır. Bu tabletlerin okunmasıyla Hititlerin başkenti olduğu anlaşılan Hattuşaş’ta 1907’de, Otto Puchstein’ın da katılımıyla Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Alman Doğu İncelemeleri Kurumu tarafından ortaklaşa yürütülen çalışmalar 1912 yılına kadar sürdürülmüştür. I. Dünya Savaşı nedeniyle ara verilen çalışmaları 1931 yılında Kurt Bittel yeniden başlatmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında ara verilen kazılara yeniden başlanmıştır ve 1981-93 yılları arasında Peter Neve‘nin yaptığı kazılar Jürgen Seeher başkanlığında sürdürülmektedir.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Hititlerin başkenti
« Yanıtla #1 : 27 Ocak 2011, 09:32:32 »



İ.Ö. 1700’lerden başlayarak kent, İmparatorluk Çağı (İ.Ö. 1450-1180) sonlarına kadar Hititlerin başkenti olmuştur. Hattuşaş’ı çevreleyen ilk surların İ.Ö. 16. yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Bununla birlikte kent, Kral III. Tudhaliya zamanında (İ.Ö. 1400-1380) Kaskalılar tarafından tahrip edilmiştir. Bu tahribatın yaraları kısa sürede sarılmış ve kent yeniden surları ile birlikte kurulmuştur. Eski (Aşağı) kentin kapladığı, kuzeydeki Büyük Tapınak ile orta kesimdeki Büyük Kale (Akropolis) arasındaki alan Hattiler zamanını da kapsayan Şehir Devletleri Döneminde (İ.Ö. 2000-1750) ve Eski Krallık zamanında (İ.Ö. 1750-1450) iskân görmüştür. Güneydeki Yukarı Kent ise surlarla çevrilerek İmparatorluk Çağındaki ana yerleşim bölgesini oluşturmuştur. Oldukça iyi durumdaki sur duvarları, yaklaşık 6 km.lik bir alanı kuşatmaktadır. Hitit Devleti, Traklar tarafından İ.Ö. 1180 yılında Hattuşaş’ın yıkılmasıyla ortadan kalkmıştır.

Hattuşaş’ta görülmeye değer yerler arasında; Büyük Tapınak, Büyük Kale, Kral Kapısı, Sfenksli Kapı, kuzeyindeki Üç Tapınak, Dehliz (Potern), Sfenksli Kapı yakınındaki Sur Duvarları, Aslanlı Kapı ile Müze Binası; 2 km. kuzeydoğusundaki Yazılıkaya sayılabilir.



Yerleşim dokusu ve yapılar dikkate alındığında; surlarla çevrilmiş kuzeyde Aşağı Kent’teki ilk kalıntı, Assur Ticaret Kolonileri Çağına, İ.Ö. 19.-18. yüzyıllara ait yerleşimdir. Güneydoğusunda ise, Hatti Gök Tanrısı ve Arinna Güneş Tanrıçası’nın Tapınağı yer alır. Tapınak, çevresindeki depolarla birlikte 135x160 m. ölçülerindedir. Bu büyük alanın bir temenos duvarıyla çevrili olduğu kuzeydeki kalıntılardan anlaşılmaktadır. İki yanında birer muhafız odası bulunan ve büyük taş bloklarıyla yapılmış güneybatıdaki ana kapısı kısmen görülebilmektedir. Yapının ayrıca güneyde, doğuda ve batıda olmak üzere üç girişi vardı. Tapınağı kuşatan küçük odalar erzak deposu olarak ve tören eşyaları için kullanılmaktaydı. Bir avlu çevresinde odalardan oluşan ana yapının alt kısımları kireçtaşından, üst kısımları ise kerpiçten; buna karşılık oniki tören odasından oluşan kuzeydoğudaki ek yapı granitten yapılmıştır. 1967-68 yıllarında tapınak çevresinde Alman kazı heyeti tarafından yapılan çalışmalarda, tapınağın güneydoğu girişi boyunca uzanan 8 m. genişliğinde, büyük taş levhalarla kaplanmış bir cadde açığa çıkarılmıştır.

Alıntı: www.kultur.gov.tr