Gönderen Konu: Nazca'nın gizemi  (Okunma sayısı 10354 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Nazca'nın gizemi
« : 27 Kasım 2008, 22:45:13 »
Nazca ya da okunuşuyla Naska Peru’nun güneyindeki bir bölgenin, bir kentin ve burada yeşermiş İnka-öncesi bir uygarlığın adıdır.

Yaklaşık 2800 yıl önce doğduğu sanılan bu uygarlık günümüzde Nazca Çizgileri adı verilen dev kaya çizimleriyle tanınır. Bu ad sözkonusu uygarlığa sonradan verilmiştir. Bu uygarlığın hüküm sürdüğü alan Pasifik Okyanusu ile bu okyanusa paralel olarak uzanıp giden And Dağları arasında kalır.

Mumyalama tekniğine sahip bu uygarlık, su kemerleri ve çok renkli seramikleriyle de tanınır.



Nazca Çizgileri, Güney Peru'daki Nazca Çölü'nde toprağa çizilmiş büyük hayvan resimleri ve geometrik biçimler.

Düz çizgi, üçgen, sarmal, kuş, maymun, köpek, örümcek, çiçek vb biçimler çok büyük olduğu için yerden bakıldığında anlaşılmaz, ancak yüksekten bakıldığında görülebilir.Bunları kimin, ne zaman çizdiği bilinmemekle birlikte, 12. yüzyıldaki İnka uygarlığından eski oldukları kesindir.MÖ 200 ile MS 700 arasında tarihlendirilmektedirler. Bazısının takvim ya da gökbilimle ilişkili olduğu, bazısınınsa doğa ayinlerinin bir parçası olarak yapıldığı sanılmaktadır.Bölgenin aşırı kurak iklimi, bu çizgilerin bugüne değin bozulmadan kalmasında yardımcı olmuştur.



Alıntı: Vikipedia
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Nazca'nın gizemi
« Yanıtla #1 : 27 Kasım 2008, 22:45:42 »
Zaman: İÖ 100-İS 700
Mekân: Güney Peru

Basitçe söylemek gerekirse: Her ne olursa olsun, pampa'daki mesaj bizim için olmayabilir! Hayvan biçimindeki biçimler, bende onların içinde yatan sırların Darwin'in Türlerin Kökeni'nden çok Alis Harikalar Diyarında'ya daha yakın olduğu duygusunu uyandırmaktadır.
ANTHONY AVENI, 2000

Peru'nun güney kıyılarının Nazca halkı küçük krallıklar federasyonuydu: Çiftçiler, balıkçılar ve uzman dokumacılar. Bunlar, hassas bir Çizim tahtası potansiyeline sahip bir çöl olan Pampa de Ingenio'nun kenarlarında yaşarlardı.

Burada ince kum ve küçük taşlardan oluşan toprak tabakasını kaldırmışlar ve beyaz alüvyonun üzerine yerden asla tam olarak görülemeyecek büyüklükte gayet karmaşık bir çizgiler ve figürler ağı bırakmışlardır. Çölün tepesinden bir uçakta bakıldığında, bazıları bir uçak pisti kadar geniş olan bu çizgilerin vadiler ve alçak tepeler boyunca kilometrelerce uzandığı görülür. Diğerleri merkezlerden yayılırlar. Bazı çizgiler dev kuşlar, maymunlar, bir balina, örümcekler ve hatta bitkiler oluşturacak biçimde birleşir ama bunları yaratanlar bu nesneleri asla tümüyle görebilmiş değillerdi. Şu halde uçakları olmayan insanlar bu çizgi ve resimleri neden çizmişlerdir?



Nazca'da çöle çizilmiş bir kuşun havadan görünüşü. Nazca halkı yüzeyde tam olarak görmeleri imkânsız şekilleri çizmek için neden toprağın ince üst tabakasını kaldırmışlardır.

ÇİZGİLERİN ARAŞTIRILMASI
Almanya doğumlu matematikçi Maria Reiche, 1939 yılında Nazi Almanyası'ndan Peru'ya kaçmış ve Nazca'da öğretmenliğe başlamıştı. Reiche, çok geçmeden gördüğü bu çizgileri kaydetmeyi ve korumayı kendisine iş edindi ve uzun yıllar boyunca onları ölçtü. Bu çizgilerin ufuktaki göksel olayları belirttiğine ve hayvanların da gökyüzündeki takımyıldızları temsil ettiğine inanıyordu.

Reiche 1963'e kadar yirmi yılı aşkın bir süre hemen hemen tek başına çalıştı. Ama bir süre sonra, gizemli olaylar ve okült olgularla uğraşan popüler kültür dalgası pampaya akın etmeye başladı. Sözde arkeolog Erich von Daniken, yazdığı popüler arkeoloji (ya da uzay) kitaplarında çizgilerin eski astronotların uzay gemileri için hazırlanmış pistler olduğunu bile ileri sürdü!

1970'li yılların sonunda bilimadamları, Nazca Çizgileri'nin Peru kıyılarının büyük bir kısmında bulunan ve "jeoglif" (jeo-oyuklar) adı verilen yer çizimlerinin benzerleri olduğunu anladılar. Anthony Aveni ve Gary Urton, 62 tane ışını andıran merkezin krokisini çıkardılar ve Nazca yakınlarından kimi 13 kilometre uzayan 762 uzun çizginin dizilişini incelediler. Aveni bunları bilgisayara yükleyince çoğunun yıllık yağmur sularının Andlar'dan kıyı nehirlerine akmaya başladığı Kasım başlarındaki kritik günlerde ufukta güneşin doğduğu noktayla çakıştıklarını tespit etti.

Arkeolog Persis Clarkson, 1600 kilometrelik çizgilerde kültürel kalıntılar aradı. Çizgiler boyunca yürüyen insanların kamp yerleri olabilecek kaba sığınaklar ve çanak çömlek parçaları buldu. Aveni ile arkadaşları Nazca Çizgileri'nin pampaya su gelişi sırasındaki ayin faaliyetinin önemli bir kısmı olarak yerel akraba grupları tarafından korunan, temizlenen ve süpürülen yollar olduğuna inanmışlardı.

Işın merkezleri suyun pampaya bitişik nehir vadilerine geldiği yerlere yakın alanlarda toplanmıştı. Yamuk oyuklar eski dereyatakları arasındaki yüksek arazi parçalarındaydı. Belki de bunlar suyun akış yönünü işaret etmekteydiler.


(Solda) Nazca'nın yerini gösteren Güney Amerika haritası. Taranmış yer daha sonraki İnka imparatorluğundur. (Sağda) Pampa de Ingenio'da çöl yüzeyindeki çeşitli jeogliflerin krokisi.

ÇİZGİLERİN ANLAMI
Çizgilerin eski Nazca yaşamında önemli bir sembolik rol oynadığını kabul etsek de, Nazca inançları hakkında bir bilgiye sahip olmadığımız için hayvan ve bitki "jeoglif"lerinin anlamını bilemiyoruz. Andlar'da dağ tanrılarının insanları koruyup havayı kontrol ettiğine inanılırdı. Bunlar göllerle, nehirlerle ve Büyük Okyanusla (hem verimliliğin hem suyun nihai kaynağı) ilişkilendirilir. Nazca yağmur yağdırma ayinlerinde, sulama kanalları için su kaynağı olan yerel dağlar önemlidir.

Arkeolog Johan Reinhard, çağdaş Bolivya'da bazı kırsal kiliselerin ve haç-I. İri uzun yer çizgilerinin ucunda yer aldığını göstermiştir. Örneğin, Bolivya'nın Sabya köyünden uzanan kutsal çizginin başında, her Ocak ayında köyün reisi yağmur için adaklar sunar.

Bir başka arkeolog olan Helaine Silverman ise, Caluıachi adında bir tören merkezini kazmıştır. Silverman'ın kazdığı alanda, höyükler, mezarlıklar ve tapınaklar ağının yüzleri dışarıya, "jeoglif"leri ise pampaya dönüktür. Mekâna bitişik olan nehir hemen hemen hiç kurumaz ve bu kutsal yerde su bütün yıl kaynayarak yüzeye çıkar. Cahuachi ve diğer mekanlardaki Nazca resimleri, papazların ve mitolojik yaratıkların maskeli performanslarını vurgulamaktadır.

Belki de bu çizgiler yerel dünyaya kök salmış politik, toplumsal ve dini fenomenlerdi. Bunlar boyunca yürüyenler kutsal yere gelince ritüel varlıklara dönüşmekteydiler ve dönüşüm dans, süslü kostümler ve maskeler ve şamanist translarla mümkün oluyordu.

Esrarengiz Nazca Çizgileri hep tartışmalı kalacak. Ancak son araştırmalar, çöldeki çizgilerle Büyük Okyanus boyunca yaşayan insanları ve tarım ürünlerini besleyen can-verici su arasında yakın bir ilişkiye işaret etmektedir.


Çok renkli bir Nazca testisi. Nazca çömleklerinde genelde kırmızı ya da beyaz zeminlere çizilmiş hayvan, insan ve bitki ve mitolojik konular yer almıştı.


Cahuachi'deki Nazca başkenti höyükler, meydanlar ve düzlüklerle süslenmiş bir tören merkeziydi. Cahuachi'nin Büyük Tapınağı, doğal bir tümsek üzerindeki basamaklı bir düzlüktü. Odalar, avlular ve bir meydan zeminde yer almaktadır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Nazca ovası´nın garip şekilleri
« Yanıtla #2 : 27 Kasım 2008, 22:46:23 »
Nazca´da yeni bir kuram
Nazca Ovası´ndaki çizgilerin ve resimlerin gizemi çözülüyor mu? Geçmişimizde, saklı bir uygarlığın ve teknolojinin bulunduğu ihtimali gittikçe artıyor.
Alan F. Alford



1930´larda, Nazca Platosu ve üzerindeki garip şekiller keşfedildiğinden bu yana, hiçbir açıklama yeterince tatmin edici olmadı. Tanınmış bir bilimciye göre, Nazca arkeolojinin en şaşırtıcı bilmecelerindendir. Bununla beraber, geçenlerde yapılan eski kültürlerle ilgili dünya çapında geniş bir çalışma, bu arkeolojik bilmeceye makul çözümler getiriyor. Nazca resimleri niçin anlaşılmaz bir gizem içeriyorlar? Yüzeydeki çeşitli şekillerin sayısı 300´e ulaşıyor "geoglyphler"; örneğin maymun, akbaba ve timsah şekillerinin, yaklaşık 300 m. büyüklüğündeki zigzag boyunlu balıkçıl kuşu figüründen neden çokdaha küçük olduğu sorusu dikkat çekicidir. Farklılar özellikle soyut şekillere bakıldığında, daha da belirginleşir. Spiral formlarına bakıldığında, uyumsuzluk daha net görülür. Herşeye rağmen, Nazca hayvan geoglyph´leri öncelik taşırlar ama her nedense basık veya sıkıştırılmış gibidirler yani yanlardan sıkıştırılmış ve uzamıştırlar, bazı yerlerde uzunluğun 7 km.´ye vardığı görülür. Şekillerin arasında neden farklılık vardır? Açıkça görüldüğü gibi, Nazca şekiller karmaşık ve dağınıktır sanki raslantısal olarak ıssız bir ovaya serpiştirilmişlerdir ve bu nedenle de birbirleriyle keşişirler. Bütün bunlara karşın bazı yerlerde, silinmiş bölümleri olmasına rağmen resimler çok dikkatli çizilmiştir. Ayrıca, zıtlıklar giderilmeye çalışılmıştır ama her nedense bu çalışma yarım kalmıştır, birçok resimde bir kısmın çok özenli ve düzeltilmiş olduğu gözlemlenirken, kalanının kötü ve acemice olduğu farkedilir. Bu da bize ikinc önemli gizemi getirir, neden çalışma yarım bırakılmıştır?



Aynı resimler çömlekler de var;
Bazı şekillerin, neden uzaydan görülecek kadar büyük olduğu Nazca gizeminin temelidir. Tasarım yapılırken, kimin veya kimlerin görmesi amaçlanmıştır? 1969´da Erich von Daniken, Nazca´nın bir uçuş pisti olduğunu iddia etmiş ve dünyadışı canlıların araçlarının buraya inip, kalktıklarını ileri sürmüştü. Ama bu iddia, hayalciydi ve yanısıra da birçok sorun getiriyordu. Öncelikle Nazca Ovası´nın zemini ağır araçların sürekli inip kalkmalarına destek olabilecek kadar sağlam değildir, tabii uzay araçları yere iniyorlarsa ! İkincisi, niçin üstün bir kültüre sahip olan uzaylılar, böylesine bir yapmacık yöntemi kullansınlar? Ve üçüncüsü, çizgilerin çoğunun eni 90 cm.´i aşmamaktadır; bu da her tür araç için çok dar ve yetersizdir. Üstelik, Daniken hayvan şekilleri ve türleri hakkında bir açıklamayı da getirememekte ve susmaktadır. Nazca konusunda, kuşkusuz en önemli uzman alman matematikçi Maria Reiche´dir. Reiche, yaşamını Nazca´ya adamış ve 50 yıldan beri araştırmalarını sürdürürken, ovanın korunması için neredeyse bir savaş vermiştir. Reiche, Daniken´in dünyadışı zeka iddiasına karşıdır; ona göre resimler Nazca yerlilerinin bir savunma stratejisidir ve M.Ö. 300 ile 800 arasında yapılmışlardır. Bu görüşe destek olan bazı bilimcilerin görüşü daha ilginçtir ve teorik olarak yerlilerin hünerlerini veya ustalıklarını ön planda tutarlar. Daha önemlisi, resimlerin Nazca kültürüyle olan ilişkisidir. Burada iki anahtar bilgi sanki olaya daha çok yaklaşmaktadır. Öncelikle Nazca ovasında bulunan seramik ve ağaç objeler üzerinde yapılan radyokarbon tarihlemeleri önemlidir. İddialara göre bu testler Nazcalılar´ın bu çizimleri yaptıklarını kanıtlamaktadır. Öte yandan, bu malzemenin tarihlendirilmesiyle ilgili çalışma sadece Nazcalılar´ın resimlere yakın olan yaşam merkezlerinde yapılmıştır. Resimleri oluşturan materyal üzerinde testler yapılmamıştır ve kalıntılar Nazca kültürünün ortaya çıkış dönemine aittir. Bir diğer ilginç yan, Nazca çömleklerinin üzerindeki resimlerin ovadaki resimlere olan benzerliğidir. Ama bu önemli benzerlik, yanında bir başka çarpıcı olasılığı da yanında getirir, çünkü Nazcalılar´ın resimleri çizdikleri kesinleşse dahi, çizimleri çok yüksekten yani kuşbakışı görmüş olmaları gerekmektedir.



Kuramlar peşpeşe geliyor;
Gördüğünüz örnek çömlekler Ica kenti yakınında bulunan bir müzededirler; birisinde bir timsah, diğerinde bir örümcek ve üçüncüsünde bir sinekkuşu vardır, dördüncüsü bir balina olabilir. Bunlar Nazca resimleri ile karşılaştırıldığında benzerliğin yüzeysel olduğu açıkça görülür, ova resimlerinde görülen detay zenginliği burada yoktur. Fakat, yine de Daniken´ın kuramını destekleyen kanıtlar bunlar değildirler, uzmanlar antik sanatçıların taklit yeteneklerinin farklı olmasının doğal olduğunu belirtmektedirler. Eğer bu uzmanların yargılarını kabul edersek, Nazcalılar´ın üzerini örten kara bulutlar aralanabilir ama sadece ilişkinin varlığını görmüş oluruz yani Nazcalılar ile Nazca Ovası´ndaki şekiller arasında kesin bir ilişki vardır. Ama yine de Nazcalılar´ın neden alışılmadık şekilleri çizdiklerini açıklamada yetersiz kalırlar. Maria Reiche´yi bir kez daha dinleyelim; öncelikle kesin bir açıklamaya ulaşamayız; Reiche, bir astronomik takvim kuramına doğru ilerlemektedir. Nazcalılar´ın çizgileri ve figürleri bir ölçü olarak kullandıklarını öne sürerken, tarım kültüründe güneş yılının saptanması için bu yöntemin kullanıldığını iddia etmektedir. İlginçtir, Reiche´ın kuramı Daniken´de olduğu gibi sert ve etkin karşıt görüşlerle karşı karşıyadır. 1968´de, National Geographic Society tarafından yapılan çalışmanın sonucunda, güneş, ay ve bazı yıldızların binlerce yıl önceki pozisyonlarının Nazca´da simgelendiği sonucuna varıldı. 1973´de, Dr Gerald Hawkins bir bilgisayar programı aracılığı ile yaptığı çalışmada, Nazca´da astronomik bulguların oranının % 20 olduğunu açıkladı. 1982´de Anthony Aveni, benzer bir sonucu getirerek onayladı. 1980´de, Georg Petersen çizgilerdeki uzunluk ve genişliklerin Reich´ın kuramına göre açıklanamadığı belirtti. Ve geçenlerde Johan Reinhard, Nazcalılar´ın bir güneş takvimi oluşturmaları için ovanın dağlarla çevrili olmasının büyük bir avantaj olduğunu açıkladı. Bu şekilde şekilleri çizebilmişlerdi; bu görüş Reich´ın ve Daniken´ın yaklaşımlarının üzerine bir çığ gibi düştü; Reinhard´a göre hayvan geoglyph´lerini her ikisi de yeterince açıklayamıyorlardı.



Atlantis yine gündemde;
Ama yine de yeterli değil; Nazca çizgilerini acaba daha nasıl açıklayabiliriz? Bunlar İnkaların yaptıkları yollara benzemiyorlar; çölde başlayıp, çölde bitiriyorlar ve kesinlikle sulama kanalı değiller, zaten herhangi bir su kaynağına da raslanmış değil. Çeşitli yazar ve araştırmacılar bütün olasılıkları tüketmiş gibiler; bu aralarda çizgilerin ve figürlerin sembolizmasının üzerinde duruluyor. Bütün insansı inanç türlerinde, atavik, su. bereket ve dağ tapınmaları vardır; bu bir "kült kuramı"dır. Johan Reinhard´a göre, Nazca çizgileri dinsel bir içerik taşıyorlar ve dağ ve su arasında bir anlam içeriyorlar; peki bu ne demektir? Reinhard´ın tezinin en inandırıcı yönü, Nazcalılar´ın dağlara taptıklarını kanıtlamasıdır fakat niçin sabit bir objeye taptılar? Bu seçim özgündür ve benzeri yoktur. Reinhard, antik And kültürlerinin atalarına büyük saygı duyduklarını, çok çeşitli tanrılara inanıldığını ve dağlarda yaşadıklarını açıklıyor ve bu tanrılar havaya hükmediyorlardı. Böylece suyun kaynağı onlardı ve mısır tarlalarının verimliliğini onlar belirliyorlardı. Reinhard, baş tanrı Viracocha´nın dağlarla ve sularla çok ilişkisi olduğunu öne sürüyor. Bütün bunlardan sonra Nazca çizgilerinin dağ tanrılarına tapmasıyla ilgisi nedir, sorusunu sorabiliriz; Johan Reinhard, çeşitli antik geleneklerin ayrıntılarına iniyor; tanrılar gökte akbaba ve kartal şekillerinde dolaşıyorlardı. Reinhard´ın açıklamasına göre, kült inancı tek başına Nazca çizgilerini açıklayabilir. Figürler, sadece gökten görülebildiğinde anlaşılmaktaydı; yerdeki kuş figürüne dağlardan bakıldığında uçan bir kuş gibi görülüyordu. Bu açıklama acaba gizemin çözümü için yeterli mi? Antropologlar dağ tanrılarına olan inancın böyle simgelenmesini, bir tür ekolojik tavır olarak değerlendirirken, dağların, ırmakların ve yağmur bulutlarının kaynağı olduğunu hatırlatıyorlar. Fakat burada şu soruyu sorabiliriz; Ya dağ tanrıları insanoğlunun yarattığı bir hayal değil de, gerçekseler? Nazca çizgilerinin gizemini anlamak bir ana paradigmadır yani değişimi tanımak ve dünya çapında bir tarih öncesi kültürün tanımlanmasıdır; yani "Atlanteanlar" ın; bu aynı zamanda da eti kanı olan canlıların tanımlanmasıdır. Nazca ile ilgili önceki tüm çalışmalar, lokal bir olaya yöneliktir oysa biz çalışmamızı, dünya çapında bir örnek olarak kabul eder ve geliştirirsek tarih öncesine tümüyle yönelirsek çok daha makul cevaplara ulaşmış olmaz mıyız? Antik çağlarda bir aeronotik teknolojinin varolduğu uzun zamandan beri tartışılmaktadır. Söylenceler ve fiziksel kanıtlar vardır; Lübnan´da, Baalbek´de bulunan dev taş platform, iddialara göre roketlerin iniş ve çıkışıyla ilgilidir; çünkü "Gılgamış Destanı"nda, güneş tanrı Helios arabasını buraya park etmiştir. Nazca çizgileri gökten görülme amacıyla oluşturulmuş bir olay olarak değerlendirilebilirler ve antik astronotların varlıklarının ipucu olabilirler. Bu noktada, iki şey açıkça söylenebilir; Öncelikle, Nazca çizgilerinin ille de bir hava alanı olduğu iddia edilmemektedir ama bunların görülebilmesi için bir hava teknolojisine gerek olduğu iddianın temelidir. Eğer dünyanın diğer yanlarındaki antik yüksek teknoloji izleri gerçek değilse, bu görüş aşırı ve fantastik olabilir. Giza piramitlerinden, Tiahuanacu ve Stonehenge´den ya da Peru´daki İnka öncesi kalıntılardan söz ediyoruz. Veya Çin´deki taş diskler, Himalayalar´da bulunan kristal cisimden ve binlerce yıldır paslanmayan demir sütündan söz ediyoruz.



Atlantis´den yine Paskalya´ya; yanılan tarih;
Nazca çizgileri yerde mi yapıldılar yoksa gökten mi yapıldılar? Eti, kanı olan canlı tanrılar ya da "yükseklerde olanlar" kimlerdiler ve göklerden neyi gözetlediler? Nazca ovası, gerçekten eşsizdir ve iklim olarak da dünyanın en kuru yerlerinden birisidir, yılda sadece 20 dakika yağmur yağar. Ayrıca, düz ve taşlı zemini rüzgarın etkisini minimize eder. Zeminde, kum ve toz yoktur; böylece izler hala durmaktadır. Büyük bir ressamın veya ressamların yapıtı binlerce yıldan beri orada durmaktadır. Nazcalı bu ressam kimdi? Bazı araştırmacılara göre baş tanrı Viracocha´nın bu işte parmağı vardır; O, Tiahuanacu Lordu´ydu ve "Fırtına Tanrısı" olarak bilinirdi. Onun üç dişli çatal simgesi, Nazca´nın kuzeyinde Paracas´da görülebilir. Kurama göre bu tanrı Nazca´yı yaratan sanatçıdır, bilinmeyen bir teknikle ovayı parlak resimlerle bezemiştir. Ama aslında resimlerin artistik bir amacı yoktur. Sanki cevap, Bolivya´da Tiahuanacu´dadır; oradaki 6.000 yıllık kentin yapımında bronz kullanılmıştır ve Tiahuanacu dünyadaki benzerlerinin sadece bir tanesidir. Yüzlerce tonluk taşlar dilim dilim kesilmiş ve aralarına bir jiletin girebileceği bir aralık bulunmaksızın üstüste veya yanyana monte edilmişlerdir. Araştırmalar Tiahuanacu´da Olmek döneminde, bir grup Negroid´in "siyahi" çalıştıklarını göstermektedir. M.Ö. 2.200 dönemin sonudur ve siyah sınıf isyan etmiş,Viracocha´ya ait bir veya birkaç uçan aracı ele geçirerek Nazca Ovası´na inmişler ve belki Viraccocha´nın sanatını yok ederek, resimleri çizmişlerdir, resimlerde sanki bir alay ve hakaret vardır.



Bazı isyancılar etkin imajlar çizerken, bazıları amatörve kaotikdir. Efsanelere göre, Viracocha sanatına yapılan vahşeti görmüş ve ağlayarak "Ağlayan Tanrı" adını almıştır. Gerçekten bir köle isyanının Nazca resimlerinin ardında bulunduğuna inanabilir miyiz? 2.300 deniz mili uzaklıkta bulunan Paskalya Adası´nda da bilinmeyen bir kültür Moai heykellerini yapmış, kıyıya dikmiş ve başlarına onar tonluk şapkalar koymuştur. Buradaki taş işçiliği Amerikan ana karasındaki Tiahuanacu ve Ollantaytambo kadar ileridir. Efsaneye göre köleler adaya sürülerek cezalandırılmışlardır. Sürgün, antik çağın geçerli cezalarındandı ve Paskalya Adası da sürgün için ideal bir yerdi. Sonuçta bu kurama göre, antik çağlar çok daha farklı bir açıdan değerlendirilmeli ve klasik görüşün dışına artık çıkılmalıdır. Çünkü tarih, sanılandan çok farklıdır ve yazıldığı gibi değildir.

Referanslar:
1- E. von Daniken, "Chariots of the Gods", Souvenir Press, 1969.
2- M. Reiche, "Mystery on the Desert", ilk basım; Heinrich Fink GmbH, Stuttgart, 1968.
3- J. Reinhard, "The Nazca Lines", Lima, 1993,
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Nazca'nın gizemi
« Yanıtla #4 : 27 Kasım 2008, 22:47:41 »


1928 yılında Perulu harita uzmanı Toribio Mexta Xesspe , Nazka bölgesinin üstünde , ekibiyle birlikte keşif uçuşu yapıyordu. Birden gözlerine inanamadı. Çünkü uçtukları bölgenin altında özenle çizildiği belli olan ve dev boyutlu örümcekleri, sinekkuşlarını , fok balıklarını , balinaları ve maymunları canlandıran şekiller vardı. Bunlardan başka, bölge sanki gökbilimin çalışma alanıydı. Xesspe’nin buluşundan sonra birçok araştırmacı Nazka’ya üşüştü. Herkes şu 3 sorunun yanıtını aramaktaydı:

   1. Bu düzlükteki şekil ve resimleri kimler çizdi?
   2. Ne zaman çizildi?
   3. Neden çizildi?


Lima’nın 300 km. güneyindeki Peru çölünde, İnka ve Nazka Vadileri arasında bir ova uzanır. Bu ovanın karşısında 60 km. uzunluğunda ve 1,6 km. genişliğinde, kimileri paralel kimileri de kesişmiş halde olan mükemmel düzlükte uzanan büyük geometrik formlar bulunur. Bu hatların içinde ve çevresinde sadece gökyüzünden algılanabilen ikizkenar yamuk şeklindeki bölgeler, garip semboller ve madenler üzerine oyulmuş kuş ve hayvan resimleri bulunmaktadır.



Şekillerin yerden görülebilmeleri çok zordur, bu yüzden ancak 1930’da gerçekleşen bir uçak kazasının incelemeleri esnasında keşfedilebilmişlerdir.

Ovadaki figürler hayvan ve bitki şekilleri (biyomorf) ile geometrik şekiller (geoglif) olmak üzere iki formda bulunmaktadır. Biyomorflar; örümcek, sinekkuşu, maymun ve 300 m. uzunluğundaki pelikan benzeri 70 kadar hayvan ve bitki figüründen oluşur. Bu türdeki şekiller ovada grup halinde bulunmaktadır. Bazı arkeologlar bunların M.Ö. 200 yılında, hayvan ve bitki figürlerinden 500 yıl önce yapıldığına inanır.
Ovada geometrik desenli yaklaşık 900 şekil vardır. Bunlar düz, üçgen, spiral, dairesel ve ikizkenar yamuklardan oluşan geometrik formları içerir. Devasa ölçülerde olan bu çizgilerin en büyüğü 9 mil uzunluğundadır.



Dünyanın En Büyük Astronomi Kitabı!
Nazca’ya ilk ziyaretini 1940’da gerçekleştiren Amerikalı araştırmacı Paul Kosok, bu çizgilerin astronomik açıdan önemi olduğunu ve ovanın dev bir gözlemevi görevi üstlendiğini kaydetti. Güney yarım kürede kışın başladığı tarih olan 22 Haziran günü güneş Nazca’daki çizgilerden birinin tam ucunda batıyordu. Bu nedenle Kosok burayı “Dünyanın En Büyük Astronomi Kitabı” olarak isimlendirmiştir.

İkinci Dünya Savaşında sonra Kosok ve Reiche tekrar Nazka’ya dönerek yerdeki çizimlerin üstünü örten kum tabakasını temizlemeye başladılar. Nazka artık yeryüzünden de görülür duruma gelmekteydi. Ortaya çıkan çizgilerin büyük bölümü birbirine paraleldi. Uzun çizgiler , resimlerin üstünden geçip gidiyordu. Çünkü çizgilerle anlatılmak istenenle resimlerin anlamı birbirinden tamamen farklıydı.



Çölün sade görünümüyle hayvan resimleri arasında tam bir çelişki vardı. 27 m. uzunluğundaki balina resminin neden çizildiği tam bir bilmece. Açıklanamayan bir başka tuhaflık ise Peru’da ne geçmişte ne de bu gün maymun yaşamazken , özenle çizilmiş maymun resmidir.

Nazka’da resimlerinin bir bölümü çöllerin dışında , tepelere de çizilmişti. Yalnız bir farkla . Tepelerde hayvan resimleri yerine insan resimlerinin olması. Aynı bölgede bulunan bazı seramiklerin üstünde de tepelere çizilmiş resimlerin kopyaları vardı. Başlarıda taç bulunan insan motifleriyle süslü bu seramiklerin İ.Ö 1000 yıllarından kaldıkları anlaşıldı. Bunları inceleyen Kaliforniya Üniversitesi arkeologları , Nazka uygarlığının İ.Ö. 400 ile İ.S. 600 yılları arasında , gelişmiş bir dönem yaşadığını ileri sürdüler.

Bu dönemden kalan çanak, çömleklerin çok önemli bir özellikleri daha vardı. Aynı dönemde başka bölgelerde bulunan benzerlerinden çok daha sağlam yapılmışlardı. Bu da , Nazka’lıların gelecek kuşaklara mesaj aktarmak isteklerinin bir başka kanıtı olarak kabul edildi.

Reiche, Nazka düzlüğünü çizenlerin burayı parselleyerek çalıştıklarını keşfetti. Değişmeyen bir ölçü birimi kullandıklarını anladı. 1976 yılında İngiltere’ye giderek , çok uzun süren bir kütüphane çalışması yaptı. Bulgular onu “ megalitik yard “ adı verilen 83 cm.lik bir ölçü birimine götürüyordu. Bu birim, İngiltere ve Fransa ‘da insanlığın yazılı tarihinden çok önce yapılmış olan yapılarda kullanılmıştı. İngiltere’de ne zaman ve niçin yapıldıkları bilinmeyen Stonehenge anıtlarındaki gibi...



Reiche çizgileri ölçtükçe şaşkınlık verici sonuçlar elde etmeye başladı. Bulduğu sayılar günümüz uzay bilimcilerinin elde ettiklerine son derece yakındı. Böylece , eski Nazkalıların yıldızların uzaklıkları ve hareketleriyle ilgili bilgilerinin çok yüksek düzeyde olduğunu kesin olarak ortaya koydu.
ABD’li gök bilimci Gerard S.Hawkins de Nazkayla ilgilendi. 1968 yılında işaretlerin anlamı üzerine yoğun çalışmalar yaptı. Ama sonunda , zaten daha önce ortaya atılmış bir kuramı yineledi: Çizgiler gökbilimle ilgili bir takvimdi.

İsviçreli araştırmacı-yazar Erich Von Daniken gibi diğer araştırmacılar ise bu çizgilerin eski çağlarda uzaydan gelen ziyaretçilerce gemilerini indirmek için uygun bir zemin olarak inşa edildiğini belirtirler. Yani bu düzlükler bir çeşit havaalanıdır.

Aynı bölgede bulunan bazı seramiklerin üstünde de tepelere çizilmiş resimlerin kopyaları bulunmuştur. Bunları inceleyen Kaliforniya Üniversitesi arkeologlarına göre, başlarında taç bulunan insan motifleriyle süslü bu seramiklerin M.Ö. 1000 yıllarından kaldıkları anlaşılmıştır



Gerçekten de, bu insanlara tepeleri inanılmaz uzunluklarda tıraşlatan ve o devasal resimleri yaptırtan nasıl bir nedendir? Neden ne olursa olsun şurası açıktır ki Nazka’daki şekiller havadan görülebilmeleri amacıyla yapılmıştır. O halde bunların görülebilmesi için bir hava teknolojisine gerek olduğu bu iddianın temelidir.
500 metre karelik Nazka düzlüğünün verdiği mesajlar hala çözülemedi. Düzlükteki şekiller araştırmacıları ısrarla bulundukları yere çağırıyor ve onlara “Beni kuşbakışı izleyin” diyorlar.

Alıntı:
akdenizforum.com
lost-civilizations.net













1. Killer Whale (Katil Balina)
2. Wing (Kanat)
3. Baby Condor (Bebek Akbaba)
4. Bird (Kuş)
5. Animal (Hayvan)
6. Spiral
7. Lizard (Kertenkele)
8. Tree (Ağaç)
9. Hands (El)
10. Spiral
11. Spider (Örümcek)
12. Flower (Çiçek)
13. Dog (Köpek)
14. Astronaut (Asronot)
15. Triangle (Üçgen)
16. Whale (Balina)
17. Trapazoids (İkizkenar yamuk)
18. Star (Yıldız)
19. Pelican (Pelikan)
20. Bird (Kuş)
21. Trapazoid (İkizkenar yamuk)
22. Hummingbird (Sinak Kuşu)
23. Trapezoid (Yamuk)
24. Monkey (Maymun)
25. Llama (Lama)
26. Trapezoids (Yamuk)
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Nazca çizgileri (nazca lines)
« Yanıtla #5 : 27 Kasım 2008, 22:48:19 »

View Nazca Çizgileri in a larger map
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Nazca'nın gizemi
« Yanıtla #6 : 27 Kasım 2008, 22:49:00 »

Fig. 1: Mask of a Fanged Deity Moche III-IV
AD 200-700 Copper and bone H.: 17cm



Fig. 3: Seabird Moche IV, AD 450-550.
Ceramic, H.: 34 cm


Fig. 4: Manioc Tubers Upisnique, Late Initial Period 1200-200 BC.
Ceramic, H.: 23.2 cm



Fig. 5: Tumbo Plant Moche IV, AD 450-550.
Ceramic, H.: 22 cm.



Fig. 6: Incised Bowl Chimù, Late Intermediate Period, AD 1000-1450.
Gold and silver, 10 cm diam.



Fig. 8: Headdress Ornament with Fanned Plume Moche III-V, AD 200-700.
Gold, H.: 24.2 cm


Fig. 9:Headdress Ornament with Human Face, Moche III-V, AD 200-700.
Gold, H.: 27 cm



Fig. 10: Pedestal Cup Chimù, Late Intermediate Period, AD 1000-1450 Wood, gourd.
Fiber and shell, H.: 40 cm



Fig. 11: Anthropomorphic Stag Captive Moche IV, AD 450-55
Ceramic, H.: 24.5 c



Fig. 12: Portrait Head Moche IV, AD 450-550.
Ceramic, H.: 31.7 cm



Fig. 12: Cuzo Bottle Inca, Late Horizon AD 1450-1550.
Ceramic, H.: 24.5 cm
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İnka Mitleri
« Yanıtla #7 : 06 Şubat 2012, 15:37:54 »
İnka Mitleri
Gary Urton

İnka mitleri -İnkaların kendileri ve yaşadıkları çevreye dair anlattıkları öyküler- sadece İspanyol istilacılar ile vakanüvislerin tuttukları kayıtlar aracılığı ile günümüze ulaşabilmiştir. Gary Urton, İnka kültürü ile toplumunun bu anlatılarda yer alan ana öğelerini ele alıyor ve bu kadim uygarlığın mitolojisinin temeli olan edebi kaynakları inceliyor. Arkeolojik bulguların yanı sıra yayınlanmış metinler ile yayınlanmamış belgelerden de yararlanan Urton, kozmik köken, İnka İmparatorluğu’nun kurulması, belli başlı imparator ile imparatoriçelerinin yaşayışları gibi konulara dair çeşitli anlatılar sunuyor. Bunun yanı sıra Peru’nun kuzey kıyılarında yerleşmiş olanlar gibi imparatorluğun etrafındaki çeşitli etnik toplulukların geleneklerine, İnkaların istila sonrası sömürge altına alınan torunlarının kimi mitleri ile dinî inançlarına ve Andlar’da yaşayan halkların mitolojik temalarına ışık tutuyor. S



midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İnka ve Maya Efsaneleri
« Yanıtla #8 : 06 Şubat 2012, 15:42:26 »
İnka ve Maya Efsaneleri
Walter Krickeberg

Bu kitapta, iki büyük Uygarlığın İnka ve Maya halklarının efsaneleri bulunmaktadır. Mayalar 3. Yy. Başlarından 9. Yy. Ortalarına kadar Yucatan bölgesinde kurdukları görkemli kent devletleriyle günümüzde dahi adından söz ettiren bir halk. Maya halkı, karmaşık bir heyeroglif yazı ve matematiksel numaralama dizgesini bulmuş, akordiyon biçimli kitaplarda kendi tarihini yazmış, kensin astronomik gözlemler yapmış, çok doğru bir güneş takvimi geliştirmiş ve duvarcılık sanatlarında büyük ustalık göstermişlerdir. İnkalar ise 16. Yy. Başlarına kadar And'lar bölgesinde hüküm sürmüş ve güneşe tapınma diyebileceğimiz bir dinle devlet yönetiminin içiçe olduğu çok iyi örgütlenmiş, merkezi sisteme sahip devasa bir imparatorluk kumuşlardır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İnka, Maya ve Aztekler'de Semboller
« Yanıtla #9 : 06 Şubat 2012, 15:44:51 »
İnka, Maya ve Aztekler'de Semboller
Heike Owusu

İknalar, Mayalar ve Aztekler gizemli bir şekilde sanki yoktan var oldular ve Avrupa’dan gelen fatihler tarafından yok edilene kadar büyük bir tarih yazdılar.
Sembolleri bugün de hâlâ insanları büyülemeye devam ediyor. Bu kitap bu yok olmuş kültürlerin birçok motif, çizim ve resimlerini bugünkü anlatımlarıyla anlatmaktadır. Günümüze kadar ulaşan bu semboller bize ortadan kalkmış toplumların yaşantılarının kapılarını açacaktır.
midena pro tou telous makarize