Gönderen Konu: Eliza Binemeciyan  (Okunma sayısı 1927 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Eliza Binemeciyan
« : 25 Mart 2012, 02:09:49 »


Eliza Binemeciyan (d. 1890, İstanbul - ö. 1981, Toronto, Kanada) Osmanlı tiyatrosunun önemli sanatçılarından Ermeni oyuncu.

Sanatçı Rupen ve Agavni Zabel Binemeciyan' ın kızı. Mınakyan topluluğunun oyuncularından olan anne ve babasıyla birlikte o da tiyatrolarda büyümüş ve küçük yaşta kız ve oğlan çocuk rollerinde sahneye çıkmıştı. Notre Dame de Sion Fransız Okulu' nda eğitim gördü. 1908' de Serbest Sahnede başladığı profesyonel oyunculuk hayatına Mınakyan topluluğunda devam etti. Sonraları sırasıyla Osmanlı Donanma Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi, Yeni Sahne ve Darülbedayi' de sahne aldı.

1924' te Paris' e giden Binemeciyan 1926' da Türkiye' ye gelerek bir süre burda sahne aldı ancak daha sonra tekrar Fransa' ya gitti. Bir daha Türkiye' ye hiç dönmeyen Binemeciyan Osmanlı tiyatrosunun en yetenekli ve en ünlü oyuncularından biri oldu.

Rol aldığı bazı oyunlar :

    Çürük Temel (1913)
    Pençe (film, 1917)
    Casus (film, 1917)
    Bir Çiçek İki Böcek (1917)
    Uçurum (1917)
    Füruzan (1918)
    Binnaz (film, 1919)
    Eski Rüya (1920)
    İki Göz Ağrısı (1921)
    Zor Nikahı (1921)
    Baş Tacı (1922)
    Sekizinci (1922)
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Eliza Binemeciyan
« Yanıtla #1 : 25 Mart 2012, 02:11:04 »
istanbullu tiyatro sanatçısı. 1890 yılında doğmuş 1981 yılında vefat etmiştir. hepsi de tiyatrocu olan rupen ve ağavni zabel binemeciyan'ın kızı onnik binemeciyan'ın kardeşidir. notre dame de sion fransız okulunda okudu. annesi ve babası mınakyan tiyatrosunda olduğu için tiyatro içinde büyüdü. daha 10 yaşına gelmeden mınakyan tiyatrosunda küçük kız ve oğlan rollerine çıktı. profesyonel oyunculuğa 1908'de ermeni gençlerin kurduğu “serbest sahne”de başladı. bir süre sonra mınakyan tiyatrosuna girdi. babası 1912'de, annesi de 1915'te ölünce, kardeşi onnik binemeciyan amerika'ya gitti ve kendisinden bir daha haber alınamadı. eliza hanım, donanma cemiyeti heyet-i temsiliye'si ve yeni sahne'de, daha sonra yeni kurulan dar-ül bedai'nin sınavlarında başarı göstererek dar-ül bedai'de çok iyi rollere çıktı. 1921'de ilk kez, 1924'te de bir daha dönmemek üzere paris'e gitti. raşit paşa'nın davetiyle, 1926'nın ramazan ayında fransız tiyatrosunda oynamak üzere istanbul'a geldi. sezon bitince paris'e döndü. 1981'de kanada'nın toronto kentinde öldü. raşit rıza ile çok uyumlu bir ikili oluşturmuşlardı. osmanlı türk tiyatrosunda sahneye çıkan ermeni oyuncuların en yeteneklilerinden biriydi.

1920'de kadıköy'de apollon tiyatrosu'nda hüseyin suat'ın “yamalar” oyununda oynayan eliza binemeciyan yurtdışına gidince, emel rolüyle afife jale sahneye çıktı. daha sonra “tatlı sır” ve “odalık” oyunlarında polis kovuşturması yapıldı. dahiliye nazırlığı gönderdiği genelgeyle müslüman kadınların sahneye çıkışı resmen yasaklandı.

bütün gelişmeler devam ederken, 1918'de serope bengliyan'dan sonra bu kez arşag bengliyan 1924'e kadar süren ve kendi adıyla anılan bir operet kumpanyası kurdu. bu kumpanyada yine arif'in hilesi, leblebici horhor ve arşın mal alan gibi oyunlar sergilendi. 1920'lerde aşot madatyan'ın kurduğu “stüdyo tiyatrosu”yla temsillerine devam eden oyuncular arasında drtad nişanyan, nişan beşiktaşlıyan ve eliza binemeciyan'ı sayabiliriz.

kaynak: berberyan.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Eliza Binemeciyan
« Yanıtla #2 : 25 Mart 2012, 02:13:12 »


17 Mayıs 1927 de Bab-ı ali de doğar. Henüz altı aylıkken babasını kaybeder. İlkokulu Babı-ali’de orta okulu Beyoğlu’nda okur. Ortaokul son sınıftayken şehir tiyatrosunun 1943 yılında açmış olduğu “Artist Namzet’i aranıyor” sınavına katılır. 40 kişinin arasında Perihan Tedü ile Gülistan Güzey bu açılan sınavı kazanır. Gülistan önceleri İstanbul Şehir Tiyatrosunda figüran olarak oynar. Daha sonra büyük rollerde oynayan Cahide Sonku gibi, zamanın büyük oyuncularına dublörlük yapar…

“Kral Lear”da Cahide sonku’ya dublörlük yaparken, aynı eserde kendisi de küçük bir rolde yer alır. “Atinalı Timon”da Bedia Müvahhit’e, “Katil”de Şaziye Moral’a, “Hamlet”de Madam Kenay’a ve “Üçüncü Selim”de Eliza Binemeciyan’a dublörlük yapar. Ve bu eserlerde de küçük roller de yer alır. Daha sonraları dublörlük yaptığı bu eserlerin hepsinde başrol oynar.

Seyirci tarafından beğenilir ve ünlü bir tiyatro yıldızı olur…
Tiyatroya girdiği 1943 yılında genç ve güzel bir kız olan Gülistan Güzey’e film teklifi yapılır. O dönemlerde sinemaya yönetmeninden oyuncusuna kadar tiyatrocular hakimdir. Çekilen filmlerde figüranların dışında hepsi tiyatro kökenlidir. Eses film şirketi sahibi Necip Erses, Gülistan Güzey’e çekecekleri “Dertli Pınar” filminde başrol oynamasını teklif eder… Dönemin parası ile 300 liraya anlaşırlar. Gülistan Güzey bu filmin başrolünü oynar. İlk filmi olan Dertli Pınar’dan kazandığı 300 lira ile bir pırlanta yüzük alır. Hayatının sonuna kadar bu yüzüğü saklar. Dertli Pınar filmi Beyoğlu’nda Lüks sineması’nda vizyona girer büyük ilgi görür. 2-3 hafta oynar, çok para kazanan filmin yapımcısı Necip Erses, pirim olarak Gülistan Güzey’e zarf içinde 200 lira daha vererek sanatçıyı ödüllendirir.

Bir yandan tiyatro oyuncusu, bir yandan sinema yıldızı olarak yoğun çalışmaya devam eder. 1944 yılı’nda “Hürriyet apartmanı”nda oynar. Bu filmde büyük sükse yapar. 1945 de “Yayla kartalı” , Köroğlu ve Sonsuz Acı filmlerini çeker… 1946 yılı’nda gazeteci Ümit Deniz ile evlenir.

1947 yılında “Hülya”, 1949 da “Ölünceye Kadar Seninim”, 1950 de “Çakırcalı Mehmet Efe”, 1951′de de 4 film çeker. Bunlardan “Yavuz Sultan Selim” ve “Yeniçeri Hasan” büyük ilgi görür. 1952′de “Kahpenin Kızı”, Ayhan Işık ile oynadığı “Kanun Namına” ve “İngiliz Kemal Lawrence’a karşı” unutulmaz filmleri arasında yer alır. 1953 de Kemal Film adına Ayhan Işık ve Neriman Köksal ile başrolünü paylaştığı “Katil” filmini çeker… 1954 de “Aramızda Yaşayamazsın”, “Sönen Yıldız”, “Hata”, “Allı Yemeni”, “Bir dilim ekmek”, “Kelepçe”, “Sokak Çocuğu”, “Kendi Düşen Ağlamaz”, “Zehir Ali”, “Ömrüm Böyle Geçti” filmleri ile sinemadaki starlığı devam eder. 1961 de Turgut Özatay, Yılmaz Duru ve Aysel Tanju ile başrolleri paylaştığı “Hancı” filminde oynar. Bu film, dönemin en çok iş yapan filmlerinden biri olur… “Bu filmin aynısı daha sonra defalarca çekilir.

Hamile iken çektiği “Doğmadan Ölenler” filmi’nden sonra oğlu Ferit dünyaya gelir. 1964 yılına kadar çekilen filmlerin hepsinde başrol oynayan Gülistan Güzey, tiyatro çalışmalarını tercih ederek bir süre sinemaya ara vererek, oğlu Ferit ve tiyatro ile ilgilenir.

1968′ de tekrar sinemaya dönen Gülistan Güzey, bu defa başrol değil karakter oyuncusudur. “Paydos” adlı filmde Sadri Alışık ve Serpil Gül ile birlikte oynarlar. Filmin yönetmeni Ülkü Erakalın, ünlü sanatçının sinemaya tekrar dönüşünde etkili olur. Bundan sonraki oynamış olduğu 30’un üstündeki filmde, ikinci derece karakter oyuncusu olarak izleyicinin karşısına çıkar. 1943-1960 arası sinemaya damgasını vuran Gülistan Güzey, yine şöhretin zirvesini zorlamaktadır. 1976 yılında TRT’nin ilk dizi filmi olan “Şıp Sevdi” dizisinde oynar. TRT’den başka hiçbir TV’nin olmadığı bu yıllarda, Siyah-Beyaz çekilen Şıpsevdi deki başarısı ile izleyiciyi evlerine kilitler adeta. 1980 yılında yine TRT adına “Parkta Bir Sonbahar” adlı uzun soluklu bir dizi daha çeker. Bu dizi de Hulusi Kentmen ile başrolü paylaşır.

Gülistan Güzey, oğlunun doğumundan sonra eşi ile mutlulukları uzun sürmez ve kısa süre sonra ayrılırlar. Bu ayrılıktan 9 ay sonra Kamil Cemali Beyle evlenir. Altı yıl zoraki yürüyen bu evlilik de yıkılır. Üçüncü evliliğini Suat Baydur adlı bir işadamı ile yapar. Son evliliği de acı verir. Aradığı mutluluğu bulamayan sanatçı, kısa süre sonra bu evliliği boşanma ile sonuçlandırır.

Yaşadığı onca sıkıntı, acı ve sevgisizlik, el bebek gül bebek büyüttüğü oğlu Ferit’in alkole olan düşkünlüğü, anaya karşı düşmanca tutumu, sanatçıyı bir hayli yormuş, ümitsiz aşklar yaşamış, oğlundan vefa görmemiş olan sanatçı, dostlarına içini dökecek kadar mert ve arkadaş canlısı olduğu söylenir.

Oğlunun alkole olan düşkünlüğü, Gülistan Güzeyi üzer ve amansız bir hastalığın pençesine düşürür. 5 Mart 1987 yılı’nda yorgun sanatçı hayata gözlerini yumar. Gülistan Güzey, başrolünü oynadığı ilk filmi “Dertli pınar”dan kazandığı para ile aldığı pırlanta yüzüğü, hayatının sonuna kadar yanında saklamıştır. Ancak, ölümünden hemen sonra Oğlu Ferit bu hatırayı, gözünü kırpmadan sattığı gibi, evini, kürklerini, diğer mücevherlerini de satar.

Yirmili yaşlar da alkol’e esir düşen Ferit’in de hayatı uzun sürmez. Miras paraları çabuk biter. Alkol parası bulmakta zorlanır. Yaşama ayak uyduramaz, evsiz, barksız ve parasız olarak, İstanbul’un izbe sokaklarından birisinde ölüsünü bulurlar. Kim olduğu araştırılıp tespit edildikten sonra aile kabristanlığında yerini alır.

Kaynak : Yunus Yılmaz - sinematurk.com
midena pro tou telous makarize