Gönderen Konu: Tartaros  (Okunma sayısı 2162 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Tartaros
« : 28 Ocak 2012, 11:41:29 »
Tartarus ya da Tartaros, Yunan mitolojisi'nde, hem bir tanrı hem de yeraltında bir yer adıdır. Ünlü şair Hesiodos'a göre ağır bir demirin cennetten dünyaya düşmesi dokuz gün almaktadır. Şaire göre, bir dokuz gün daha sonra ölüler diyarının en altında, Hades'in bile en uzağında yer alan Tartaros'a ulaşılır. Ilyada'da Tartaros'la Hades'in arasındaki uzaklığın dünyayla cennet arasındaki uzaklıkla aynı olduğu söylenmiştir. Üç kat geceyle kaplı bir bronz duvarın içinde durmakta olan Tartaros, evrende oluşan ilk varlıklardandır. Yerleşiklerinden kiklopların gözcüsü buranın üstünde ikamet ve bekçilik eden intikamcı yarı yılan kampenin Zeus tarafından yok edildiğine rivayet edilsede, cesetlerin etini iliklerine kadar yiyip bitiren korkunç demon Eurinomus muhtemelen halen oradadır.


Yunan mitolojisine göre cehennemdir. Katiller, günahkarlar,tanrılara karşı çıkmış olanlar ve bunun gibileri yeraltının en dipteki katmanı olan Tartaros'a mahkûm edilir. Tartarosa'da hükmeden kişi Hades'tir bu diyar ölülerin mekanı olmasına rağmen yeryüzünden girilebilir lakin burayı korkunç 3 başlı köpek Cerberus korur. Bu konuyla ilgili Orpheus hikâyesi vardır: Orpheus, gelmiş geçmiş en büyük lir sanatkarıdır. Karısı Eurydike'yi herşeyden çok sever, lirinden bile. Ancak gün gelir, Eurydike ölür. Orpheus bu acıya dayanamaz ve karısını kurtarmaya karar verir. Ancak bu iş onun için zor olacaktır, karşısında hem ölülerin efendisi Hades, hem onun eşi Persephone, hem de bekçi Cerberus vardır. Ama öyle sever ki Eurydike'yi onu kurtarmak için her şeyi göze almıştır. Yeraltı dünyasının geçidini bulur, aşağı iner. Hades'in ve Persephone'nin karşısına çıkar. Konuşarak onları ikna edemeyeceğini bildiğinden tanrılara lir çalmaya başlar. Hades ve eşi o kadar etkilenir ki çaldığı lirden ona izin verirler. Öyle bir şarkıdır ki bu Cerberus'u sakinleştirmiştir. Hades, Orpheus ile bir anlaşma yapar. Karısının gitmesine izin verecektir ama bir şartla: Orpheus ölüler ülkesi'nden çıkmadan ona bakmayacaktır yoksa Eurydike'nin ruhu sonsuza kadar kaybolacaktır. Orpheus kabul eder ve yola çıkar eşiyle. Ona bakmaması gerektiğinden Orpheus önden gider, lir çalarak. Çıkışa çok yaklaştığında kimine göre emin olmak için, kimine göre karısının çığlığını duyduğu için, kimine göre de sadece bir ses duyduğu için dönüp geriye bakar ve eşiyle göz göze gelir. Eurydike'nin ruhu sonsuzluğa karışırken eşini bir daha kaybeden Orpheus iyice kahrolur. Yaşayanların Dünyası'na döndüğünde kahrından fazla dayanamaz ve o da hayatını kaybeder. Eşi ile buluşup buluşmadıklarına gelince, bazıları onların buluşup sonsuza dek mutlu olduklarını söyler, bazıları da Orpheus'un lir çalarak eşini her yerde aradığını rivayet eder...
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Taenarum
« Yanıtla #1 : 28 Ocak 2012, 11:56:32 »
Taenarum  Heraklesin 12. görevi olan kerberosu getirmek için ölüler diyarı tartarosa girdiği yerdir fakat coğrafi konumuyla ilgii iki ayrı görüş vardır;

1- Tainaron Laconia'daki Taenarum ya da Tenaros Peleponnes'in güney ucundaki giriş.
2- Başka mitologlara göre Karadeniz'deki Herakleia civarındaki yolu kullandı.


Ayrıca konuyla ilgili şu kısım takip edilebilir:
"herkül  Eleusis'e gitti ve Eumolpus'u gördü, Eumolpus Demeter rahibiydi ve herküle gereken şeyleri verdi"

Herkül Laconia'da Taenarum diye anılan yere gitti. Derin ve Kayalık bir mağranın içinden yeraltı dünyasına doğru ilerledi.
Acheron kapılarının yakınlarında, Yeraltı dünyasının 5 nehrinden biri, Cerberusla karşılaştı.

...

Taenarus (Yunanaca Tenaron) : Yunanistan güneyinde Sparta’nın Mataban burnundaki Taenarum kasabasından Elatus’un oğlu (ayrıca Penelope öyküsünü inceleyin)
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Eresbos
« Yanıtla #2 : 28 Ocak 2012, 12:39:55 »
Eresbos - Erebus , Yunan mitolojisindeki ilk tanrılardan biridir. Kaos'un ürettiği tanrı, karanlığın temsilcisidir. Nyks'in kardeşi olan Erebus, tek başına Aether'i, Nyks'le ise Hemera, Moros, Kharon, Eros ve Keres'in babasıdır.

Sonraki dönemde ortaya çıkan efsanelerde Erebus çoğu zaman Hades'in bir bölümü olarak tasvir edilmiştir. Erebus'u yer altı dünyasında ruhların ölür ölmez geçtikleri bölüm olarak tasvir eder. Yer altı dünyasının diğer kısmını ise titanların da hapsedildiği Tartarus olarak tasvir ederlerdi.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Orfeusçu ruh anlayışı ve Dionysos efsaneleri
« Yanıtla #3 : 28 Ocak 2012, 14:22:45 »
Orfeusçu ruh anlayışının Dionysos efsaneleri ile yakın ilişkisi vardır. Orfeusçu Dionysos efsanesine göre, Dionysos Titanlar tarafından parçalanmış ve vücudunun parçaları yere saçılmıştır. Buna göre Zeus’un bazı kaynaklarda Rhea , bazı kaynaklarda Demeter , başka kaynaklarda da Persephone ile girdiği gayrı meşru ilişkiden olan Dionysos Hera’nın kıskançlığının hedefi olmuş ve Hera tarafından Titanlara öldürtülmüştür. Dionysos’u parçalayan Titanlar sonradan bu parçaları pişirmişler , ancak tanrının kalbi kurtulabilmiştir. Zeus bunun öcünü alarak Titanları Tartaros’a yollamıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Tartaros
« Yanıtla #4 : 28 Ocak 2012, 17:43:21 »
kronos soyundan tüm devlerin ve azmanların kapatıldığı yer altı ülkesi

yunan mitolojisine göre hades tarafından hükümdarlığı yapılan ölüler diyarının 7 kat altında bulunan, kasvetli ve korkunç bir yer olarak tasvir edilen, yine efsaneye göre uranos tarafından cezalandırılan kykloplar’ın hapis kaldıkları yerdir. dünyadan, yeryüzünün gökyüzüne olan mesafesi kadar uzak bir yerdi..



"yerden o kadar derindedir ki; demirden bir örs yerden buraya düşene kadar dokuz gün dokuz gece geçer", şeklinde tanımlanan mitolojik mekandır.


tartaros ile styx nehri arasında kalan bir yer vardır ki bazı ölümlüler, öldükten sonra tartaros'a girmektense burada ebedi ölüm sonrası yaşamlarını devam ettirmeyi yeğlerdi..

bu özel bölgenin ismi bazı kaynaklarda "çirişotu çayırları" olarak geçmektedir..burada bazı kahramanların ve bazı önemsiz insanların ruhları amaçsız bir şekilde dolaşırdı..ve birbirleriyle konuşamazlardı..konuşmak istedikleri zaman sadece yarasa sesi çıkardı ağızlarından..daha ötesi olamazdı..

tartaros'ta uçsuz bucaksız arazilerde en azından konuşarak geçirebilecekleri ölüm sonrası yaşamı, topraksız bir köylünün* buyunduruğu altında geçirmenin tabiki de bir esprisi olmalıydı..orion, hayalet geyiklerin peşinden onları avlamak için koşuşturduğu sırada burada bulunan ölülerin ruhları tek zevki dudaklarını birbirlerine değdirdikleri anda hissettikleri kan damlalarıydı..bu kan tadı onları birer yaşayan insanmış gibi hissetmelerine neden oluyordu..gidenlerin de geri gelip böyleymiş, şöyleymiş diye hakkında bahsemedikleri tartaros'ta böyle bir zevki bulamayacaklarına inandıkları için bu topraklardan ayrılamıyorlardı, hades'in topraklarına girmiyorlardı..

belki de tekrardan yaşama dönme ümidiydi onları burada tutan..


çirişotu çayırlarının ötesinde yer alan tartaros topraklarında ise büsbüyük bir saray bulunurdu..

bu saray erebos ve hades ile güzeller güzeli eşi, uğrunda mevsimlerin meydana geldiği persephone'un sarayı idi..

bu görkemli yapıtın hemen yanından, beyaz bir servi ağacın gölgesinde bir göl vardı..bu gölden normalde, sıradan ölümlülerin ruhları su içtiği lethe gölüydü..

öte yandan kahramanların ruhları ise, hayatlarında yaptıklarını en azından bir kere hatırlayabilmek ve bunun ayrıcalığını yaşabilmek için akkavak ağaçları gölgesinde bulunan hafıza gölünden su içerlerdi..

bu iki gölün hemen yakınlarında bir yerde ise üç büyük yok kesişirdi..minos, rhadamanthys ve aiakos bu yolların başında durur ve gelen ruhları sorguya çekerdi..

rhadamanthys; asyalı, aiakos ise avrupa ölümlülerin ruhlarını yargılardı..her ikisi de çözmekte başarılı olamadıkları davaları diğer üçüncü arkadaşlarına, minos'a devrederlerdi..bu yargı sonrasın ruhları yine üç yol bekliyordu;


işlediği günahların yaptığı iyiliklere eşit olanlar çirişotu çayırlarına geri dönmek zorunda kalıyordu..


işlediği günahları fazla fazla olanlar cezasını çekmek için tartaros ovasına yollanıyordu..


iyilik dolu, güzellik dolu bir hayat geçirmiş olanlar ise mükafatlandırılmak üzere elysium'un meyve bahçelerine giden yola yönlendiriliyordu..

yenilmiş tanrıların ve zeus'a hakaret eden kahramanların atıldığı cehennem hapishanesi. klasik yunan döneminde, günahkar insanların cezalarını çektikleri, yazarların da dramatize etmekten hoşlandıkları yer.

roma döneminde tartaros, ahiret'in eşanlamlısıydı.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Tartaros
« Yanıtla #5 : 28 Ocak 2012, 17:43:48 »
tartaros'un en iyi tanımlandığı yapıt hesiodos'un theogonia'sıdır; orada derinliği şöyle belirtilir:

bir örs gökten düşse dokuz gün, dokuz gece
ancak sonuncu günü varabilirdi yeryüzüne
ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak
dokuz gün, dokuz gece sonra varabilir tartaros'a
midena pro tou telous makarize