Gönderen Konu: Korku Filmi Türü  (Okunma sayısı 2539 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Korku Filmi Türü
« : 19 Ocak 2012, 23:38:33 »
Bu tür, adından da anlaşılacağı gibi, izleyicilerde korku uyandıran kişileri, olayları, durumları işleyen bir türdür. Korkunç olaylar, vampirler, hortlaklar, hayaletler, kurt adamlar, acayip yaratıklar bu tür filmlerin başlıca öğeleridir. Konu genellikle karanlık, karabasanlı (kâbuslu) bir hava içinde, ıssız, tekin olmayan yapılarda, yerlerde geçer. Korku filmleri tıpkı serüven filmleri gibi, izleyicinin sinirleriyle oynamak temeline dayanır. Fakat bu oynayış, heyecan yaratmaya değil, seyirciyi korkutmaya, yıldırmaya yönelir. Nitekim korku filmlerinin en aşırı çeşidine yılgı filmi denir.

Korku filmlerinde makyaj büyük önem kazanır. Çevre, bezem, aydınlatmanın bütün olanakları ve ses ön sırada yer alır. Genellikle düz anlatıma, yavaş kurguya başvurulur.(1)

Korku Dolu Saatler
Belki de çocukluğumuzda karanlıktan korkmamıza, hayaletlere inanmamıza neden olan ve sanki hep varolan korku filmlerine şöyle bir göz atmaya ne dersiniz?

Korku Filmleri korkutmak, saklı endişelerimizi açığa çıkarmak için genelde korkunç, şok edici bir sonla biten, bizleri büyülüyerek içine alan filmlerdir. Korku filmleri hayatın karanlık taraflarında geçer. Yasaklanmış, yabancı ve korkutucu olaylar etrafında döner. Kendi doğamızı harekete geçirir ve korkutur. Kabuslarımız, kırılganlığımız, ruhsal durumumuz, bilinmeyene karşı davranışlarımız, ölüm korkusu, kimlik kaybımız ya da cinsellikten korkmak gibi dugular korku filmleri ile açığa çıkar.
Korku filmleri genelde bilim-kurgu filmleriyle iç içedir. Canavarların ya da alien’ların anlatıldığı filmlerde teknolojiden yararlanılmak zorundadır. Fantazi ve doğaüstü filmler, korku filmleriyle aynı anlama gelmezler.

Başarılı korku filmleri rüyalarımıza bile girebilir. Akla gelinmeyecek olayları akla getirebilir. Ya da birinin içindeki korkuları açığa çıkartabilir.

Korku filmlerinde irrasy onel güçlerin yarattıkları kaos ya da korkuya karşı savunma vardır ve genelde bu filmlerin sonu normale dönüşle ya da canavarlara karşı üstünlükle biter.
Genelde korku filmleri korkunç eski evlerde ya da sisli havalarda, karanlık yerlerde geçer. Bilinmeyen insanlar, doğaüstü güçler, tuhaf yaratıklar, vampirler, deliler, şeytan, kötü hayaletler, canavarlar, “Frankenstein”da olduğu gibi deli bilim adamları, cinler, zombiler, büyüler ve satanistler bu filmlerin vazgeçilmez unsurlarındandır.

İlk korku filmi bir yapımcı olan Georges Melies’ın The Devil's Castle (1896) isimli filmiydi. Bu tür filmlerin ilklerinden hafızalarda kalan başka bir film ise Alman sessiz film döneminden izlenimcilik akımının izlerini taşıyan Robert Wiene imzalı The Cabinet of Dr. Caligari (1919). Filmde hipnozcu Caligari ve Cesare the Somnambulist (Conrad Veidt) anlatılır. Caligari’nin gölgeli, rahatsız edici, rüyada ya da kabustaymış havası yaratan tarzı 1920’li yıllarda Hollywood’a taşındı ve 1930’lu yıllarda da korku filmlerinin bir parçası olmaya devam etti.


İlk-Vampirler
İlk gerçek vampir görüntüsü Avrupalı bir film yapımcısı olan yönetmen F. W. Murnau'un Nosferatu (1922) isimli filminde şekillendi. Film Bram Stoker'ın Dracula isimli romanından uyarlanmıştı. Ekranın ilk vampiri Count Orlok’u canlandıran ise Max Shreck’ti. Film, kopyalanma haklarından dolayı Dracula ismi yerine Nosferatu ismini aldı. Ölümsüz vampir görüntüleri şeytansı yüzler, sivri uçlu kulaklar, uzun parmaklar ve uzun kuyruklar ile unutulacak gibi değildi. Bu filmlerin sonunda genelde vampirler günışığı karşısında duman olup yokoluyorlardı. 1979 yılında Alman yönetmen Werner Herzog, Nosferatu the Vampyre isimli bir film çekti. Bu da bir öncekinden farklı değildi.

Aktör ve yönetmen Paul Wegener, Alman sessiz korku filmlerinden biri olan Student of Prague’u 1913 yılında çekti. Bu filmde Alman efsanesine göre ruhunu şeytana satan Faust’un şeytanla olan pazarlığı konu alınıyordu. Wegener’in diğer bir filmi The Golem (1920) (How He Came Into the World), Orta Avrupa’ya ait gizemleri konu alıyordu. Ve daha sonra 1930’lu yıllarda çekilen Frankenstein filmlerini etkisi altına alacaktı.

En eski korku filmleri vampir filmleri ile birlikte değişmeye başlamıştı. Amerika’daki ilk Frankenstein canavar filmi Edison Frankenstein (1910), Edison Stüdyoları tarafından 16 dakikalık olarak çekildi. Başrolde Charles Ogle yer alıyordu. Bu ilk filmde canavar kazan dolusu kimyasal maddenin birleşmesiyle ortaya çıkarılıyordu. Sessiz döneme ait diğer sessiz filmler Life Without a Soul (1915) ve Homunculus (1916)’du.

1930’lardan önce Hollywood gerçek hayata ilişkin korku filmleri yapmaya isteksizdi. Bu yolu açan ilklerden biri aktör Lon Chaney’di. Sinema tarihinde birçok role bürünmesi nedeniyle “Binbir surat” olarak anılan bu aktör, Universal Stüdyoların yönetmen Tod Browning ile yaptığı işbirliği ile 1913 yılında sessiz korku filmlerine başladı. Outside the Law (1921), The Unholy Three (1925) ve West of Zanzibar (1928) bu filmlerdendi.

Chaney’in iki başyapıtından sonra Victor Hugo’nun romanından uyarlanan Notre Dame’ın Kamburu (The Hunchback of Notre Dame (1923)) yer aldı. Chaney'in en çok akıllarda kalan filmi ise Opera’daki Hayalet (The Phantom of the Opera (1925)) filmiydi. Chaney ayrıca Tod Browning’nin sessiz kayıp filmi London After Midnight (1927)’da bir vampiri canlandırdı. Ve bu Hollywood’un sahip olduğu ilk vampirdi.

John Barrymore, Jekyll/Hyde hikayesinin ilk versiyonunda, sessiz film Dr. Jekyll and Mr. Hyde’da (1920) yer aldı. Robert Louis Stevenson'ın bir doktor/bilimadamının şeytansı tarafının otaya çıktığını anlatan hikayesinden uyarlanan filmin daha sonra birçok benzeri yapıldı. Fakat bu filmlerden iki tanesi dikkate değerdi. Bunlardan biri Fredric March'a Oscar kazandıran, Rouben Mamoulian yönettiği Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1932) ve başrollerinde Spencer Tracy ve Ingrid Bergman’ın oynadığı Victor Fleming'in Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1941).

1930’lu yılların başında Hollywood’daki korku filmleri klasik Dracula ve Frankenstein öğelerine yer vermeye başladı. Stüdyolar Avrupalı vampirler ve ölmemiş aristokratlar, çıldırmış bilimadamları, kayıp kişileri alarak ve kendi değişik yaratıklarını yaratarak ekrana yansıttılar. Frankenstein, Dracula, The Mummy, Invisible Man, ve Wolf Man gibi filmlerin yanında klasik korku filmi kahramanları olan Bela Lugosi ve Boris Karloff gibi oyuncular ortaya çıktı.

Universal Stüdyoları 1927 yılında kan emen vampirin büyük başarı yakalaması nedeniyle Dracula (1931)’yı Tod Browning yönetmenliğinde çekti.

Aynı yıl Danimarkalı yazar/yönetmen Carl Theodor Dreyer, gerçekçi olmayan, atmosferik özelliklere sahip korku filmi Vampyr’i (1931) çekti. Bu film Sheridan Le Fanu’nun In a Glass Darkly isimli korku romanı serisinden uyarlanarak yapıldı. Bu filmde yaşlı bir kadın vampir yer alıyordu.


Kurt Adam
İlk Dracula filmlerini bilim kurgu ve gotik tarzın birleştiği korku filmleri izledi. Klasik canavar korku filmlerinden en çok tanınanı Mary Shelley'in romanının James Whale tarafından adapte edilmesiyle ortaya çıkan Frankenstein’dı (1931).

Universal stüdyoları, yarattığı Dracula, Frankenstein, Dr. Jekyll and Mr. Hyde’ın yanında iki yeni filminde orijinal bir yaratık daha yarattı: Kurt adam. Amerika’nın ilk kurt adam filmi The Werewolf of London (1935). İkincisi ve en ünlüsü ise Lon Chaney, Jr’ın ilk defa göründüğü The Wolf Man (1941) idi. Bir insandan kurta dönüşmeyi anlatan filmler, iyi makyaj tekniği sayesinde oldukça gerçekçiydi. Daha sonra Lon Chaney bu tür birçok filmde yer almak zorunda kaldı. Bu filmler bazıları Frankenstein Meets the Wolfman (1943), House of Frankenstein (1944) ve House of Dracula (1945).

1930’lu ve 40’lı yılların klasik korku filmleri arasında en korkunç olanı ise King Kong’du (1933).




Zombiler
Ölüleri, zombileri anlatan dikkate değer filmlerden biri de Universal'ın klasiklerinden The Mummy (1932). Bu filmde yine Boris Karloff başroldeydi. Korku filmlerindeki başarılıo yunculuğundan dolayı Karloff daha sonra bir İngiliz filmi olan The Ghoul (1933)’da yer aldı. Bela Lugosi’nin yer aldığı White Zombie (1932) ise ilk gerçek zombi filmi olarak kabul edilir.

Universal daha sonra mumya filmleri devamında The Mummy's Hand’i (1940) çekti. Tom Tyler ile mumya filmleri yeniden doğdu. Mumya filmleri; The Mummy's Tomb (1942), The Mummy's Ghost (1944) ve The Mummy's Curse (1944) olarak devam etti.

Val Lewton'ın başyapıtı I Walked With a Zombie (1943)’de birçok zombi yer alıyordu.

Dracula filmlerinin yakaladığı başarı Universal stüdyoları’nın buna benzer birçok film yapmasına neden oldu.

Başarılı yönetmen Terence Fisher 1958 yılında The Horror of Dracula’yı yaptı. Bu başarıdan sonra Hammer Stüdyoları Brides of Dracula (1960) ve Dracula, Prince of Darkness (1966) yaptı. Christopher Lee'nin yer aldığı bu filmin üçüncüsü ise Dracula Has Risen From the Grave (1968)’di.

Hammer ile Lee ortaklığı sonucunda ortaya çıkan diğer Dracula filmleri ise Taste the Blood of Dracula (1970), Scars of Dracula (1970), Dracula A.D. 1972 (1972), The Satanic Rites of Dracula (1973) ve The 7 Brothers Meet Dracula (1973) (bu filmde Christopher Lee yok).
Bu filmlerde lezbiyenlik, seks, çıplaklık öğelerine yer veriliyordu. The Vampire Lovers (1970), Lust for a Vampire (1970) bu filmlerdendi.

80’lerde ise korku filmlerinin en ünlü vampir filmi Tony Scott'ın yönetmenliğini yaptığı The Hunger’dı (1983). Filmin başrollerinde Catherine Deneuve, Susan Sarandon ve David Bowie yer alıyordu.

Frankenstein'ın devamı niteliğindeki espirili Bride of Frankenstein (1935) James Whale tarafından yönetildi. Filmde Elsa Lanchester görülmeye değer bir gelindi. Lugosi ve Karloff'un birlikte oynadığı Edgar Ulmer'ın yönettiği The Black Cat (1934) ise görülmeye değerdi.


Düşük Bütçe Büyük Hasılat
Charles Laughton'ın tek yönetmenlik başarısı ise The Night of the Hunter (1955) ile olmuştur. Bu filmde ellerinde sevgi ve nefret dövmeleri olan Harry Powell (Robert Mitchum) isimli bir dindardan bahsediliyor.

Prodüktör ve yönetmen Roger Corman ise yaptığı az bütçeli filmlerle tanınıyor. Bucket of Blood (1959) isimli düşük bütçeli filminden sonra Little Shop of Horrors (1960) y aptı. Daha sonra ise The Fall of the House of Usher (1960), The Pit and the Pendulum (1961), The Premature Burial (1962), Tales of Terror (1962), The Raven (1963), The Masque of the Red Death (1964) ve The Tomb of Ligeia (1964) isimli korku filmlerini yaptı.

1960’lı yıllarda korku filmleri başka bir boyut kazanmaya başladı. Bu sırada sansür ve çeşitli nedenlerden dolayı yönetmenler daha dikkatli ve daha masum filmler yapmaya başladılar. Roger Corman’ın az bütçeli filmler yaptığı sırada Hammer Stüdyoları da Dracula ve Frankenstein filmleri yaptılar. Yönetmen Terence Fisher bu sırada The Two Faces of Dr. Jekyll (1960) ve The Curse of the Werewolf’u (1961) yaptı.


Hitchcock Filmleri Başlıyor…
Heyecanlı korku filmlerinin yönetmeni Alfred Hitchcock ilk sessiz filmi The Lodger (1926) ile o güne kadar yapılan korku filmlerinin tarzını değiştirdi. İnsan ruhundaki karanlıkları ortaya çıkaran Sapık (Psycho (1960)) isimli filmi özellikle banyo sahnesi ile yıllarca akıllardan silinmedi. Ve bu film Hollywood’da çekilecek tüm korku filmlerini etkiledi. Hitchcock’un diğer bir filmi ise Universal stüdyoları için çektiği Kuşlar (The Birds (1963)). Bu filmde insan ve doğa arasındaki ilişki filmin sonunda da çözülmeden bitiyordu.

Michael Powell’un yaptığı tartışmalı İngiliz filmi Peeping Tom (1960) öldürücü psikopat bir fotoğrafçıyı anlatıyordu. Harold (Herk) Harvey'in kült, az bütçeli zombi filmi Carnival of Souls (1962)’da genç bir kızın geçirdiği bir trafik kazasından sonra bir cadıya dönüşerek kötülükler yapmasını konu alıyordu.

Robert Aldrich'in yönetmenliğini yaptığı What Ever Happened to Baby Jane?’de (1962) Hollywood’un iki ünlü ismi Bette Davis ve Joan Crawford yer aldı. Aldrich ve Bette Davis işbirliği Hush, Hush, Sweet Charlotte (1965) filminde de devam etti.



Roman-Polanski
Polonyalı yönetmen Roman Polanski'nin ilk filmi İngilizceydi. Repulsion (1965) isimli filmde genç, güzel bir kadının delirmesini konu alıyordu. Başrollerde ise Catherine Deneuve yer aldı. Polanski daha sonra komedi korku tarzındaki The Fearless Vampire Killers’ı (1966) yaptı. Filmde karısı Sharon Tate yer aldı.

Polanski’nin ticari anlamda yakaladığı en büyük başarı ise Ira Levin'in en çok satan kitapları arasındaki Rosemary's Baby’nin (1968) sinema uyarlamasıydı. Filmde hamile bir kadının cadılara ve şeytani güçlere karşı verdiği mücadele anlatılıyordu.

Amicus stüdyolarının ilk fortmanto filmi ise (içinde birden çok filmin yer aldığı film türü) Dr. Terror'un House of Horrors (1964) filmiydi. Filmde büyücü bir doktor, vampir, insan yiyen bitki, voodoo bebeği ve kurt adamı anlatan beş hikaye bulunuyordu.



70’ler
George Romero 1968 yılında Night of the Living Dead ismli filmi yaptı. Bu filmde hayata tekrar dönen zombiler anlatılıyordu.

1970’lerde korku ve terör heryerde gizlenmişti. 70’lerin en çok izlenen korku filmleirnden biri Willard (1971)’tı. Film yalnız bir adamın kemirgen arkadaşlarını düşmanlarına karşı eğitmesini konu alıyordu.

Ünlü film yapımcısı Stanley Kubrick'in 1971 yılında yaptığı Otomatik Portakal (A Clockwork Orange), Anthony Burgess’in tecavüz, cinayet öğelerinin ele alındığı romanının sinemaya uyarlanmasıydı.

Steven Spielberg ise akıllarda kalan ilk filmi 1972 yılında yaptığı Duel’di. Bu filmde sürücüsü olmayan katil bir kamyon anlatılıyordu.

William Friedkin'in Şeytan (The Exorcist) (1973) isimli filminde ise şeytani güçlerin ele geçirdiği küçük bir kız anlatılıyordu. Film William Peter Blatty'in romanından sinemaya aktarılmıştı.

1970’lerin başında yönetmen Brian DePalma, korku türünde önemli adımlar atmış bir yönetmendir. Sisters (1973) ve Carrie (1976) ile büyük ilgi görür. Carrie, Stephen King'in romanından uyarlanmıştır. Telepatik güçlere sahip bir kız anlatılır. Yönetmenin diğer başarılı çalışması ise erotik/ korku türündeki Dressed to Kill’de (1980) Psycho’daki duş sahnesi kopyalanmıştır. Filmde müzedeki gerilim ise oldukça etkilidir.

Korku türü giderek şiddete, sadizme, vahşete, tutku kurbanlarına ve kan ögelerine yönelmeye başlar. Yönetmen John Boorman'ın Deliverance (1972) isimli filmi bu türdendir. 70’lerin en çok izlenen filmleri ise kamp filmleridir.

It's Alive! (1974) katil bir bebeği anlatır. Tobe Hooper'in The Texas Chainsaw Massacre (1974) seri bir katil konu alınırken, John Carpenter’ın etkileyici korku filmi Halloween (1978) ve Steven Spielberg'in ikinci korku filmi Jaws (1975)’da ise korkunç bir köpekbalığı anlatılıyordu. Stanley Kubrick'in Stephen King’in romanından sinemaya adapte ettiği The Shining (1980) de ise çıldırmış ve bir otele kapatılmış bir koca anlatılıyordu.

Korku çatışmaları doğaüstü canavarlar olarak da filmler de yer almaya başladı. Bunlardan biri Ridley Scott'ın 1979 yılında yönettiği Yaratık (Alien)’dı. 70’lerde ve 80’lerde şeytana karşı verilen mücadelenin örneklerini en iyi veren filmler arasında şeytani güçlerin bulunduğu bir evi anlatan The Amityville Horror (1979), Tobe Hooper'in hayaletlerin bir çocuğu ele geçirdiğini konu alan, senaryosu Steven Spielberg tarafından yazılan Poltergeist (1982), Damien adında bir satanistin oğlunu anlatan The Omen (1976). Bu filmin daha sonra iki devamı çekildi: Damien: Omen II (1978) ve The Final Conflict (1981)).

Kanadalı film yapımcısı David Cronenberg erotik ve vücut korkuları taşıyan filmler yaptı. They Came From Within (1975), Rabid (1977), The Brood (1979), Scanners (1981), The Dead Zone (1983), Videodrome (1983), The Fly (1986), Dead Ringers (1988), ve Crash (1995) kendi türleri içinde farklı yerlere sahip filmlerdir.



Wes Craven ve Dario Argento
70’lerde korku filmleri kariyerine başlayan Wes Craven ise Last House on the Left (1972) ve The Hills Have Eyes (1977) isimli filmler yaptı. Fakat yönetmenin en ünlü iki filmi tüm dünyada büyük ilgi ile karşılandı. Bu filmlerden biri Freddie Krueger isimli korkunç rüya kahramanını anlatan Elm Sokağı’nda Kabus (A Nightmare on Elm Street) (1984) diğeri ise Çığlık (Scream) (1996).

Italyan kült korku filmleri yönetmeni Dario Argento ise Suspiria (1977) ve Unsane (1984) isimli önemli korku filmlerine imza attı.

80’lerde ve 90’larda yapılan filmler yine kurtadamları konu alıyordu. Bu filmlerden en önemlileri; John Landis'in An American Werewolf in London (1981), Joe Dante'in korku/komedi türündeki The Howling (1981), Mike Nichols'un yönettiği Jack Nicholson’ın başrollerinde oynadığı Wolf (1994).

Yazar/yönetmen Sam Raimi komedi ve korkuyu karıştırarak ortaya çarollerde Bruce Campbell’ın oyndaığı tek kollu bir kahraman çıkardı. Bu seri Evil Dead (1982) ile başladı ve Evil Dead 2: Dead by Dawn (1987), Army of Darkness (1992) ile devam etti.

Raimi'nin en önemli filmlerinden biri olan Darkman’de (1990) gotik korku ve karakterleri biraraya gelmişti.


Vampirlerin Dönüşü
Klasik Dracula ve Frankenstein filmleri 80’ler ve 90’larda tekrar moda oldu. Frank Langella, Count in Dracula (1979) olurken, aynı yıl vampir gizemi George Hamilton ile birlikte Love at First Bite’a (1979) sıçradı. Daha sonra Tony Scott lezbiyen vampir teması üzerine The Hunger’ı (1983) yaptı..

80’lerde ve 90’larda Stuart Gordon'ın Re-Animator (1984), The Bride (1985), Joel Schumacher'in The Lost Boys (1987), Kathryn Bigelow'ın Near Dark (1987), Francis Ford Coppola'nın Dracula (1992), Neil Jordan’ın Interview with the Vampire (1994) önemli vampir filmlerindendi.

Yaratıcı fantaziler ve gotik konuları içeren filmlerden Michael Mann'in The Keep (1983), Steven Spielberg'in komedi/korku türündeki Gremlinler (Gremlins (1984)), Ghostbusters (1984), George Miller'ın The Witches of Eastwick (1987) ve Nicolas Roeg'in The Witches (1990) önemlidir.



Tim Burton ve Hannibal
Tim Burton yaptığı farklı konuları içeren filmleri ile korku filmlerine farklı bir boyut açarken ünlü filmi Beetlejuice (1988)’da korku ve komedi türünü birleştirdi. Ayrıca iki Batman filmi; Batman (1989) ve Batman Returns (1992), parmaklarında bıçaklar bulunan bir çocuğun anlatıldığı Edward Scissorhands (1990) ve müzikal tarzındaki The Nightmare Before Christmas (1993) yönetmenin önemli filmlerindendir.

Burton'in biyografik korku filmlerinden Ed Wood (1994) ve bilimkurgu filmi Mars Attacks! (1996) filmini de unutmamak gerekir.

1990 yılında Kathy Bates, Misery (1990)’deki hasta hayran rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanırken, film Stephen King’in romanından uyarlanmıştı. Kötü bir psikiyatrist olan Hannibal Lecter ise ilk olarak Michael Mann'in Manhunter (1986) filmi ile ortaya çıktı. Jonathan Demme'nin başrollerinde Anthony Hopkins’in oynadığı Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs (1991)) 5 dalda Akademi Ödülleri’ne layık görüldü. Devam filmi niteliğindeki 2001 tarihli Ridley Scott’un çekitği Hannibal filmi de Hannibal Lecter kült bir korku karakterine dönüşmesini sağladı.

1992 yılında Temel İçgüdü (Basic Instinct (1992)) çok az da olsa güzel ve seksi bir katili konu alıyordu. 1990’ların akıllarda kalan filmleri arasında The Craft (1996), Scream (1996), I Know What You Did Last Summer (1997), The Blair Witch Project (1999) bulunuyor.


Kaynak
Nijat Özön
100 Soruda Sinema Sanatı, İstanbul, Gerçek Yayınevi, Nisan 1984, s: 148

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Sinema Sanatına Giriş
« Yanıtla #1 : 23 Ocak 2012, 01:32:02 »
Sinema Sanatına Giriş
Nijat Özön

Sinema tarihçisi Nijat Özön, sinema sanatının dinamiklerini bir araya getiren temel bir kitap hazırladı. Sinema meraklıları ve öğrencileri için yararlı ve kullanışlı olmasına özen gösterilen Sinema Sanatına Giriş, yüzyıllık tarihi boyunca sinemasal deneyimleri kategorize ediyor ve bir sanat olarak temel öğelerine ayrıştırıyor. Sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, sinema türleri, film okuma üzerine en rafine bilgileri yazan Özön, kitabın sonunda verdiği sinema sözlüğü ve tüm sinema kitapları kaynakçası ile de sinemasal yolculuğun önemli bir halkasını oluşturuyor.

Kitap, bilinçli bir sinema izleyicisi yaratmanın yanı sıra yönetmen adaylarına diğer sanatlarla sık sıkıya bağlı bir mecraya hazırlıyor.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı emlcvdv

  • Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Teşekkür: 0
Ynt: Korku Filmi Türü
« Yanıtla #2 : 07 Aralık 2014, 19:34:29 »
Arkadaşlar bildiğiniz iyi korku filmlerini yazabilir misiniz, film bulamıyorum. Yalnız şu listedeki filmlerden biri olmasın lütfen. http://hayro.la/en-iyi-korku-filmleri/