Gönderen Konu: 1. Koloni çağı seramikleri  (Okunma sayısı 1972 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı doğubey

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 95
  • Teşekkür: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat Tarihi
1. Koloni çağı seramikleri
« : 25 Kasım 2008, 21:19:42 »
Bu dönemdeki en önemli merkez Kültepe-Kaneş’tir. Türkiye’nin en önemli antik yerleşmelerinden biri, Profesör Tahsin Özgüç’ün 1948’den bu yana kazılar yaptığı Kültepe’dedir. Burada ortaya çıkarılan çok sayıda güzel ve önemli tarihsel değer taşıyan buluntular, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen en iyi yapıtlar arasındadır.

Kültepe, modern adı Kayseri olan antik Mazaka’nın 20 km kuzeydoğusundadır. Burada bir zamanlar, doğuyu batıya bağlayan anayol üzerinde Kappadokia’nın başkenti kurulmuştur. Verimli Kayseri düzlüğünün ortasında yer alan Kültepe, Antik Çağ Anadolu’sunun en büyük ören yerlerinden birisidir ve iki bölümden oluşmaktadır. Ova düzeyinden 20m. yükseklikte bulunan 500m. çapındaki Kültepe Höyüğü yerleşmenin bir bölümüdür. İkinci bölüm ise 1500m. boyunda ve 1000m. eninde bir alanı kapsar. Burası höyüğün kuzeydoğu ve güneydoğu eteklerine kurulmuş olan alışveriş merkezidir.

Tarihsel açıdan Kültepe’nin birinci derecedeki önemi Anadolu’nun en eski yazılı kaynaklarının burada bulunmuş olmasıdır. Anadolu’nun tarih çağlarında ilk ortaya çıkışı bu dönemde ve söz konusu belgelerle gerçekleşmiştir.

Dönemin ikinci büyük gelişmesi çömlekçi çarkının tüm Anadolu’da yayılmasıdır. Çarkın kullanımıyla birlikte çok değişik formlarda kaplar yapılmaya başlanmıştır. Kalkolitik dönemde görülmeye başlanan insan ve hayvan şeklindeki kaplar en favori kap formlarını oluşturmaktadır. Her ne kadar Anadolu’nun eski gelenekleri sürdürülse bile ticaretle birlikte Mezopotamya etkisi kap formlarına da yansımıştır.

Seramikler parlak et kırmızısı renktedir ve çoğu madeni orijinallerinin taklididir. En sevilen biçimler arasında gaga ağızlı testiler, çaydanlıklar, meyvelikler gagaları hayvan biçimli testiler sayılabilir. Kimi örneklerde “signe royal” denilen baskılara yer verilmiştir. Hayvan biçimli içki kapları (rhyton) ya tam bir hayvan ya da yalnızca baş olarak yapılmıştır. Hitit seramik sanatının kaynağı özellikle Koloni Çağı’nın geç evresinde beliren seramiklerde bulunabilir. Kültepe seramikleri biçim ve teknik açısından Önasya seramik sanatı arasında önemli bir yere sahiptir. Bu dönem sanatçıları kilden kapların yanında, işlenmesi son derece zor dağ kristali ile obsidyen vazolar ve hayvan heykelcikleri de yapabilmişlerdir.

Çevrimdışı doğubey

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 95
  • Teşekkür: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat Tarihi
Ynt: 1. Koloni çağı seramikleri
« Yanıtla #1 : 25 Kasım 2008, 21:19:59 »
a) Geç Saray’da Seramikler

Çanak Çömlek
Seramikte  şekil zenginliği yoktur. Bize günlük işlerde kullanılmış, belli fonksiyonları olan ve daha çok erzak kapları kalmıştır.

Seramiğin hamuru, işleniş ve pişirme tekniği, astarı, süsleri ve şekilleri Kaniş Karumu’nun seramiğinden farksızdır. Hepsi aynı atölyelerin eserleridir; Aşağı Şehirde her evin mutfağında kullanılmış olanlardır.

Seramik şekillerinin çoğu kulpsuz, azı çift kulplu çanaklar, hidria’lar, erzak çömlekleri, signe royal baskılı büyük testiler yuvarlak-yonca ağızlı testiler oluşturur. Tam çanakların çoğu 25, ötekileri 26,33,44,46 ve 49 numaralı odalarda bulundular.

1. Çanaklar
     a. Kulpsuz çanakların içeri çekik ağız kenarları, içten hafifçe kalınlaştırılmış kaba kaplar grubuna girerler.
     b. İnce cidarlı, parlak astarlı küçük çanak sayısı azdır.
     c. Ağız kenarları dışarı dönük, keskin omuzlu, kısa boyunlu büyük çanaklar düz diplidir. Bunlar kapak olarak da kullanılmışlardır.
     d. Çift kulplu büyük çanakların ağız kenarları dışa dönüktür ve keskin omuzlu kısa boyunlu olurlar. Kulpları çoğunlukla ağız kenarını omuza bağlar, azında çift kulp ağız kenarı üstüne dik olarak bağlanır. Kulplar arasında iki paralele düğme bulunur.

2. Hidria’lar
24 odaya dolu olarak, düzenli bir şekilde yerleştirildikleri anlaşılıyor. Aynen tekrar eden bir tipi temsil ederler. Dışarı taşkın geniş ağız kenarları içinde iki geniş yiv görülür. Omuzu üstündeki krem astarlı panel, içleri kahverengi kafes motifiyle boyanmış üçgenlerle süslü, boynu altı paralel yivli, dört dik kulbun arasında dört signe royal baskı Ib evlerinde en çok bulunan kap tiplerindendir. II.yapı katı evlerinde hiç bulunmamıştır.

Hidria’lardan ayrılan bir tip daha kısa boyunlu, yumurta gövdeli, 4 dik kulplu yuvarlak diplidir. Bunlarda boyalı süsler, signe royal baskılar yoktur. Bütün gövde tek renkle astarlıdır.

3.Testiler
     a. Yuvarlak ağızlı testiler; Parlak astarlı büyük testiler yüksek silindir boyunlu, kalın ağız kenarı dışa taşkın, şerit kulpları omuzları üstündedir. Göğüslerinde iki düğme arasında signe royal baskı, birinin omzunda çizilerek yapılmış dört işaret vardır.

Kısa silindirli boyunlu, yumurta gövdeli, sivri dipli testilerin kulpları boynu omuza bağlar. Ötekilerin aksine, kaba görünümlüdürler, ağız kenarı dışa dönüktür.

Uzun boyunlu küçük testiler; Kulpları ağız kenarı altını omuza bağlar. Gövdeleri üç paralel yivli, halka diplidir.

     b. Yonca ağızlı testiler; iki tip olarak görülür. Birinci tip uzun boylu, omuzun ve gövdenin alt kısmı keskin profilli. Omuzu tek merkezli üç kabartma daire baskılıdır.

     c. Gaga ağızlı testiler; En çok ince uzun boyunlu, uzun sivri gagalı, yuvarlak gövdeli tipi bulunmuştur. Ağız kenarlarını gövdeye bağlayan kulpların kesiti yuvarlak, gövdesi iki paralel yivli, küçük halka diplidir.

4. Kapaklı İri Vazolar
Sarayda en çok kullanılmış olan kaplardandır. Ağız kenarları dışa çok taşkın ve içleri 1 veya 2 derin yivlidir. Silindirik boyunları kalın, çift kulpları, çoğunlukla gövdeye dik olarak bağlı, yatay kulplar V şeklinde, kulplar arası 2 veya 4 paralel yivlidir. İki yanında birer kabartma, düğme, stilize hayvan başı ve daire baskılar vardır. Gövdeleri oval, dipleri yuvarlaktır.

5. Vazolar
Ağız kenarları dışa taşkın, kalın-kısa boyunları derin yivli, dört dik kulbun arası içleri kırmızı renkle taranmış, üçgenlerle süslüdür.

6. Çömlekler
Dışa çekik ağız kenarlı, çok kısa boyunlu, iki dik kulplu, gövdenin ortasında tek şerit halinde ip baskısı, oval gövdeli, yuvarlak diplidir.

İstatistiklere göre sarayda en çok bulunan kaplar, kapaklı vazolar, çoğu kapak olarak kullanılmış çanaklar, yuvarlak ağızlı testilerin a ve b tipleri oluşturur.

Çevrimdışı doğubey

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 95
  • Teşekkür: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat Tarihi
Ynt: 1. Koloni çağı seramikleri
« Yanıtla #2 : 25 Kasım 2008, 21:20:13 »
Çanak Çömlek
Seramiği, Karum’a bakınca, az şekil zenginliği olmayan, günlük işlerde kullanılmış örnekler temsil eder. Tekniği, şekilleri, süsleri Kaniş Karumu II kat seramiğinin tam paralelleridir. Aynı atölyelerin yerli eserleridir. Hepsi binayla beraber yanmışlar ve çoğu sıcaklığın tesiriyle cüruf haline gelmiş, teknik özelliklerini kaybetmişlerdir.

1. Çanaklar
     A. Kulpsuz küçük çanakların çoğu yuvarlak, çok azı halka diplidir. Ağız kenarları, hafifçe içeri çekiktir. Düz dipliler basık gövdelidir. Gövdeleri dıştan yivli kulpsuz çanaklar ve ağız kenarları dışarı dönük, tek kulplu, halka dipli çanaklar çok azdır. Taban üstüne düşer kalasların altında kalmışlar ve işlenmişlerdir. Yükseklikleri 0,8-1,8 cm, genişlikleri 6,1-6,5 cm arasında değişen, boz renkli kaba küçük votif tabaklar odanın bir köşesinde, bir arada bulundular.

     B. Derin çanakların en bol örneklerini; a-İçe dönük ağız kenarlı, keskin omuzlu, çift kulplu, halka dipliler ve b-Dışa dönük kalınlaştırılmış ağız kenarlılar oluşturur. b grubuna girenlerin büyük ve orta boyluları tencere, küçükleri çanak olarak kullanılmışlardır. Yuvarlak veya keskin omuzlu olurlar. Çoğunun omuzları, ağız kenarları üstünde yuvarlak, uzunca düğmeler vardır. Her iki grupta da kulplar ya ağız kenarlarını omuza dik olarak bağlar, veya omuzları üzerine yatay olarak yapılırlar. Bazılarının krem astarlı omuzları kahverengi dalgalı paralele şeritlerle boyalıdır. Omuzları derin paralel yivlerinin sayısı azdır. Tencereler hamurların renginde bırakılmıştır. Ötekilerinin yukarı kısımları kırmızı, kahverengi ve boz astarlı, perdahlı, aşağı kesimleri hamurunun rengindedir.

2.Bardak Veya Derin Çanaklar
Çok az örnekleri bulunmuştur. Geniş ağızlı, sivri ve küçük düz diplidirler. Çoğu içten grileşmişlerdir. Halka dipliler çok azdır. Aralarında nemli iken düzeltilenler de vardır.

3. Fincanlar
Ağız kenarları dışa dönük fincanlar keskin veya yuvarlak gövdeli, sivri, düz halka diplidirler. İri boyluları maşrapa olarak kullanılmışlardır. Omuzları paralel dalgalı şeritlerle nakışlananlara da rastlanır.

4. Sepet Kulplu Çaydanlıklar
Parlak kırmızı astarlı, sepet kulplu, emzikleri süzgeçli çok görülen çaydanlıkların yanında değişik bir tipe ait olanlar da vardır. Bunun halka dipli gövdesinin ağız kenarı üstüne, kulbun iki yanına ikişer olmak üzere dört fincan oturtulmuştur. Emziğin karşıısnda kabaca işlenmiş, hayvan başı figürü vardır. Karum’de benzerine rastlanmadı; ancak büyük boya nakışlı vazoların omuzları üstüne bu tür küçük vazoların oturtulduklarını biliyoruz. Kullanılması zor, pratik olmayan bu kabın, öteki votif çanaklarının yanında bulunmuş olması, onun da, votif olduğunu göstermektedir.

5.Testiler
Çoğu küçük, azı orta boyludur. Gaga ve yonca ağızlılar çoğunlukta; yuvarlak ağızlılar azınlıktadır. Keskin karınlı, halka dipli, tek kulplu testilerin gaga uçları sivri bırakılmış ya da düz olarak kesilmiştir. Göğüslerinde iki veya üç düğme bulunur. Boyları 500cm’ye yaklaşanların omuzları yivli ve gövdeye dik bağlanmış iki kulpudur. Oval gövdeli, yuvarlak dipli, çok kısa boyunlu, kısa gagasının ucu düz olarak kesilmiş testinin tipine ender rastlanır. Bu gaga ucu düz kesilmiş süzgeçli karum testilerinin bir variantıdır. Yuvarlak ağızlı, kısa silindir boyunlu, yumurta gövdeli, halka dipli testilerin kulpları, boynu omuza bağlar, ötekilerinin aksine kaba görünümlüdürler.

Yonca ağızlılar üç tipe ayrılırlar:
     a.Yumurta gövdeli, kısa boyunlu, sivri veya küçük düz diplilerin kulpları ağız kenarını omuza bağlar. Yonca, gaga ucuna yakındır. Çok kullanılan mutfak kapılarındandır.

     b.Yuvarlak gövdeleri hafifçe keskin/profilli, uzun boyunlu, kalın cidarlı,  kulpları ağız kenarı altını gövdeye bağlar. Yoncanın bir ucu arkaya-kulba dönüktür.

     c. Sonuncu örnek yuvarlak ağzı ve omuzu gövdenin geniş kesimine bağlayan kulbu bakımından b grubundan ayrılır.

b ve v grubu Kaniş’de az kullanılmış tiplerdendir. Özel bir sıvı madde için kullanılmış olmalıdırlar.

6. Meyvelikler
Kaniş’te çok kullanılmış tipi temsil ederler. Daima dışa dönük kalınlaştırılmış ağız kenarlı, keskin, omuzlu, yüksek ayaklı, iki dik, iki yatık kulplu olurlar.

7. Vazolar
Kısa silindirik boyunlu, halka dipli ve daha küçük olmaları bakımından kapaklı vazolardan ayrılırlar. Asıl özellikleri kulpların gövdeye yan yana, ikili gruplar halinde, karşılıklı dört dik kulp oluşturmalarındandır. Kaniş Karum’u nda kulpların bu düzeni hiçbir vazo ve kapta yoktur. İnce elenmiş hamurları astar ve perdah tekniğinin parlaklığı bakımından sarayın en güzel vazolarıdır.

Bunlara çok benzeyen üçüncü vazo, dört dik kulbunun gövdenin dört yanına bağlanmış olmaları bakımından yukarıdaki iki vazodan ayrılır.

8. Kapaklı İri Vazolar
En çok kullanılmış erzak kaplarındandır. Dışarı taşkın ağız kenarları bazılarında içten, bazılarında dıştan kalınlaştırılmıştır. Uzun boyunlu iki veya dört kulplu, yumurta gövdeli, yuvarlak dipli olurlar. Ağız kenarları içi derin yivli olanlar azdır. Aşağı yukarı aynı boyda olurlar. Boyun ve omuzları2-3 paralel yivli olanların sayısı çoktur. Ağız kenarları üstü, çoğunlukla boyunları, daha az sayıda bütün gövdeleri dalgalı ve paralel hatlarla boyalıdır. Kapaklı iri vazolar teknik, şekil ve süsleme bakımından, kat arşivlerinde kullanılmış olanların tam eşlen’dir.

9. Küpler
Ağız kenarları dışa uzanmış küpler, boylarına bakınca, ince cidarlıdırlar ve çok sert pişirilmişlerdir. Bunlardan bazılarının beyaz astarlı omuzları kahverengi düz, dalgalı hatlar, çengel motifi ve kuş resimleriyle, frizler halinde, süslenmiştir.

Uçları hayvan başı biçiminde olan kulplar küpün ağız kenarına, onu ısısrır durumda bağlanmışlardır.

Sarayda, ağız kenarları üstüne antilop figürlerinin yapıştırıldığı derin çanak ve meyveliklerin de kullanıldığı görülmektedir. Sağlamları kalmamış olmasına rağmen, saray enkazında pişmiş toprak arslan ritonlarının başları ve testilerin kulpları üstünde at figürlerinin güzel örnekleri de bulundu.

Tencere kapaklarının hamurları kaba, tepeleri sivri, yanlarında karşılıklı delikleri vardır.

Çevrimdışı doğubey

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 95
  • Teşekkür: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat Tarihi
Ynt: 1. Koloni çağı seramikleri
« Yanıtla #3 : 25 Kasım 2008, 21:20:29 »
Çanak – Çömlek

1. Bardaklar
Bardakların çoğu kaba hamurlu, nemli iken düzeltilmişler, kalın cidarlı, düz veya kalın dipli olurlar. Şekilleri birbirinin aynıdır; ağız geniş, gövde dibe doğru daraltılmıştır.aynı atölyenin aynı işte kullanılmış kaba bardakalrıdır. Aynı odada 11 bardak bulundu. Bunlar Karum’da çok az kullanılmıştır.

2.Maşrapalar
İçbükey gövdeli maşrapalar parlak astarlı, ince perdahlıdır. Ağızları geniş, içbükey gövde dibe doğru daralmıştır.  Kulpları ağız kenarı altın gövdenin aşağı kesimine bağlar. Aralarında gövdelerinin dibe yakın kesimlerinin keskin profili olanları da vardır. Tepe’de uzun süre kullanılmış olan bu maşrapaları, Karum tüccarları çok az kullanmışlardır. Anı odada yedi maşrapa bulunmuştur.

3. Fincanlar
Fincanlar Kaniş Karum’undakilerin aynıdır. Genel olarak iki tipe ayrılırlar. a.Ağız kenarları dışa taşkın, gövdeleri keskin profilli olanlar; kulpları ağız kenarını gövdenin yukarı kısmına bağlar. b. Gövdeleri yuvarlak olanların bazıları ince cidarlıdır. Kulpsuz, halka dipli fincan çok az bulundu. Fincanlardan daha büyük ve dik boyunlu olanlar maşrapa olarak kullanılmışlardır. Karum’da çok kullanılan küçük kulplu fincanlar çok azdır.

4. Testiler
Saray’da Kaniş Karumu’nun güzel, çok değişik şekilli testilerine rastlamadık. a. Sarayın gaga ağızlı iri erzak testileri kalın cidarlı, yumurta gövdeli, özellikle, kısa boyunlu, kısa gagalıdırlar. Gövdeleri iri dik kulpludur. Aralarında boyunları ve boyunla kulpları arası tırnakla yapılmış çentiklerle süslenenlerde vardır. b. Testilerin bu tipini yuvarlak gövdeli, uzunca boyunlu, sivri gagalılar temsil eder. Tepe’de çok kullanılmış testi tipidir. Karum’da çok az rastlanır. c. Yuvarlak ağızlı, parlak astarlı küçük testiler içbükey boyunlu, yuvarlak gövdelidirler. Bunlara da Tepe’de ve Karum’da çok az rastlanır.

5. Meyvelikler
Kulpsuz küçük meyvelikler basit ağızlı kenarlı, yuvarlak omuzlu, kısa pedestalli’dirler. Karum’un çok gelişmiş meyveliklerine bakınca, basit bir görünümdedirler.

6. Çaydanlıklar
Çaydanlıklar hamurların renginde bırakılmış, kaba, kalın cidarlı, nemli iken düzeltilmişlerdir. Ağız kenarı dıştan kalınlaştırılmıştır. Büyükleri halka küçükleri düz diplidir. Hepsi yangında işlenmiş Kaniş Karumu’nun ince cidarlı, parlak astarlı çaydanlıklarından kolay ayrılırlar. bu büyük binada kapların çoğunlukla kaba örnekleri bırakılmıştır. Yüksek kaliteli kaplar götürülmüştür.

Bunu, bunlar arasında kalmış bazı ince cidarlı, parlak astarı, gövdeleri keskin profilli, çok uzun emzikli, yüksek ayaklı çaydanlıkların varlığı doğrulamaktadır.

7. Çanaklar
Kulpsuz ve çift kulplu, çanakların şekilleri Karum’dakilerden farksızdır; ancak işçilikleri kabadır. İki kulbun çanağın bir kulbu ağız kenarını omuza dik olarak, karşısındaki ikinci kulbu da omuzu üstüne yatık olarak bağlanmıştır. Kaniş’teki tek örneği temsil eder.

Tek kulplu ikinci kırık çanak da yeni bir tipe aittir. Çanağın ortasındaki dik emzik, omzunda silindirik düğme kulp ve kabartma olarak işlenmiş çift ay sembolü vardır. bu sembolle süslü silindirik düğme kulplu çanakların bu çağda, özellikle, Tepe’de kullanıldıkları anlaşılıyor. Saray’da bunalar ait bazı parçalar bulundu. Kaniş’de aynı sembol taş çanaklarda da görülmektedir. Bunların hiyeroglif işareti olabileceği düşünülmektedir.

8. Mutfak Kapları   
Çoğunlukla yandan emzikli maşrapa ve çift kulplu tencerelerden oluşan mutfak kapları isli, el yapımı, kalın cidarlı ve kabadırlar.

9. Çömlekler
Boyunlu çömleklerin ağız kenarları dışa taşkın, dik kulpları omuzları üstünde, astarlı ve perdahlıdırlar.

10. Kap Kaideleri
Sivri dipli kapların pedestalleri olarak kullanılmış kaideler, içbükey’dir. Daima parlak astarlı, perdahlı olan bu ayaklar, güzel kaplar için yapılmış olmalıdırlar.

11. Boya Nakışlı Seramik
III. Alişar seramiği denilen boya nakışlı seramik türünün, Karum’un II katında olduğu gibi, Tepe’nin 8.yapı katında da tek renkli seramiğin yanında, az miktarda, kullanıldığı ve geleneğini 19.ve 20.yy.larda da sürdürdüğünü görüyoruz. Ayrıca bu yapı katında bu seramik türünün 2.grubu, yani, çarkta yapılmış, ince hamurlu, sert pişirilmiş mütekamil örnekleri de bulunmaktadır. Bunlarda III. Alişar seramiğinin motifleriyle süslenmiş olmakla beraber, yeni kap şekilleri de ortaya çıkmıştır. Karum’da II.kat arşivlerinde olduğu gibi, sarayda da III.Alişar tipine giren: a.Fincanlardan, b. İçe dönük ağız kenarları ve bazılarının gövdeleri de boya nakışlı, keskin omuzlu çanaklardan, c.Gövdelerinin her yanı süslenen iki ve dört kulplu silindirik boyunlu, küçük ve büyük çömleklerden, d. İki kulplu silindirik boyunlu küplerden bazı örnekler bulundu. Bunlar tekrar eden basit geometrik motiflerden zengin bir kompozisyon oluşturmuşlardır. Bu küp ve çömlekler, Karum II.kat arşivlerinin depo odalarında da görüldüğü gibi, Sarayın deposunda bir arada bulundular.

İkinci grubu parlak astarları iki renkle (kırmızı ve siyahla) nakışlı örnekler temsil eder. Bunlardan bir tanesinde gövdenin dört kenarına yapıştırılmış ve omuzda dibine kadar inen “kabartma şerit” vazoya dört satıhlı bir şekil kazandırmıştır. Ağız kenarı dışa dönük, silindir boyunlu, düz dipli olarak tanımlanabilir.

Her tarafı III.Alişar’ın çok sevilen motifleriyle süslüdür. Vazo, bu tür kaplarda görülen motiflerle bezelidir: bunlar zikzak, eşkenar dörtgen, çengel ve dalgalı hat frizlerinden oluşmuştur. Frizlerden birinin dalgalı hatlarla doldurulmuş olması, vazonun geç döneme ait olduğunu kanıtlamaktadır.

İkinci örnek bir meyveliğin pedestalidir. Bu da iki renkte ve svastika, çift çengel gibi geç dönemin motifleriyle ve eşkenar dörtgenlerle bezelidir.

Saray odalarının tabanları üstünde Karum’un II. Katı için karakteristik olan boya nakışlı birkaç küp parçası bulundu. Bunlarda küplerin değişmeyen motifleriyle dalgalı hat, kuş ve çengel frizleriyle süslenmiştir.

12. İnsan Başı Şeklinde Vazo
Saraylarda ritüel’de kullanılmış kült objeleri kalmamıştır. Yalnız taş döşeli avluda bir vazo parçasının aşağı kesiminin iki yanında biri kadın, öteki sakallı erkek başı kabartmaları korunmuştur. Kadın etli-iri burunlu, uzun çeneli, büyük ağızlı, kuvvetli sert hatlı bir görünüm var. Uzun ve iki katlı sakalı, enkrüste çentiklerle gösterilmiş.

AKURGAL
Bu dönemdeki en önemli merkez Kültepe-Kaneş’tir. Türkiye’nin en önemli antik yerleşmelerinden biri, Profesör Tahsin Özgüç’ün 1948’den bu yana kazılar yaptığı Kültepe’dedir. Burada ortaya çıkarılan çok sayıda güzel ve önemli tarihsel değer taşıyan buluntular, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen en iyi yapıtlar arasındadır.

Kültepe, modern adı Kayseri olan antik Mazaka’nın 20 km kuzeydoğusundadır. Burada bir zamanlar, doğuyu batıya bağlayan anayol üzerinde Kappadokia’nın başkenti kurulmuştur. Verimli Kayseri düzlüğünün ortasında yer alan Kültepe, Antik Çağ Anadolu’sunun en büyük ören yerlerinden birisidir ve iki bölümden oluşmaktadır. Ova düzeyinden 20m. yükseklikte bulunan 500m. çapındaki Kültepe Höyüğü yerleşmenin bir bölümüdür. İkinci bölüm ise 1500m. boyunda ve 1000m. eninde bir alanı kapsar. Burası höyüğün kuzeydoğu ve güneydoğu eteklerine kurulmuş olan alışveriş merkezidir.

Tarihsel açıdan Kültepe’nin birinci derecedeki önemi Anadolu’nun en eski yazılı kaynaklarının burada bulunmuş olmasıdır. Anadolu’nun tarih çağlarında ilk ortaya çıkışı bu dönemde ve söz konusu belgelerle gerçekleşmiştir.

Dönemin ikinci büyük gelişmesi çömlekçi çarkının tüm Anadolu’da yayılmasıdır. Çarkın kullanımıyla birlikte çok değişik formlarda kaplar yapılmaya başlanmıştır. Kalkolitik dönemde görülmeye başlanan insan ve hayvan şeklindeki kaplar en favori kap formlarını oluşturmaktadır. Her ne kadar Anadolu’nun eski gelenekleri sürdürülse bile ticaretle birlikte Mezopotamya etkisi kap formlarına da yansımıştır.

Seramikler parlak et kırmızısı renktedir ve çoğu madeni orijinallerinin taklididir. En sevilen biçimler arasında gaga ağızlı testiler, çaydanlıklar, meyvelikler gagaları hayvan biçimli testiler sayılabilir. Kimi örneklerde “signe royal” denilen baskılara yer verilmiştir. Hayvan biçimli içki kapları (rhyton) ya tam bir hayvan ya da yalnızca baş olarak yapılmıştır. Hitit seramik sanatının kaynağı özellikle Koloni Çağı’nın geç evresinde beliren seramiklerde bulunabilir. Kültepe seramikleri biçim ve teknik açısından Önasya seramik sanatı arasında önemli bir yere sahiptir. Bu dönem sanatçıları kilden kapların yanında, işlenmesi son derece zor dağ kristali ile obsidyen vazolar ve hayvan heykelcikleri de yapabilmişlerdir.