Gönderen Konu: merkez ordu sinema dairesi  (Okunma sayısı 2812 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
merkez ordu sinema dairesi
« : 14 Mart 2012, 18:25:47 »
enver paşa'nın almanya ziyaretinde alman ordusunda gördüğü film biriminin bir benzerini osmanlı ordusunda kurmak istemesi sonucu oluşturulmuştur. amaçları arasında ise askerlere yeni silahların kullanımını öğretmek, ordunun askeri manevralarını kaydederek eğitim amaçlı kullanmak vardır.

1915 yilinda, donemin harbiye naziri enver paşa tarafindan kurulan kurumun oncelikli amaci savaşla ilgili ve turkiye'ye gelen yabanci devlet adamlarinin gezileri ile ilgili belgeseller cekmektir. kurumun ilk başkani sigmund weinberg, yardimcisi da fuat uzkinay'dir. weinberg, belgesel projeleri ile ilgilenirken bir yandan da enver paşa'yi ikna etmiş ve ilk uzun film denemelerine başlamiştir. ilk olarak leblebici horhor cekilmeye başlanmiş ancak oyuncularindan birinin olmesi ile yarida kalmiştir. daha sonra başladigi himmet aganin izdivaci da yarim kalmiş, savaştan sonra weinberg'in yerine getirilen uzkinay tamamlamiştir.

Kaynak: eksisozluk.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: merkez ordu sinema dairesi
« Yanıtla #1 : 14 Mart 2012, 18:38:11 »
enver paşa tarafından 1915 yılında propaganda faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulan birimdir.

Merkez Ordu Sinema Dairesi Tüzüğüne göre MOSDnin görevi;
1. Cephelerde savaşan birliklerin harekatıyla ilgili filmleri,
2. Önemli olaylarla ilgili filmleri,
3. Askeri fabrikalarla ilgili filmleri,
4. Müttefik ülkelerden yeni silahların kullanışıyla ilgili filmleri,
5. Manevralarla ilgili filmleri çekmek ve göstermektir.

Kaynak: uludagsozluk.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: merkez ordu sinema dairesi tarafından yapılan filmler
« Yanıtla #2 : 14 Mart 2012, 18:39:21 »
Himmet Ağa'nın İzdivacı
Yıl: 1918

Leblebici Horhor Ağa
Yıl: 1916

Esir İngiliz Generali
Yıl: 1916

Anafartalar'da itilaf Ordularının Püskürtülmesi
Yıl: 1915

Kaynak: Sinematurk.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Türk Sinema Tarihi-İlk Sinemacılar-İlk Filmler
« Yanıtla #3 : 14 Mart 2012, 22:48:42 »
Bulunuşunun hemen ardından, yaklaşık bir yıl sonra sinema Türkiye' ye girdi. 1896-97 yıllarında Lumiere Kardeşler'in dünyanın çeşitli yörelerinde çektikleri güncel filmler önce sarayda, sonra da halka açık yerlerde gösterildi. Padişah II. Abdülhamid'in kızlarından Ayşe Osmanoğlu anılarında, Bertrand adlı bir Fransız'ın saraya sinemayı getirdiğini belirtir. Halka açık ilk sinema gösterisi ise gene 1896-97'de, İstanbul'da Galatasaray'daki Sponeck Birahanesi'nde yapıldı. Burada, Lumiere Kardeşler'in, üzerlerine gelen treni görünce izleyicilerin dehşete kapıldığı l'Arrivee d'un train en gare de la Ciotat ("La Ciotat Garına Bir Trenin Girişi", 1895) adlı filminin gösterildiği de bazı kaynaklarda öne sürülmüştür.

Sinema gösterileri bundan sonra Cambon adlı bir Fransız ve Sigmund Weinberg adlı bir Romanya Yahudisi tarafından sürdürüldü. Gösteriler birahanelerde ya da tiyatrolarda bir tür fazladan eğlence olarak yer alıyordu. Weinberg'in gösterilerinde bazen bir görevli ayağa kalkarak izleyicilerin daha iyi anlaması için film hakkında açıklamalarda bulunuyordu. Cambon ise bu amaçla Türce açıklamalar bastırıp izleyicilere dağıtıyordu. Bu arada Lumiere Kardeşler'in kameramanları Türkiye' ye gelerek İstanbul'da ve Osmanlı Devleti' nin öteki bölgelerinde güncel filmler çektiler. Bunlar da Türkiye'de yapılan ilk film çekimlerini oluşturdu.
Türkiye'de düzenli film gösterileri yapan ilk sinema salonunu ise 1908'de Sigmund Weinberg açtı. Film gösterme makineleri yapan ünlü Pathe Freres şirketinin temsilciliğini alan Weinberg, Tepebaşı'nda açtığı bu salona "Pathe Sineması" adını verdi. Bunun ardından açılmaya başlayan sinema salonları Beyoğlu'nda ve Şehzadebaşı'nda yayıldı.
İlk Sinemacılar

Osmanlı Devleti'nde film yapım çalışmaları propagandaya önem veren İttihat ve Terak-ki'nin girişimleriyle başladı. Enver Paşa'mn emriyle 1915'te Merkez Ordu Sinema Dairesi kuruldu ve başına Sigmund Weinberg getirildi. Ama bu arada, 1914 Ağustos'unda askere alınan Fuat (Uzkınay) Bey'in, Ruslar'm 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın sonunda Ayastefa-nos'ta (bugün Yeşilköy) yaptırdıkları anıtın yıktırılmasını filme çektiği bilinmektedir. 14 Kasım 1914'te gerçekleştirilen Ayastefanos'ta-ki Rus Abidesi'nin Yıkılışı ilk Türk filmi, Fuat Bey de ilk Türk sinemacısı sayıldı. 1989'da 14 Kasım'm "Türk Sineması Günü" olması kabul edildi.

Uzkınay, Weinberg başkanlığındaki Merkez Ordu Sinema Daire'sinde çalıştı ve genellikle savaş cephelerinde çekilen filmlerin gerçekleştirilmesine katıldı. Weinberg ve Fuat Bey 1916'da ilk konulu film girişimi olan Leblebici Horhor'un çekimlerine başladılarsa da, oyuncuların askere alınması üzerine film yarıda kaldı. Weinberg aynı yıl Himmet Ağanın İzdivacı filmine başladı, ama Osmanlı Devleti'nin Romanya ile savaşa girmesi üzerine Romanya uyruklu olan Weinberg sınır dışı edildi ve filmi iki yıl sonra, onun yerine Merkez Ordu Film Dairesi'nin başına getirilen Fuat Bey tamamladı.

İlk Filmler
1917'de, askeri nitelik taşıyan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti de film yapım çalışmalarına başladı. Savaştan sonra ise Merkez Ordu Sinema Dairesi kapatıldı ve bu dairenin mallan, işgal kuvvetleri tarafından el konulmasın diye Malul Gaziler Cemiyeti'ne devredildi. Film yapım çalışmaları bir süre bu cemiyet tarafından yürütüldü. Bu dönemde gazeteci Sedat (Simavi) Bey Pençe (1917) ve Casus (1917) adlı konulu filmleri, tiyatro kökenli Ahmed Fehim sahne oyunlanndan uyarladığı Mürebbiye (1919) ve Binnazh (1919) çekti. Ahmed Fehim 1921'de, daha sonra dizi filmlere dönüşecek olan Bican Efendi Vekilharç'ı gerçekleştirdi.

Bugün kayıp olan Pençe ve Casus'u izlemiş olanların aktardıklarına bakıldığında ve Mürebbiye ile Binnaz'm bugüne eksik ve yıpranmış bir biçimde kalmış olan kopyaları izlendiğinde bu dönemde sinemanın tam bir emekleme döneminde olduğu görülmektedir. Sinema dilindeki acemilikler, abartılı bir oyunculuk ve tiyatro sahnesindeymiş gibi kameraya dönük oynama sinemanın kendine özgü anlatım biçimlerinin henüz yeterince kullanılmadığının işaretleridir. Bican Efendi Vekilharç ötekilere göre sinemaya daha yakın görüntüler içerir.

Çevrimdışı grikurt

  • Genel Moderatör
  • *
  • İleti: 751
  • Teşekkür: 21
  • Cinsiyet: Bay
Türk sinemasının başlangıç serüveni
« Yanıtla #4 : 14 Mart 2012, 22:57:15 »


Yıl 1914. Auguste ve Louis Lumiere kardeşlerin 22 Aralık 1895 günü Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de düzenledikleri gösteriden 19 yıl geçmişti. O yıla değin Sadece az bir kesim sinema denilen icatla karşılaşmıştı. Sinema halen bir kitle eğlence aracı olamamış, yerli sinema endüstrisi kurulamamıştı.

İLK FİLMLER YILDIZ SARAYINDA: Türkiye sinema ile önce, II Abdülhamit döneminde Yıldız sarayının karanlık, geniş bir salonunda tanıştı. Saray halkı idi ilk kez filmleri izleyenler. Bertrand adında bir Fransızdı bu gösteriyi yapan kişi. Aynı yıl, Lumiere kardeşlerin operatörü Alexandre Promio, elinde kamerasıyla İstanbul'a geldi ve padişahtan aldığı özel izinle İstanbul ve İzmir dolaylarında çok sayıda belgesel film çekti.

İLK HALK GÖSTERİSİ: Halka ilk gösteri ise, Galatasaray Lisesi'nin karşısında bulunan Avrupa Pasajı'ndaki Sponek Birahanesi'nde yapıldı. Bu gösteriyi yapan kişi ise daha sonra Merkez Ordu Sinema Dairesinin başına getirilen Polonyalı Sigmund Weinberg'den başkası değildi.

SİNEMAYA MERAKLI BİR GENÇ: Fuat Uzkınay 26 yaşında, İstanbul Sultanisi’nde Dahiliye Şefi olan sinemaya meraklı bir genç idi. Uzkınay, sık sık okullarında gösteri yapan Weinberg'e hayrandı. Hiçbir gösterisini kaçırmaz, ısrarla sinema makinesini inceler, bilgi alırdı. Günün birinde İstanbul Sultanisinin kapıları Weinberg'e kapanınca bu fırsatı değerlendiren Uzkınay satın aldığı film makinesi ile öğrencilere kısa filmler göstermeye başladı.

VE İLK TÜRK FİLMİ ÇEKİLİYOR: I Dünya savaşının çıkması eli silah tutan gençler askere alındı. Fuat Uzkınay’da bu gençlerden iri idi. Ama Kader onu askerdede bırakmayacak ve sinema ile tekrar kavuşacakdı. 3 Kasım 1914'de Rusya’ nın Osmanlı devletine savaş ilan etmesi ve Osmanlı imparatorluğunun I.Dünya savaşına katılması ile birlikte, ilk tepki, Rusların 1876 - 1877 savaşının sonunda bir zafer anıtı olarak Yeşilköy'de inşaa ettikleri yapının yıkılmasını kararlaştırmak oldu. Bu tarihi anın filme çekilmesi kararlaştırıldı. Filme çekme işi, aynı zamanda müttefiki olan Avusturya-Macaristan şirketi olan Sacha Mester Film Gesellschaft firmasına verilmişti. Fakat son anda bu tarihi olayın bir türk tarafından çekilmesi istenince yapılan araştırma sonucunda daha önce film gösterilerinde bulunan Genç subay Fuat Uzkınay uygun görüldü. Sacha firması teknisyenleri tarafından kısa bir eğitimden geçirilen Fuat Uzkınay "Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin yıkılışı"belgeselini çekti. 150 metre uzunluğunda olan bu film, birçok resmi kaynağa göre Türk sinemasının gerçek doğum tarihidir.

FUAT UZKINAYIN YÜKSELİŞİ: Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişir

Uzkınay, Weinberg ile ilk konulu film çekiminede katılır. Oyuncularının askere alınması nedeniye yarım kalan "Leblebici Horhor" (1916) ve Weinberg'in başladığı ve 2 yıl sonra Fuat Uzkınay'ın tamamladığı "Himmet Ağanın İzdivacı" (1916-1918) çeker.

DİĞER SİNEMACILAR: Yine bu tarihte, daha çok tiyatro kökenli olan sinemacılar ortaya çıkar. Bunlardan birisi Muhsin Ertuğrul diğeri ise Sedat Simavi idi. Simavi’nin ilk çalışmaları 1917'de çektiği Pençe ve Casus filmleridir.

Türk sinemasının özgün senaryoya dayanan ilk filmi Muhsin Ertuğrul'un yönettiği “İstanbul'da Bir Facia-i Aşk” oldu. Senaryosunu, bugün gazetelerin 3'üncü sayfalarında sıkça rastlanan türden bir aşk cinayetinden alan film, Türk sinemasına ilk hayat kadını tiplemesini de getirdi.

1916'da Osmanlı imparatorluğu Romanya'ya savaş ilan edince, Romanya uyruklu Weinberg, Merkez Ordu Sinema Dairesinden uzaklaştırılır ve yerine Fuat Uzkınay gelir. Uzkınay 1953'e kadar Ordu Foto-Film Merkezi'nde aralıksız çalışır ve 1956'da 68 yaşında hayata veda eder.

TÜRK SİNEMASI TARİHİNDE ÖNE ÇIKANLAR

1855 İstanbul'da Beyoğlu semtinde sinema öncesi canlı görüntü gösterileri: "Cosmorama", "Diaphanorama" ve benzerleri.

1896 Yıldız sarayında ilk sinema gösterileri; Galatasaray'daki Sponeck birahanesinde Lumiére Kardeşlerin ilk filmleri; Lumiér'in görüntü yönetmeni Promio İstanbul'da film çekiyor.

1897 Beyoğlu'nda Varyete tiyatrosunda Fransız Cambon'un sinema gösterileri; Weinberg gösterilerini Sponeck'te Concordia'da ve Feyziye Kıraathanesi'nde sürdürüyor.

1908 Vezneciler'de, İstanbul Tiyatrosu'nda, Ramazan boyunca sinema gösterileri.

1910 Sigmund Weinberg Şehzadebaşında gösterilere başlıyor, Weinberg, Pathé sinemasını açıyor.

1914 Cevat Boyer ve Murat Bey Şehzadebaşı'nda Milli Sinemayı açıyorlar, Fuat Uzkınay "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı"nı çekiyor; Şakir ve Kemal Seden Kardeşler Ali Efendi Sinemasını açıyorlar.

1915 Enver Paşa'nın emri ile kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi'nin başına Sigmund Weinberg getiriliyor ve Weinberg Himmet Ağanın İzdivacı'nı çekmeye başlıyor.

1916 Weinberg Türkiye'den ayrılıyor, yerine Uzkınay geçiyor.

1917 Sedat Simavi Pençe ve Casus'u çekiyor.

1919 Ahmet Fehim Mürebbiye ve Binnaz'ı çekiyor, Mürebbiye Türk sinemasında ilk sansür olayını yaratıyor.

1921 Şadi Karagözoğlu Bican Efendi dizisine başlıyor, Muhsin Ertuğrul Almanya'da Stanbul Film'i kuruyor.

1922 Kemal Film kuruluyor, Almanya'dan dönen Muhsin Ertuğrul, Kemal Film'in hesabına, İstanbul'da Bir Facia-ı Aşk'ı ve Boğaziçi Esrarı / Nur Baba'yı çekiyor.