Gönderen Konu: Heinrich Schliemann  (Okunma sayısı 2510 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Heinrich Schliemann
« : 24 Kasım 2008, 14:12:20 »
Heinrich Schliemann, (6 Ocak 1822 - 26 Aralık 1890) Alman tüccar ve amatör arkeologdur.

Heinrich Schliemann İliada'yı iyice okuyup inceledikten sonra, Homeros'un anlattığı Troia'nın, yani İlios kentinin, Çanakkale Boğazı'nın (Hellespont) güneyinde yer alan, 100x250 metre boyutlarındaki Hisarlık Tepesi’nde aranması gerektiğine inanmıştı. Bu ören yeri, Ege kıyılarında yaklaşık 6 km., Çanakkale Boğazı kıyısından ise 4.5 km. uzaklıkta, stratejik açıdan önemli bir noktada, Skamander (Karamenderes) ve Simoeis (Dümrek) vadileri arasında uzanan kireç taşı bir yükseltinin ucundadır. 1863-1865 yılları arasında Troia'da küçük kazılar yapan Frank Calvert, daha önceden Hisarlık Tepesi'nin bir höyük olarak meydana geldiğinin farkına varmıştır.

Büyük çaptaki ilk kazılar (1870 yılındaki sondajlardan sonra) 1871-1874 yılları arasında, dokuz çalışma döneminde tamamlanmıştır. Bu kazılar 1890'a kadar, bu uğurda servetin büyük bir bölümünü harcayan Schliemann başkanlığında yapılmıştır. Troia II dönemini İliada'daki Troia olarak kabul eder ve bu dönem tabakaları arasında ünlü Priamos Hazinesi'ni bulur. Schliemann 1873'te Truva hazineleri bulmuş, önce Atina'ya sonra Berlin'e kaçırmıştır. Schliemann'ın ölümünden sonra, çalışma arkadaşı ve mimar Wilhelm Dörpfeld kazı başkanlığını 1893 ve 1894 yıllarında üstlenerek, çalışmaları geçici bir sonuca ulaştırmıştır.

midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı bflues

  • Üye
  • *
  • İleti: 4
  • Teşekkür: 3
Ynt: Heinrich Schliemann
« Yanıtla #1 : 24 Ekim 2011, 23:08:31 »
Schiliemann arkeolog ya da amatör arkeolog değildir. Defineci bile değildir. Üstteki yazıda olduğu gibi Priamos'un hazinesini de  bulmamıştır. Troia antik kentinin tabakalanmasını gözardı ederek (arkeoloji ile alakası olmadığından bilmiyor) açma ile değil de yarma ile hedefine kilitlenmiş defineci gibi kazı yapmış, bütün bulduklarını (Priamos'un hazinesini aradığı doğru ama bulduğu A hazinesi diye adlandırılan ve Priamos'un dönemine ait olmayan hazine) zimmetine geçirip yurtdışına kaçırmıştır. Bugün onun çaldığı hazineler 2. dünya savaşından sonra kaybolmuş, 90lı yıllarda Rusyada ortaya çıkmıştır ve karşılıklı diplomasiyle iade çalışmaları sürmektedir.
Schiliemann ilk kazıda A hazinesini bulup kaçtıktan sonra geri dönmüş, kendisine Osm. mahkemelerinin kestiği para cezasını (20bin frank) 2.5 katıylas ödeyip yine yağmalamıştır.

Ben bu adamı kültürel katil olarak adlandırıyorum. Troia ve Çanakkale çevresinde alenen kültürel tahribat ve eser kaçakçılığı yapmıştır.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Heinrich Schliemann
« Yanıtla #2 : 25 Ekim 2011, 01:37:10 »
Bir açıdan yağmacı diğer açıdan hayalperest ve maceracı kaşifler dönemin amacına ulaşmış şahsiyetlerinden biri, bu konuyu ait olduğu dönemi içinde ele alırsak arkeologların değil hayalperestlerin eli çabuk ve diplomasi avantajını en iyi şekilde kullananların kazandığını görebiliriz, iyi planlanmış herşeyi hesap edilmiş kazılar değil en yağmacı, en disiplinsiz en başı bozuk kazılar amacına ulaşmış

Hugo Winckler'i ele alalım bir arkeologmuydu yoksa filologmu, Schiliemann'dan sonra yağmacı yöntemleriyle ikinci sırayı çeken odur herhalde

hatta Halil Beyin sağ kolu Theodore Macridy'de yanına koymalı çünkü birlikteydiler. o günlerin heyecanını yaşamak duymak isterdim, ayağınızın altında gizemli bir dünya yatıyor tek yapmanız gereken örtüsünü çekip almak ve bunu elinizdeki imkanlarla zaman sıkıntılarıyla minik fırçalarla yapma çağı değil...

Önceleri bende çok kızıyordum yağmacılıkla hırsızlıkla suçluyordum ama sonra farkettim ki çaldığının değerini bilen hırsızla bilmeyen hırsız bir olmuyor, ülkemizin neresini dolaştıysam definecilerin, bu işi meslek haline getirenlerin, patlattıkları mezarların (tam tabiri budur) hikayelerini duydum, kimi kendi kolleksiyonunu oluşturmuşmuş, kimi dokunmadan satmış kimi eritmiş satmış, kimi kapısına eşik yapmış, kimi ağırını bir tapınaktan inşaa etmiş, veya tapınağı ağıra çevirmiş...

Tanrısal bir varlığa ne büyük hakaret
ve tabi onun inananlarına...

Amerikayı düşünün, Afrikayı Çini, Hindistanı... o çağlarda tüm bu coğrafyalar talan edildi kutuplara gidildi
Atlantisi aradılar sönmüşde olsa talan edeceklerdi canlıda olsa

tüm bunların hepsi hayalperest ve maceracı insanlar tarafından yapıldı
insan öldürmenin veya ölmenin çok basit olduğu dönemlerde oldu

bugün atlantisi arayan bir arkeolog varmıdır
1001 gece masallarının peşinde olan
Nemrudun mezarına girmeyi isteyen
Kafdağını arayan
küllerinden doğan kuşlara inanan
ferhadın deldiği dağı arayan
haçlı ordularının yollarını gezen

bakmakla yetinmeyip dokunan avuçlayan...
niyeti ne olursa olsun tarihi lisanslı kazmalardan daha çok aradılar ve buldular (hakaret anlamında değil)

bu insanlar gerçekten de kültür katiliydi ve katlettikleri kültürden arta kalanları hep aşağıladılar
bakıyorum bazen haklı buluyorum - bazen haksız

Ama o tutku yok artık yok
görmeyi okadar isterdim ki

efesi gezdim - antakyaya gittim - istanbulu gezdim farkettimki gezme eylemi benim tutkumu söndürüyor
artık gezmiyorum, gezmek anlamsız bir eylem onu anlamlı olana ekleyecek ne yapmalı...




servet hırsıyla yanıp tutuşanla keşfetme hırsıyla yanıp tutuşanın yıktığı duvarlar bir mi ... düşünüyorum

duvar için evet
duvarın söyleyeceklerini duymak isteyen ben için hayır

ama o iki ayrı kişinin ruhu aynı parlaklıkta ve saflıkta değil
biliyorum

...düşünceler zayıflamaya başladı artık uyumalıyım yarın yoğun bir gün



priamos hazinesi konusunda bilgim yeterli değil, en kısa zamanda inceleyip düzelteceğim
tekrar teşekkür ederim

bilginizi zaman zaman - seyrekte olsa olur benimle paylaşırsanız çok sevinirim

iyi geceler