Gönderen Konu: SİT ALANLARI  (Okunma sayısı 3277 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı asenadag

  • Tecrübeli Üye
  • *
  • İleti: 59
  • Teşekkür: 6
  • Cinsiyet: Bayan
SİT ALANLARI
« : 31 Ocak 2011, 11:38:12 »
Sit Alanları*
Korunacak özellikleri bulunan doğal, ya da insan yapısı, ya da İkisinin ortak ürünü olan alanlara sit denilmektedir. Özelliklerine göre sitler doğal, tarihi, arkeolojik, kentsel, kırsal ve karmaşık olarak sınıflandırılmaktadır.

Estetik değer ölçütü

Güzel olma Özelliği, yapı ve çevrelerin korunması konusundaki istekleri güçlendiren önemli bir etkendir. Ancak 'güzel" yargısının nesnel olmayışı, kişiden kişiye, toplumdan topluma ve zamana bağlı olarak değişmesi, tartışmalara neden olabilmektedir. Eğitim düzeyi yüksek toplumlarda, anonim bir estetik yargı bulunması ve buna dayanarak "güzel" kararı alınması daha kolay olabilir.
Korunacak değerde olması gereken güzellik hakkında bilinçli bir toplumsal beğeni olmadığında, bu konuda alınacak kararın, toplum adına, sanat tarihçileri ve estetik uzmanlarının görüşleri ile yönlendirilmesi söz konusudur. Örneğin Türkiye'de halk genellikle eski bir evi korunmaya değer görmemekte ve güzelliği konusunda her zaman tescil İşlemini yapanlarla aynı kanıya sahip olmamaktadır.
Harap bir yapının İlk tasarımındaki güzelliğini görmek ve onu kendi dönemi içinde değerlendirebilmek yetkisi bu konuda birikim sahibi olan arkeolog ve sanat ve mimarlık tarihçilerine aittir.

Zaman ölçütü

Bir yapının yapımından ne kadar sonra eski eser olarak nitelendirilebileceği konusundaki görüşler ülkeden ülkeye değişmektedir. Hollanda'da 50 yıldan eski yapılar koruma kapsamına alınmaktadır. Fransa'da ünlü mimar Le Corbusier'nin Villa Savoye'u (yapım tarihi: 1929-30) anıt olarak tescil edilmiştir. Türkiye'de su anda geçerli olan 2863 sayılı yasanın 6. maddesine göre 1900 tarihinden önce yapılmış olan binalar koruma kapsamındadır; 20. yüzyıl yapılarının  koruma kapsamına alınmaları için ise önemli bir mimarın eseri, bir mimari akımın temsilcisi, bir yapı dizisinin parçası olmak gibi özel nitelikler taşımaları gerekmektedir.

Zamanın yıpratıcı etkisinden ve İnsanların yaptıkları hasarlardan zarar görmeden günümüze ulaşabilen anıt ve kalıntıların sayısı oldukça azdır. Bu nedenle çok eski tarihlerden kalan yapılar 'ender'likleri dolayısıyla da korunmak istenirler.
Günümüze yakın zamanlara gelindikçe korunacak değerlerin seçiminde daha titiz davranılması doğaldır. Bununla birlikte, kesin zaman sınırları koymak (19. yüzyıl sonuna kadar yapılan binalar gibi) yerine, farklı bir sanat anlayışı, yaşam biçimi, sosyal yapı, teknik düzey ve ünlü bir sanatçının, akımın ürünü olan yapı ve çevrelerin korunmasını ilke olarak  benimsemek daha doğru bir yaklaşımdır.

Tarihî belge ölçütü

Bir yapı veya yapılar grubu tarihi belge niteliğine,
a.    Tarihi bir olayla veya kişiyle ilişkisi,
b.    Tarihi bir süreci yansıtması,
dolayısıyla sahip olabilir.

Sivas Kongresi'nin yapıldığı bina, içinde geçen tarihi olaydan ötürü özel bir anlam taşımakta ve o olayı hatırlatan eşyasıyla bir müze olarak koummaktadır . Atatürk'ün içinde doğduğu ev. bir Türk evi olarak taşıdığı önemden çok, Atatürk'le olan ilişkisi dolayısıyla koruma kapsamına alınmıştır. Opus reticulatum tekniğinde bir duvar parçası. Roma dönemi yapım tekniği, künk ve küplerle hafifletilmiş bir tonoz örtü düzeni olan bir Ortaçağ yapısı, o dönemde kullanılan strüktür düzenlen konusunda; malakâri bir sıva, Klasik Osmanlı dönemi bezemesi hakkında belge değerine sahip, korunması gerekli ayrıntılardır.
Özel bir toplum yapısını veya yaşam biçimini yan sıtan, teknik gelişimin izlerini taşıyan yapı ve yerler, bu özellikleriyle korunmalıdırlar. Örneğin bugün terk edilmiş bir teknolojiyle baskı yapan matbaalar, darphaneler, zeytinyağı üreten yağhaneler, un ve yel değirmenleri, tabakhane, sabunhane, şaraphane ve ipek fabrikaları, üretim teknikleri ve yapı tipleri açısından belge niteliği taşımaktadırlar.

Toplumların değişik kesimlerinin yaşam biçimi ve yerleşme düzenini yansıtan köy, kasaba, mahalleler, şehircilik tarihi belgeleridir. Günümüzde sürdürülmeyen bir yaşam düzeninin gereksinimleri sonunda ortaya çıkmış olan bu yerleşmeler, yöresel yapı malzemesi geleneklerinin ve iklim koşullarının olanak ve sınırlamalarıyla biçimlendirilen konutlarının yanı sıra, ticari etkinliğin ve el sanatlarının yoğunlaştığı çarşı bölgelerinin doku, kütle, mekân özellikleriyle de belge olarak saklanmaları amacıyla koruma altına alınırlar.

Koruma ölçütleri

Geçmişten kalan izlerin tümünün gelecek kuşaklara aktarılması olası değildir. Ülkelerin ekonomik kaynakları, böyle bir çabayı desteklemek için yeterli olamamaktadır. Çağdaş kentleşme sorunları, bakımsızlık, malzemenin yıpranması, doğal afetler, yeni yapılanma baskıları sonucu tarihi yapıların sayısı sürekli olarak azalmaktadır. Bu nedenle, uygulamada öncelikle korunması gerekli, vazgeçilmez, ya da korunması rastlantılara bırakılamayacak anıtların seçimine yardımcı olabilecek ölçütlerden  yararlanılmaktadır. Koruma kararı bir yapının veya yapı kümelerinin.

A.    Tarihi belge niteliği,
B.    Eskilik özelliği,
C.    Estetik değer
yönlerinden sahip olduğu öneme bağlı olarak alınmaktadır. Bir yapı, ya da yerleşme bu özelliklerden bir veya daha fazlasına sahip olduğunda, korunması için ilk adım olan tescil kararı alınabilmektedir.

Korunacak Değerler ve Değerlendirme Ölçütleri

Korumanın temel sorunlarından biri neyin korunacagıdır. Çok eski tarihlerden günümüze ulaşan seçkin dini yapılar (Parthenon, Pantheon), mezar anıtları (Piramitler, Selçuklu türbeleri), ya da işlevsel binalar (Colosseum. Roma hamamları) bugün dünya mimari mirasının öğeleri olarak korunmaya değer bulunmaktadır. Aslında anıtsallıktan uzak,  tümüyle işlevsel amacı olan gündelik yaşama ait yapılar da uzun bir süre geçtikten sonra, toplumsal tarihe ait bir bileşen olarak değer kazanmakta ve koruma kapsamına alınmaktadır.
Teknolojinin geçirdiği belli aşamalara ait yapılar teknoloji tarihi açısından önem taşıdıkları için korunmaktadır. Venedik Tüzüğü'nün genişletilmiş anıt kavramı 1976'da UNESCO tarafından daha farklı bir terminoloji içinde yoğrularak kültürel geleneklerle ilgili bütün maddi varlıkları kapsamak üzere "kültürel varlık" (cultural pro perty) deyimi ortaya atılmıştır.' 1983'de çıkarılan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na alınan bu kavram, değişik uygarlıkların sanat anlayışı, bilim ve teknik düzeyi, sosyal yaşamı hakkında somut veriler sağlayan ve korunmalarında kamu yararı görülen eşya ve yapıtları kapsamaktadır / Estetik ve bilimsel açıdan değer taşıyan jeolojik oluşum, bitki örtüsü, su öğesi, yabanıl yaşam bölgeleri, tarihi bahçeler "doğal varlık" kapsamına girmektedir. Yurdumuzda da geçerli olan kabullere göre, dünyada korunacak değerler "doğal ve kültürel varlıklar" kavramı içinde toplanmaktadır.

Korunacak değerler "taşınır" ve "taşınmaz" kültür varlıkları olarak iki ana bölümde incelenmektedir.

Taşınmaz kültür ve doğa varlıkları ANIT'lar ve SİT'lerdır.

Anıtlar - Küllieler

 
Taşınmaz (eski deyimle: gayrimenkul) kültür varlıkları tek yapı, ya da yapılar grubunun oluşturduğu büyük külliyeler biçiminde olabilirler. Didim'de ki Apollon Tapınağı, Sivas'daki Çifte Minareli Medrese,  Birgi'deki Çakır Ağa Konağı gibi yapıların her biri tek başına bit anıttır. Doğu Beyazıt'taki İshak Paşa Sarayı  ve İstanbul'daki Şehzade Külliyesi ise, içindeki birçok yapıyla birlikte korunması gereken anıtlar bütünüdür. Tek yapıdan daha geniş sınırlara doğru geliştirilen anıt kavramı, anıt-kent, anıt-ulke, giderek anıt kıta boyutlarına ulaşmıştır. Örneğin Edirne, içindeki anıtsal ve geleneksel yapıların yoğunluğu ve üstün niteliğiyle bir anıt-kenttir. İstanbul, Bursa, Safranbolu için de aynı nitelendirme yapılabilir. 1970'lerde Avrupa Konseyi Avrupa mimari mirasını bu bölgede gelişen uygarlığın en çarpıcı göstergesi olarak değerlendirmiş ve kıtanın, sahip olduğu olağanüstü mimari peyzajı, zenginliği, çeşitliliği ve armonisiyle onu en çok çağrıştıran simge olarak kabul etmiştir. Bu açıdan bakıldığında, tarihi kent. köy ve anıtlarıyla Avrupa kıtasının bir bütün olarak korunması gereken bir anıt-kıta gibi değerlendirildiği söylenebilir. Ancak “anıt”ın boyutu birçok anıt ve kentsel dokuyu içerecek biçimde genişletildiğinde kavram olarak anıt yerine "sit" deyiminin kullanılması uygun olmaktadır.
"Doğal anıtlar', peri bacaları, kanyonlar,  mağaralar gibi jeolojik oluşumların, şelale, krater gölü gibi su öğelerinin çevreye kattığı özel, olağan dışı biçim ve mekân zenginlikleri: ya da o yere özellik kazandıran, peyzajın vazgeçilmez öğeleri olan asırlık çınar, selvi, fıstık çamı. okaliptüs, hurma gibi yetişkin ağaçlar ve seçkin, ender ağaç türlerinden oluşan ormanlar olabilir. Artık sayıları çok azalmış olan fıstık çamları, İstanbul Bogazı'nın palmiye ve hurmalar, Tarsus, Adana gibi güney kentlerimizin genel görünümlerini bütünleyen, doğal öğelerdir. Doğal oluşumlar her zaman kendi hallerinde bırakılmamış, sanatçının duyarlı dokunuşu ile bezenmiş, yaratıcı katkısıyla dini. ya da günlük yaşama yönelik hizmetler için uyarlanmıştır. Göreme vadisinde ki peri bacalarının bir bölümü doğal biçimlerinin yanı sıra, içlerine insan emeğiyle oyulan ev ve kiliselerin tarihi, mimari, sanatsal değerleriyle korunmaktadır.

Taşınır Kültür Varlıkları

Resim, heykel, ikona, seramik kaplar, çini. cam, metal, deri eşya, dokumalar (halı, kilim vb), mobilya, mücevher, sikke, elyazması kitap gibi taşınabilir (eski deyimle: menkul) sanat eserleri ve belgeler müzelerde, ya da özel koleksiyonlarda saklanır; bakım ve onarımları, her konunun ilgili uzmanı (konservatör) tarafından yürütülür. Ancak, özel durumlarda, aslında bir taşınmaza ait olan duvar resmi (fresk), mozaik, heykel, alçı pencere, ocak yaşmağı gibi  bileşenler de yerlerinde korunamayacak duruma gelebilir ve müzelere alınırlar.
Yıkılan bir konağın kapısı, kafesleri, tavanları, yok olan bir hamamın kurnaları, havuzu da bu anlamda "taşınır kültür varlığı" olabilir. Yapı yıkılmasa da, hava kirliliği, vandalizm gibi zararlı etkilere açık olarak yerinde korunamayacak olan değerli yapı bileşenleri. Venedik Tüzügü'nün 8. maddesinde belirtildiği gibi müze ortamına taşınabilir. Örneğin Atina Akropolü'nde kirli havadan zarar gören karyatidler Akropol Müzesi'nin denetimli ortamına taşınmışlardır.

*Ahunbay, Z. - Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon






Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi

Kayseri Melikgazi İlçesi Kültür Envanteri Anıtsal Yapıları ve Sit Alanları
Faruk Yaman

Kayseri ili merkez ilçelerinden olan Melikgazi İlçesi, kapsadığı alan ve coğrafi yapısı ile sırtını Erciyes Dağının eteklerine dayamış olup bu yapı ona yerleşim alanı olarak büyük bir avantaj sağlamıştır. Şehrin kuruluşu çok eski devirlere dayanmaktadır. Nitekim arkeolojik kazılar bunu ispatlamaktadır. İnsanlık tarihi ile başlayan sanat ve kültür birikimi ve eserleri yüz yıllar boyunca birbirine eklenerek ve tamamlayarak günümüze ulaşmıştır.

Anadolu kültür ve sanat zenginliğinin mozağını taşıyan Melikgazi ilçesi özelikle Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde siyasi ve stratejik coğrafi konumu ile dünya tarihinde yerini almıştır. Avrupa ile Asya kıtası arasında geçiş yollu üzerinde olması bir çok medeniyete ev sahipliği sapmasına ve hatta başkent olmasına vesile olmuştur. Kayseri ilinin ilk kuruluş şehir yerleşiminin (MAZAKA) Melikgazi İlçesi sınırları içerisinde olmasından dolayı kültür birimi şehrin bu bölgesinde yoğunluk kazanmıştır.

Kayseri ili sınırları içerisinde 806 adet tescili Anıtsal yapının 507 adetinin,187 sit alanından ise 64 'sının Melikgazi İlçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu rakamlar da gösteriyor ki hem anıtsal hem de sit alanları açısından Kayseri ilinde Melikgazi İlçesine bir ayrıcalık tanımaktadır.

Melikgazi İlçe sınırları içerisinde yer alan Melikgazi, Ağırnas, Mimarsinan ve Turan Belediyelerinin aynı zamanda Tarihi Kentler Birliği üyesi olması, Hisarcık Belediyesi'nin ise başvurusunu yapmış olup işlemlerinin devam etmesi bu araştırmaya ayrı bir önem vermektedir.

Bu eserin amacı, Melikgazi İlçesi sınırları içerisinde yer alan Kültürel ve Sanatsal olarak tescili yapılmış olan Anıtsal yapılar ile Sit alanların hem tanıtımı yapmak hem bu vesile ile bir Envanterini oluşturmaktır. Ayrıca bundan sonra yapılacak bu tür çalışmalara da hem kaynak hem de referans olacaktır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türk Kültür Varlıkları Envanteri Kahramanmaraş 46 I. Cilt
« Yanıtla #2 : 02 Ocak 2012, 23:00:07 »

Türk Kültür Varlıkları Envanteri Kahramanmaraş
Mehmet Özkarcı
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ayasofya Müzesi Kültür Envanteri
« Yanıtla #3 : 02 Ocak 2012, 23:03:24 »

Ayasofya Müzesi Kültür Envanteri
Doç. Dr. A. Haluk Dursun

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü tarafından yürütülmekte olup İstanbul Kültür Mirası ve Ekonomisi Envanteri adlı proje kapsamında yayınlanmakta olan bu kitap, İstanbul’un anıtsal yapılarının belki de en önemlisi olan Ayasofya’yı müze kimliğiyle ele alıyor. Ayasofya külliyesi, külliyenin külliyenin her bir yapısı, yapıya ait tüm ögeler birer birer ölçülerek, envanter haline getiriliyor. Bunun yanı sıra müzeye ait, kütüphane ve depoda bulunan eserler de inceleniyor. Ayasofya müzesi başkanı ve müdürü A. Haluk Dursun’un titiz çalışmasıyla hazırlanan bu envanter, araştırmacılar ve Ayasofya meraklıları için bulunmaz bir kaynak teşkil ediyor. Kitap müzenin tarihine, İstanbul’un kültürel tanıtımına yaptığı katkıya ve müzenin gündelik yaşantısına dair detaylarıyla da okuyucuya renkli bir çalışma sunuyor.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İdare Hukuku Yönüyle Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması ve Yargısal Denetimi Teorik ve Uygulamalı Bir Yaklaşım
Oğuz Sancaklar

- Sit Alanları ve Uygulamaları
- Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları
- Koruma Amaçlı İmar Planları ve Hükümleri
- Tescilli Eski Eserler ve Müdahaleler
- Bakım-Onarım Esasları ve Mâli Kolaylıklar
- Temel İlkeler
- Koruma Bölge Kurullarının Yapısı ve İşleyişi
- Yargı Kararları

Kültürel ve doğal mirasın korunması olgusu çok yönlü ve disiplinler arası bir konu olup, çalışmanın amacı kültürel ve doğal mirasın korunmasına ilişkin hukuki boyutuna dikkati çekmektir Bu çalışmada "taşınmaz kültür varlıkları"nın hukuki rejimi incelenmiş konu ile ilgili yüksek mahkemelerin içtihatlarına metin içerisindeki ilgili bölümlerde yer verilmiştir.

Koruma uygulaması karmaşık ve sık değişen mevzuatı, teknik yönleri ve hukuki sorunları da içermektedir. İdare Hukuku yönüyle incelenen konuyu tüm cevapları ve ayrıntılarıyla bu kitapta bulabilirsiniz.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Eski Eserler Hukuku (Ceza- Hukuk)
« Yanıtla #5 : 02 Ocak 2012, 23:07:52 »
Eski Eserler Hukuku (Ceza- Hukuk)
Ahmet Gündel

Kitapta 2863 sayılı yasanın her maddesi açıklamalı olarak ele alınmış, çok sayıda Yargıtay ve Danıştay kararına ayrıca konu ile ilgili bazı yasalar, yönetmelikler ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarına da yer verilmiştir.
Kitapta bulunan Konulardan Bazıları Şunlardır:

Sit Alanlarına İzinsiz Bina Yapmak
İzinsiz Define Aramak
Eski Eser Kaçakçılığı
Eski Eser Ticareti Gibi Eski Eser Suçları ve Diğer Hukukî Sorunlar.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Cumhuriyetten Günümüze Türk Kültürünün Dünü, Bugünü ve Geleceği
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ YAYINLARI

V. Türk Kültürü Kongresi Cumhuriyetten Günümüze Türk Kültürünün Dünü, Bugünü ve Geleceği (17- 21 Aralık) Eski Eserler ve Müzecilik, Kütüphanecilik, Arşiv Dökümantasyon Cilt- XI
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler IV.Cilt
« Yanıtla #7 : 02 Ocak 2012, 23:13:04 »
Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler IV.Cilt
Aynur Durukan/ Prof. Dr. Hakkı Acun/ Semiha Yıldız Ötüken/ Sacit Pekak

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

midena pro tou telous makarize