Gönderen Konu: İstanbul kitapları  (Okunma sayısı 6114 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İstanbul kitapları
« : 22 Aralık 2011, 14:19:08 »
100 İstanbul Türkçe- İngilizce / Turkish- English
Jak Deleon

"Tüm kentler zamanın erozyonuna uğrayacaktır. Yalnızca İstanbul ölümsüzdür. İnsanoğlu İstanbul'da yaşadıkça ve kenti imar ettikçe, İstanbul var olacaktır."
Petrus Gyllius
"İstanbul'un Tarihsel Değerleri"
(16. Yüzyıl)

"Though all other cities are subjecy to the decay of time, Constantinople alone seems to claim for itself a kind of immorality, and shall continue a city as long the race of mankind shall live either to inhabit or rebuild her."
Petrus Gyllius
"The Antiquities of Constantinople"
(16th centruy)S
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
% 100 İstanbul Tarih Mekan ve Sırlar
« Yanıtla #1 : 22 Aralık 2011, 14:23:00 »
% 100 İstanbul Tarih Mekan ve Sırlar
Erk Acarer

Roma, Bizans, Osmanlı...
İstanbul; Yerebatan Sarnıcı’na bitişik evlerden sepet sarkıtılarak sazan balığı yakalanan büyük kent…
Bazilika günümüzde de zaman zaman çeşitli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan bir müze olarak faaliyet gösteriyor.
İnsanlar, medeniyetler, çağlar değişiyor. İstanbul aynı kalmasa da yerinde duruyor. Efsaneler gerçeğe, gerçekler efsunlu öykülere karışıyor. İstanbul, üzerinden farklı medeniyetler geçen yaşlı bir fahişe. İstanbul “sudan öyküler” şehri...
İnsanın içine işleyen, İstanbul’a dair sıcacık yüz öyküden oluşan % 100 İstanbul’da Erk Acarer, zaman tüneli içinde bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Kâh gülerek, kâh hüzünlenerek...
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
(3 Cilt) İstanbul ve Anadolu Kütüphanelerinde Mevcut El Yazması Eserler Ansiklopedisi
Ali Rıza Karabulut
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
1453 İstanbul Fatihleri
« Yanıtla #3 : 22 Aralık 2011, 14:27:38 »
1453 İstanbul Fatihleri
İsmail Bahat/ Bülent Ata

İstanbul İstanbul olalı böyle gün görmemişti. İstanbul bir civana gönül vermişti de, kız tarafı ayak diretiyordu sanki. Allah'ın emri Peygamber'in kavliyle İstanbul bir güzel alındı. Şimdi düğün zamanı.

İstanbul Fatihleri'ne bakınca biraz farklı bir düğün olduğunu göreceksiniz. İşin içinde sadece komutanlar, askerler yok.
Üçler, Yediler, Kırklar da var. Bir de bizimkiler. Osman Abi, Cem, Nihat, Nazım, Şahin ve diğerleri.

İstanbul 1453 yılında fethedildi. Bütün tarih kitapları böyle yazar. Ama tarih kitaplarında yazmayan bazı şeyler de olur. İstanbul'un fethi için Sultan Mehmet'in yanında kelle koltukta savaşan nice yiğit evlatlar, nice âlimler, ismi bilinen bilinmeyen nice veli kimseler vardı. Orada aşkla, muhabbetle yek vücut olmuş, İstanbul'u almaya yürüyen nice gizli kahramanlar, nice Allah dostları vardı. Bu çizgi roman onlara verilmiş bir selamdır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Adım Adım İstanbul
« Yanıtla #4 : 22 Aralık 2011, 23:50:36 »
Adım Adım İstanbul
İslam Yaşar

Dünya Cenneti İstanbul.. On dört asır ötesinden verilen bir müjdeye nail olmanın saadetini, beş yüz yıldır yaşayan bahtiyar belde. İslam medeniyetinin eşsiz sembolü. Bugün İstanbul’un her semtinde, her tepesinde, her sokağında, o altın çağ medeniyetinin ölmez izleri ve eserleri yaşıyor. İstanbul’u o altın çağın hasretiyle tarayan bir tecessüsün doğurduğu bu eserde, unutturulmak istenen, ama kaybolmayan değerlerimizin resmi geçidini bulacak; İstanbul’u bambaşka bir nazarla görüp seveceksiniz..S
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
1453 İstanbul'un Fethi
« Yanıtla #5 : 22 Aralık 2011, 23:52:38 »

Adım Adım İstanbul
Chedomil Mijatovich

İstanbul'un fethini Batılı, liberal ve Sırp bir tarihçi-diplomatın bakış açısından okumak ister misiniz?

Sırp tarihçi ve II. Abdülhamit döneminde İstanbul'da Sırbistan büyükelçisi olarak görev yapan Chedomil Mijatovich tarafından kaleme alınan bu kitap İstanbul'un fethiyle ilgili birçok bilinmeyene ışık tutuyor.

Şimdiye kadar bu konuda yayınlanan kitapların aksine, bu eser kuşatanların değil, kuşatılan Bizans'ın ve son İmparator Konstantin'in gözüyle fetih sırasında yaşananları tarafsız bir dille anlatıyor. Türk okurları, bu vesileyle kuşatma altında olan, şehirlerini ve hatta hayatlarını kaybedecek olmanın dehşetini yaşayan halkın durumunu öğrenme şansı elde edecek ve taraflar arasındaki diplomatik müzakerelere, Bizans ve Türk ordularının kuşatma öncesi hazırlıklarına ve entrikalara şahit olacaklar.

Dokuz bölümden oluşan bu kitapta, Türklerin yükselişini İslam dinini kabul ederek milli karakterlerini bu dinin ışığında inşa etmelerine bağlayan yazar, Türklerin askeri örgütlenmesinin detaylarını ve elde ettikleri zaferlerin şans faktörüne bağlı tesadüfler olmadığını vurgulamaktadır. Görgü tanıklarının günlüklerini ve mektuplarını başarıyla derleyen Mijatovich, bizlere kuşatmayı adeta yeniden yaşatmayı başarıyor.
Bizans'ın son imparatoru olan ve kuşatma sırasında savaşarak can veren Konstantin'in ve Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük padişahlarından biri olan Fatih Sultan Mehmet'in kıyasıya mücadelesi, Fatih'in İstanbul'u fetettikten sonra Ayasofya'da kıldığı ilk namazla birlikte Orta Çağ'ı kapatıp Yeni Çağ'ı açtığı bu fethin sıra dışı hikayesi, Batılı bir yazar tarafından hiç bu kadar çarpıcı ve tarafsız bir biçimde anlatılmamıştır.

İstanbul'un nasıl fethedildiğini, kuşatma sırasında şehrin içinde neler yaşandığını öğrenmek isteyen okurların kaçırmaması gereken bir kitap... Keyifli okumalar dileriz.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ah İstanbul
« Yanıtla #6 : 22 Aralık 2011, 23:56:04 »

Ah İstanbul
Recep Yaşar

GÖZÜNDE CENNET

Bakarsın gözüme süzersin beni
Gözlerin yaşarır üzersin beni
Güzel anlatayım gözümde seni
Yüzünde güller var gözünde cennet

Sesin titrek hasretini duyarım
Sözlerinde sevgi seli ararım
Yüreğimi heyecanla yorarım
Yüzünde güller var gözünde cennet

Yüreğime doldun gönlüm seyreyler
Gönül güneşimde parlıyor güller
Sensiz kıymetsizdir gezdiğim yerler
Yüzünde güller var gözünde cennet

Recep bir güzele aşk ile bakar
Yaradanın aşkı gönlüne akar
Hakkın aşkı ile aşkını yıkar
Yüzünde güller var gözünde cennet
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
18. Yüzlılın Sonunda İstanbul'un Tasviri
« Yanıtla #7 : 23 Aralık 2011, 00:00:55 »
18. Yüzlılın Sonunda İstanbul'un Tasviri
C.C. De Carbograno

18. Yüzyıl İstanbul'unu, o dönemde yaşamış ve çizdiği resimleriyle anlatmaya çalışan bir İstanbullu yazarın kaleminden kentin tarihi anlatılmaktadır.S
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
18. Yüzyıl'da İstanbul
« Yanıtla #8 : 23 Aralık 2011, 00:03:01 »
18. Yüzyıl'da İstanbul
Julia Pardoe

Miss Julia Pairdoe (1806-1862), tanınmış bir İngiliz yazarıdır. Yazmaya, on dört yaşındayken şiirle başlamıştır. İlk şiir kitabı büyük ilgi görerek ikinci baskısını yapar. Bunun ardından yazdığı romanlar da çok beğenildi. Anılarını ve gezi notlarını yayımladı. Geçirdiği bir hastalık sonucu, Güney ülkelerine yolculuklar yapmak zorunda kaldı, ilk gezisini Portekiz'e yapan bayan yazar, bu ülkeyle ilgili gözlemlerini Portekiz'in Destanları ve Gelenekleri adlı kitabında topladı. Yazar 1835 yılında İstanbul'a geldi. Ancak, İstanbul'a gelince; bu kentimizin güzelliği onu öylesine büyüledi ki; başka bir yere gitmeyi düşünmeyerek burada dokuz ay kaldı. Sultan 2. Mahmut'un başta olduğu bu dönemde, yazar; İstanbul'un eşsiz doğa güzellikleriyle dolu Boğaziçi'ni, halkin eğlence yerlerini, anıtlarını, ve çarşılarını dolaşmış, bayram ve Saray'ın düğün alaylarına katılmış, çeşitli sosyal konumdaki kişilerin konoklarında konuk olarak bulunmuştur. Ayrıca Bursa ve Uludağ yöresine de gitmiştir. Bütün bu yaşadıklarını büyük bir yansızlıkla yazıya döken, doğuya ve şiire tutkun Pardoe, gördüklerini en ince ayrıntılarına değin, sanki resimlerini çizer gibi betimlemiştir. Hiçbir yıkıcı eleştiride bulunmadı. Ülkemizi ve insanlarını bütün içtenliğiyle sevip sarılmasıyla birleşince de, işte bu değerli ve güzel kitabın yaratılması gerçekleşmiş oldu.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
18.yy İstanbul'a Dair Risale- i Garibe
« Yanıtla #9 : 23 Aralık 2011, 00:06:04 »
18.yy İstanbul'a Dair Risale- i Garibe
Hayati Develi

Risale-I Garibe, XVII ve XVIII yüzyıl Osmanlı toplumunun adab-ı muaşaretini, yani görgü kurallarını öğretiyor bize. Ancak burada başka eserler de olduğu gibi edepli bir toplumun renkli fotoğrafını değil, "arabını" görürüz. Yazar yollara tükürenleri, sofra adabına uymayanları, alışverişte hile yapanları, sohbet meclisinin kararlarına uymayanları, zinakarları, karaborsacıları, esrarkeşleri neredeyse toplum hayatının her kesiminde "edepsizlik" edenleri ağır bir dille eleştirmiş, onları ağır hakaretlerle doğru davranışa yönlendirmeye çalışmıştır.

Bu risale o günün halk diliyle yazılmıştır. Argo ifadeleri, küfürleri, benzetmeleri ile eşsiz bir dil hazinesidir. XVIII. Yüzyıl Türkçesinin aslında günümüz diline ne kadar yakın olduğunu gösteren ilgi çekici bir örnektir.
midena pro tou telous makarize