Gönderen Konu: Burçak Evren  (Okunma sayısı 4362 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Burçak Evren
« : 11 Mart 2012, 18:52:10 »
Burçak Evren, (d. 1947- İstanbul) Türk gazeteci, sinema yazarı.

1947 yılında İstanbul'da doğan Burçak Evren, orta öğrenimini bu kentte tamamladıktan sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okudu, daha sonra aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji ve Prehistorya Bölümü'nden mezun oldu.

Üniversiteye devam ederken 1969 yılında gazetecilik mesleğine de başladı. Dünya, Yeni İstanbul, Yeni Ortam, Politika, Vatan, Güneş, Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet ve Pazar Postası gibi gazetelerde ve Gelişim Yayınları'nda çeşitli kademelerde görev yaptı. Gazetecilik mesleğinin mutfağından yetişti. Sayfa sekreterliğinden sanat direktörlüğüne, sanat sayfası yöneticiliğinden, yazı işleri müdürlüğüne, yayın koordinatörlüğünden, genel yayın müdürlüğüne kadar her görevde bulundu, bu gazete ve dergilerin sinema yazılarını yazdı.

Yeni Fotoğraf, Gelişim Sinema, Country Homes, Tombak dergilerini çıkardı. Meydan Larousse, Oxford, Türkiye ve İstanbul ansiklopedileri başta olmak üzere otuza yakın ansiklopedinin sinema ve sanat maddelerini kaleme aldı, TURSAK, Sinema Yazarları, Ephemera gibi çeşitli derneklerin kurucuları arasında bulundu. Milliyet Grubu'nda dergi yöneticisi ve yazar olarak çalıştı.[1]

Müjgan Taner'in yönettiği 2006 tarihli "Bossert: Karatepe'nin İzinde" adlı belgesel filmin senaryosunu da Burçak Evren yazmıştır. Ayrıca İsmail Sancak'ın yazıp yönettiği 2004 tarihli "Bir Filmin Hikayesi" adlı belgesel filme de danışman olarak katkıda bulunmuştur.[2]

Kitapları

    Türk Sinema Sanatçıları Ansiklopedisi, Mart 1983, Film - San Vakfı yayınları:1
    Başlangıçtan Günümüze Türkçe Sinema Dergileri
    Erotik Sinema
    Oscar Ödülleri Tarihi
    Osmanlı'da Meslekler ve Ustaları
    Değişim Dönemecinde Türk Sineması
    Türk Sinemasında Yeni Konumlar, 1990 Broy yayınları
    Türkiye'ye Sinemayı Getiren Adam; Sigmund Weinberg, 1990 (ISBN 9753250541)
    Galata Köprüleri Tarihi, 1994 Milliyet Yayınları (ISBN 9755061681)
    Yeşilçam'la Yüz Yüze, 1995 Açı yayınları (ISBN 9758009117)
    Eski İstanbul'da Kahvehaneler, Ekim 1996, Milliyet Yayınları (ISBN 9753252404)
    Yabancı Gezginler ve Osmanlı Kadını, (Dilek Girgin'le beraber) Ekim 1997, Doğan Kitap (ISBN 9753254598)
    Eski İstanbul Sinemaları: Düş Şatoları, 1988 Milliyet Yayınları (ISBN 9753254814)
    20'li yılların Bozkır Kasabası Ankara, 1988 Milliyet Yayınları
    Üç İstanbul Sergileri (Osmanlı Dönemi, Cumhuriyet Dönemi, Günümüz İstanbul'u) (İrfan Çifçi'yle beraber), 1998 İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) Yayınları
    Yaşasın Cumhuriyet Sergileri, (İrfan Çifçi'yle beraber), 1998 İBB Yayınları
    Ottoman Craftsmen and Their Guilds, Doğan Kitapçılık Haziran 1999 (ISBN 9756770120)
    Osmanlı Esnafı, Haziran 1999 Doğan Kitapçılık (ISBN 9756817291)
    İstanbul'un Deniz Hamamları ve Plajları, 2000 İnkılap Kitabevi (ISBN 9751016517)
    Surların Öte Yanı Zeytinburnu, 2003 Zeytnburnu Bel. Yay. (ISBN 9759235609)
    Aytaç Arman, 2006 Altın Portakal Kültür ve Sanat Yayınları (ISBN 9750024060)
    Yusuf Sezgin, (Alican Sekmeç'le birlikte), 2006 Altın Portakal Kültür ve Sanat Yayınları (ISBN 9750024079)
    Türk Sinema Yönetmenleri Sözlüğü, 2006 Altın Portakal Kültür ve Sanat Yayınları (ISBN 9944566535)
    İlk Türk Filmleri, 2007 Es yayınları (ISBN 9758716662)
    İstanbul'daki İtalyan İzi - Presenze Italiane a İstanbul, 2008 Ferroli Yayınları (ISBN 9944036900
    Aktör Tuncel Kurtiz, 2008 Altınkoza Yayınları (ISBN 9759811471)

Kaynak: wikipedia.org

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İlk Türk Filmleri
« Yanıtla #1 : 13 Mart 2012, 17:33:25 »
İlk Türk Filmleri
Burçak Evren

Bugüne kadar Türk sinemasının doğum günü olarak 14 Kasım 1914 tarihi esas alınmıştır. Bu tarihte ilk Türk Sinemacısı Fuat Uzkınay, Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı’nı filme alarak bir ilke imza atmıştır. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, Ruslar tarafından Ayastefanos’ta (bugünkü Yeşilköy) inşa edilen bu abide, Birinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında yıkılmıştır. Bu filmin çekilip çekilmediğine ilişkin kuşkular, sinema tarihimizin bugüne dek süren en uzun tartışmalarından biri olmuştur. Filmin ortada olmayışı bu kuşkuların ana kaynağını oluşturmuştur. Sinema tarihçilerinden bazıları bu filmin hiç çekilmediğinin, çekildikten sonra kaybolduğunun ya da yandığının altını çizerek kuşkularını dile getirmişlerdir. Bu kitap, sinema tarihimizin en uzun tartışmasına tarihi belgeler ışığında bir açıklık getirmek için yazılmıştır. Rus Abidesi’ne ilişkin kimi ilk bilgi-belgelerin yer aldığı kitap, sinema tarihimizin başlangıç yılları üzerine çalışacaklar için bir kaynak kitap olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca kitapta, ilk Türk filmi olarak bilinen "Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı"ndan önce çekilmiş Türk filmlerinin de tam bir listesi verilmiştir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Eski İstanbul Sinemaları Düş Şatoları
« Yanıtla #2 : 13 Mart 2012, 17:33:59 »
Eski İstanbul Sinemaları Düş Şatoları
Burçak Evren

Sinema salonları ya da diğer bir deyişle düş şatoları, yalnızca filmlerin izlendiği sıradan mekânlar değil, onun da ötesinde sinemaya gitmeyi bir ritüele dönüştüren, topluca film izleme alışkanlığını kazandıran, benzer keyif ve güzellikleri paylaşmayı kendi tercihleri doğrultusunda yapan insanların birlikte soluduğu bir başka mekânlardır. Kimi zaman unutulmaz filmler bu mekânlarla, çoğu zaman da bu mekânlar kimi filmlerle öylesine örtüşürdü ki, filmi sinemadan, mekânı anılardan, filmlerden, tek bir kareden ayıramazdınız. İşte birlikte film izlemenin büyüsü ve sinema salonlarının önemi burada başlar. Sinemaya gitmek, basit bir eylemin değil, adeta bir merasimin başlangıcıdır. Kimi salonlar vardır ki, filmlerden öte, kendileri birer tercih nedenir. Şu ya da bu filme gidelim yerine, Emek'e, Konak'a gidelim mi, sorusu tercihin de ötesinde, sinema salonunun varlığının, saygınlığının, hadi açıkça itiraf edeyim büyüsünün kanıtlanmasıdır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Yabancı Gezginler ve Osmanlı Kadını
« Yanıtla #3 : 15 Mart 2012, 17:16:28 »
Yabancı Gezginler ve Osmanlı Kadını
Burçak Evren/ Dilek Girgin Can

Yabancı gezginler, 15. yy'dan itibaren Osmanlı toplumu ile yakından ilgilenmişler, sonra da izlenimlerini kaleme almışlardır. Bu izlenimler, eksikliklerine, abartılı yanlarına karşın resmi tarihin dışında kalan gerçek yaşamı günümüze taşımaları açısından önemlidir. Ekrem Işın bu yaklaşımı şöyle özetler: "Batılı yazarlar, Türk kadınının modernleşme serüvenini yakından izlemişler, fakat onun gündelik hayat içindeki konumunu hep yanlış noktalarda aramışlardır. Fransız devriminin etkisiyle yetişmiş bir Avrupalı için Bastil'e yürüyen sokaktaki kadın özgürlük sembolüydü. 1806'da İstanbul'a gelen Chateaubriand bu yüzden sokakta kadına rastlayamayınca, Batı dünyasını yüzyıllarca meşgul eden harem efsanesini yeniden körüklemiştir. Bu efsane bütün bir 19. yüzyılı kaplar. Nitekim 1921'de Vakaresko adlı kadın yazar Cemiyet-i Akram'da Osmanlı hareminin bir kurul tarafından denetlenmesini teklif eder. Amaç, kadını uygarlık adına esaretten kurtarmaktır. Oysa Chateaubriand'ın 1806'da sokakta bulamadığı Türk kadını gerçekten haremde; fakat 1921'de Vakaresko'nun denetlenmesini istediği yerde değil, Darülbedayi sahnesindeydi..."
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Zeytinburnu / Suların Öte Yanı
« Yanıtla #4 : 15 Mart 2012, 17:17:48 »
Zeytinburnu / Suların Öte Yanı
Burçak Evren

Erendiz Özbayoğlu: Bizans Döneminde Zeytinburnu
Burçak Evren: Balıklı Ayazması
Burçak Evren: Balıklı ya da Panagia Pege Kilisesi
Erol Özvar: Osmanlılar Zamanında Zeytinburnu
Hasan Yelmen: Kazlıçeşme
Evliya Çelebi ve Kazlıçeşme
Evliya Çelebi ve İstanbul'un Debbağları
Kazlıçeşme Mensucat Fabrikası
Hasan Yelmen: Yaşayan En Eski Debbağ
Kazlıçeşme Karhaneleri
İlber Ortaylı: Tarihsel İlçesi'ndeki Tekkeler
Burçak Evren: Cami ve Mescidler
Burçak Evren: Zeytinburnu Sebil ve Çeşmeleri
Nezih Başgelen: Zeytinburnu'nun Tarihsel Sınırı İstanbul'un Kara Surları
Ekrem Işın: Yenikapı Mevlevihanesi
Nuran Yıldırım: Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi
Nuran Yıldırım: Balıklı Rum Vakfı Hastanesi
Nuran Yıldırım: Askeri Hastane
Nuran Yıldırım: Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi
Turgay Gökçen: Nüfus Yapısı
Turgay Gökçen: Zeytinburnu Gecekonduları
İlyaz Saka: Zeytinburnu'nda Küçük Türkistan
M. Rıfat Akbulut: Mekansal dönüşüm
Murat Aydın: Modern Zeytinburna
Zühtü Bayar: Zeytinburunu 1965-2003
Necdet Sakaoğlu: Çırpıcı Çayırı
Zeytinburnu Spor Futbol Kulübü
Agah Özgüç: Zeytinburnu'nda Çevrilen Filmler
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Aktör Tuncel Kurtiz
« Yanıtla #5 : 15 Mart 2012, 17:19:22 »
Aktör Tuncel Kurtiz
Burçak Evren

Tuncel Kurtiz'in kişiliği ve ondan güç alan eğitilmiş ve de eğitilmeye gerek duymayan yeteneği, onu filmlerde yönetmeye çalışanlar için adeta bir Tsunami gibidir. Ne ondan kaçabilir ne de karşı koyabilirsiniz. Büyüklüğü, görünüşü ve hiç bir koşulda sınır tanımayan o kendine özgü çocuksu ama gürleyen özgürlüğü ezer geçer sizi... Siz mi onu yönetiyorsunuz, yoksa o mu sizi yönetir, hiç bilinmez...
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Eski İstanbul'da Kahvehaneler
« Yanıtla #6 : 15 Mart 2012, 17:20:54 »
Eski İstanbul'da Kahvehaneler
Burçak Evren

İstanbul'un kahvehane yelpazesi oldukça genişti. Çünkü toplumun kültür mozayiği çoğulcu bir karakter taşıyordu. Yalnızca belli bir meslek ya da statü grubunun devam ettiği kahvehaneler değil, farklı toplumun tabakalarından aynı ortak kültür ve neş'eye sahip insanların toplandıkları kahvehaneler de vardı. Dama ve satranç meraklıları, horoz döğüştürenler, kuşçular, nargileciler, çiçek tutkunları, edebiyat aşıkları vs. gibi ortak paydası olan insanlar, kendilerine kahvehane çatısı altında bir yeryüzü cenneti yaratmasını bildiler. Bir şehrin tarihine giden yollar, insanlar ve mekanların kesiştiği noktada son bulur. İnsanların mekanlarının da insanları inşa ettiği açıktır. Kahvehanelerin Osmanlı insanına kazandırdığı en önemli duygu, özgürlük olmuştur. Bir araştırmacı için İstanbul'un şehir hayatına kahvehanelerin kapısından girmek, özgürlüğün gizli tarihiyle yüzyüze gelmek demektir. İstanbul'un gündelik hayat mekanları üzerine yapılacak her orijinal çalışma,bu gizli tarihin küllerinden toplumsal kimliğimizin eksiksiz portresini çıkartacaktır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İstanbul'daki İtalyan İzi
« Yanıtla #7 : 15 Mart 2012, 17:21:52 »
İstanbul'daki İtalyan İzi
Afife Batur/ Burçak Evren

İstanbul. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri; kadim, gizemli, hüzünlü, neşeli... Bütün tanımlar onunla yoğrulduğunda bambaşka anlamlara bürünüyor. Ona her şey yakışıyor, o her şeye yakışıyor. İstanbul, tarihinin her devresinde ilgi çekmiş, farklı kültürleri kucaklamış bir şehir aynı zamanda. Farklı ırklardan, farklı dinlerden, farklı kültür ve yaşam tarzlarından insanlar, yüzyıllar boyunca, yaşadıkları bu güzel ve gizemli şehre izlerini bırakmışlar; kendilerinden, hayallerinden bir şeyler katmışlar. İşte bu yüzden İstanbul bir kültürler mozaiği ve öyle olmaya da devam ediyor.

Elinizde tuttuğunuz kitabın oluşum nedeni de İstanbul'un bu çok özel kültürel yapısı zaten. İtalya'nın köklü sanayi kuruluşlarından Ferroli, bu yapıda İtalyanlar'm yerini sorgulamak istedi ve İstanbul'da İtalyan kültürünün izlerini araştıran bir çalışmayı destekleme karan aldı.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İstanbulun Deniz Hamamları ve Plajları
« Yanıtla #8 : 15 Mart 2012, 17:23:40 »
İstanbulun Deniz Hamamları ve Plajları
Burçak Evren

Osmanlı denize küskün müydü? Yoksa, üç bir yanı denizle çevrili olan ve nice denizlerde hüküm sürmüş bu devlet, denizleri ve okyanusları yalnızca zafer peşinde koşan kadırgaların savaş oyunları oynamasına, zaferler kazanıp ülkeler fethetmesine olanak sağlayan bir su yolu olarak mı görüyordu?

Çarşı hamamlarının cehennemi halvet sıcaklığını, dört bir tarafını çeviren denizin o serinleticiliğine tercih eden bir toplumun, natır ve tellaklardan kurtulup, gün ışığı görmeyen o beyaz tenini tuzlu suya değdirmesi için çok, ama çok seneler geçmesi gerekiyordu. Osmanlı'nın çarşı hamamlarından deniz hamamlarına geçişi, öyle sanıldığı gibi pek kolay olmadı.
Bu çalışma, bu kolay olmayan geçişin gayri resmi tarihidir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ankara
« Yanıtla #9 : 15 Mart 2012, 17:25:12 »
Ankara
Burçak Evren

20'li yılların, tozundan, sıtmasından, keçisinden ve kalesinden gayrı hiçbir şeyi olmayan yangın yeri görünümündeki Ankara'sında herkes bir şeylerin peşindeydi; Zekeriya Sertel küçük kızı için mikropsuz bir bardak süt, Rıza Nur bir çift frenk gömleği, mebuslar sığınacakları kerpiç bir ev, memurlarsa akşamları demlenecek "Dilaver suyu" için nelere katlanmamışlardı ki!"
midena pro tou telous makarize