Gönderen Konu: Nartlar  (Okunma sayısı 1086 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Nartlar
« : 10 Şubat 2011, 09:33:37 »
Nart Destanı'nın pek az rastlanan bir biçimde, belirli bir ulusal kimlikle özdeşleştirilemez oluşu, onu Kuzey Kafkas halklarının ortak bir ürünü, bir 'Kafkas Mitolojisi' haline getiriyor. Bozkırlardan sualtı uygarlıklarına, yeraltındaki 'Ölüler Ülkesi'nden Tanrıların gökyüzündeki mekânlarına uzanan bir coğrafya üzerinde Nartlar, yurtsever, savaşçı ve korkusuz ama bir çocuk saflığındaki sevgi dolu kahramanları; bilge ve güçlü kadınları; paylaşımcılığı, konukseverliği ve görkemli törenleriyle geçmiş bir zamanın özgün yaşanmışlığını günümüze yansıtıyor.

Nart kahramanlık destanları, Kuzey Kafkasya halklarından olan Adige (Çerkes), Abhaz, Abazin, Oset, Karaçay, Malkar, Çeçen ve İnguşlar'ın binlerce yıldan bu yana ürettikleri destanların genel adıdır. Halkların dilinde, folklorunda, ezgilerinde ve yüreklerinde yaşayarak kuşaktan kuşağa aktarılmış, toplumsal ve tarihsel koşulların değişimiyle yeni biçimler almış, serpilip gelişerek günümüze ulaşmıştır.

Nart destanı, birçok halkın ortak ürünü olması özelliğiyle etnik farklılıklar gösteren ve değişik diller konuşan halkların kültürlerinde birleştirici rol oynamıştır. Asetinler, Hint-Avrupa, Karaçay-Malkarlar Türk dil kökenli, Kafkasya'nın otokton halkı olan Adige (Çerkes), Abhaz, Abazin halkları da aynı dil grubundandırlar. Değerli araştırmacı yazar Yismeyil Özdemir Özbay Mitoloji ve Nartlar adlı yapıtında, ünlü nartolog ve akademisyen V. İ. Aheyev'den alıntı yaparak bu konuya şöyle açıklık getirmektedir: "Tüm bu diller binlerce yıldan bu yana birbirlerini etkileyerek yan yana yaşaya gelmişlerdir. Oset dili her ne kadar Hint Avrupa dilleri ailesinden gelse de Kuzey Kafkasya özelliği göstererek gelişmiştir." Kuzey Kafkasya'da İran dili, kendi kökünden olmayan diller ve uygarlıklarca, bölgenin kültürüne yabancı bir kültür dili gibi yaşamıştır. Ancak, kendini kuşatan dillerden ve kültürden alışveriş yaparak kendi biçimini ve dokusunu oluşturmuştur."

Türkçeye yeni kazandırılan Nartlar destanı, bir Asetin versiyonudur. Asetinlerin çok kısaca tarihlerine göz atacak olursak, Asetinler'in Kuzey Kafkasya halklarından farklı olarak Hint-Avrupa dil kökenli halklarının İrani koluna mensup olduklarını görürüz. Kendilerini etnokültürel ve genetik bakımdan İskit, Sarmat ve Alanlar'ın soyundan kabul ederler. Ancak binlerce yıldır birlikte aynı bölgede yaşadıkları Kuzey Kafkasya'nın otokton halklarından olan Çerkes boyları etnogenetik ve kültürel yapılanmalarını etkilemiştir. İS IX, XI. ve XV. yüzyıllarda Asya bozkırlarından Kafkasya'ya akın eden Kıpçak, Poloveç, Peçenek ve Nogaylar'ın Asetinler'i etnokültürel açıdan etkilediği görülür.

Nart destanlarının ortaya çıkış tarihini tam tamına saptamak mümkün olmamakla birlikte, karşılaştırmalı olarak yapılan birçok analiz, destanların İÖ VIII. yüzyıl ile İS XIV. yüzyıl arasında geniş bir dönem içinde yaşadığını, biçimlendiğini ve zenginleştiğini göstermektedir. Destan mitoloji ve efsane öğeleriyle dolu olmasına karşın, yaşanılan dönemlerin sosyokültürel özelliklerini gerçekçi ve güçlü bir anlatımla bizlere aktarır.

Nart destanı, konularının özgünlüğü ve içerik zenginliği bakımından İlyada, Odysseia, Kalevala, Roland'ın Ezgisi, Şehname, Nibelungen, Ramayana gibi dünya mitolojisinde yerini almış destanlar kadar yetkindir.

Nart destanlarının araştırılması, derlenmesi ve yayımlanmasına 140-150 yıl kadar önce başlanmıştır. 1870'li yıllarda V. F. Miller, V. B. Pfaf gibi bilim adamlarının XX. yüzyılın ünlü nartologlarından Kuzey Kafkasyalı Hadagatle Asker, Şortan Askerbiy, Meremkul Vladimir, V. İ. Abayev ve Fransız dilbilimci Georges Dumesil Nart destanları üzerinde derin araştırmalar yaparak birçok destan metnini gün ışığına çıkarmış ve kendi yorumlarıyla süsleyerek bizlere çok değerli yapıtlar kazandırmışlardır.

Nartlar tam anlamıyla tarihsel bir destan olarak nitelenebilir mi?..
Bu biraz güç... Fin "Kalevala", Kırgız "Manas" destanlarında olduğu gibi tarihsel konular yerini Nartlar destanında, mitoloji ve efsane motiflerine bırakmaktadır. Destanda yansıyan tarihsel olaylar yok denecek kadar azdır. Totem kültünün Hıristiyan diniyle savaşı buna örnektir. Destanın son bölümlerinde ünlü Nart kahramanları Sosrıko ve Batraz'ın tanrısal güçlerle savaşı, totem dünyasının yeni dinin temsilcileriyle savaşının simgesel bir anlatımıdır.

"Geniş konu zenginliğine karşın, Nart destanları sanatsal biçim bakımından biraz kısırdır. Basit cümle kuruluşları egemendir. Eylem, sanatsal betimlemeler ve retorikten daha önemli bir yer tutar. Kahramanların karakterleri derin değerlendirmelerde ve anlatımlarda değil, eylemde öne çıkmaktadır.

Ancak bu darlık destanın sanatsal değerini düşürmez. Çimentosuz, yontulmamış kütlelerden yapılan dağlı savaş kulelerini mimari anlayışla zengin bir yapı olarak nitelemek mümkün mü? Ama çevresindeki doğanın sertliği ve köylerin uyumuyla bütünleşirken kendine özgü bir güzellik yaratır. Nart destanları da her türlü süslemelerden uzak yapılar gibidir. İçinde eski zamanın soluğu, gücü duyulur ve insanı büyüler." (1)

Destanın lirik unsurlar bakımından yoksulluğu rastlantısal bir olgu değil kuşkusuz. Bu özellik, destanın oluştuğu dönemlerde bilinen toplumsal biçimlenmelerin ilkelliğinden kaynaklanmaktadır. Karl Marx'ın dediği gibi: "Genelde destanlar, gerçek halk edebiyatı kurallarıyla söylenmişlerdir. Ölçüler bir düzene uymaktadır. Bu tür sanat yapıtları halkın anonim malı olarak doğar. Anonim sanat yapıtlarının halkın dışına çıkması olanak dışıdır. Ancak bu yapıtların ortaya çıkışında sanat yapma çabası düşünülemez. Zaten eski çağ insanının açıkladığımız anlamda bir sanat yapma anlayışı da yoktur. Bu nedenle de destanlar doğdukları çağlardan yüzlerce yıl sonra gerçek değerine kavuşabilmektedirler.(2)

Destanda, tanrısal güçlerle Nartlar arasında yaşama biçimi açısından farklılık yok gibidir. Nartlar gökyüzüne konukluğa gittikleri gibi, tanrısal güçler de yeryüzüne inerek düğünleri, şölenleri, ziyafetleri onurlandırırlar. Wastırci, Kurdalegon, Wasilla, Felvera, Efşati, Safa, Tutır gibi tanrılarla, Bardwag, Jed ve Daveg gibi melekler Nartlar'ın sık sık yardımına koşarlar, onları güç durumdan kurtarırlar. Ne var ki, zamanla tanrılar Nartlar'ın yeryüzündeki düşmanlarıyla bir olup Nartlar'a sırt çevirirler. Nartlar da Batraz ve Sozrıko gibi çok sevdikleri yoldaşlarının tanrısal güçler tarafından öldürülmesi üzerine gökyüzüne karşı savaş açarlar. Bu tanrılarla savaş motifi destanın son bölümlerinde çok çarpıcı biçimde anlatılır. Ayrıca destanda, anaerkil düzeni çağrıştıran izler bulunmaktadır. Totemizm ve fetişizm destanda önemli bir yer tutar.

Gelmiş geçmiş tüm halkların destanında olduğu gibi Asetin folklorunda ve yaşam tarzında da var olan at kültü Nart destanlarında da izlenir. At çok önemli bir varlıktır Nartlar için. Tehlikelerle dolu yolculuklara, savaşlara güvenle ve korkusuzca giderler. Atlarıyla konuşup akıl danışırlar. Ölen kişiye at kurban edilmesi geleneği, Asetin gömü kültünde erkekler için bir zorunluluktur. (3) Destanda sık sık bu tür kut törenlere rastlarız. Atın yanında yılan kültü de birkaç olayda geçer.

Bazı kahramanların kurt, tilki, köpek, boğa, yılan vb. gibi hayvanların bedenlerine girmeleri ve yeniden eski biçimlerine dönmeleri totemist anlayıştan kaynaklanan bir olgudur. Fetişizme gelince, kılıç Nartlar için, vazgeçilmez kutsal bir nesnedir. Kılıçları olağanüstü özelliklere ve güce sahiptir. Nartlar, kılıç üzerine ant içerler. (Dargavşer kızının önderliğindeki kadınlardan kurulu birliğin meşe ağacına sapladıkları kılıçların üzerine ant içmeleri gibi.)
Nartlar destanı ile diğer destanlar arasındaki benzerlikler...

Nartlar destanının diğer destanlarla karşılaştırılması gerekli midir, değil midir, ayrıca tartışılması gereken bir konu belki de... Ancak şu birkaç örnek oldukça ilginç bir tablo çıkarmaktadır ortaya: Nart kahramanları Hemıts ve Sozrıko'nun öldürülmeleri motifi, antik Grek mitolojisindeki Akhilleus'un öldürülmesi motifine benzer. Suda çeliklenirken Hemıts'ın ağız içinin, Sozrıko'nun da dizlerinin çeliklenememesi, bu bölgelerinin zayıf kalmasına neden olur ve bu noktalardan aldıkları darbelerle öldürülürler. Nartlar destanında, Köroğlu destanındaki at kültüne benzer motifler vardır. Karanlık yeraltı mahzeninde kendi haline terk edilmiş olan Hemıts'ın yıllardır günışığı görmemiş cılız atını, oğlu Batraz çıkarır ve deniz suyuyla yıkar. At birden olağanüstü bir güce kavuşur. Nartların efsanevi atı Evsurg'a dönüşür. Albeg oğlu Totraz'ın atı da aynı biçimde olağanüstü güç kazanır.

Batraz'ın doğar doğmaz buz yarıklarına bırakılması ve başkaları tarafından büyütülmesi motifi, diğer mitolojilerde ve masallarda sıkça görülmektedir. Doğan çocukların bir sepete konarak ırmağa bırakılması gibi. (Hz. Musa örneği)
Ulu Nart kahramanı Wrıjmeg'in tek gözlü dev ile çatışması, Odysseia destanında, Odysseus'la kiklop Poliphemos arasında geçen olaylara çok benzer.

Kayadan doğum motifine Grek mitolojisinde de rastlarız. "Soslan'ın Doğuşu" bölümünden kısaca özetlersek... Wrıwmerg bir mağarada karşılaştığı peri kızıyla birlikte olmak isteyince, kız tarafından lanetlenir, gizemli bir güç onu kayaya çeker ve kayaya tohumlarını bırakır. Zaman gelince kaya yarılır ve Soslan dünyaya gelir. Grek mitolojisinde bu motif şöyledir: Frigya'da Agdos adlı bir kaya, Ana Tanrıça Kibele'yi simgelemektedir. Zeus, Kibele'yi elde etmeyi başaramayınca tohumlarını bu kayaya bırakır ve kayadan Agdistis doğar. (4) Grek mitolojisinin ünlü kiklopları da kayalardan doğarlar.
Nart destanındaki "Altın Elma" öyküsü, Türk ve Önasya masallarında içerikleri farklı olsa da vardır. (Zümrütüanka kuşu)
Nart destanlarının derin bir biçimde araştırılması, derlenmesi ve yayımlanması üzülerek söylenebilir ki, Sovyetler Birliği ile sınırlı kalmış, dünya mitolojileri arasında hak ettiği yeri alamamıştır. Kuşkusuz yurdumuzda da Nart destanları üzerinde araştırma ve derleme çalışmalarına önem verilmiş, Yısmeyil Özdemir Özbay gibi değerli yazarlar bizlere değerli yapıtlar kazandırmışlardır.Altmış bir bölümden oluşan Nartlar, ünlü Asetin budunbilimci ve nartologlar olan V. İ. Abayev, N. G. Djusoyev, R. A. İvnev, B. A. Kaloyev tarafından derlenmiş ve yayıma hazırlanmıştır. Türkçeye Rusça aslına uygun olarak çevrilmiştir.

Kaynaklar:
1. Vaso Abayev'in kitaba yazdığı önsözden.
2. Yismeyil Özdemir Özbay, Dünya Mitolojisi ve Nartlar, Kafkas Derneği Yayınları, Ankara, 1999.
3. A. H. Magometov, Obşestvennıy Story İ Bit Asetin (XVII-XIX yy) - XVII. - XIX. Yüzyıl Asetinlerin Toplumsal Düzeni ve Yaşam Tarzı, Orjonikidze, 1974.
4. Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1989.
Açıklamalar
Bardwag: Melek
Daveg: Melek
Efşati: Vahşi hayvanların koruyucusu
Felvera: Küçükbaş hayvanların koruyucusu
Jed: Melek
Kurdalegon: Demirci tanrı
Safa: Ev ocağının, ateşin ve ailenin koruyucusu
Tutır: Kurtların koruyucusu, çobanı
Wasilla: Fırtına ve ürün tanrısı
Wastırcı: Erkeklerin, savaşçıların, yolcuların koruyucusu.

Alıntı: http://www.circassiandiaspora.com