Gönderen Konu: Çeçenlerde Nart Efsaneleri  (Okunma sayısı 1288 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Çeçenlerde Nart Efsaneleri
« : 02 Şubat 2011, 09:44:39 »
Söz konusu efsanler Vaynakhlarda da (Çeçen/Nokhço-İnguş/Galğay-Tuş/Batso) vardır. Destanlarla beraber diğer halk ürünlerinin de derlendiği "Nokhçiyn Folklor/Çeçen Folkloru" nun asıl içeriği bir yana, ön sözlerindeki bilgilerden de bu destanların kökenleri ve gelişimleri kavranabilir. Nart efsaneleri nazım biçiminde değil, tersine düz yazılar biçimindedir. Çeçen Nart efsanlerinde özellikle Nart-Orstkhuo ile Soskin Solsa burada söylenmelidir.

Vaynakh Nart efsaneleri üzerinde ilk uğraşanlar ve yayım yapanlar yine Çeçen ve İnguş asıllı halkbilim/etnograflarıdır: Halkbilimci ve tarihçi Laudayev Umalta(1872), halkbilimci Çakh Akhriyev(1870) ve halk öğretmeni Eldarkhanov Taştemir'dir(1900).

V.F.Miller, A.Brena, V.B. Pfafa, N. Semenov gibi yabancı bilginlerin de bu efsaneler hakkındaki araştırmaları değerlerini halen korumaktadır. Ancak bu bilginler Vaynakh efsanelerinin başka kavimlerden alındığını ileri sürmüşlerdir, doğal olarak da yanılmışlardır. Son araştırmalar Nart efsanelerinin Kafkas kavimlerinin öz ve ortak ürünleri olduğunu, hatta Akdeniz uygarlıklarını da etkilediğini ortaya koymuştur.

Gerçekten, M.Ö.3000 yıl gibi bir geçmişe dayanan bu efsaneler Sovyet bilim adamları tarafından derlenmiştir. Efsanler tarihine yeni, fakat asıldan bir yön veren bu ürünlerin bilim dünyasına kazandırılmasında hizmeti dokunan eski ve yeni araştırıcılara sonsuz teşekkür borçluyuz.

Kafkasya'nın her kavmine mensup efsaneler bir kısım başkalıklarla da birbirlerinden ayrımlıdırlar. Vaynakh efsaneleri Asetin ve Adige efsanelerinden şu iki özellikle ayrımlıdırlar:

1- Vaynakhlarla Nartlar zaman zaman birbirleriyle savaşmış birer halk olarak görünürler. Efsanlerde bu savaşların utkusu/zaferi de her zaman Vaynakhlara aittir.
2- Vaynakh Nart efsanelerindeki "Nart" teriminin yanında daima ikinci bir terim daha vardır;"orstkho". Yani hep Nart-Orstkho diye söylene gelir. Orstkholar Vaynakhların bir kabilesidir. Çeşitli rayonlarda değişik dialektlerle söylenir:âstkho, ârstkho, iertkho, ierştkho, ierstkho, orkhasto gibi. İnguşlar ise "orstkho" derler.

Edebiyattaki yazımı ise orstkho'dur.
Grekler(Yunanlılar)deki Prometheus efsanesi denince burada hemen Pharmat efsanesini de söylemek gerekir. Konusu, insanlığa kazandırılan ateş ile ateşi çalan kahramanın Kazbek dağında zincire vurularak hergün ciğerinin bir kartal tarafından yenmesidir.

Ancak Prometheus efsanesi ile Pharmat efsanesi arasında bir kısım ayrılıklarla benzerliklerin açıklanması, efsaneler tarihi açısından zorunludur.

Burada sözünü edeceğimiz destanın kahramanlarını, önemli yer ve adları açıklamak gerekir. Vaynakh Pharmat efsanesinde:
SELA: Gök tanrısıdır, gaddar ve acımasızdır. Göklerle ateşin sahibidir. Kudretli, ama insanlara zarar vermekten ve verdiği zarardan hoşlanan bir tanrı. İki tekerlekli arabasına binerek gürler. Oturduğu saraylar hep bulutlarla kaplıdır. İnsanların üstüne hep yağmur ve dolu yağdırır, şimşekler çaktırır. Kötülükler de ne denli cömertse, iyilikler de o denli cimridir.

Séla, sözcük anlamı bakımından "gök, ışıltı, ışık" demektir. Çeçencede bu sözcükle türetilmiş başka sözcüklerde vardır.
SATA: Sélanın sevgilisi, karısıdır. Ancak o çok iyi kalbli birisidir. Zira Nart-Orstkhoyların anasıdır; onlar işkencelerle kıvranırken hep kederlenir. Ateşi çalarken Nart Pharmat'a da yardım etmiştir. Sözcük anlamı "ışığa, göğe ait" demektir. Greklerde Hera, Romenledeki Iuno olduğu anlaşılıyor.

SELASATA: Gerçi Pharmat efsanesinde adı geçmez ama, Séla ile Sata'nın kızlarıdır ve kızların koruyucusudur.

TURPAL: Efsanede Pharmat'ın atının adıdır. Pharmat, Séla'dan ateşi çalarken bu ata binmiştir. Kelimenin "bahadır", özellikle "kahraman" demek olduğunu biliyoruz.

MORZAKH: Pharmat ateşi bu araçla getirmiştir. Anlamı "maşa, pens, kıskaç, kerpeten" demektir.

BAŞLAM: Séla'nın Pharmat'ı zincirle bağladığı dağın adıdır. Çeçen-İnguşlar Kazbek dağına bu adı verirler.

İDA: Pharmat'ın ciğerini yiyen kartalın adı. Burada şu ilginç husuda eklemeliyiz: İda'nın eski adı Gargaron olduğu da söylenmiştir.

PHARMAT: Efsane kahramanını en başta değil de en sonra yazışımızın nedeni bazı hususları vurgulamak içindir.

Amacımız Greklerdeki Prometheus ile Çeçenlerdeki Pharmat’ı karşılaştırmaktır. Yukarıdaki kimi sözcüklerin analizi de bu savımızın doğruluğunu kanıtlamak için yaptık.

Pharmat dağlarda yaşayan kuvvetli ve çok cesur bir insandır. Sanatkâr ve iyiliksever birisidir. Nartlardan güzel davranışlarla iyilik gördükçe onlara bronzdan kılıç, kalkan, zırhlar yapardı. Akıllı, basiretli, sabırlı ve cömerttir.

Bu nitelikleri ve mesleği ile Pharmat bir insandır ve bir sanatkârdır, ustadır. Nitekim öyle birisi Morzakh ile Séla’dan ateşi getirebilir.
Grek (Yunan) mitolojisindeki Prometheus yarı tanrıdır. Kâhindir. Özgürlük örneğidir. Prometheus’un anlamı da “önceden gören” demektir. Ayrıca klâsik tragedya yazarlarınca yarı tanrılık niteliğine ve sanattaki yaratıcılık buluşuna göre, kendisine asıl yarı tanrılıktaki görevlerin ve erdemlerin dışında daha başka olağan üstü üstünlükler de kazandırılmıştır. Bu da mitin sanatla işlenişinin bir sonucudur. (Karşılaştırma için: Azra Erhat, Mitoloji sözlüğü, İstanbul 1972, Prometheus maddesi, s.326 vd.)

Oysa Nart efsaneleri ulusal ve folklorik oluşlarına göre, her ne kadar yetkin biçimde derlenmiş ve ölümsüzleştirilmişlerse de, sanatla işlenmeyi bekleyen birer hammadde gibi duruyorlar. Bu hususu böylece vurguladıktan sonra konu edindiğimiz bu yiğidin adı acaba ne anlama gelmektedir?

Phar: “usta, sanatkâr”, özellikle “demirci ustası” demektir.
Phar-kho: “usta birisi,(ustalaşmış) bir sanatkâr adam, (bilinen)bir demirci ustası” demektir.
Phalğ: “demirhane, demir-çelik işleme evi, demircilik atelyesi” demektir.

Pharmat’taki –mat da Çeçencedeki o-a değişikliğine göre “dil” anlamındadır. Bu durumda sözcüğün anlamı: “demirci ustasının dili, demirci ustasının sırrı” demek olmaktadır. Eğer –mat, mât veya miet biçiminde telaffuz olunursa “demirci ustasının yeri” karşılığında kullanılmaktadır; ve bugün bu sözcükler, karşılıkları yazılan anlamlarla tüm canlılıklarıyla kullanılmaktadır.

Şimdi efsane bilimiyle uğraşanlara sormak gerekir: Bu analizler dahilinde Pharmat’ın yukarıdaki nitelikleri ile, M.Ö.IX. ya da bir yüz yıl daha öncelik vererek X.yy.da ilk bilineni ile Homeros’un okuduğu destanlardaki Prometheus efsanesiyle, ondan 2000 ya da 2100 yıl öncesinden, yani M.Ö. 3000 yıllarından kaynaklanarak gelen Pharmat mitinin asıl sahibi acaba kim olabilir?

Greklere yetkin destanlarının işlenme ve gelişme süresi için bir bin yıl daha eklensin. Geriye kalan o azımsanmayacak 1000 yıl bile bu efsanelere öncelik tanımaktadır. Doğu Karadeniz kıyılarındaki Bosfor devleti uygarlığıyla Greklerin kolonial ilintilerinin bulunduğu da bilinmeyen bir olgu değildir.

Diyelim ki bu sav bir varsayımdır. Ama bu soruya verilecek yanıt için hiç olmazsa şu ipucunu da anımsatmakta yarar vardır:

Batı’nın örnek olarak aldığı uygarlık kahramanı Prometheus’dur. Yukarıda söylendiği gibi özgürlük örneği efsanlerdeki kahramanlardan çok, daha çok gerçekçi bir yaklaşımı benimseyen Batı’lıların bilinç altında hiç olmazsa Spartaküs olmalıdır. Ya da Sezar’la Perikles’ten birisi olmalıdır. Oysa Batı, Prometheus’un kendilerine demiri ateşle işleyebilme uygarlığını kazandırdığını kabul etmektedir.

Şimdi lütfen karşılaştırılsın, düşünülsün ve karar verilsin: Acaba Batı’lılara ateşi getirmekle demir uygarlığını bir “kâhin”, ya da “önceden gören” bir yarı tanrı Prometheus mu kazandırabilir, yoksa Nart halkının içerisinden çıkan ve nitelikleri ile mesleği yukarıda açıklanan “bir demirci ustası”mı kazandırabilir? Zaman ve meslekî yönden, bir mit olsa bile, Pahrmat efsanesi diyalektik açıdan daha da ağır basmaktadır.

AT-DEMİR-ÇELİK-KILIÇ KALKAN-ZIRH KÜLTÜ:
Nart Pharmat efsanesine bakılarak, Kafkasya halklarının M.Ö. 3000 yıllarından çok önceleri bile, atı ilk ehlileştiren halkların süvarileri oldukları anlaşılmaktadır. Efsane bilimi bir tarafa bırakılsa bile Kas ve Önasya halklarının atı M.Ö. 5000 yıllarında tanıdıkları da bilinmeyen bir gerçek değildir.

Pharmat efsanesindeki Pharmat’ın atı Turpal, yine Pharmat’ın bir demirci ustası oluşu, demir, bakır, bronz ve çelikten kılıç, kalkan, zırh, silah yapması bu sanatın da Kafkasya Dağlılarınca bilinmeyen bir etkinlik olmadığını göstermeye yeterlidir.