Gönderen Konu: Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi/Muğla  (Okunma sayısı 1610 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi/Muğla
« : 22 Kasım 2008, 00:28:00 »
MARMARİS KALESİ VE ARKEOLOJİ MÜZESİ
 Marmaris Arkeoloji Müzesi, tarihi bir mekânda Marmaris Kalesi'nde hizmet vermektedir.

Herodotos, Marmaris'te ilk surların, M.Ö. III. binde yapıldığını yazmıştır. Bu dönemde bir Karia kenti olan Physkos (Marmaris), bu gün olduğu gibi Ege Denizi ve Akdeniz arasında bir geçiş noktasıdır. Kentin limanı Rodos ve Mısır'a açılan ticaret yollarıyla çağlar boyunca önemini korumuştur. 19. yüzyıl araştırmacısı Charles Texier eserinde; kalıntıları Fineks Dağları'nda bulunan Physkos Körfezi'ne hakim bir kaleden söz etmiştir. M.Ö. 334 yılında, Marmaris'i işgal eden Büyük İskender'in startejik öneminden ötürü kaleyi onarttığı bilinmektedir.

Yat Limanı arkasında yüksek bir noktada yer alan Marmaris Kalesi'nin yapımından söz eden tek yazılı kaynak, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesidir. 17. yüzyılda Muğla çevresini gezen Evliya Çelebi, Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos Seferi öncesinde, kalenin yaptırılması için emir verdiğinden ve kalenin sefer sırasında askeri üs olarak kullanıldığından söz etmektedir. Kaynakta, kalenin ana kaya üzerine dört tabyalı olarak inşa edildiği, düzgün taşlardan örülmüş 400 ayak duvarı olduğu, giriş kapısı üstünde bir kitabe, içerde dizdar, imam, kayyum ve nöbetçiler için birer oda bulunduğu söylenmektedir. Diğer bir tarih yazarı, Celaloğlu Mustafa'nın Kanuni Sultan Süleyman ve ordusunun Marmaris günlerini, Rodos Seferi'ni ve İstanbul'a dönüşlerini anlattığı eserinde, kaleden hiç söz edilmemektedir.

 "Bahriye Kitabı"nı yazan Piri Reis ise, Marmaris Limanı'nı ayrıntılarıyla anlattığı eserinde ve çizdiği haritada Marmaris Kalesi'ne yer vermemektedir. Piri Reis'in Akdeniz'deki diğer kaleleri çizdiği ve kitabı için notlar aldığı 1494-1520 yılları arasında, Marmaris'te limanda bir kalenin varlığı kaydedilmemiştir.

Bu bilgiler ışığında, Marmaris Kalesi'nin yapım tarihine ilişkin bir başka görüş daha vardır. Buna göre, 1520 yılında tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman, Rodos Seferi dönüşünde kalenin yapılmasını istemiştir. Kaleye çıkılan dar ve basamaklı sokağın girişinde Hafıza Sultan Kervansarayı yer almaktadır. Dikdörtgen planlı kervansarayın, yedi küçük ve bir büyük odası vardır ve üzeri kemerlerle örtülmüştür. Kale ile çağdaş bu yapının girişinde bulunan yazıtta, 1545 tarihi okunmaktadır. Bu tarih, kale ve hanın sefer sonrasında, aynı zamanda inşa edildiği görüşünü güçlendirmektedir.

Kalenin önemli bir kısmı, Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1914 yılında bir Fransız savaş gemisinin top atışları ile yıkılmıştır. Cumhuriyet öncesinden başlayarak yakın tarihe kadar, içi Marmarisliler tarafından iskân edilen kalede, 18 konut, bir çeşme ve bir sarnıcın bulunduğu bilinmektedir.

Marmaris Kalesi 1980-1990 yılları arasında, restore edilmiş ve 1991 yılında Marmaris Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Toplam yedi kapalı mekânı bulunmaktadır. Beşik tonozlu giriş mekânı iç bahçeye açılmaktadır. Avluda sağda ve solda yer alan merdivenler surlara çıkışı sağlamaktadır. Beşik tonozla örtülü olan kapalı mekânlardan ikisi; arkeoloji salonu olarak düzenlenmiştir. Bu salonlarda ve bahçede bölgeden toplanan taş eserler, Hellenistik, Roma ve Bizans Çağlarına ait amphoralar ile Knidos, Burgaz, Hisarönü kazılarında açığa çıkarılan pişmiş topraktan yapılmış kandiller, şişeler, figürinler çeşitli kaplar ve cam eserler, ok uçları, sikkeler ve süs eşyaları sergilenmektedir. Etnografya salonunda ise, Osmanlı Dönemi sonuna tarihlenen günlük yaşamla ilgili dokuma, halı, kilim, mobilya, bakır mutfak eşyaları, silahlar ve süs eşyaları sergilenmektedir. Bu salonlar dışında diğer mekânlar sanat galerisi, büro ve depo olarak kullanılmaktadır.

Müze, turizm sezonu süresince, pazartesi günleri dışında her gün 08.30-12.00 ve 13.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Batıda deniz, güneyde dağlarla çevrili bir yerleşim olan Marmaris bu stratejik özelliği nedeniyle tarihte de tercih edilen bir yer olmuştur. Antik adının Physkos olduğu, Rodos Devleti'nin karşıyaka kentleri içinde de ayrı bir önemi bulunduğu yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir.

Marmaris Arkeoloji Müzesinin kontrolü altındaki Marmaris ve Datça ilçeleri tarihi coğrafya içinde bir bütünlük sergilemektedir. M.Ö. 3 bin yıldan itibaren, Osmanlı Dönemi sonuna kadar bölgenin tarihini yansıtan bir çok iz bulunmaktadır. Marmaris İlçesi ve Datça Yarımadası'nın prehistorik tarihi günümüzde henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölge yerli ve yabancı gezginler ve bilim adamları tarafından keşfedilmiş ve incelenmiştir.

Marmaris İlçesi sınırları içinde; Physkos, Amos, Erine, Kastabos, Saranda, Bybasslos, Tymnus, Gallipolis, Prynos, Hydas, Cennet Ada, Kedreal, Keçi ve Bedir Adaları, Euthenna, Bayır-Gebekse, Pymos, Gavur Sancağı, Loryma, Kıran Gölü, Çubucak seramik atölyeleri ile Datça İlçesi sınırları içinde yer alan, Knidos, Bybassos, Trioplon, Burgaz yerleşimleri antik coğrafyada Rodos Birliği'nin Anadolu'daki topraklarının bir parçasıdır. Yani Rodos'un karşı yakasıdır. Yarımadada bu örenyerlerinin yanı sıra, bölgede yer alan sarnıç, mezar, kale, kilise, manastır, değirmen, yağhane gibi tek yapılardan oluşan birçok kültür varlığı bulunmaktadır.

Son yıllarda bölge tarihi bilimsel olarak kazı ve yüzey araştırmaları ile ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Kemeraltı Mahallesi, Kale içi, Marmaris
Tel : (0252) 412 14 59
Faks : (0252) 412 17 46

Pazartesi dışında her gün, kışın 08.00-17.00, yazın 08.00-19.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi/Muğla
« Yanıtla #1 : 22 Kasım 2008, 00:28:28 »
Loryma: Loryma antik kenti Taşlıca, Bozukkale yakınında, Karaburun üzerinde yer almaktadır. Kente ulaşım, Bozukkale limanına kadar deniz yoluyla yapılmaktadır. Daha sonra kalıntılara kadar bir saati aşkın bir süre tırmanmak gerekmektedir.

M.Ö. 4. yüzyılda Rodos'un karşı yakası kentleri içinde önemli bir merkezdir. Büyük bir koya sahip olan antik kentte Alman Arkeolog Dr.Winferd Held başkanlığında bilimsel yüzey araştırmaları 1995 yılında başlamıştır.

Küçük bir kent olan Loryma M.Ö. 7. yüzyılda kurulmuştur. Arkaik ve Klasik dönemlere tarihlenen iki evreli bir surla çevrilmiştir. Kentin yukarı kısmında yine iki evreli bir surla çevrili olan akropolis bulunmaktadır. Akropolis üzerinde yer alan üç büyük sarnıç ve sadece bir tek yapıya ait temel kalıntılar bu alanın tehlike anında sığınma amaçlı kullanıldığını göstermektedir. Dar ve uzun liman kalesi koyun girişini kontrol eder konumdadır. Loryma'nın konutları, yamaçta özenle örülmüş teraslar üstündedir. Kentin batısındaki ovada "Artemis Soteria" kutsal alanı yer almaktadır. Koyun batısında güneye doğru uzanan nekropol alanı tapınağa bitişiktir. Nekropolün güneyindeki ovada ise Apollon kutsal alanı bulunmaktadır. Ayrıca yazıtlardan Rodos tanrısı Zeus Atabyrios'a adanmış bir sunak olduğu bilinmektedir. Bu bilgi Rodos savunması için stratejik bir noktada olan kentin Rodos'un hakimiyetinde olduğunu göstermektedir. Bizans Döneminde, bir donanma üssü ve silah deposu olan Loryma akropolisi üzerine antik dönem malzemeleri de kullanılarak üç kilise ve çok sayıda ev yapılmıştır.

Kent M.S. 7.yüzyılda Arap istilasından sonra tamamen terk edilmiştir.

Kıran Gölü: Marmaris'in güney batısında, güneyde Loryma liman kentine komşu olan, 30 metre çapındaki kuru göl yakınında yer alan yerleşime deniz yolu ile ulaşım mümkündür. Bozukkale limanında sona eren deniz yolculuğundan sonra kalıntılara iki saatlik bir tırmanış ile ulaşılmaktadır.

1995 yılında, Dr. Zeynep Kuban ve Dr. Turgut Saner tarafından yapılan bilimsel araştırmalarla, sunağı da korunmuş olan tapınak, tiyatro yapıları ile işlevleri henüz kesin olarak bilinmeyen beş yapı kalıntısı daha belirlenmiştir. Ayrıca, bölgeye özgü, basamaklı piramit mezarların yanı sıra yassı büyük dikdörtgen blokların üzerinde de rastlanan oyukların içine bu bölgede bulunan stel benzeri blokların yerleşmiş olabileceği bu araştırmalarla açıklanabilmektedir. Bu alanda rastlanan bir diğer mezar tipi de, üstleri, beşik çatı biçimli kapaklarla örtülmüş büyük blok taşlardan yapılmış oda mezarlardır.

Merkezin, Bozburun Yarımadası'nda olduğu düşünülen, Attika Deniz Birliği'ne vergi ödeyen kent grupları tarafından toplantı ve kült merkezi olarak kullanılmış olabileceği araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir.

Çubucak: Hisarönü Çubucak mevkiinde yer alan "Rodos ticari amphora üretim atölyeleri" 1990 yılından bu yana, Ege Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ersin Doğer tarafından bilimsel kazılarla araştırılmaktadır. Yaklaşık 250 yıl boyunca, (M.Ö. 3.yüzyıl başı - M.Ö. 1. yüzyıl ortaları) Rodos kent devletine bağlı ticari amphoraların her yıl seçilen ve görev yaptığı yıla adını veren Rodoslu memurların isimleriyle ve kentin adını taşıyan baskılarla mühürlendiği, üretim sonunda standartlara uymayan amphoraların ise çöplüklere atıldığı bilinmektedir. Zaman içinde çöplüklerde tabakalar halinde biriken amphoralarla kulplarının açığa çıkarılmaları, Rodos'un Hellenistik Dönem kronolojisi ve genel kronoloji için önemli sonuçlar vermektedir.

Kazılarda 2500'ün üstünde mühürlü amphora kulpu ele geçirilmiştir. Bu mühürlü kulpların incelenmesi sonunda, Hieroteles isimli çömlekçinin 70 yıl boyunca üretim yaptığı, ayrıca 6 çömlekçinin daha çalıştığı belirlenmiştir.

Burgaz
: Burgaz örenyeri Datça İlçe merkezinin 2 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. İlk kez Bean ve Cook tarafından bilim dünyasına tanıtılan Burgaz örenyerinin, "Eski Knidos kenti" olduğu düşünülmektedir. Burgaz kazı çalışmaları 1993 yılından itibaren, Doç. Dr. Numan Tuna'nın bilimsel başkanlığında yapılmaktadır.

Yaklaşık 1400 x 400 m. lik bir alanı kapsayan örenyeri, deniz kıyısı boyunca uzanmaktadır ve Hellenistik Çağ öncesi buluntu veren en önemli merkezdir. Kent sur duvarı ile çevrelenmiştir. Bu alanın güney batısında sığ sularda kule ve deniz surları kalıntıları görülmektedir. M.Ö. IV. yüzyıla tarihlenen iki limanın kalıntıları bu günde deniz kenarında izlenebilmektedir.

Kazı çalışmaları ile Burgaz yerleşiminin geometrik dönemden itibaren var olduğu M.Ö. IV. yüzyılda kısmen terk edildiği, ancak deniz kenarında depolama ve liman yükleme; daha iç kısımlarda ise tarıma bağlı bir yaşamın ve nekropol kullanımının sürdüğü anlaşılmıştır.

Knidos: Yukarıda söz ettiğimiz antik kentler içinde, Datça Yarımadası'nın en uç kısmında, Ege ve Akdenizin birleştiği noktada Tekir Burnu üzerinde yer alan Knidos antik kenti Batı Anadolu kıyı kentlerinin en önemlilerinden biridir.

Muğla İli, Datça İlçesi, Yazı Köyü sınırları içindedir. Karaolu ile Datça'ya 35 km.'lik, -son 8 km.si stabilize- bir yol ile bağlanır. Deniz yolu ile ulaşım turizm sezonu boyunca gezi tekneleri ve yatlarla yapılmaktadır.

Bölgenin Pers hakimiyetinde olduğu sıralarda yaklaşık M.Ö. 360ta Knidoslular Datça İlçesi yakınındaki kentlerinden ayrılarak, yarımadanın en uç noktasında Hippadamos planında yeni bir Knidos kenti kurmuşlardır. Rodos devletinin kutsal yeri olan Apollon Tapınağı burada bulunmaktaydı. Strabon (XIV 656, 2, 15) burasının hem kara ve hem de ada yerleşimi ile "çift kent" görünümünde olduğunu yazmıştır. Rodos Birliği'nin önemli kentlerinden birisi olan ve gelişmiş ticareti ile şarap ihraç eden Knidos kenti, yuvarlak ve köşeli kulelerle kuvvetlendirilmiş bir surla çevrelenmiştir. Askerî ve ticarî olmak üzere iki limanı bulunmaktadır. Kentteki önemli yapılar ve alanlar; B, C, D ve E Kiliseleri, Dor Tapınağı, Propylon, Apollon Tapınağı ve Sunağı, Yuvarlak Tapınak ve Sunağı, Meclis Binası, Korinth Tapınağı, Güneş Saati, Dor Stoası, Tiyatro, Dionysos Tapınağı ve Stoası, Yamaç Evleri, Odeon, Demeter Kutsal Alanı, Nekropol ve Kap Krio Yarımadası'dır.

1856-1857 yıllarında Sir Charles T. Newton, 1967-1997 yıllarında Prof. Dr. Iris Cornelia Love tarafından kazı çalışmaları yapılan kentin tarihi, 1987 yılından itibaren, Prof. Dr. Ramazan Özgan başkanlığında yapılan bilimsel arkeolojik kazılarla yeniden aydınlanmaktadır. Çalışmalar, kentin kurulu olduğu anakarada ve Deve Boynu yani Kap Krio Adası'nda sürdürülmektedir.

Kazılarda açığa çıkarılan buluntularla yerleşimin M.Ö. 14. ve 13. yüzyıla kadar uzandığı sonucuna varılmaktadır. Kentin M.Ö. 7., 6. ve 5. yüzyıllardaki durumu oldukça parlaktır. M.Ö. 4. yüzyılda ekonomik, kültürel ve sanatsal alanlarda gelişme gösteren kent bir de tıp okulu açmış ve bilim alanında da kendini göstermiştir.

Diğer Anadolu kıyı kentleri gibi, Knidos da M.S. 7. yüzyılda Arapların istilasına uğramış ve daha sonra meydana gelen büyük depremler nedeniyle tümden yok olmuştur.
midena pro tou telous makarize