Gönderen Konu: Kuyumculukta Sertlik  (Okunma sayısı 1520 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı doğubey

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 95
  • Teşekkür: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat Tarihi
Kuyumculukta Sertlik
« : 25 Kasım 2008, 21:37:46 »
Kullanılacak aletlerin denenmesi amacı ile bir eğe kullanılabilir; bu eğe çizmeden aletlerin malzemesi üzerinde kaymalıdır. Kuyumculukta kullanılan alaşımları azalan sertlik derecelerine göre söyle sıralanabilir.

1- Nikel - Çinkolu Beyaz Altın
2- Kırmızı Altın
3- Pembe Altın
4- Sarı Altın
5- Paladyumlu Beyaz Altın
6- Saf Platin
7- Yeşil Altın

Saf platin, sarı altın ile yeşil altının arasındadır; 50′ lik bakır alaşımlı platin, pembe altın kadar serttir.

Malzeme sertleştikçe işlenmesi daha da zorlaşmaktadır, ancak ürün daha dayanıklı olup daha iyi korunur. Tersi yumuşak malzemeler için doğrudur. Kırmızı altın ile yeşil altından mamul iki ayrı yüzük çok farklıdır. Yeşil altın yüzük parlaklığını çok çabuk kaybederek solar.

Bakır, has hallerinde yumuşak metaller olan gümüş, altın ve platini sertleştirir. Bu nedenle bakır özellikle para ve madalya imalatlarında çok kullanılır. Yine sertleştirici özelliği nedeni ile diş protezlerinde sıkça kullanılır.

Değişik Kırılganlıklar
Kuyumculukta arzu edilmeyen bir özelliktir. Bazı alaşımlar, renkleri ilginç olmalarına rağmen kırılganlıklardan dolayı kullanılmazlar. Bu hata normalde kullanılan alaşımlarda da görülebilmekte, çok küçük yabancı maddelerden bile kaynaklanabilmektedir. Örnek olarak gümüş, 750 milyemlik çinko-nikel;  beyaz altın alaşımını kırılgan kılar. Bunun nedeni levha üretimi esnasında ezici silindirlerin yüzeylerinde bir önceki işten dolayı yapışmış olan gümüş parçacıkları olabilir. Bu nedenle levha halindeki altının nitrik asitten geçirilmesi şarttır. Her türlü mekanik işlem yabancı maddenin bulaşmasına neden olabilir. Yani mamullerin yüzeyleri kati surette kimyasal ve fiziksel yönden temizlenmelidir.

Kurşun, kalay ve bizmut altın için son derece tehlikeli maddelerdir. Platin alaşımları kolayca kırılgan olabilmektedir. Civa, düşük milyemli altın alaşımlarını kırılgan hale sokmaktadır.

Herhangi bir metal uzun süreli işleme veya yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalması sonucunda kırılgan olabilmektedir. Özet olarak kırılganlık ya yanlış işleme ya da yabancı maddelerden kaynaklanmaktadır.

Yorulma Kırılması
Aralıklı olarak etki eden yüklerin metallerde oluşturduğu bir olaydır. Bu yüklerin tek başlarına kırma güçleri yoktur. Bazı yükler sadece belli periyotlarda uygulandıklarında metalleri kırabilmektedir. Bu olay birçok şartları bir araya gelmesinden kaynaklanabilir. Saat kayışlarında bulunan metal teller yorulmaya maruz bir malzeme tipidir. Olay fiziksel olarak kısaca söyle özetlenebilir. Yükler metalin belli noktalarına etki etmeye başlar ve malzemeyi zorlayarak ufak kırılmalar meydana getirir. Neticede aynı yükler daha zayıf bir metale etki etmeye başladıklarından belli bir süre sonucunda kırılma meydana gelir.

Yorulma
Bazı hallerde bir ürün, kullanımı esnasında aniden kırılır. Bu durum kuyumculukta ve gümüş işlemeciliğinde özellikle 9 kıratlık alaşımlarda görülmektedir. Bazı pirinçler ve alpaklarda bu olaya maruz kalabilmektedir. Aşındırıcı etkenler sebebi teşkil edebilmekte, asil neden işleme esnasında malzemede iç gerilmelerin oluşmasıdır. Bu durumun önlenebilmesi amacıyla düşük sıcaklıklarda (150/300 C) 15/30 dakikalık bir ısıtarak tavlama şarttır.

Kırılma Dayanımı
Çarpma sonucu oluşan kırılmalara gösterilen bir tür dayanıklılıktır. Bir taşlama, bir de keçe tekniğini ele alalım. İlki gayet kırılgan olup, ikincisi daha dayanıklıdır. Çünkü darbeleri daha iyi emebilmektedir.

Eğer eritme sureti ile imal edilen mücevherler darbelere dayanıklı değilse, emme özellikleri düşüktür. Bu durum özellikle işlemenin hatalı olduğu hallerde görülür ve özellikle santrifuj metodu ile imal edilen yüzüklerde kendini belli etmektedir.

Plastiklik Özelliği
Kırılmadan işlenmeye müsait olmak mücevherlerin imalinin temelindeki ana özelliktir. Metallerin işlenmesindeki en önemli buluş olmuştur. Bu özelikten diğerleri meydana gelir: İşlenebilirlik, yumuşaklık, levha haline gelebilme, bükülebilme vb. gibi

Tarihçi Pliniusün sayesinde antik çağlarda insanların metalleri çekiçle döverek incelik ve pürüzsüzlük elde ettiklerini biliyoruz. Yukarıda sıralanan özelliklerin isimleri yüzyıllardan hatta daha da uzun bir süreden beri kullanılmaktadır. Bu tip terimlere bilimsel bir açıklama ve ölçek getirilmek istendiğinde zorluklarla karşılaşılmıştır. Nedeni çok yönlü özelliklerle karşı karşıya kalmasıdır. Diğer bir neden ise, tüm teknolojik gelişmelere rağmen bu özelliklerin hala bilinmeyen unsurlar içermesidir.

Plastik kullanım için daha önceden meydana getirilmiş olan ve genellikle tasarımcısının ismini taşıyan ve bir metalin kullanacağımız ise uygun olup olmadığı hakkında oldukça sağlıklı bilgi veren makineler mevcuttur.

İşlenebilirlik ve Levha Haline Gelme
Metallerin bozulmadan levha haline gelebilme özelliğidir. Eskiden bu işlem çekiç ile gerçekleştirilirdi. Bu özellik kendini sadece levha haline gelerek göstermez; preslemede, kabartmada ve çekiç ile dövmede de ortaya çıkar. Özelliğin değeri uygulanan kuvvete göre değişmektedir.

Çekiçlendiğinde altın ve yumuşak metal olarak görünmektedir. Çünkü malzeme her yöne dağılmaktadır. Altında o kadar ince levhalar elde edilebiliyor ki, arasında yeşilimsi renkte ışık bile sızabilmektedir. Piyasada mikronun onda biri kalınlığında levhalar bulunabilmektedir, yani başka bir deyişle on tanesi üst üste konulduğunda mili metrenin binde biri kadar bir kalınlığa erişmektedir. Haddelemede uzama genelde tek yönlü olmakta, en uygun madde ise kurşun olmaktadır. Altın sıralamada üçüncüdür. Diğer özelliklerde olduğu gibi bu özellikte fiziki ve kimyevi şartlara son derece bağlıdır. Yabancı maddelerin çok büyük önemi vardır. Genelde saf maddelerin yumuşaklığı daha fazladır; bu durum yabancı maddelerin olmayışından kaynaklanmaktadır. Alaşımlar, içerisinde bulunan metallerden daha serttir. Sıcaklıkta ayrı bir etken teşkil etmekte, CU (bakır), Ag (altın) gibi metaller erime sıcaklığına yaklaştıklarında kırılgan bile olabilmektedirler.

Yumuşaklığın bir ölçüsü yoktur. Bir metal ne kadar yumuşaksa, tavlama gerektirmeden haddelenemeye o kadar dayanıklıdır. 250′ milyemlik bakır alaşımlı kırmızı altın haddelenecek kadar yumuşak değildir.

20/1000 veya 25/1000 gümüş katıldığında yumuşamaktadır. 500 milyemlik beyaz altın, 825 milyemlik kadar iyi haddelenir. 600 ila 650 arası ise tam tersi olarak zorlama yapar. Altın ve platin değişik özelliklere sahiptir. Delme yapıldığında platinden farklı olarak altın yüzeyi düzgün ve parlak talaşlar vermektedir.

750 milyemlik alaşımlarda yumuşaklık sırası şöyledir: Yeşil altın, sarı altın, pembe altın, kırmızı altın, çinko-nikelli beyaz altın.

4 mm’ lik bir levhadan başlayarak yeşil altın 1.5 mm’ ye kadar inceltir. Aynı kalınlıktaki beyaz altın ancak 3 mm’ ye kadar incelebilir (inebilmekte) ondan sonra tavlama gerekmektedir.

İşlenebilirlik
Altın, platin, gümüş ve bakır gibi metaller, hem yumuşak olup, hem de işlenmeye müsaittir. Öte yandan kalay ve kurşun gibi metaller yumuşak olup, aynı ölçüde işlenmeye müsait değillerdir. Dayanıklı bir metal genelde işlenmeye de müsaittir. Bu özelliklerin metal parçacıklarının birbirlerine bağlayan çekim kuvvetleriyle ilgisi bulunmaktadır. İşlenebilirlik, malzemenin inceltilme imkanı ile orantılıdır. Malzeme inceltildikçe çekmeye karşı direnç artacağından belli bir noktadan sonra işlemenin devamı ancak maddenin tavlanması ile mümkün olabilir. En yumuşak metal 1000′ lik platindir. Çok düşük sıcaklıkların ölçülmesinde kullanılan son derece hassas termometrelerin yapımında kullanılan ve kalınlığı mikronun yirmide biri olan platin teller mevcuttur.

Kuyumculukta, yumuşaklık sırası, işlenebilirlik sırası ile aynıdır. Tavlama gerektirmeden en çok uzayabilen maddeler: İngiliz altını, pembe altın, kırmızı altın, beyaz altın ve yeşil altındır.

Yumuşak bir malzemenin, sert bir malzemeden daha iyi incelmesi mümkündür; başka bir deyişle sertliğin düşük veya yüksek olması işlenme ile ilgisi bulunmaktadır. Nitekim eğer daha az sert olanı, onu uzatan alete daha çok yapışıyorsa, daha sert olup ta daha hızlı uzaydan önce kırılacaktır.

İşlenme Özelliğini Seçme Metotları
Kullanılan metot malzemenin şekline bağlıdır. Mekanik biliminde katlama testi uygulanır; bir çubuk veya saç parçası katlanır. Malzemede çatlamalar ve iki uç paralel veya birbirlerine değinceye kadar katlamaya devam edilir. Başka bir deyişle bu özellik bir levhayı yuvarlak çeneli bir mengeneye sıkıştırarak, diğer ucunu ise sürekli olarak katlayarak test edilebilir. Katlanmanı iç yüzeyinde lifler sıkışmakta dış tarafında ise lifler uzamaktadır. Kullanılan diğer bir metot ise çekme ile oluşan uzamaya, yani dolayısı ile işlenebilme özelliğine bağlıdır. Bu meydanda oluşan daralmanın ölçüsü de mühimdir. Çekme testinden elde edilen tüm veriler yazılı olabilmektedir. Levha haline sokma ve inceltme işlemleri direnci arttırdığından, ışıl işlemlerle bu direncin bertaraf edilmesi ve ekstra uzama sağlaması mümkündür.

Diğer bir teknik ise, Erichsene göre hestekleme metalin kolayca hesteklenip, hesteklenmediği kontrol edilir. Test 2 cm çapında bir küre veya yarim küre ile yürütülür. Levhanın kalınlığı 0.2 ila 2 mm arasında değişebilmektedir.

Malzeme kırılıncaya kadar artan bir basınç uygulanır; neticede küre ne kadar derine indiyse malzeme o kadar hesteklenmeye müsaittir. Bu deney basit ve pratik olan özel bir aygıt ile yapılır. Sadece işlenebilirlik hakkında bilgi vermekle kalmamakta aynı anda ısıtma veya tavlama tabir edilen işlem hakkında sonuca varılmasını sağlamaktadır.

Hestekleme ile oluşan yarim küre seklindeki çıkıntının dış yüzeyinin incelenmesinden, metalin işlenebilirliği ve ısı metotları hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Portakal kabuğuna benzeyen, yani pütürlü yüzeyler fazla ısının eseri olup, kristal tanelerinin büyümesine yol açar.

Kaynak: altinsepeti.com