Gönderen Konu: Sosrukonun Doğuşu  (Okunma sayısı 665 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Sosrukonun Doğuşu
« : 05 Şubat 2011, 09:36:43 »
Hikayelerde söylenen, ata-analardan duyularak, nesiller boyu anlatılanlara göre, Nartlar Kırknehir etrafında, yani Elbruz dağı ile Terek dağının arasında yaşamışlar. Onlar korkaklığı, ölümü bilmemişler. Düşmanları ile savaşlarda ölen, Tanrının akrabası olurmuş. Yer Tanrısı onun mezarını yaz da kış da, ne sıcak, ne de soğuk ve karanlık yapmamış.

Öyle yiğit bir Nart öldüğünde, Nartlar onun mezarını unutmamışlar. Tüm Nartlar, hayvan kestiklerinde onun et hakkını, götürüp mezarına koymuşlar. Beş yıl doluncaya kadar, Mayıs ayında onun için erkek at kesip, mezarının başında ateş yakıp, etini pişirip yemişler. Mezarının etrafında halka olup oynamışlar. Yiğit olmak, düşman karşısında geri dönmemek için Gök, Yer, Su ve Ateş Tanrılarının üzerine yemin etmişler. Nartların zamanlarında İdil nehrinin kıyısında Nartların bir kaleleri varmış. Onun içinde, onlara akıl öğreten, Tamahkâr Prenses denen bir kadın yaşarmış.

Onun yanında da hizmetlerini yapan, Güneş Prenses adlı bir kız varmış. O kız, ihtiyaca göre, sabah- akşam dik testisi ile suya gidermiş. Bir gün, akşam vakitlerinde, su almaya gittiğinde, ırmağın diğer tarafında koyunlar güden Nart çobanlarından birini görmüş. Çoban da Güneş- Prenses'i görmüş. Çobanın iki gözünü dikip ısrarla kendisine baktığını fark eden Güneş- Prenses kaçıp, bir granit kayanın arkasına saklanmış. O esnada çobanın yabası fırlatılıp, kayaya girmiş, Kaya orada bu yüzden hamile kalmış. Güneş- kız, saç- baş dağılmış, geç te kalıp, Kaleye dönmüş, suyunu da alıp. Tamahkâr- Prenses: "Nerede geziyorsun, ne kadar çok kaldın, saçın başın da karışmış, sana ne oldu ?"- diye sormuş.

Güneş- Prenses ırmağın kıyısında karşılaştığı olayı olduğu gibi anlatmış. Oğlu, kızı olmayan
Tamahkâr- Prenses, hemen adamlarını gönderip kayayı kalesine getirtmiş. Kayayı bir karanlık, soğuk odaya koydurmuş, Dokuz ay ile dokuz gün beklemiş. Kaya yavaş- yavaş şişip durmuş. Dokuz ay ile dokuz gün dolduğunda Kaya yarılıp, içinden bir oğlancık çıkmış.
Tamahkâr- Prenses, kendi gözleyip ebelik yapmış,

Gök, Yer, Ateş Tanrılarından şunları dilemiş:
- Siz bunu kılıç kesmeyen Nart oğullarından yapın, Ok işlemeyen, düşmanların yenenlerden yapın deyip göbek bağını kesmiş. Yedi dağdan su getirtip onun ağzını yıkamış. "Yedi dağın da Nartları senin emanetin, yedi dağ da senin annendir, onların sütleri ile ağzını yıkadım. Ben seni onlara emanet ediyorum, onlar sana yardım ederler! "-demiş.
-
Sosruko, kayadan, güle- oynaya doğmuş, Kaşlar orak gibi, gözleri sabah yıldızı gibi
yanmışlar, Onun o zamanki ismi Granit oğlu imiş. Bu ismi o zaman Nartlar toplanıp koymuş.
Daha sonralar ise "Sosruko" demişler. Sosruko dokuz ay, dokuz günde büyümüş, Demir çubuklardan çitler örmüş. Demir kütlelerinden çark yapıp giymiş. O diğer Nartlardan akıllı, güçlü olmuş.

Alıntı: http://www.circassiandiaspora.com