Gönderen Konu: Altın Post  (Okunma sayısı 2795 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Altın Post
« : 30 Ocak 2011, 00:02:09 »


Bu öyküyü anlatanların başında üçüncü yüzyılda yaşamış olan Rodos'lu Apollonios gelir. Apollonios, öyküsünü Argonautların Yunanistan'a dönüşüyle bitirir. Iason ile Medeia'nın orada başlarından geçenler, beşinci yüzyılın oyun yazarlarından Euripides tarafından anlatılmıştır. Iason ile Pelias'ı ilgilendiren bölüm ise, yine beşinci yüzyıl şairlerinden Pindaros'un bir şiirine konu olmuştur.

Altın Post ya da Altın Pösteki (Yunanca: Χρυσόμαλλον Δέρας; ). Yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolze eden postun adıdır. Jason ve Altın Post hikayesi Koç takım yıldızıyla ilişkilendirilir.

Altın postlu koçun doğuşu
Denizler tanrısı Poseidon, Bisaltesin kızı Thrakia'lı prenses Theophane'ye delicesine aşık olmuştu. Ama bu kızın isteklileri çok olduğu için Poseidon Theophane'yi gizemli Crumissa/Krimissa/Krinis adasına kaçırdı. Fakat çok geçmeden öteki sevdalıları da kızın izini buldular. Bunun üzerine Poseidon tanınmasın diye ada halkıyla birlikte Theophaneyi dişi bir koyuna çevirdi. fakat Theophanenin aşıkları hayvana dönüşmüş ada halkını açlıklarını bastırmak için yemeye başlayınca onları da teker teker koyuna çevirdi. (bir başka versiyonda taliplilerin bu bilinçsiz katliamını meşru kılmak Poseidonun onları kurda çevirdiği anlatılır) Kendisi de görkemli bir koç kılığına girerek koyun şeklindeki Theophane ile birleşti. Bu birleşmeden meşhur "altın postlu koç" doğdu.

Kral Athamas'ın çocukları
Diğer taraftan Orkhomenos'taki Miny'lerin (Boeotia/Boiotia) kralı Athamas, Nephele (Bulut) ile evliydi.

"Nephele (/ˈnɛfəˌli/; Yunanca: Νεφέλη, νέφος nephos "cloud";[1] Latince Nubes)
Bulutu simgeleyen varlık olarak Nephele'nin adı İxion mitinde geçer. İxsion Zeus'un karısı Hera'ya aşıktır. Zeus, Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İxsion'un onunla birleşmesini sağlar, böylece Nephele Centaurların (Sentorlar) anası olur.

Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutları birer kadın olarak simgelenmiştir, bunlar Okeanos kızlarıdır, kimi zaman Olympos'un tepesinde, kimi zaman Okeanos'un kıyılarında, Batı Kızlarının bahçelerinde otururlar. Sokrates diğer filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir."

Nephele Athamasa, Phiriksos (Phrixus) ve Helle'yi doğurdu. Ama bir süre sonra Athamas Nephele'yi bırakarak yada aldatarak (Kimi kaynaklarda nephele öldükten sonra) poseidonun soyundan Thebai kralı Kadmus/Kadmos'la Harmonia'nın kızı olan İno ile evlendi ve İno Athamasa iki evlat verir, Kocasının ihanetine kızan Nephele göğe çekildi ve daha sonra da Miny'lerin ülkesine korkunç bir kuraklık yolladı (Bazı kaynaklarda tarlalara kasıtlı olarak zarar veren ino'nun kendisidir, krallığın kadınlarını ekilecek mısır tohumlarını kocalarına belli etmeden kavurmaya ikna eder. Kavrulmuş tohumlar ekilince ürün vermezler ve açlık tehlikesi başgösterir. ) üvey çocuklarını ortadan kaldırmak için bir bahane kollayan İno bu firsatı kaçırmayarak bir kahinle anlaşır ve ona eğer Phiriksos kurban edilmezse bu kuraklığın asla geçmeyeceğini söyletir, çünkü İno, Athamas'ın ölümünden sonra kendi oğlunu kral yapmak istiyordu. Athamas ülkesini bu kuraklık ve açlık felaketinden kurtarmak uğruna oğlunu feda etmeye razı olur. Gökteki ana Nephele ise bu cinayeti görmüştür ve tam Phiriksos kurban edilirken Tanrıların yardımıyla Altın Postlu Koç'u (Aries) gönderir. Koç oğlanı ve kızı sırtına atar atmaz ve uçarak gözden kaybolur. Phiriksos annesinin yardımıyla kurtulmuştur ama kızkardeşi Helle onun kadar şanslı olamaz.

Alıntı
Kadmosun Semendirek adasıyla ilgisi araştırılmalı, Semendirek adası Tanrı grubu ve kültü incelenmeli, Yolculuğun gizemli noktalarından biri de bu adadır, aynı şekilde ejder dişlerinin toprağa gömülmesi ve o dişlerden insanlar bitmesi yine yolculuk sonunda tekrar eden bir motiftir takip edilmeli

Farklı bir versiyona göre ise, Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tannça Hera onu delirtmiş. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öldürmüş ve karısı İno'yu da öldürmek için kovalamaya başlamıştır. ino kaçarak deniz kıyısına varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamıştır, Sulara karışan ino sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına koşan bir deniz tanrıçası olmuştur. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. V, 333 vd.) İno'ya Leukothea (Ak tannça) da denir (İno). Athamas, İno, Phriksos tragedyalara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan, efsanelerde nasıl işlendikleri belli değildir.

Yine başka bir anlatışa göre Phirixus ve Hellenina altın postlu koçla Colhise gitme sebebi Colhis'in içinde bulunduğu bir savaşı kaybedecek olmasıdır, bu nedenle koçun ülkeye gönderilip savaş tanrısı Arese kurban edilmesi gerekmektedir, çocukları altın postlu koçu kurban etmeleri için Colhise gönderen ise anneleri Nephele'dir.

Helle çanakkale boğazına düşüp boğuluyor
Koç onları almaya gelir ve sırtına alarak Asya'ya ( Anadolu ) doğru uçmaya başlar.
Çanakkale Boğazı'nın üzerinden geçerken dengesini kaybeden Helle, yüksekten aşağıya denize düştü ve boğuldu. O günden sonra oraya Hellespontos (Helle Denizi, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı) dendi. Bazı hikâyelerde Helle boğaza düştükten sonra, deniz tanrısı Poseidon tarafından kurtarıldığı, Poseidon'un Helle'yi sevdiği ve onunla birleşerek üç çocuk annesi yaptığı anlatılır. Herodot Helle'nin mezarının Kardiya (Bolayır)'da olduğu belirtilmektedir.

Üzgün Phiriksos, Altın Postlu Koç'un üzerinde yoluna devam etti ve Karadeniz'in doğusundaki Caucausus dağları nda Kolkhis (Colchis) kentine (Gürcüstan'ın kuzeyindeki Laz ülkesi - bugünkü Gürcistan'ın güneybatısı olduğu sanılıyor, büyük bir olasılıkla, Kutaisi kenti) vardı. Kolkhis kralı Aietes (Aeetes) Çanakkale Boğazı'nın üzerinden geçerken dengesini kaybeden Helle, yüksekten aşağıya denize düştü ve boğuldu. O günden sonra oraya Hellespontos (Helle Denizi, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı) dendi. Bazı hikâyelerde Helle boğaza düştükten sonra, deniz tanrısı Poseidon tarafından kurtarıldığı, Poseidon'un Helle'yi sevdiği ve onunla birleşerek üç çocuk annesi yaptığı anlatılır. Herodot Helle'nin mezarının Kardiya (Bolayır)'da olduğu belirtilmektedir.

Üzgün Phiriksos, Altın Postlu Koç'un üzerinde yoluna devam etti ve Karadeniz'in doğusundaki Caucausus dağlarında Kolkhis (Colchis) kentine (Gürcüstan'ın kuzeyindeki Laz ülkesi - bugünkü Gürcistan'ın güneybatısı olduğu sanılıyor, büyük bir olasılıkla, Kutaisi kenti. ) vardı. Kolkhis kralı Aietes (Aeetes) bu gökten gelen konuğa büyük saygı göstererek ağırladı. Aietes Güneş'in (Helios) oğlu idi ve aynı zamanda büyücü Kirke'nin ve Pasiphaenin kardeşiydi. Phiriksos da koçu Zeus'a kurban olarak kesti. Altından postunu da kral Aietes'e armağan etti. Phiriksos, kralın kızlarından birisi olan Chalciope'yi beğendi. Onunla evlendi ve Argus, Cytissorus, Melas, ve Phrontis isminde oğulları oldu. Kral Aietes'in kâhinlerine göre, Kolkhis'teki barış dolu günler uzun sürmeyecekti. Gidip bunu krala söylediler. Kâhinlere göre Altın Pösteki yüzünden yakında birisi krala ihanet edip ülkeye mutsuzluk getirecekti ve bu kişi kralın ailesinden biri olacaktı. Altın Pösteki çalındığı gün kral bir şekilde ölecekti. Aietes bunu duyunca hain kim olabilir diye düşündü ve aklına Phiriksos geldi. Kehanet gerçekleşmesin ve kendisi ölmesin diye, ne yapıp edip Phiriksos'u öldürttü. Bunun üzerine Phiriksos'un oğulları Kolkhis'i terkederek babalarının ülkesi Yunanistan'a gittiler. Bu oğullar ileride Argonaut seferine de katılacaklardı. O günden itibaren Kolkhis kralı, ülkesine gelen yabancılara hep kötü davrandı ve çoğunu öldürttü. Çünkü, kâhinlere göre Altın Pösteki'nin çalındığı gün kendisi ölecekti. Altın Postlu Pösteki çalınmasın diye, Aietes bu postu Ares'e adanan ormandaki bir kutsal meşe ağacına astırdı "Kutsal Ares ormanı". Ares bunun üzerine postu korusun diye bekçi olarak korkunç bir ejderha gönderdi, Post ağacı saran ve hiç uyumayan bu dev yılan Serpenten tarafından korundu.

- Wolfeye not: meşe Aresten ziyade Zeusun atribüteleleri arasındadır, Phiriksos koçu Zeusa kurban adamışsa da Aietes koçun postunu Zeusa değil Arese adanmış bir meşe ormanında koruma altına alıyor - irdelenmesi gereken bir detaydır

İşte bu şekilde Güneş tanrısı Helios’un oğlu olan Kolhida (Colchis) kralı Ayet’nin (Aietes) görkemli bir zenginliğe, bir koçun altın postuna ya da “Altın Post”a sahip oldu.

İason'nun soyu
Yunanistan'da İolkos'un - Teselya (bugünkü Volos) kurucusu kral Kretheus'tu. Rüzgârlar kralı Aeolus'la Enarete'nin oğullarıydı. Kretheus'un 3 eşi vardı: Sidero, Demodice ve Biadice.

Diğer taraftan, Salmoneus, rüzgâr tanrısı Aeolus'la Enarete'nin oğullarıydı. Daha sonra Elis kralı oldu ve Salmonia şehrini kurdu. Arkadia kralı Aleus'un kızı Alicidice'yle evlendi ve biri kız 3 çocuğu oldu: kızı Tyro, oğlanları Athamus ve Sisyphus. Çok geçmeden kendisine 2. bir eş aradı. Bulamayınca, Kretheus'un eşi Sidero'yla aşk yaşamaya başladı.

Salmoneus sürekli kendisini Zeus'la eş güçte olduğuna hükmedip duruyordu. Bunun için Zeus'un göklerde gezen arabasına benzeyen bir araba yaptırdı. Arabanın arkasına bronz kaplar bağlattı ki giderken yere sürtünsün ve Zeus'un gökgürültüsünü taklit etsin. Parlak boyayla boyattığı mızrakları ve taşları da arabasını gürültüyle sürerken halkına savurmaya başlayınca, Zeus, gerçek yıldırımlarla onu ve şehrini yoketti.

İolkos'un kralı Kretheus, Salmoneus'un kızı Tyro'nun güzelliğini duyunca onu 4. eş olarak almak istedi ve onunla evlendi. Tyro, ona 3 oğlan doğurdu: Aeson, Pheres, Amythaon.

Ama bir gün Tyro, ırmak tanrısı Enipeus'a çılgınca aşık oldu. Evli olduğundan Enipeus, Tyro'dan uzak durdu. Tyro çok güzel olsa da, onun her istediğini yapacağını söylese de, Enipeus tüm bu yalvarmalara aldırmadı ve Tyro'nun tüm tekliflerini geri çevirdi. Bunu gören Poseidon, bir gün Tyro'nun içini şehvetle doldurup, dış görünüşünü de Enipeus olacak şekilde değiştirip, Tyro ile sevişti. Bu birleşmeden ikiz iki erkek çocuk dünyaya geldi: Pelias ve Neleus.

Tyro, kocası Kretheus'tan çekindiği için bir bahane bulup şehirden uzaklaştı ve çocuklarını dağda bir kulübede doğurdu. Onları büyütmesi için bir kadına bıraktı ve kendisi İolkos'a döndü ve Kretheus'a kendisine Poseidon'un tecavüz ettiğini söylemek zorunda kaldı. Kretheus, Tyro'ya inanmadı ve onu Sidero'ya teslim etti. Sidero, zaten hoşlanmadığı Tyro'ya hep kötü davrandı ve onu, başına gelenler yüzünden hep aşağıladı.

Pelias ve Neleus ise büyüyüp delikanlı olduklarında İolkos'a gelip annelerini ziyaret ettiler. Burada Sidero, anneleri Tyro'yu onların önünde de aşağılayıp kötü sözler söyleyince, hiddetlenip onu öldürmeye kalktılar. Sidero, oğlanların şiddetinden korkup kaçtı ve İolkos'ta Hera için yapılmış bir tapınağa saklandı. Pelias'la Neleus onu orada bulup öldürdüler. Sidero'yu kendi sunağında öldürdükleri için Hera Pelias'la Neleus'a çok kızdı ve intikam için planlar yapmaya başladı. Heranın kini  ileride Argonaut Seferi'ne yol açacaktır ve tüm bu olaylar olup biterken İason (Jason) henüz doğmamıştı.

Pelias tahta zorla nasıl geçiyor
Pelias, Kretheus'un Tyro'dan olma büyük oğlu Aeson'la üvey kardeştiler. Pelias'ın babası Kretheus ölünce taht kime kalacak tartışması yaşandı. Tahta en büyük olan Aeson geçmeliydi ama Pelias, zor kullanarak Aeson'u Tyro'nun da desteğiyle hapse attırdı ve kendisi de tahta geçti. Pelias, Kretheus'un diğer oğulları Pheres ve Amythaon'u da şehirden kovdu. Pheres, gidip Pheres şehrini kurdu ve oranın kralı oldu. Amythaon ise iki oğlu Melampus ve Bias'ı yanına alarak Elis krallığına gittiler ve Argos'a yerleşip, tahtı Proteus'la paylaştılar. Pelias'ı bir kâhin gelip uyardı: Bir gün ayağının birinde sandalı olmayan birisi gelip tahtı isteyecek ve hatta ölümüne sebep olacak. Pelias, kral olmayı çok sevdiği ve iktidar gücünü hep elinde tutmak için, kâhinin dediklerini aklından çıkarmadı.

Bir süre sonra Pelias, iktidarına ileride göz koyar diye ikiz kardeşi Neleus'u bile şehirden kovdurdu. Neleus da Elis'e gitti ve kuzeni Aphareus'un kendisine bağışladığı krallığının bir bölümü aldı. Sonra da Pylos şehrini kurdu.

İolkos'un uçsuz bucaksız zindanlarında Aeson kendisine bir kadın buldu ve onunla evlendi. Orada bir oğlu oldu: İason. Aeson, onu İolkos'tan uzaklara gönderdi ve yarısı at yarısı insan bir kentauros Kheiron'a büyütmesi için verdirdi. Pelium Dağı civarında bir bölgede yaşayan ölümsüz Kheiron, ona savaşmasını ve hekimlik sanatını öğretti.

Yıllar sonra Pelias, Poseidon'u şereflendirmek için Olimpiyat'ların ev sahipliğini üstlendi. Tesalya başta olmak üzere, Yunanistan ve dünyanın her yerinden yiğitler İolkos'a akın ettiler. İason, yarışmalara katılmak amacıyla İolkos'a giderken yolu üzerindeki Delphoi'ye giderek, oradaki Apollon'un meşhur rahibine danışmak istedi. Tanrı'nın sözcüsü İason'a bir panter postu giymesini ve elinde bir kargı (iki kaynaklarda iki mızrak) taşımasını söyledi. Delphoi'den ayrılan İason, Pelion dağı eteklerindeki, çamurlu Anavros (Anaurus) nehrini geçmek isteyen yaşlı bir kadın gördü. Bazı mitologlara göre bu kadın, kılık değiştirmiş Hera'nın ta kendisiydir. İason, kadına yardım etmek istedi ve onu sırtına alıp karşıya geçirirken suda ayağı kayınca, ayağındaki sandallardan birisi çıkıp akıntıyla uzaklaştı. İason, ayağında tek sandalla İolkos'a bir kurban töreni günü ulaştı. Yarışmalara kaydını yaptırırken, "ayağında tek sandalı olan adam" olarak anons edildi. Bu durum, zaten işkilli olan Pelias'ın kulağına gidince, onu hemen sarayına çağırttı, 6. gün İason peliasın karşısına çıktı, Pelias karşısındaki adamın gösterişli savaşçı yapısından ürktü. Ayrıca, onun Aeson'un oğlu olduğunu da öğrenince iyice telaşa düştü.

İason'nun görevi
İason'un tek şartı vardı: Tahta hemen kendisi geçmeliydi. Pelias bunu bir şartla kabul etti, İason gidip altın postlu pöstekiyi İolkos'a getirmeliydi. İason bunu kabul etti. Pelias, İason'un bir daha asla geri dönemeyeceğini tahmin ediyordu.

Gemi mürettebatı oluşuyor
Pelias'ın emriyle İason'un görevi tüm Tesalya'ya duyuruldu. Zaten olimpiyatlar için Herakles başta olmak üzere pekçok yiğit İolkos'a gelmişti. İason, başvuranlardan en güçlülerinden 50 tanesini kendisi seçti. İason'a yardım etmek için gelenlerin arasından seçilen elli Argonaut'tan önemlileri: Phiriksos'un oğlu Argos, Polydeukes (Polluks), Herakles (Herkül) ve yanından hiç ayırmadığı arkadaşı Hylas, Admetos, Peirithoos, tanrısal ikizler Dioskur'lar, Ozan Orpheus, meşhur Telamon, Kastor, dümenci Tiphys, Atalanthe, bilici (kahin) İdmon ve Pelias'ın oğlu Acastus, amphiaros, Boreas oğulları Kalais ve Zetes'tir. Daha da katılanlar olunca bu sayı 70'e çıktı.
Arganoutların listesi
Acastus, Pelias ve Anaxibia ya da Phylomache'nin oğlu. İolkos'lu.
Actor, Deion'un oğlu. Phocis'li.
Admetus, Pheres ve Periclymene'nin oğlu, Pheres'li.
Aethalides, Hermes ve Eupolemeia'nın oğlu. Haberci.
Amphiaraüs, Oécles'in oğlu. Argos'lu.
Amphion ve Asterius, Hyperasius'un oğulları. Pallene'li.
Ancaeus ve Erginus, dümenci. Poseidon ve Astypalea'nın oğlu. Milet'li.
Ancaeus, Lycurgus ve Cleophyle ya da Eurynome. Arcadia'lı.
Aphidamas ve Cepheus, Aleus ve Neaera'nın oğulları. Arcadia'lı. Ancaeus'un amcaları.
Argos, Argo'yu yapan tekne ustası.
Ascalaphus, Ares'in oğlu. Orchomenus bölgesi.
Asterion, Cometes ve Antigone'nun oğlu.
Atalanta, Schoeneus'un kızı. Boeotia'lı avcı kız.
Augeias, Poseidon ya da Phorbas ve Hyrmina. Elis bölgesi (helios'un oğullarından biridir bu onu aynı zamanda aietesin kardeşi yapar, -ki bu ilginçtir, elis bölgesi de yine heliosun adından geliyor)
Autolycus, Deimachus ya da Hermes'in oğlu.
Butes, Teleon ya da Poseidon ve Zeuxippe'nin oğulları. Atina'lı.
Caeneus, Coronus'un babasının oğlu, Lapith ırkından.
Calais ve Zetes kardeşler, Rüzgârların kralı Boreas ve Oreithyia'nın oğulları (Boread'lar)
Canthus, Canethus'un oğlu. Euboea'lı.
Castor, Helena'nın ağabeyi. Tyndareus ve Leda'nın oğlu. (Dioskur'lardan birisi), Sparta'lı.
Clytius ve İphitus, Eurytus'un oğulları, Oechalia'lı.
Coronus, Caenus'un oğlu. Lapith ırkından ve Tesalya'lı.
Deileon, Deimachus'un oğlu.
Deucalion, Minos'un oğlu. Girit'li.
Eribotes, Teleon'un oğlu. Atina'lı.
Erytus ve Echion, Hermes ve Antianeira'nın oğulları. Alope'li
Euphemus, Poseidon ve Europa'nın oğlu. Taenarus bölgesinden.
Eurydamas, Ctimenus'ın oğlu. Dolopian
Eurytion, İrus ve Demonassa'nın oğlu. Phthia'lı.
Herakles, Zeus ve Alkmene'nin oğlu. Tiryns'li.
Hippalcimus, İtonus'un oğlu.
Hylas, Theiodamas ve Menodice. Herakles'in arkadaşı.
İason, Aeson ve Alcimede'nin oğlu. Argo'nun kaptanı.
İdas ve Lynceus, Aphareus ve Arene'nin oğulları, Arene'li
İdmon, Apollon'un ya da Abas ve Cyrene ya da Asteria'nın oğlu. Argos'lu, kâhin.
İphiclus, Phylacus ve Clymene'nin oğlu, Phylace'lı
İphiclus, Thestius'un oğlu. Aetolia'lı.
İphitus, Naubolus'un oğlu. Phocis'li.
İphitus, Sthenelus'un oğlu. Miken'li.
Laertes, Arcreisius ve Chalcomedusa. Argos'lu. Odysseus'un babası.
Laocoon, Meleager'ın amcası. Kalydon bölgesinden.
Leitus, Alector ve Cleobule'un oğlu.
Melampus, Poseidon'un oğlu. Pylus'lu.
Meleager, Oeneus ya da Ares ve Althaea'nın oğlu. Kalydon bölgesinden.
Menoetius, Actor ve Aegina'nın oğlu. Phocis'li.
Mopsus, Ampycus ve Chloris. Lapith ırkından, Kâhin.
Nauplius, Clytoneus'un oğlu. Argos'lu.
Oileus, Hodoedocus ve Agrianome'un oğlu. Locris'li.
Orpheus, Oeager ve Calliope'nin oğulları. Thrace bölgesinden
Palaemon, Hephaistos ya da Lernus'un oğlu. Aetolia'lı.
Peleus ve Telamon, Aeacus ve Endeis ya da Creusa'nın oğulları, Phthia ve Salamis'li
Penelaus, Hippalcimus. Boeotia bölgesi.
Periclymenus, Neleus ve Chloris'in oğlu. Pylus'lu.
Phalerus, Alcon'un oğlu. Atina'lı.
Phanus ve Staphylus. Dionysus'un oğulları. Girit'li.
Phlias, Dionysus ya da Ceisus ve Araethyrea'nın oğlu.
Poeas, Philoctetes'in babası.
Polydeuces, Zeus ve Leda'nın oğlu, (Dioskur'lardan birisi), Sparta'lı
Polyphemus, Eilatus ve Hippea'nın oğlu. Arcadia'lı.
Talaus, Leodocus ve Areus, Bias ve Pero'nun oğulları. Argos'lu.
Tiphys, Hagnias ya da Phorbas ve Hyrmina'nın oğlu. Dümenci.

Argo gemisinin yapımı
İason Tesalya'nın en meşhur tekne ustası olan Argos'a, tanrıça Athena gözetiminde 50 kürekli (kimi kaynaklarda 55) bir gemi yaptırdı, teknenin yelkeni karedir. Gemi, Tesalya'nın bir limanı olan Pagasai'de inşa edildi. Kereste Pelion dağından geldi. Pelion Dağı'ndaki kutsal ağaçlar bu iş için  Athena'nın gözetiminde kesildi. Ayrıca, Dodona bölgesinin kutsal meşe ağacından kesilen pruvası özeldi. Athena, pruvayı kadın figürüşeklinde kendisi yonttu ve ona konuşma özelliği verdi. Böylece pruva, kehanette bulunabiliyordu. Sefer boyunca geminin konuşma özelliği destanda işlenmiştir. Herşey bittikten sonra gemiye Argo ismi koyuldu. İnşası bitince de tekne İolkos'a getirildi.

Argos sözcüğü Yunancada hızlı, hafif, parlak anlamındadır. Sefere katılan yiğitlere de geminin adından dolayı Argonautlar (Argo gemicileri) dendi. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonautların bu uzun serüvenini Rodoslu Apollonios yazmıştır. İ.Ö. III. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarıdır.

İason, Apollon'a kurban kesilerek yola çıkmak istedi ama pruvası konuşma yeteneğine sahip olan Argo, Herakles iri olduğundan onu taşımak istemedi ve bunu konuşarak da belirtti. Athena bu işi kolayca çözümledi. Sonra, seferin geleceğine dair kahin İdmon'a danışıldı. Herkesin sağsalim döneceğini, bir tek kendisinin seferde öleceğini bildirdi!

İason ve yoldaşı Argonotlar'ın ,gelişmiş Kolkhi ülkesine seferlerini anlatan Yunan Mitolojisinin bu en ünlü efsanesi , yol boyunca uğranan ülkeler ,aşılan mitlerle devam ediyor.Sonuçta medeia'yla evlenerek postu alan İason'un İolkos'a dönüp tahtı devraldığı ,orada sakin bir hayat sürdüğü veya bir süre sonra kovulduğuna dair birçok tradisyon da vardır. biz hikayemize kaldığımız yerden devam edelim

Uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra Ayet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar. Kral, Yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. Ayet, İaosun’un şartlarını yerine getirmesi halinde “Altın Post”u Yunanlılara vermeye karar verir. İason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. Sonra İason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. Bu dişlerden savaşçılar çıkmaktadır. İason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. Yunanlılar ancak bundan sonra “Altın Post”u alabileceklerdir.

Bu şartları, Ayet’in dışında kimsenin yerine getirmesi mümkün değildir. Bundan dolayı kral İason’un öleceğinden emindir. Kralın kızı Medea’nın yardımı olmasa, Yunanlıların liderinin, Ayet’in şartlarını yerine getiremeyeceği açıktır. Kralın kızı, ilk görüşte İason’a âşık olmuş ve ona yardım etmeye karar vermiştir. Medeia bir büyücüdür İason'a büyülü bir merhem hazırlar. Bu merhemi süren bedene silah işlemez gün boyunca ne yaralanır ne ölür. Ejderhanın dişlerini toprağa ektikten sonra topraktan çıkacak adamların aralarına bir taş attığında kendi aralarında kavgaya tutuşup bir birlerini öldürecekler diye İason'a söyler. Onun yardımıyla İason kralın şartlarını yerine getirir ve Aietes’den “Altın Post”u ister. Kral, Yunanlılara kimin yardım ettiğini hemen anlar ve “Altın Post”u vermeyeceğini açıklar. Bunun üzerine İason, postu ele geçirmeye karar verir. Ne var ki Medea’nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi olanaksızdır. Kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve Yunanlılar “Altın Post”u ele geçirmeyi başarırlar. Hızla gemilerine binerler ve ülkeleri Yunanistan’a doğru yola çıkarlar. Medea da İason’la birlikte gider. Aietes, postun götürüldüğünü ve kızının kaçtığını öğrenir öğrenmez, hemen ordusunu toplar ve Yunanlıların peşine salar, ama askerler “Altın Post”u geri almayı başaramazlar. Iason ve Medeia Altın Postla birlikte İolkos'a dönerler.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Altın Post - Sefer başlıyor
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2013, 00:08:40 »
Sefer başlıyor
Thessalia'daki Pagasai  limanında inşaa edilen Argo İolkos limandan denize indirilir. Tanrı Apollon'a yapılan kurbanlar, önbilici İdmon tarafından iyiye yorumlanır. İdmon'un kendisinden başka, yolcuların hemen hepsi geri dönecektir.

İlk uğrak yeri: Limni adası
Hypsipyle, Limni adası kralı Thoas ve Amazon Myrina'nın kızı tanrı Dionysos'un da torunudur. Onun döneminde Limni halkı Afroditi ve onun mabetlerini çok ihmal ederler, Tanrıça bu duruma öfkelenip ve tüm limni kadınları lanetler, ada sakini kadınların vucut kokuları erkeklere aşırı kötü ve dayanılmaz hale gelir, haliyle erkekler eşlerini ve diğer ada kadınlarını ihmal etmeye başlarlar, üstüne birde adaya dışarıdan trakyadan kadın getirmeler olunca gün olur bu durum Lemnos kadınlarının canına tak eder ayaklanıp bir gecede cariyeleriyle birlikle kocalarını ve tüm erkek akrabalarını öldürürler, Hypsipyle yaşlı babasına kıyamaz öldürmüş gibi gösterip Khios adasına (sakız adası) gönderir ve eski kralın kızı olduğu için ada kadınlarının başına seçilir.

Argonautlar bu adaya çıktığı zaman kadınlar önce Argonaut'lara saldırdıkları halde, erkeklerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını görünce yumuşamışlar bizim denizciler burada bir kaç ay konaklar, Hypsipyle İasonla ilişkiye girer ve Euneus ve Nebrophonus (Deiphilus ve Thoas). adında ikiz çocukları olur.

Herakles ile birlikte bir grup tayfa adaya hiç çıkmayıp gemide kalmıştır, adaya çıkan iason ve diğer tayfa ise bir türlü ayrılmaya yanaşmamaktadır, günler geçer yolculuk ertelendikçe ertelenir, (kişmi anlatımlara göre üç ay) ancak Heraklesin zorlamasıyla İason tekrar yola çıkmaya razı olur.

İason çocuklarını Hypsipyle'ye emanet edip adadan ayrıldıktan sonra Limni’li kadınlar Hypsipyle'nin babasının yaşadığını dolayısıyla kraliçelerinin onu öldürmemiş olduğunu öğrenip ayaklanırlar, Hypsipyle adadan kaçmak zorunda kalır, fakat yolda korsanların eline düşerek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satılır. Lykurgos'la karısı Eurydike, Hypsipyle'yi oğulları Opheltes'e dadı yaparlar.

Bir gün Hypsipyle kucağında çocukla kırlarda dolaşırken Thebai'yi kuşatmaya giden yedi kahramanı görür, savaşçılar ondan susuzluklarını giderebilecek bir pınar göstermesini rica eder, Hypsipyle  pınarı tarif etmek için çocuğu yabani kerevizlerin üzerine koyunca bir yılan çocuğu boğar, (Korinth Arkeoloji müzesinde bu olayı tasvir eden bir kabartma da bulunmaktadır) ve bu ölüm o dönemde düznlenmekte olan Thebai seferinin başarısızlığa uğrayacağına belirti sayılır. Lykurgos'la karısı; Hypsipyle'ye ölüm cezası vermek isterler, ama Yedilerden Amphiaraos araya girip Hypsipyle'nin Lemnos'a dönmesini sağlar. Bir söylenceye göre Nemea oyunları kundaktayken ölen Opheltes'i onurlandırmak için yapılan cenaze töreninde başlamıştır (Apollod. i. 9.§ 14; Paus. ¡1. 15. § 3).

Not-1
Limni adasında Kabeiroi’ye adanmış bir tapınak bulunmakta ayrıca Hephaestos’a da tapınılmaktaydı. Efsaneye göre Zeus, Hephaestos’u Olympos’tan attıktan sonra Tanrı bu adaya düşmüştür.

Kabeiroi (Kabeirler), Samothrake (Semadirek)’de de tapınakları bulunan, gene Imbros’ta (Gökçeada) bir tapınağı bulunabileceği düşünülen, Herodotos’un da bahsettiği esrarengiz tanrılardandır. Hephaestios Kabeirler ile birlikte anılır, ataları veya babaları olarak gösterilir. Bazı kaynaklarda Proteus’un kızı Cabeiro ile olan ilişkisinden Kabeirler’in oluştuğu söylenmektedir. Herodotos’a göre Kabeiroi Sırları Pelasglar’dan miras kalmıştır. (Samothrake adası argonotların ikinci uğrak yeridir)

Not-2
Prometheusun insanlara verdiği ilk ateşi bu adadan hephaistosun ocağından çalmış olduğunu da ekleyelim, dolayısıyla ada halkı için Hephaistosun bu anlamda ayrı bir önemi de bulunmaktaydı.

İkinci uğrak yeri: Semendirek adası
Çanakkale Boğazı’na girmeden Samothrace (Semadirek, Semendirek) Adası’na varırlar ve ozan Orpheus'un öğüdüne uyarak adadaki gizemlere erdirilirler. Semadirek Kabeirler’e tapan 3 önemli adadan biridir. Axierus ,   Axiocersa , Axiocersus ve Casmilus isimleri kısaca Kabeirler olarak   kabul edilmekte ve bu tanrılara tapınılmaktadır. Sparta Kralı Lysander, Büyük İskender’in   babası Makedonya Kralı II. Philip, Cornelius Piso ve Julius Caesar’ın   kayınpederi buradaki tapınağı ziyaret etmiş önemli isimlerdir. Oradan da Marmara Denizi’ne girerler ve Arktonnesos (Kapıdağı Yarımadası)’na ulaşırlar.

Not-1
"Şefik Can"nın Klasik yunan mitolojisi kitabında (sayfa 11) Bereket tanrısı Plutosun babası olarak iason (jason) adı geçiyor bu kişinin argonot jason olma ihtimaline karşı küçük bir araştırma yaptım ve Demeterin sevgilisi ve Plutosun babası olan kişinin "Giritli İasion" (Jasion) adıyla anıldığı ve bizim jasonla ilgisi olmadığı sonucuna vardım ama yine de not düşmek gerekir diyerek buraya ekliyorum (iasion zeus tarafından gönderilen bir yıldırımla öldürülmüştür)

Dolionların ülkesindeki istenmeyen kaza
Dolionların ülkesine gelen Argonaut'ları kral Kyzikos çok dostça karşıladı ve onurlarına bir şölen düzenledi. Kahramanlar daha sonra yola çıktılar ve bir firtınaya yakalandılar. Fırtına onları sürükleyerek gece karanlığında az önce kaldıkları ülkenin kıyılarına sürükledi. Dolion'lular gece karanlığında kıyıya çıkan Argonaut'ları korsan zannederek onlara saldırdılar ve kral Kyzikos bu kavgada İason tarafından öldürüldü. Onun karısı Kleite de (Cleite) daha sonra üzüntüsünden kendini öldürdü. Nymphe'ler (periler) üzüntülerinden o kadar çok ağladılar ki onların göz yaşlarından kraliçenin adını taşıyan bir kaynak meydana geldi. Argonaut'lar bu istenmeyen savaşta ölen dostları Kyzikos ve diğerleri için üç gün yas tuttular, kurban törenleri yaptılar ve yine yola çıktılar. Truva'yı geçtiler ve Marmara Denizine girdiler.

Herakles ekipten ayrılıyor
Daha sonraki durakları, sonraları İpek Yolu'nun önemli duraklarından birisi olacak olan Mysia kıyılarındaki Cius'ta (Mudanya limani civarı, Gemlik) karaya çıktıklarında Herakles, kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmek için ormana daldı. Yanında da Dryopia Kralı Theidomas'ın da oğlu olan Hylas isminde çok sevdiği bir yoldaşı vardı. Delikanlıyı tatlısu aramaya göndermişti. Tatlısuyu bulan Hylas'ı su doldururken gören su perisi Pegae (Kral Dryops’un peri kızı Dryope ya da topluca Nymphalar) çok beğendi ve onu kaçırdı. Hylas geri gelmeyince Herakles arkadaşı Polyphemos ile onu aramaya koyuldu. Teknedekiler şafak sökerken Herakles'in dönmediğini görünce karar İason'a bırakıldı. Zaten yarı deli Herakles'i istemediğini en baştan beri sürekli dile getiren Argo'nun da etkisiyle İason, istemeye istemeye, Herakles'i arkalarında bırakma kararı aldı, Argo Heracles’in görevlerinin başlayacağını ve Polyphemos’un da burada bir kent kuracağınıda bildirmiştir. Gemi, kahramanı arkada bırakarak yoluna devam etti. Herakles arkadaşı Polyphemus ile birlikte hizmetçisi Hylas'ı uzun zaman aradı. Bakmadığı mağara, çıkmadığı dağ kalmadı ama hiçbir zaman bulamadı, Hylas ise geri dönmeyi kendisi istemedi Çünkü o da periye aşık olmuştu. Sonraları Polyphemos önce Kios, sonra Prusa (Bursa) adlarını alacak olan şehri kurar.

Not: Mysia Olympos’unda (Saman Dağları ya da Uludağ) rahipler, üç kez “Hylas” diye bağırılarak dolaşılan törenler düzenler.
Kaynak: hizirovacik.com

Kadıköy'de Poseidon'un oğlu Amykos
Daha sonra Berbryk'lerin ülkesine vardılar. Anadolu yakasındaki Chalchedon (Kalkedon, bugünkü Kadıköy) vardıklarında, Poseidon'un oğlu Amykos ile karşılaştılar. Bu kuvvetli dev, Berbry'ler bölgesinin kralıydı ve ülkesine her geleni “kestos/ kurşun eldivenine güvenerek” kendisiyle boy ölçmeye zorluyordu. Çoğu zaman da yeniyor ve yolcuyu öldürüyordu. Argo'daki Pollux hemen dövüşmeyi göze alsa da Zeus'un oğlu Polydeukes kralın karşısına geçti ve onu yendi. Böylece yolculara karşı insafsızca davranan Amykos'un bu davranışı sona erdi.

Salmydessos'ta Poseidon'un bir başka oğlu Phineus
Argonautlar Kolkhis'e doğru yelken açtılar fakat çıkan fırtına bu kez onları Thrakia (Trakya) kıyılarındaki Salmydessos'a (Kıyıköy) sürükledi, (kimi kaynaklarda Bithynia (Kocaeli) -ki daha mantıklıdır) Burasının kör kralı Phineus, Poseidon'un oğluydu ve aynı zamanda bir kâhindi, fakat Tanrılar’ın birçok planını açıkladığı için kör edilerek cezalandırılmıştı, Phineus sadece kör edilmekle kalmamış devamlı aç bırakılmıştır çünkü ne zaman yemek yemeye başlasa Harpyalar saldırıyorlar ve tabağındakileri kapıyorlar, bir de yerine çok kötü kokan dışkılarını bırakıyorlardı, Phineus’un başı, Thaumas’la Elektra’nın bu iki kızıyla fena hâlde derttedir. Aello (kasırga) ve Okypete (bora), aynı zamanda Phineus’un krallığında neredeyse bebek/ çocuk bırakmamıştır. İri kartal pençeleriyle kapıp kaçırdıkları çocukları, Hades’e götürdükleri söylenmektedir. Boreas oğulları Kalais ve Zetes, bu kadın yüzlü ve kanatlı canavarların peşine düştüler ve onları yakaladılar, Tam ikisinide öldürecekken Hera'nın habercisi İris gelerek Harpyaların bağışlanmasını diledi, Phineus'un krallığını rahat bırakmaları karşılığında serbest bırakıldılar. Harpyalar Strophade (Stamphane) adalarına gittiler ve bir daha gelmediler. Hemen o gece kral Phinius onuruna bir şölen düzenlendi. Yaşlı kral o gece dilediği kadar yedi içti ve Argonautlara memnuniyetini bildirdi. Daha sonra Argonaut'lara yolda ne gibi tehlikelerle yüzyüze gelebileceklerini ve bunları nasıl atlatabileceklerini bir bir söyledi. Söylediklerinin içinde İason'un en çok dikkatini çeken ve ilgiyle dinlediği konu, boğazlardan geçmek isteyen her gemiyi ezerek parçalayan, meşhur "çarpışan kayalardı".

Kıyıköy, Trakya’da bulunan ve antik çağlardan bu yana bulunan bir yerleşim merkezidir. Salmydessos adı Herodotos Tarihi’nde de Strabon   Geographica’da da geçmektedir. Kıyıköy’de yamaç kayalığına oyulmuş Aya Nikola Manastırı ve şehir girişindeki Bizans dönemine ait kapı önemli tarihi eserlerdir.



Çarpışan mavi kayalar (Symplegad'lar)
Karadeniz'e geçmek için ilk önce Boğaz Geçidi'nden (Halikarnas balıkçısına göre Kavaklar) geçmeleri gerekiyordu. Geçit iki kaya tarafından korunmaktaydı ve bunlar aralarından geçen bir gemi olunca birbirlerine hızla çarpıyor, arada kalan herşeyi eziyorlardı. Symplegad'lar (çarpışan mavi kayalar) denen bu bölgeden hiçbir gemi geçemiyordu. Argonautlar bu durumu ihtiyar Phinius sayesinde önceden bildiklerinden hazırlıklıydılar ve yanlarında getirdikleri bir güvercini (*şarap renkli oinas) geçide vardıklarında saldılar. Güvercin geçitteki iki kayanın arasına gelince, kayalar derhal kapandılar fakat güvercin kayalardan daha hızlı olduğundan kurtuldu. Daha sonra kayalar yavaşça açılmaya başladılar. Kayalar yavaş yavaş açılırlarken gemiyi iki kayanın arasına sürdüler. Kayaların tekrar çarpışarak bir araya gelmeleri için, kayaların önce sonuna kadar açılmaları gerekiyordu. Kayalar açılarak birbirlerine en uzak mesafeye gelmeden gemiyi araya sürdüklerinden zamandan kazanmışlardı. Argo son sürat güvercini takip ederek iki kayanın arasında ilerledi. Yolun ortalarını geçtikten hemen sonra kayalar birbirlerinden en uzak mesafeye geldiler. Gemi çıkışa doğru hızla ilerlerken kahramanlar canla başla küreklerine asıldılar. Bu sırada kayalar tekrar kapanmak üzere hamle yaptı. Kayalar birbirlerine şiddetle çarptıklarında sadece Argo'nun pupasındaki yıldız şeklindeki bir süsü ezildi. Bu şekilde gemi buradan güvenle geçmiş oldu. Zeus, geçitteki durumu yukarıdan izliyordu. Geminin bir güvercin hilesiyle geçitten geçtiğini görünce kayaların artık etkisiz olduğuna karar vererek, geçitteki bu kayalara yerlerine mıhlanmalarını buyurdu. Bugün burada bu kayalar hareketsiz durmaktadır. Geçitteki akıntı çok kuvvetliydi. Argonaut'lardan birisi olan Orpheus, kürekçilerin canı sıkılmasın diye lirini çaldı. Gemi daha sonra Yunanlıların "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıktı.

* Zeus'u çocukluğunda Girit mağaralarındaki şarap renkli güvercinler beslemiş, Tanrıların ve Tanrıçaların Kralı'na ''ambrosia'' adı verilen ölümsüzlük şerbetini sunmuşlardır.)

Ayrıca Rumeli Feneri'ne yakın olan kayanın doruğunda Apollo Tapınağı'nın yükseldiği, Apollo'nun yunusa dönüşerek Argonotların dümencisi Tiphys'e yol gösterdiği de söylenceler arasındadır. Bizans devrinde aynı kayanın üzerine deniz kazalarını önlemek amacıyla yüksek bir sütun dikilmiş, adına Pompeius Sütunu denmiştir. Osmanlı bu kayalara Mavi Kayalar, Ağlayan Kayalar ya da Kanlı Kayalar adını vermiş, sonraları Kocataş ve Körtaş olarak bilinmişlerdir.

Boğaz'ın Avrupa kıyısının kuzeydeki uç noktası olan bugünkü Rumeli Feneri, 19. yüzyılda yapılmıştır. Evliya Çelebi'nin ''Kaleden taşra yüksek bir kule üzre bir fanus-u azim''den söz etmesi, burada daha önce de bir fenerin bulunduğunu kanıtlar. 16. yüzyıl eseri olan Ali Macar Reis Atlası, aynı noktada bir fenerin varlığına işaret eder. 17. yüzyıl kaynaklarına göre, fenerin tepesine 110 taş basamakla ulaşılır, günbatımından gündoğumuna 8 okka (10264 gram) yunus yağı yakılırdı. 18. yüzyılda yaygın olan bir inanışa göre, Sarı Saltık Baba adlı ermişin kandili sönerse, fener karanlığa gömülürdü. İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği burunda bulunan Rumeli Feneri köyünün limanı kayalardan oyulmuştur.

Rumeli Feneri bu balıkçı köyünün üzerinde yükselmektedir. Rumeli Feneri'nin bulunduğu noktanın antik çağdaki adı Panium'du. Rumeli Feneri'nin açıklarındaki Kyanae ya da Symplegadae adlı dev kayalar mitolojik önem taşır Argonotlar, gökgürültüsünü andıran seslerle birbirlerine yaklaşan, çarpan, sonra yeniden uzaklaşan bu büyülü kayaların arasından şarap renkli (''oinas'') bir güvercin uçurmuş, tanrıça Athena'nın yönlendirdiği kuşun yolunu izleyerek Karadeniz'e ulaşabilmişlerdir.

Bir başka söylenceye göre, İstanbul Boğazı'nın derinliklerinden beliren Deniz Tanrısı Triton'un kayaları ayırdığını ve Argo'nun aralarından süzüldüğünü, Symplegadae'lerin bir daha kımıldamadığını söyler.

Thynias, İğneada
Argonautlar, Symplegadlar’dan geçtikten sonra Thynias’a yani İğneada’ya   geldiler. burada Apollon göründü ve kahramanlar da O’na şükranlarını   sundular Tanrı Apollon adına bir sunak yaptılar yolcuklarında   yardım etmesi için kurbanlar adadılar.

Amazonlar
İlk durakları Maryandyn'lerin ülkesi oldu. Kral Lykos onları iyi karşıladı ama bir yaban domuzu avında Argonaut'lardan bilici İdmon ve Argo'nun dümencisi Tiphys öldü. Argonaut'lar daha sonra ilerleyip Amazon'ların ülkesine vardılar. Amazon'ların ülkesi Thermodon (Terme Çayı) ve Themiskyra (Terme) şehri arasındaydı. Vahşilikleri ve saldırganlıklarıyla tanınan bu kadınların bulunduğu yerden geçerken hiç ses çıkarmamaya özen gösterdiler

Söz buraya gelmişken Ordu'nun Perşembe ilçesi sınırlarında bulunan Yason burnundan ve burada 1868 yılında inşaa edilmiş bir kilisenin bulunduğunu da belirtelim.

yine Anabasis isimli eserin, altıncı kitabının 1.maddesinde argonot seferinin karadeniz ayağıyla ilgili şu notlar düşülmüştürr; Ertesi gün Yunanlılar gemi ile buradan yola çıktılar ve uygun bir rüzgarla iki gün boyunca ilerlediler. yolculuk esnasında Argo'nun önünde durmuş olduğu söylenen Yason Dağları'nı ve aşağıda yazılı nehirlerin mansaplarını gördüler, evvela Thermodon'un (Terme Çayı), sonra iris'in (Yeşilırmak), ondan sonra Halys'ın (Kızılırmak) ve nihayet Parthenius'un (Bartın Irmağı)... Bütün bunların önünden geçtikten sonra Heraklia'ya vardılar.

Anabasis isimli eserin, altıncı kitabının 1.maddesinde  şunlar yazılmıştır; Ertesi gün Yunanlılar gemi ile buradan yola çıktılar ve uygun bir rüzgarla iki gün boyunca ilerlediler. Bu yolculuk esnasında (Argo'nun önünde durmuş olduğu söylenen Yason Dağları'nı ve aşağıda yazılı nehirlerin mansaplarını gördüler, evvela Thermodon'un(Terme Çayı), sonra İris'in(Yeşilırmak), ondan sonra Halys'ın (Kızılırmak) ve nihayet Parthenius'un (Bartın Irmağı)... Bütün bunların önünden geçtikten sonra Heraklia'ya vardılar.

Ares'in adası
Giresun Adasına varıp (Aretias) gelip su ve yiyecek ikmali yaptılar. Burada kendilerine musallat olan pirinç tüylü kuşlar (Stymphalian'lar), vaktiyle Herakles tarafından Stymphalos Gölü'nden kovalanan kuşlardı. Pirinç tüylerini ok gibi fırlatabilen bu kuşları usanmadan tek tek oklarıyla vurup öldürdüler. Daha sonra, Kafkas Dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerlediler. İnsanlara, bir rezene bitkisinin kabuğunun içinde,  Zeus'un karşı çıkmasına rağmen, ateşi verdiği için, Kafkaslardaki bir dağın zirvesinde, Zeus'un emriyle, Hephaistos tarafından kırılmaz zincirlerle dağa bağlanmış durumdaki Prometheus'u hâyâl meyâl uzaktan seçebildiler. Ayrıca onun karaciğerini yemeye gelen dev kartalın kanat sesini de duydular. Devam edip Phasis Irmağına (Pasinus) yani Kolkhis'e (Gürcistan) vardılar.

Alıntı
*1 - 2mi3.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Kolkhis'e varış
« Yanıtla #2 : 21 Aralık 2013, 23:07:25 »
Argonotlar Kolkhis'e varıyor
Kolkhis'e vardıklarında güneş oğlu kral Aietes ve Hecate Tapınağı Başrahibesi olan kızı Medeia'nın huzuruna çıktılar ve İason kralın kızını çok beğendi. İason ve arkadaşlarının altın postu almak üzere geldiklerini öğrenince kral Aietes'in yüzü değişti ve bu yiğit gemicilerle çarpışmayı göze alamadı. Altın Postu bir tek koşulla vermeye razı oldu. İason önce bir ejderi öldürecek, sonra da burunlarından ateş püsküren tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşacak ve onlarla bir tarla sürecekti. Daha sonra da kazılan tarlaya ejderhanın dişlerini ekecek ve oradan çıkan silahlı adamlarla çarpışacak ve hepsini yenecekti. İason ister istemez bu koşulları kabullendi. Derenin diğer tarafına geçirdiği ihtiyar kadın kılığındaki ölümsüz Hera da İason'a yardım ediyordu.

Eros okuyla Medeia'yı İason'a aşık ediyor
Afrodit, oğlu Eros'a sevgi oklarından biriyle kralın kızı Medeia'yı vurmasını buyurdu. Eros'ta annesinin verdiği görevi hiç vakit geçirmeden yerine getirdi. Medeia Ne yapıp edip babasının verdiği görevde İason'a yardım edip onun başarmasını sağlamak istedi. güçlü bir büyücü de olan Medeia, İasona kendisini almaya söz verirse yardım edeceğini bildirdi. Sonra da İason'a sürüldüğünde deriyi günboyu silah işlemez hale sokan güçlü merhemler hazırladı. Ejderhanın dişlerini ektikten sonra çıkan silahlı adamların aralarına bir taş atarsa, bunların kavgaya tutuşacağını ve birbirlerini öldüreceğini de söyledi. İason, boğaları boyunduruk altına sokmayı, ejderin dişlerini tarlaya ekip, topraktan çıkan adamları birbirine öldürtmeyi başardı. Fakat, kral Aietes verdiği sözü tutmadı ve Argo gemisini yakmaya ve Argonautları öldürmeyi planladı.

Nihayet Altın postlu koçun pöstekisi İason'un eline geçiyor
Daha hızlı davranan Medeia, İason ile el ele vererek Ares'in ormanına girdiler. Medeia büyülü şarkılarıyla yılan biçimindeki ejderi uyuttu. İkisi koçun pöstekisini Argo gemisine kaçırdılar. zaten hazır olan gemiciler şafak sökmeden yelken açtılar.

Arayı açmak için parçalara ayrılan prens
Argonautların yola çıktığını gören Aietes hemen arkalarından adamlarını saldı. Medeia erkek kardeşi Absyrtos'u da yanına almıştı. Babasının adamlarının yaklaştığını görünce korkunç bir çareye başvurarak küçük kardeşini parça parça doğradı ve parçalarını yol boyunca serpti. Aietes'in adamları prensi düzgün bir törenle, vücudu eksiksiz olarak gömebilmek için bu parçaları toplamakla uğraşak çok vakit kaybettiler ve böylece Argo gemisi uzaklaşıp kayboldu.

Zeus'un öfkesi
Dönüş yolu ilk olarak İstros (Tuna) ırmağına vardılar ve oradan Yunanistan'a varmak için Eridanos'a (Po) doğru ilerlediler. Tuna nehrinde, Adriyatik'e doğru ilerlerken Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutuldular. Medeia, elini kardeş kanıyla kirlettiğinden bu suçtan arınmadıkça Yunanistan'a dönemeyeceklerini anladı ve bunun üzerine halası büyücü ve Güneşin kızı Circe'ye (Kirke) uğramayı akıl etti.

Kirke
Büyücü Kirke, yeğenini arındırdı ama İason'a pek konuksever davranmadı. Yine de onlara yol boyunca yararlı olabilecek, tehlikelerden korunmalarını sağlayacak öğütlerde bulundu. İason, Kolkhis'ten dönerken yolda Phaik'lerin ülkesine uğradı ve orada Medeia ile evlendi. Yola çıkmadan önce Kirke, sirenlerin adasındaki tehlike için onları uyardı.

Sirenler
Argo gemisi daha sonra şarkılarıyla insanları büyüleyen, aklını başından alan Sirenlerin adasının önüne geldi. Bu yarısı kuş, yarısı kadın yaratıklar, tam şarkılarına başlayacakken Orpheus onlardan önce davrandı. Lirinden öylesine büyüleyici ezgiler çıkardı ki Sirenler kendilerinden geçtiler ve sonra da kendi çalgılarını denize atıp pes ettiler. Kirke'nin öğütlerine uyarak, ayrıca Hera'nın da koruyuculuğu altında Charybdis-Scylla'nın uçurumlarını (Messina Boğazı) geçtiler.

Libya
Daha sonra çıkan kuvvetli bir fırtına onları Afrika kıyılarına attı. Çok muazzam büyüklükteki dalgalar Argo'yu kaldırıp karaya, kuru kumların üzerine bıraktılar. Bunun üzerine Argonautlar gemiyi terkettiler. Fakat Libya'lıların ödünç verdikleri silindirlerin üzerinde kaydırdıkları gemilerini tekrar denize indirmeyi başarıp, yeniden denize açıldılar. Kuzey Afrika'daki Atlas Dağları eteklerinde hesperidlerin bahçesinde Herakles'in vaktiyle zehirli oklarıyla vurduğu ejder Ladon'un hâlâ ölmek üzere can çekişmekte olduğunu gördüler. Hesperidlerin bahçesini ziyaret ederek ağaç haline getirilmiş Atlas'ın üç peri kızının gölgesinde dinlendiler.

Girit'teki demir robot Talos
Girit'e vardıklarında, limana bekçilik eden, buradan gelip geçen gemilere kocaman taşlar atan, bronzdan yapılmış, tunç çağından kalma, mekanik bir dev gördüler. Bu devi yapan Kheiron idi. Medeia gözleriyle Talos ismindeki devi tam kocaman bir kayayı gemiye atacakken büyüledi ve sendeleyen dev robot, topuğunu bir kayaya çarptı. Devin topuğundan akan sıvı, onu hareketsiz bıraktı. Sonra Argonautlar güvenle kıyıya çıktılar.

İolkos'a dönüş ve Medeia'nın oyunu
Argo sonunda İolkos'a vardı. İason Altın Postu Zeus'un bir mabedinde yüksekçe bir yere astı. daha sonra saraya dönmek için yola koyuldu. yolda babası Aison'un öldüğünü öğrendi. Amcası Pelias, tahtı vermemek için yine binbir türlü bahane uyduruyordu. İason, eşinden yardım istedi. Medeia, yaşlı kralı ortadan kaldırmanın yolunu buldu. Önce Pelias'ın kızlarıyla arkadaşlık kurarak onlara babaları Pelias'ı nasıl gençleştirebileceğini öğreteceğini vaad etti. Dediklerini kanıtlamak için de, yaşlı bir koçu kurban olarak kestirdi ve eti, içinde birtakım büyülü otlar kaynayan bir kazana attı. Kazanı ateşten alıp üzerini örtüp bekletti. Meraklı kızların gözü önünde kazanın kapağını açtıp içinde canlı, körpe bir kuzuyu onlara gösterdi. Kızlar çok şaşırdılar. Medeia, kızlara şöyle dedi: "Aynı deneyi babaları için yaparlarsa, o da böyle genç bir delikanlı olarak yeni bir hayata başlayacak ve uzun yıllar onlarla birlikte olacak". Medeia böylece Pelias'ın saf kızlarını kandırdı. Pelias'ın kızları bu hileye inanarak o akşam babalarını tüm yalvarmalarına rağmen canlı canlı kestiler ve kazana attılar. Daha sonra kapağı açtıklarında gördükleri babalarının pişmiş etleriydi. Dirilmediğini görünce de çılgına döndüler ve yurtlarından sürüldüler. İason'la sefere katılan Acastus, Pelias'ın oğluydu ve Medeia'nın yolaçtığı bu kötü olay yüzünden, babasını kaybetmenin hiddetiyle İason'a ve medeiaya küstü.

İason ve Medeia kovuluyor

Pelias'ın oğlu Acastus, krallığı ele geçirince ilk iş olarak, İason'la Medeia'yı kovdu. İason, karısını da alarak, Korint Adasına gitti. Argo'yu Korint Adasına karaya oturttu ve onu bir mabed gibi süsleyerek, armağan olarak Poseidon'a sundu. Ardından Medeiayla birlikte Korinthos'a gittiler ve oraya yerleştiler.

Peleus günahlarından arınıyor
Sefere katılanlardan Peleus, Bir zamanlar Kalydonian'daki meşhur boğanın avı sırasında istemeyerek Eurytion'u öldürmüştü (Bu ava; Korint adasından yardıma gelen İason, Acastus, Herakles'in ikiz   kardeşi İphikles, Odysseus'un babası Laertes, kadın savaşçı Atalanta, Akhilleus'un babası   Peleus ve Theseus katılmışlardı.) günahından arınmak için İolkos'ta iken Acastus sarayında bir süre misafir olur Acastus bir ritüel ile Peleus'u günahından arındırır.

Peleus iftiraya uğruyor
Peleus, İolkos'ta misafir olarak kalırken, Pelias'ın ölüm töreninde Pelias onuruna bir güreş turnuvası tertiplendi. Peleus'un karşısına çıka çıka kadın savaşçı Atalanta çıktı. Atalanta, vaktiyle Peleus'la Kalydonian Boğa Avı'na da katılmıştı. Güreşte Atalanta Peleus'u yendi. Acastus'un eşlerinden birisi olan Astydamia, Peleus'la ilgilenmeye ve ona kur yapmaya başladı. Peleus, kadına karşılık vermedi ve misafir olması nedeniyşe ondan uzak durdu. Astydamia ise red edilmeyi hazmedemeyerek kocası Acastus'a gidip Peleus'un kendisine tecavüz ettiğini söyledi.

Kheiron Peleus'a yardım ediyor
Acastus bu yalana kanıp Peleus'u öldürebilmek için bir av tertip ettirdi. Av sırasında tehlikeli bir bölgeye bile bile girdiler. Burası at adamlar olan kentaurosların bölgesiydi ve yabancıları hiç sevmezlerdi. Gecelemek için kamp kurduklarında, Acastus, Peleus'un sihirli kılıcını çaldı ve sakladı. Sonra onu uyurken, kentaurosların bölgesinde yalnız başına bırakarak adamlarıyla birlikte İolkos'a döndü. Peleus uyandığında kılıcını aradı ama bulamadı. Bu arayış esnasında kenrauroslara yakalandı, kentaurosların başı hekim Kheiron bilge birisiydi Peleusa güvendi serbes bıraktı hatta kılıcını bulup ona geri verdi.

İolkos'un ve tüm Tesalya'nın kralı Thessalus
Peleus Acastus'tan intikam almak için etraftan bol miktarda adam topladı ve küçük bir ordu kurdu. Kendisine İason, Kastor ve Polydeukes da eşlik etti. Ordusuyla İolkos'a girip Acastus'u ve iftiracı karısını öldürdü. Yeni kral, İason'un Medeia'dan olma oğlu, Alcimenes'in ikiz kardeşi Thessalus oldu. Thessalus, çok adil ve güçlü bir kral oldu. O kadar ki, tüm hükmettiği bölgeye onun ismi verildi ve o günden beri orasının ismi Thessalus yani Tesalya oldu.

İason Medeia'yı boşuyor
Peleus ve İason, birlikte Thessalus'u kral yaptıktan sonra, İason karısına Medeia'ya döndü ve Korinthos'ta uzun yıllar barış ve mutluluk içinde yaşadılar. İki de çocukları oldu. Kral Kreon başta olmak üzere, oranın halkı onlara çok iyi davrandılarsa da, sonradan Medeia'nın yeteneğini duyup gelen halkın bitmek bilmeyen büyücülük isteklerinin başlarına getirecekleri felaketler yüzünden, bölgenin ileri gelenleri, ondan kurtulmanın çarelerini aramaya başladı. Kocası İason da artık ondan iyice bıkmıştı ve kralın kızı Kreusa ile aşk yaşamaya başlamıştı. Kıza evlenme vaadini de söylemişti. Kızın tek isteği, Medeia'dan hemen boşanmasıydı. Büyücülük yeteneğinin artmasıyla ters orantılı olarak vaktinden önce kocayan ve gittikçe çirkinleşen Medeia olan biten herşeyin farkındaydı. İason'un boşanma istediğine şaşırmadı ve hemen kabul etti. İason, Medeia'yı boşadıktan sonra Kreusa ile evlenme hazırlıklarına başladı. Medeia, o güne kadar yaptığı tüm yardım ve desteği unutan kocasından intikam almak için, kötülüklerin en korkuncunu tasarladı. Gelin Kreusa'ya sözde düğün armağanı olarak büyülü bir giysi gönderdi. Düğün günü bu giysiyi üzerine geçiren Kreusa, cayır cayır yanmaya başladı kral Kreon da kızını söndürmeye çalışken alevlerden kurtulamadı. Sonunda baba, kız ikisi birlikte yanarak öldüler.

Medeia İason'u terkederek Atina'ya gidiyor
Medeia, İason'dan öc almak için İason'dan olma öz çocuklarını da boğarak öldürür. Daha sonra  boğulmuş çocuklarını İason'a hiçbirşey olmamış gibi gösterdi. İason ne kadar gözyaşı döktüyse de Medeia'nın kendisine de bir fenalık yapacağından korkarak, karısının üzerine gidemedi. Medeia, atası Helios'un kendisine gönderdiği kanatlı ejderhaların çektiği sihirli bir araba ile iasonu terkedip Atina'ya uçar. Atina'da kral Aigeus'un sarayına yerleşti. Kendisiyle evlenirse ona hemen erkek bir çocuk doğuracağını, bu çocuğun çok güçlü olacağını söyledi. fakat Aigeus'un kayıp oğlu savaşçı Theseus, yıllar sonra bilmeden babasının yanına, saraya geldi. Theseus'un Aigeus'un oğlu olduğunu ve öğrenirse tahta göz dikeceğini anlayan Medeia, onu bir şölende zehirleyip öldürmek istedi. Theseus, yemekte gelen eti kesmek için bir zamanlar Aigeus'un olan kılıcı çıkarınca babası oğlunu tanıdı. Medeia'nın Theseus'a gösterdiği kötü muamele kralı bıktırınca, Aigeus Medeia'yı kovdu.

Medeia Atina'dan kovuluyor
Medeia bunu üzerine Atina'yı kaçarak terketti ve ülkesi Kolkhis'e döndü. Orada babası Aietes ile barıştı.
bir başka rivayete göre Medea birkez cennete inerek Akhilleus ile de evlenmiştir.

İason'un sonu
İason, Medeia gittikten kendisini içkiye verdi. İyice yaşlanınca Argo'yu karaya oturttuğu Korint Adası'na geri döndü ve kendisine hiç bakmayarak sefil bir şekilde sokaklarda yatmaya başladı. Dilenci kıyafetinde, her geçen yıl daha da çürüyen Argo'nun gölgesinde miskin miskin oturarak, yaşadığı maceraları gelip gidenlere yıllarca anlattı. birgün, iyice yaşlanıp çürüyen geminin önündeki pruva kısmı (Dodona bölgesinin kutsal meşe ağacından kesilen pruva özeldi. Athena,  pruvayı kadın figürüşeklinde kendi eliyle yontmuş, ona konuşma ve kehanette bulunma yeteneği vermişti), çatırtıyla İason'un üzerine düştü ve onu ezerek öldürdü. Daha sonra Zeus, yıldızları tekrar düzenleyerek Argo'yu bir burç olacak şekilde gökyüzüne yerleştirdi.
midena pro tou telous makarize