Gönderen Konu: Darülbedayi (Dar-Ül Bedayi)  (Okunma sayısı 3876 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Darülbedayi (Dar-Ül Bedayi)
« : 13 Mart 2012, 15:29:58 »
Darülbedayi, Türkiye'de Batılı anlamda tiyatronun gelişmesinde önemli bir değişimi sağlayan, Osmanlıdaki ilk konservatuvar kurumudur.

1914'te İstanbul Şehremini Belediye Başkanı Operatör Dr. Cemil (Topuzlu) Paşa kentin medenileşmesi için birçok yenilik yapmaya karar verir. Hayata geçen projeleri arasında Batılı anlamda bir müzik ve tiyatro konservatuvarı kurmak vardır. Bu iş için belediye meclisinden o dönem için oldukça büyük para olan 3000 lira ödenek ayırdı. Bu önemli projeye Darülbedayi-i Osmani adını veren Cemil Paşa bu işi gerçekleştirmek için Reşat Rıdvan bey'in de önerisiyle Paris'ten çok önemli bir tiyato yönetmeni ve yöneticisi Andre Antoine'ı İstanbul'a davet etti. Şehzadebaşı'nda bulunan vilayete ait Letafet Apartmanı bu konservatuvar için tahsisi edildi.

Müzik ve tiyatro için eğitim verecek olan bu okula Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem (Bolayır), "konservatuvar" sözü yerine "Darülbedayi" adının verilmesini önerdi ve kabul edildi. Tiyatro Bölümü için kıraat (okuma), telaffuz (söyleyiş), tecvid (tonlama), Aruz, edebiyat tarihi, haile (trajedi), drama, mudhike (komedi), raks (dans), adab-ı muaşeret (görgü), eskrim gibi dersler kondu. Kısa bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı'nın çıkması nedeniyle ülkesine dönen Antoine'ın yerini Reşat Rıdvan ve Muhsin Ertuğrul başkanlığında bir ekip aldı.

Cemil Topuzlu'dan sonra İstanbul Şehremini olan İsmet bey Darülbedayi'ni yönetmeliklerini hazırlamada önemli gelişmeler kaydetti. 1916'da bu okulun halka açık ilk oyunu bir adaptasyon olan "Çürük Temel" 20 Ocak 1916'da Asker Ailelerine Yardım Cemiyeti yararına ilk kez oynandı. Türk ve Dünya Oyun yazarlarından birçok oyunu oyunun oynandığı Darülbedayi 1934 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları adını aldı. Günümüze dek Türkiye'nin en köklü tiyatro kurumu olarak başarılı çalışmaları devam etmektedir

Kaynak: wikipedia.org
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Darülbedayi
« Yanıtla #1 : 13 Mart 2012, 15:32:41 »
ilk açıldığı zamanlarda müslüman kadınların rol almasının yasak olduğu ve genelde ermeni kadınlardan oluşan azınlık kadınlarının rol alabildiği şehir tiyatroları.

lütfü kırdar kongre merkezi ve cemal reşit rey konser salonuyla askeri müze arasında kalan, hilton otelini nişantaşına bağlayan caddecik.

(darülbedayi-i osmani): istanbulda, ii.mesrutiyetin ilanından sonra 1914te, batıya açılma çalışmalarının kültür alanındaki devamı olarak, belediye başkanı cemil paşa`nın girişimiyle kurulan konservatuardır. bir okul olarak kurulan bu kurum daha sonra profesyonel bir tiyatro topluluğu olarak çalışmalarını sürdürmüştür.

1914 yılında istanbul belediye başkanı cemil topuzlu tarafından kurulan ve gunumuz şehir tiyatrolarinin temeli olan kuruluş.

tesis tarihi 5 temmuz 1327 (18 temmuz 1911)'dir.
halka açık ilk oyun olan "çürük temel" 20 ocak 1916'da sahnelendi.

Kaynak: eksisozluk.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Darülbedayi
« Yanıtla #2 : 13 Mart 2012, 15:44:51 »
İstanbul Şehir Tiyatrosunun ilk şekli ve adı. Türk tiyatro tarihinde, tiyatronun kuruluş ve gelişmesinde, Dârülbedâyi topluluğu öncülük etmiştir. Teşkilatın ilk adı, Dârülbedâyi-i Osmânîdir. Türkiye'de, düzenli bir tiyatro kurulması ve sahne sanatçılarının yetiştirilmesi fikri, 1914 yılında, Şehremini (Belediye Başkanı) Operatör Cemil Topuzlu tarafından ortaya atılmıştır. Bu fikrin gayesi, Türk halkına tiyatroyu sevdirmekti.

Meşrutiyet devri öncesi yurdumuzda, sahne hayatı ve sanatı, Ermeni ve Rumların paylaştığı faaliyetlerle devam ediyordu. Bunlardan Rumlar, özellikle pandomim ve kantoda, Ermeniler de melodram ve komedi oyunlarında temayüz etmiş toplulukları meydana getiriyordu. Türkler ise, tulûatçı ve orta oyuncularıydı. Başlıcaları; Kavuklu Hamdi, Küçük İsmail, Kel Hasan, Abdürrezzak, Şevki, Naşit gibi sanatçılardı. Bu sanatçılar, küçük kumpanyalar hâlinde temsilsiz oyun verirlerdi. 1908'de, meşrutiyetten sonra, temsilden önce verilen kanto ve çalgı fasılları kaldırılmış; bunun yerine, yurt konularını ve cemiyetin problemlerini işleyen, dilimize çevrilmiş eserler (tiyatro eserleri) sahneye konmaya başlanmıştır. Bu tür telif eserleri, o zaman en çok oynayan sanatçı da Ahmed Fehim Efendidir.

Cemil Topuzlu Bey, Şehremini olarak, İstanbul'da bir belediye konservatuarı kurmak istiyordu. Belediye meclisinde kendisine taraftar bulunca, alınan kararla, bu iş için o zamanın parasıyla 3000 lira ayrıldı. Akabinde, meşhur tiyatrocu, Parisli (Paris Tiyatro Müdürü) Andre Antoine'la, Paris elçiliğimiz aracılığıyla anlaştı. Antoine, anlaşma gereği İstanbul'a geldi ve konservatuar için Şehzâdebaşı'nda Letâfet apartmanı tahsis olundu.

Konservatuar açılış törenleri hazırlıkları sürerken, Birinci Dünya Savaşı koptu. Bu durum karşısında Andre Antoine, memleketine dönmek zorunda kalınca, bu iş de böylece yarım kaldı.
Savaş sırasında, Dârülbedâyi sanatçıları, Asker Âilelerine Yardım Cemiyeti yararına Hüseyin Suâd'ın adapte ettiği Çürük Temel adlı oyunu sahneleyerek halka sundular. Bundan sonra, Halit Fahri Ozansoy'un Baykuş adlı manzum piyesi sahneye kondu. Savaş sonrasında, oyunlara devam edildi.

1927 yılında Dârülbedâyi adında bir dergi çıkarıldı. Bu dergi, 1935 yılından sonra, Türk Tiyatrosu adını aldı. Günümüzde de Şehir Tiyatrosu organı olarak yayınını sürdürmektedir. Dârülbedâyi, 1931-1932 mevsim döneminde Belediye Meclisinin genel kararıyla, Şehir Tiyatrosu olarak adını değiştirdi. Yeni bir tüzükle Şehir Tiyatrosu, İstanbul Belediyesi'ne bağlandı. Bugünün şehir tiyatroları, Dârülbedâyi'nin teşkilât temelleri üzerine kurulmuştur. İstanbul'un çeşitli yerlerinde oyunlar sahnelenmektedir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Darülbedayi
« Yanıtla #3 : 13 Mart 2012, 15:47:30 »
istanbul şehir tiyatrosunun eski adı. 1914 yılında istanbul Şehremini bulunan Cemil Paşa, belediye genel meclisine, şehirde bir konservatuar kurulması için teklifte bulunmuş, müzik ve tiyatro kollarında çalışacak olan ve Darülbedayi adı ile anılan ilk konservatuar böylece kurulmuştur. Darülbedayi, ilk temsillerine 20 Ocak 1916 tarihinde başlamıştır. Türk tiyatro tarihinde ad bırakmış olan Ertuğrul Muhsin, Behzat Butak, Muvahhit Raşit Rıza, Galip Arcan, Sadi, Bedia, Neyyire Ertuğrul, v.s. Darülbedayi sahnelerinde yetişmiş olan sanatçılardır. Darülbedayi, 1930 yılından itibaren katma bütçe ile idare edilen resmî bir Şehir Tiyatrosu olmuştur.

Darülbedayi ile temelini atmış olan Türk Tiyatrosu, Ankara'da açılan Devlet Konservatuarı ve çeşitli devlet tiyatroları ile tam gelişme imkânını bulmuşlardır.

okuma, telaffuz, dram, dans, edebiyat gibi derslerin verildiği okuldur.

ünlü tiyatro adamımız muhsin ertuğrul da burada ders vermiş, öğretmenlik yapmıştır. daha sonra darülbedayii nin başına getirilmiş ve çağdaş tiyatronun kurulmasına büyük katkıları olmuştur.

bu döneme kadar kadın oyuncular azınlıklardan seçilmekteydi. ilk defa müslüman kadın oyuncu afife jale nin sahneye çıkmasıyla müslüman kadınlara da tiyatro yolu açılmıştır.

Kaynak: uludagsozluk

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
DARÜLBEDAYİ’DEN ŞEHİR TİYATROLARI’NA
« Yanıtla #4 : 13 Mart 2012, 15:51:48 »
1914’yılında Belediye Başkanı Cemil (Topuzlu) Paşa, Belediye Meclisi’nden çıkarttığı kararla, bugünkü Şehir Tiyatroları’nın temeli olan, Osmanlı Güzellikler Evi anlamına gelen Darülbedayi-i Osmani’nin kurulmasını sağlar. Eğitim amaçlı bu kurumun yöneticiliğine de, ünlü Fransız tiyatro adamı Andre Antoine atanır. Ancak, Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması, Fransa ve Osmanlı Devleti’nin karşı saflarda yer alması nedeniyle kısa bir süre sonra Andre Antoine Fransa’ya döner. Bir süre bocalayan kurum Raşit Rıza’nın (Samato) çabalarıyla yeniden toparlanır. Bu Osmanlı yöneticilerinin ve eğitimcilerin görev aldığı Darülbedayi’ye Antoine’ın yöneticilik yaptığı dönemde sınavla öğrenciler alınmıştı.

Bu sınavı kazananlar daha sonraki yıllarda tiyatromuzun ve sanat dünyamızın önemli isimleri oldular. Muhsin Ertuğrul, Halit Fahri Ozansoy, Behzat Butak, Ali Naci Karacan, Peyami Safa, Emin Beliğ Belli, Celal Sahir, Eliza Binemeciyan, Ahmet Muvahhit, İ. Galip Arcan, Raşit Rıza, Fikret Şadi bu öğrencilerden bazıları.

Şehzadebaşı’nda kiralanan Letafet Apartmanı’nda “Tatbikat Sahnesi” adı altında yapılan çalışmalar daha sonra, tiyatromuzun simgesine dönüşen ve 1970 yılında teknik nedenlerden ötürü törenle terk edilen Tepebaşı Tiyatrosu’nda devam etti. Tepebaşı Tiyatrosu uzun yıllar yönetim merkezi olarak da hizmet verdi.

Ocak 1916’da sahnelenen “Çürük Temel” oyunuyla okul olmaktan çıkıp profesyonel bir tiyatro topluluğu durumuna gelen Darülbedayi, Tepebaşı Tiyatrosu’ndan başka, değişik nedenler ya da kent içinde yaygınlaşmak için yeni sahnelerde perdelerini açtı. Şehzadepaşa Ferah Tiyatrosu, Kadıköy Apollon Tiyatrosu, Süreyya Sineması ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Salonu, Beyoğlu Odeon, Fransız ve Yeni Komedi Tiyatroları, Aksaray Türk Ocağı, Rumeli Hisarı Şehir Tiyatroları’nın oyunlarının sahnelendiği bazı tiyatro yapılarıdır.

Birçok oyun yazarının ilk çalışması, ilk kez Şehir Tiyatroları’nda sahnelendi. Türk tiyatrosuna yeni oyun yazarları kazandırıldı.

1931 yılında resmen İstanbul Belediyesi’ne bağlanan kurum, 1934 yılından sonra İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları adını aldı. Yine aynı dönem Şehir Tiyatroları’nın düzenli olarak çocuk oyunlarının düzenli ve sürekli başladığı yıllar oldu.Özellikle Ferih Egemen’in bu alandaki uygulamaları çocuk tiyatromuz adına tarihsel özellikler taşımakta.

Darülbedayi, ardından Şehir Tiyatroları, ülkemizdeki tiyatro dergisi geleneğini başlatmıştır. 1918-1920 yılları arasında Temaşa adlı tiyatro dergisini 25 sayı yayınlayan Şehir Tiyatroları, dünyanın en uzun süreli tiyatro dergilerinden olan ve 1930’dan bugüne Darülbedayi, Türk Tiyatrosu ve Şehir Tiyatrosu adlarını alan derginin yayımını bugün de sürdürmektedir.

Son yıllarda Türk tiyatrosundaki değişim ve seyirci yönelişini göz önüne alan Şehir Tiyatroları, yerli ve yabancı yazarlardan oluşan geniş bir repertuarla İstanbul seyircisine ve turneler yoluyla da diğer kentlerdeki tiyatroseverlere perdelerini açmakta. Ayrıca, yabancı yönetmenleri ve tiyatro adamlarını davet ederek, sahneye koydukları oyunları Türk seyircisine ulaştırmaktadır.

Bugün on sahnesi olan Şehir Tiyatroları, her gün 2000 civarında İstanbul seyircisine perdelerini açıyor. Bu sahneler: Şu an yeniden inşa edilen Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, Fatih Reşat Nuri Sahnesi, Gaziosmanpaşa Sahnesi, Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Sahnesi, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi, Kağıthane Sadabad Sahnesi, Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Sahnesi, Ümraniye Sahnesi’dir.

Kaynak: İstanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Darülbedayi
« Yanıtla #5 : 13 Mart 2012, 15:53:31 »


bugün istanbul şehir tiyatroları tarafından kullanılan arap harfli o müthiş amblem bu kuruma aittir

tam ismi darülbedayi-i osmanî yani "osmanlı güzellikler evi" dir.

1914' te istanbul şehremini belediye başkanı operatör doktor '' cemil topuzlu '' tarafından , belediye meclisinden alınan 3000 lirayla kurulmuştur.

kuruluş tarihi 1914 olmakla birlikte, ilk oyunu olan çürük elma'yı 1915'te sahnelemiştir.

osmanlıdaki ilk konservatuvar olma özelliğine sahiptir. bizde tiyatronun o günlere kadar sadece karagöz, meddah, ortaoyunu şeklinde icra eden tiyatro etkinliğine farklı bir boyut getirmiştir. doktor cemil topuzlu tarafından andre antoine'enin de yardımıyla şehzadebaşı'nda kurulmuş olup birinci dünya savaşı çıkınca ülkeden ayrılan antoine'in yerine muhsin ertuğrul kurumun başına geçirilmiştir.

Kaynak: itusozluk.com

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Darülbedayi
« Yanıtla #6 : 13 Mart 2012, 15:54:21 »

Şehzadebaşı'nda Ferah Tiyatrosu ile Darülbedayi'yi içinde barındıran bina

Kaynak: www.eskiistanbul.net

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Darülbedayi
« Yanıtla #7 : 13 Mart 2012, 15:58:37 »
Dârülbedayi (Darülbedayi-i Osman-î ), İstanbul Belediyesine bağlı ilk tiyat­roya verilen isimdir (kuruluşu 1914). Mües­sese 1934 yılına kadar bu adla anıldı. Dönemin İstanbul Belediye Reisi Cemil (Topuzlu) Paşa, İstanbul şehrinin kültür hayatına yakışır bir konservatuar kurmak istemiş, teklifini Belediye Meclisi Üyelerine kabul ettirmiş­ti. Bunun için 3000 liralık bir ödenek ay­rıldı. Fransız tiyatro adamı Andre Antoine, Fransa'dan çağırıldı ve kendisiyle üç aylık bir sözleşme yapıldı. Konservatuar öğreni­mi iki ana konuya ayrıldı, müzik ve tiyatro bölümleri kuruldu. 28 Haziran 1914'te İstanbul’a gelen Antoine, bir süre kuruluşla uğ­raştı, alınacak öğrenci adaylarının seçilme­sinde bulundu. Birinci Dünya savaşının çıkması üzerine İstanbul’dan ayrıldı. Dâ­rülbedayi'nin kuruluşunda yönetici, alatur­ka ve alafranga müzik öğretmeni olarak görev alanlar Reşad Rıdvan, Ali Rıfad, Zekâizâde Ahmed Efendi, Rauf Yekta Bey, Ahmed Kadir Kemali Bey, Saadeddin Bey, Hafız Yusuf Efendi, İsmail Hakkı Bey, Viktor Radeglia, Jean Avolio, Albert Bra­un, Furlani, Paul Lange, Aram Sinanyan, Halo Selvelli, C. Carihioponlo, Mescemes ve Silvio Kenssy adlı şahıslar oldu. Tiyat­ro bölümünün öğretmenleri Minakyan, Burhanettin (Tepsi), Ahmed Fehim Efendi, Rı­za Tevfik, Sahap Rıza, Salih Fuat, Mösyö Rioti, Sadık Bey, Ârif Hikmet, Kemal Emin; yardımcı öğretmenler Muhsin Ertuğrul, Celâl Tahsin, Halit Fahri Ozansoy ve Hakkı Tahsin idi.

Dârülbedayi'nin ilk oyuncularının bir kıs­mı kuruluştan önce çeşitli truplarda çalış­mış (Behzat Butak [Hâki], Nurettin Şef­kati, Rıza Fadıl, Fikret Şadi, Ahmet Mu­vahhit, Muhsin Ertuğrul, Raşit Rıza, İ.Galip Arcan), bir kısmı ise kuruluşla bir­likte sahne hayatına atılmışlardır (Hâzım Körmükçü [1915], Vasfi Rıza Zobu [1917], Hüseyin Kemal Gürmen [1918]). Diğer bir kısmının ise (M. Kemal Küçük'ün [1920], Emin Beliğ Belli'nin [1920], Mahmut Mora­lı'nın [1923]) tiyatro çalışmaları çeşitli top­luluklarda başlamış, Dârülbedayi'ye katılışları daha sonra olmuştur. Öğrenci adaylığı için verilen ilan üzerine, Dârülbedayi'ye 197 kişi başvurdu. İlk elemede 63'ü başarı gösterdi. Kadın olarak yalnız sekiz Hıristiyan başvurdu. Bu yüzden kadın oyuncu bulmak, uzun süre önemli bir mesele olarak kaldı. Müslüman kadınların Dârülbedayi'ye ilk girişleri Kasım 1918 tarihlerine rastlar. Bunlar Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife adların­daki genç Türk kızlarıydı. Sahnede ilk gö­rüneni Afife (Jale) oldu (1919), [Hüseyin Cahit Yalçın'ın Yamalar oyunu]. Başlangıç­ta sahneye çıkan ermeni kadın sanatçıların (Eliza Binemeciyan, Kınar Sıvaçıyan) yeri­ni Türk kadınlarının alışı ise Atatürk'ün ilgisiyle gerçekleşti ve 1923'ten sonra Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir sahne hayatına atıldılar. Antoine gittikten sonra Reşad Rıdvan, Dârülbedayi tasarısının u­nutulmaması için basında ve kamuoyun­da yankı yapacak bir açılış töreni düzen­ledi (Kasım 1914). Bir süre sonra bu sa­nat kurumu kapanma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Zamanın Belediye başkanı İsmet (Canbolat) Bey bir yönetmelik ha­zırlanmasını istedi. Kasım 1914'te başlayan çalışmalar, 1915 yılının ocak ayında bitti. Dârülbedayi için hazırlanan ilk yönetmelik otuz yedi maddeden ibarettir. Bu yönet­melikle Dârülbedayi, yalnızca bir okul de­ğil, aynı zamanda profesyonel temsiller ve­ren bir topluluk oldu. «Güzellikler evi» anlamına gelen adı da Ali Ekrem (Bola­yır) tarafından bulundu.

Dârülbedayi, temsil hayatına Hüseyin Suat'­ın Emile Fabre'dan adapte ettiği Çürük Temel (La Maison d'Argile) ile girdi. (ilk temsiller 1890 yılında Rıdvan Paşanın yap­tırdığı Tepebaşı'ndaki ahşap binada verildi; daha sonra Şehzadebaşı'ndaki Ferah tiyat­rosu v.d. kullanıldı.) 20 Ocak 1916 per­şembe günü, ikindi zamanı kadınlara, o günün gecesi erkeklere oynandı. Bu temsilden kısa bir süre sonra para sıkıntısına düşen Dârülbedayi, 14 Mart 1916'da musiki bölü­münü kapattı. 1917 Yılında, yardım niteli­ğindeki 3 000 lira 1 000 liraya indirildi. Bu sırada Dârülbedayi ilk yerli piyesi (Halit Fahri Ozansoy'un Baykuş, adlı manzum dramı) oynadı (2 Mart 1917). Muhsin Er­tuğrul'un sahneye koyduğu ve oynadığı bu oyun halkça tutuldu. İkinci yerli oyun Yu­suf Ziya Ortaç'ın Binnaz'ı oldu (1919). Bu sırada, parasızlıktan kapatılmış olan okul bölümü tekrar çalışmaya başladı ve Dâ­rülbedayi Şehzadebaşı'ndaki Letafet apart­manından Hamalbaşı'nda (Beyoğlu) bir eve taşındı.

1918 Yılından başlayarak düzenli duruma, giren temsillere rağmen, kurumdaki huzur­suzluk arttı. 31 Mart 1920'de Belediye baş­kanlığınca hazırlanan ikinci yönetmelik otuz üç maddeydi ve Dârülbedayi bu yönetme­likle, yalnızca temsiller veren bir tiyatro durumuna geldi. Sanatçılarla yönetim ku­rulu arasında ortaya çıkan anlaşmazlık üzerine, sanatçıların önemli bir kısmı ayrı­larak özel bir tiyatro (Yeni Sahne) kur­dular. Bu topluluğun çalışmaları uzun sürmedi, kurucu İsmail Faik Bey iflas edince, topluluk da dağıldı. 1922'de kurulan baş­ka bir özel tiyatro (Türk Tiyatrosu), bura­dan ve Dârülbedayi'den yeni ayrılan sanatçıları biraraya getirdi. Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü. Parasızlık, düzensizlik ve imkânsızlık içinde Dârülbedayi o yılın temsillerine ancak ilkbaharda başlayabildi. Öte yandan, defterdarlık temsil gelirinden vergi istiyordu. Cumhuriyet'in ilânından sonra, Dârülbedayi için bir tasarı hazırlan­ması 1924 yılında kararlaştırıldı. İlk dü­zenli dönem olan 1927–1928 mevsimine ka­dar sanatçılar çeşitli topluluklar halinde çalıştılar. En önemlileri: Muhsin Ertuğrul'un Şehzadebaşı Ferah sahnesinde kurduğu, Ra­şit Rıza'nın Halep Çarşısı Varyete tiyat­rosunda kurduğu ve Fikret Şadi’nin Ana­dolu turneleri düzenlediği Millî Sahne adlı topluluklar.

1927–1928 Tiyatro döneminde Dârülbedayi'­nin başına Muhsin Ertuğrul geçirildi. Tem­siller disiplinli, düzenli ve oyun seçimi daha iyi bir durum aldı. Yerli esere verilen önem arttı; 1928–1929 mevsiminde beş, 1932–1933 döneminde yedi yerli eser oynandı. Daha sonraki yıllarda sahnelenen Türk oyunlarının sayısı sürekli olarak arttı. 1930 Yılında Büyük Millet meclisinde kabul edi­len Belediyeler kanununun 5. maddesinin 59. fıkrası, tiyatro binası yapmayı ve ti­yatro topluluğu kurmayı «ihtiyarî» görev olarak belediyelere veriyordu. Böylece, bu kurum doğrudan doğruya belediyeye bağ­landı. 1924 Yılındaki komisyon Dârülbeda­yi'nin «İstanbul Şehir Tiyatrosu» adını al­masını kararlaştırdı. Kurum, belediyeye bağlandıktan sonra basında ve halk ara­sında Şehir tiyatrosu adıyla anıldı, ancak kurum Şehir tiyatrosu adını 1934 yılında aldı.

Kaynak: tiyatromuzesi.org