Hüma kuşu tasavvufi halk şairlerinde tasavvuf düşüncesiyle birleştirilerek kullanılmıştır:
Yücelerde olur ol hüma kuşu
Dostun muhabbettir aşıka işi
Pirim Hatayi'dir cümlenin başı
Didar ile muhabbete aşk olsun (Hatayî).Şair, hüma kuşunun bir sırrı ve hikmeti olduğunu, herkesin bunu anlayamayacağını düşünür:
İnayettir onun işi anlamaz değme kişi
Bilin ki bu hüma kuşu aşıkların devletidir. (Sait Emre)Şair, ruhu hümaya benzetmekte, vücudunu da hüma kuşunun kafesi olarak görmekte, böylece göklere özgü hümayı vücut kafesine hapsettiğini söylerken aslında ruh ile hüma arasında benzerlik kurarak ruhun özgürlüğünü ve sonsuzluğunu vurgulamaktadır:
Muhyiddin'im hasü'l- has
Her bir sözüm bir nefes
Canım hüma kuşudur
Tenim hümaya kafesYunus Emre'nin şiirlerinde hüma kuşu tasavvufi sembol ve unsurlarla birleştirilir, Yunus'a göre derviş hüma kuşuna benzer. Derviş olgundur, Hak yolunda yürüyen bu kişi hüma gibi uğurlu, kademlidir:
Derviş bilir dervişi Hak yoluna durmuşu
Dervişler hüma kuşu çaylak u baykuş değil21
Dervişlik aslı candan geçti iki cihandan
Haber verir sultandan bellidir yad kuş değilBurada baykuş ve çaylak aşağı ve adi bir konumda tasvir edilmekte, yücelerin kuşu hüma benzerlik için seçilmektedir. Bu, halk arasındaki inanışla da birleşmektedir. Devlet kuşunun uğur getirmesinin aksine bir evin çevresinde baykuş ötmesi, çatısına baykuşun yuva yapması uğursuzluk olarak nitelendirilir. Bilhassa da o çevreden veya haneden birinin öleceğinin habercisi sayılır. Halk arasındaki beddualar arasında duyduğumuz 'Ocağına baykuş tünesin' bunun bir ifadesidir. Yunus bu mısraların devamında hüma kuşunun sultandan haber veren bir kuş olduğunu belirterek, 'bellidir yad kuş değil' diyor. Tasavvufi şiirlerde sultan, Allah'ı simgeler, hüma kuşuna burada bir kutsiyet verilmektedir. Hümanın reel alemin gökyüzünden başka yedi kat gökyüzünü geçebildiği ve Tanrı'ya ulaşabildiği ifade ediliyor.
Hüma kuşu için cennet kuşu ifadesi de kullanılır. Ögel, Peygamber Efendimizin hadislerinde de geçen bu kuşun cennette oturduğuna, zaman zaman uçarak yedi kat göğün üzerindeki felekler ve burçlar arasında dolaştığına ve hatta Tanrı'ya kadar gidip gelen bir kuş olduğuna dair İslami inanışları kaydetmekte, Hüma kuşu için ereşilemeyecek yer olmadığından Allah'ın mekansız olduğunu ifade etmek için hüma kuşunun örnek olarak gösterildiğini ifade etmekte ve Yunus'un şu şiiriyle de teyid etmektedir:
Ne erenler geldi geçti, bunlar yurdu kaldı göçtü
Pervaz vurup Hakk'a uçtu, Hüma kuşudur kaz değil (22)Hüma kuşu ile ilgili tarihi öğelerin ve inanış çizgilerinin 18 Kasım 1991'de kabul edilen Özbekistan Cumhuriyetinin bayrağında bir arma olarak yer aldığını görürüz. Bağımsızlık sembolü olarak bugün Özbekistan Cumhuriyetinin armasının merkezinde asaletin, cömertliğin ve fedakârlığın sembolü olan efsanevî Hûma kuşu, kanatları açık şekilde tasvir edilmiştir. Armanın alt kısmında (Hüma kuşunun koruması altında) temsilî Özbekistan Bayrağı bulunmaktadır. Bayrağı simgeleyen üç renkten ortadakinin (beyaz olanın) üzerine “Özbekistan” adı yazılmıştır”.23
Türkülerimizde ve halk şiirimizde bir mazmun olarak yer alan, halk inanışları arasında bulunan, masallarda özel bir motif olarak karşımıza çıkan hüma acaba kültürümüze nereden geçmiştir, menşei hangi dönem ve kültüre aittir? Klasik edebiyatta da karşımıza çıkan hüma kuşu müşterek İslam medeniyeti ve kültüründe bulunmaktadır. Önasya kültüründe karşımıza çıkmakta, İran mitolojisinde görülmektedir. Hüma kuşuna klasik edebiyatta daha ziyade sevgiliyle ilgili bir benzetme aracı olarak rastlanmaktadır; hüma kuşu nasıl ulaşılmazsa sevgili de ulaşılmazlık yönüyle hüma kuşu ile benzer; aşığına merhamet etmeyen ve gönlü yüksekten uçucu olan sevgili hümaya benzetilir. Buraya kadar verdiğimiz bilgilerde görüldüğü gibi Hüma kuşunu İslamiyetten evvelki kültürümüzde de görmekteyiz. Hüma kuşu eski Türk mitolojisinde mevcuttur, eski Türk kültüründe bir ongundur, kartal türü bir kuş özelliği taşımaktadır. Büyük bir ihtimalle hüma kuşunun İslamiyyetten sonraki yeri Hint-İran inanışlarının da etkisiyle başka bir boyut üzerinde gelişmiş, et yiyen bu kuş devlet kuşu, yükseklerde uçan küçücük bir kuş özelliğine bürünmüştür. Belki Türk düşüncesinin bilmediğimiz zamanlarında daha farklı bir yeri de vardı. Masallarda padişah seçimi için devlet kuşu uçurma motifini göçebe Türk toplumunun sözlü mahsullerinde görmeyiz. Dede Korkut hikayelerinde veya eski Türk destanlarında da böyle bir motif yoktur. Bunda eski Türk toplumunun devlet sistemi ile padişahlık sisteminin etkisi de sözkonusu olabilir. Halk inanışları arasında gördüğümüz devlet, hüma kuşunun uğur getirmesi inancını ise eski Türk mitolojisine bağlayabiliriz. Altay şamanizminde gördüğümüz yerden göğe uzanan hayat ağacının üzerinde ve göğün beşinci katında tüneyen çift başlı kartal,Tanrı'nın büyük ve güçlü bir bekçisi olup bu kartalın hüma kuşu olduğu belirtilmektedir.24
Tasavvufta karşımıza çıkan, yedi kat gökleri dolaşabilen ve cennet kuşu olan hüma ise eski Türk kültüründeki kutsiyet taşıyan hüma birbirinden farklı değildir. Eski Türk dini ile ilgili inanışların tasavvufi motiflere kaynaklık ettiğini biz başka inanç unsurlarında da görürüz. Tassavvuf ehlinde gördüğümüz bir keramet sembolü olarak ortaya çıkan don değiştirme, şamanın girdiği kılıkları ve şamanla ilgili inanışları hatırlatmaktadır. Kartal, turna, güvercin gibi kuşlarda rastladığımız don değiştirmeye hüma kuşunda rastlamayız. Ankada da rastlamayız. Bu, konumuz olan kuşların tamamiyle mitolojik olmalarından kaynaklanmaktadır. Don değiştirme bir varlığın başka bir varlığın şekline girmesi olduğuna göre tabiatta var olmayan bir varlığın şekline girmek mümkün olamazdı. Mitolojinin kendi kuralları vardır. Hüma yere inmez.
Netice olarak hümanın yaygın olmadığını ama sıradan ve basit bir benzetme öğesi olarak karşımıza çıkmadığını, kendine özgü bir hususiyetle karşımıza çıktığını, hem türkü ve aşık tarzı şiirimizde, hem masallarımızda, hem de inanışlar arasında yaşadığını söyleyebiliriz. Hüma gibi mitolojik bir kuş olan Ankanın sadece masallarda yardımcı zümrüdü anka kuşu olarak yaşadığını, şiire girdiği zaman da sadece bu yönüyle bir benzetme unsuru ve mecaz olarak alındığını görürüz. Bu iki mitolojik kuşun başvurduğumuz ansiklopedik tanımlarda bile birbirini düşündürecek şekilde anlatıldığını, mesela hümanın bildirinin başına alınan tanımlarda görüldüğü gibi Kaf dağında yaşadığına inanılan bir kuş olarak verildiği, ancak her iki kuşun sözlü kültürümüzde farklı olduğu görülmektedir. Birisinin mekanı cennet ve önemli bir özelliğinin cennet kuşu olmasına karşılık diğerinin mekanı Kaf dağlarıdır. Hüma kuşunun mitolojik bir kuş olmasının yanı sıra hem eski kültürümüzde, hem de İslami dönemde dini bir nitelik kazandığını görürüz.
Dipnotlar:1. Prof. Dr. Şükrü Elçin, “Türk Halk Edebiyatında Turna Motifi”, Halk Edebiyatı Araştırmaları, Ank. 1988, s. 63-75
2. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi II, Ank. 1995, s. 553
3. Meydan Larousse, C. 9, s. 254 (Hüma Md.)
4. Dr. İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ank., s. 238
5. Burhan-ı Katı, Ank. 2000, s. 369
6. Saim Sakaoğlu, Gümüşhane Masalları, Ank. 1973, s. 431
7. Behiye Köksel, Gaziantep Masalları Üzerine Bir İnceleme, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Konya 1995, s. 236
8. Ebülgazi Bahadır Han, Türklerin Soy Kütüğü (Şecere-i Terakime), Haz. Muharrem Ergin, s. 52
9. Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi I, Ank. 1998, s. 365
10. Şecere-i Terakime, s. 51
11. Dr. İskender Pala, a.g.e., s. 36-37
12. Burhan-ı Katı, Ank. 2000, s. 21
13. Ögel, a.g.e., s. 264
14. Doç. Dr. Esma Şimşek, Yukarıçukurova Masallarında Motif ve Tip Araştırması, Ank. 2001, s. 183
15. A.g.e., s. 56
16. Âşık Seyranî, Haz. H. Avni Yüksel, Ank. 1987, s. 65
17. Karacaoğlan, Haz. Müjgan Cumbur, Ank. 2001, s. 43
18. A.g.e., s. 188
19. Gevherî Divanı, Haz. Prof. Dr. Şükrü Elçin, Ank. 1998, s. 307
20. Türk Halk Türküleri, İgnacz Kunos, Haz. Doç. Dr. Ali Osman Öztürk, 1998, s. 62
21. Yunus Emre Divanı, Haz. Hüseyn Arif, İst. 1977, s. 266
22. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi I, Ank. 1988, s. 108-109
23. Yrd. Doç. Dr. Cengiz Alyılmaz, “Özbekistan Cumhuriyetinin Armasındaki Hüma Kuşu Tasviri”, Orkun, Ocak 2000, s. 23
24. Ögel, a.g.e., s. III
Alıntı:Behiye KÖKSEL
halkbilimi.com
İlgili diğer konular:Türk mitolojisinde "Simurg" motifiSimurg