Gönderen Konu: Türk Mitolojisinin Anahtarları  (Okunma sayısı 1715 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türk Mitolojisinin Anahtarları
« : 08 Aralık 2008, 10:24:29 »
ŞAMANİZM

Millattan önceki yıllardan bu yana Türklerin ve çevrelerindeki toplulukların, İç Asya ve Orta Asya’da yaşadıkları bölgelerde uyguladıkları ve şaman ya da kam adı verilen din adamları aracılığıyla gerçekleştirilen bir inanç ve uygulamalar bütünüdür.Tanrılar, ruhlar ve  insanlar arasında ilişki sağlayan bir sistem ve tekniktir.

    * Türklerde en erken devirlerden beri inanç sisteminin Gök-Yer/Su-Atalar şeklinde formüle edildiği anlaşılmaktadır.İnanışlar arasında evren, dünya, öteki dünyayla ilgili inançlar ve düşünceler de yer almaktadır.
    * Orta Asya’da yurt denilen çadır tiplerine rastlamaktayız.Çadırların üst bölümü, kubbe biçimli olanlarında uğların çevlike birleştiği bölüm, göğü dolayısıyla Gök Tanrı’yı temsil etmektedir.Çadırın mimaride en önemli etken ve basamak olması da bundan kaynaklanmaktadır.
    * Yakutlar, güneşi ve ayı kardeş sayıyor, bazı kahramanların onların isteğiyle türediğini ifade ediyorlardı.Bu nedenle şaman giysileri üzerinde madeni halkalar yer alıyordu.
    * Türklere ait bir çok efsane, masal ve hikayede ay erkek, güneş dişi olarak algılanır.Bu Umay kültüyle bağlantılıdır; çünkü bir tanrıça ya da dişi ruh olan bu ilah aynı zamanda güneşle de ilişkilendirilmiştir.Bu yüzden Anadolu Selçuklu mimarisine ait bir takım örneklerde erkek ve kadını temsilen daire içinde ay ve güneş kabartmaları bulunmaktadır.
    * Çeşitli türk topluluklarında ve Moğollarda bazı yıldızların, yıldız kümeleri ve gezegenlerin önemli sayıldığı, hatta bunlara tapıldığı anlatılmaktadır.Tüm bu yıldızların, yıldız kümelerinin ve gezegenlerin, Gök-Yer’le ilişkisini sağlayanın Kutupyıldızı olduğu düşünülür.Dünyanın eksenini teşkil eden Dünya Ağacı, Kutupyıldızının oluşturduğu eksene bağlıdır.

ÜLGEN
Kayra Kan’dan meydana gelmiş, gökteki üç önemli ilahtan ilkidir.Bir iyilik ilahı olan Ülgen ay, güneş ve yıldızlardan yukarıda yaşar.Ülgen’in bulunduğu yere uzanan yoldaki engelleri ancak şaman aşabilir.Erkek şaman yalnızca engellerden biri olan Kutupyıldızına kadar ulaşabilir.Altın kapılı sarayı ve  tahtı bulunan Ülgen, genellikle insan şeklinde tasavvur edilir.Ülgen’e kurban sunmak çeşitli açılardan önemlidir.Bir çok yerde ezeli ve ebedi olarak kabul edilen Ülgen, insan ve dünyanın yaradılışında başrol oynar; atmosfer olaylarını düzenler, yıldızları idare eder.Gökkuşağını, insan ve hayvanların başlarını, kirpik ve göbeklerini o yaratmıştır.İnsanların yaşayacağı yerleri de yoktan var eden odur.Ülgen’in yedi oğlu vardır.Bunlardan Karakuş son derece önemlidir ve sanat tarihinde karşımıza yırtıcı kuş tasviriyle çıkmaktadır.Ülgen’in dokuz kızı vardır.Bu kızları temsilen kukla biçiminde yapılan tözler, şamanın elbisesi olan manyak’ın üzerinde görmekteyiz.

Yayık:
İnsanları kötülükten koruyan ve hayat veren bu ruh, tanrı Ülgen tarafından gönderilmiş ve ondan sudur etmiş göksel bir ruhtur.Ayrıca insanlarla Ülgen arasında elçilik görevi görür.Altaylılarda aynı zamanda insanlarla birlikte yaşadığı bu nedenle Kuday adını aldığı bilinmektedir.

Suyla:
At gözlü kartal da denen bu tanrı yine göksel ruhlar sınıfındandır; insanları korur ve onların arasında yaşar.Su, ay ve güneşin parçalarından yaratılmıştır.Altaylılara göre bu ruh insanın hayatını değerlendirir ve hayatında gerçekleşecek değişiklikleri haber verir.Ayrıca Yayık’la birlikte kurbanın canını Ülgen’e götüren bu ruh, esrik yolculuğunda şamanı, yolundan çevirmek isteyecek kötü ruhlardan korur.

Karlık:
Suyla birlikte görülen ve onunkine benzer bir görevi olan ruhtur.İşareti büyük olasılıkla dumandır.

Utkıcı:
Şamanın kurbanını baş tanrı Ülgen’e ileten ve bu tanrının elçisi sayılan ruhtur; yeryüzüne inemediği için şamanı gökte karşılayarak onun dileklerini ve Ülgen’e sunduğu kurbanı, Ülgen’e iletir.

Yıldırım Tanrısı:
Yerdeki kötü ruhları izleyen bu tanrı, kötü ruhların saklandığı var sayılan ağaçlara ateşini gönderir.Böylece üzerine yıldırım düşen ağaçtan bir parça alınıp saklandığı zaman o parçanın bulunduğu yere kötü ruhların ve cinlerin girmemesi sağlanmış olur.

    * Yer-Su ruhları iyi ruhlar zümresinden olup töz yerine de geçer.
    * Yer unsuru içine giren demir eski Türklerde yurtlarında demir yataklarının bulunması ve bunların Altay’ın Demircileri olarak anılan Türklertarafından işlenmesi, özellikle silah yapımında kullanılmasıdır.Kötü ruhları kovduğuna inanılan demir, belkide yüzyıllarca, yeni ölmüş insanların bekletilen cesetleri üzerine konulmuştur.Öte yandan demiri işleyen ve ona şekil veren demirciler de önem kazanmış, bir çok efsane ya da hikayede yer almıştır.Hatta bazen Yakutlardaki Kıday Bahsı gibi demirci ustalarının koruyucu tanrısından bahsedilmiştir.

Yo Kan:
Yer ilahlarının en kudretlisidir.Dünyanın merkezinde olduğu varsayılan ve ucu Ülgen’in evine kadar uzanan bir çamın bulunduğu yerde oturur.

Talay Kan:
Denizlerin hakimi, ölülerin koruyucusu ve yeryüzündeki bütün suların hükümdarıdır. Altaylılarda bazen Yayık Han olarak da adlandırılır.

UMAY
Umay Orhun yazıtlarında dişi ve kutsal bir varlık (anne) olarak belirtilmiştir.Umay günümüzde kadınları ve çocukları koruyan bir ruh biçimini almış olup Tunguzlarla birlikte Güney Sibirya ve Altay Türklerinde görülür.Buralardaki inançlara göre, Umay her zaman çocukla beraberdir, ancak onun çocuğu terk ettiği zamanlarda olur.Bu ayrılma uzun sürdüğü zaman çocuk hastalanır.Umay’ın çocukla birlikte olduğunun işareti çocuğun uyurken gülümsemesidir.Ağladığı zaman sözü edilen koruyucu ruhun gittiği düşünülür.Çocuk hastalandığı zaman Umay’ı getirmesi için şaman çağırılır.Türk sanat tarihine giren bazı heykellerin ve kaya resimlerinin Umay’ı tasvir ettiği ileri sürülmüştür.

Ana Maygıl ve Ak-ene: Altaylılar tarafından inanılan iki dişi ruhtur.Ak-ene yaratıcı eril tanrı Ülgen’e yaratma kudretini ve ilhamını vermiştir.Ana Maygıl ise ulusu koruyan ve kendisine ulus anası da denilen ruhtur.

Yada Taşı:
Eski Türklerin elinde olduğuna inanılan bir taştır.Bu taş ile yağmur, kar, dolu yağdırıp; rüzgar estirilebildiği düşünülmektedir.Bir rivayete göre Türklere tanrı tarafından verilmiştir.Bu taşı ele geçirmek için pek çok Türk boyunun birbiri ile mücadele ettiği söylenir.Bir diğer rivayete göre bu taş bir tane değildir.Doğada çok fazla yada taşı vardır.Bunlar geyiklerin başında, su kuşlarının kursağında, öküzlerde, yılanlarda bulunur (tabi her geyikte, öküzde bulunmayabilir).Başka bir rivayete göre bu taşlar Türklerde kutsal sayılan Altay dağlarından çıkartıldığıdır.

Ateş:
Türk-Moğol topluluklarının inançlarında çok kutsal sayılan ateşte de bir ruh olduğuna inanılmaktaydı.Ateşin temizleyici, kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyucu bir unsur olduğu kabul edildiği için ona kurban sunulduğu ve saçı yapıldığı bilinmektedir.Altay Türklerinin ve Moğolların dualarındaki tasvirlerde ateş ruhunun otuz ayaklı dişi bir ruh olduğu ifade edilir.Sibirya topluluklarının çoğunda ateş ruhu ocağın alevlerinde eğik bir vaziyette oturan ihtiyar bir kadın şeklinde tasavvur edilir.Ateş yuvanın ve ordaki hayatın sürekliliğinin simgesidir.

Ev Ruhları:
Ateş ruhu dışında Türk toplulukları, örneğin Volga Türkleri öy üyesi, yani ev sahibi olarak anılan bir ruha inanırlar.Bu ruh evi korur.Ailenin mutluluk ve refahını sağlamaya çalışır, ancak memnun olmadığı zamanlarda hastalık getirebilir.Bu nedenle ev ruhuna yılda bir kez kurban kesilir ya da bulamaç sunulur.Benzer şekilde Yakutlar da ev ruhuna inanırlar.Ev ruhu ya da ev iyesiyle ilgili inanışlar Türkiye Türklerinde de karşımıza çıkmaktadır.

ERLİK
Yeraltına mensup kötü ruhlar zümresinin başında Şeytan’a karşılık olarak ele alınabilecek Erlik bulunmaktadır.Erklik’in başında bulunduğu kötü ruhlar zümresi insanlara her türlü kötülüğü, hastalığı ve ölümü getirirler.Bu kötülük ilahı, yine tanrı Ülgen tarafından yaratılmış olup, cehennemin üzerindeki bir yerde oturur.Burada demir çatılı bir sarayı, gümüşten bir tahtı vardır.Erlik insanlardan kurbanlar ister.Bu kurbanlar verilmediği takdirde, öldürdüğü insanların canlarını yakalayarak yeraltı dünyasına götürür ve kendisine köle yapar.Şaman dualarında bir canavar olarak tasvir edilen Erlik, sağlam vücutlu bir ihtiyar olarak düşünülmüştür.Gözleri ve kaşları kara, çatal sakallı, yaban domuzuna benzeyen azı dişli, kara ve kıvırcık saçlı, kara renkli bir ata ya da öküze binen, yılan kamçılı, kana benzeyen parlak yüzlü bir canavardır.

TÖZLER
Töz denilen putların en basit şekilleri de aslında put olarak kullanılmayan fetiş denilen doğal maddelerin başka maddeler ya da meydana getirilen şekiller üzerine tutturulması sonucunda oluşuyordu.Güçlü şamanlarda bu koruyucu ruh kartal, boğa, boz ayı, sığır ya da tay gibi hayvanlar olabilirken, güçsüz şamanlarda koruyucu ruh bir köpektir.

Töz denilen keçeden yapılmış hayvan ve insan şeklindeki kuklalara benzer tasvirler Taştık devrinden önce ve sonra devam etmişti.Ancak Türk bozkır kültürüne uygun olarak hayvan başlı tözler de çok yaygın olarak görülmekteydi.Kurt başlı töz ya da sancağın en gelişmiş tasvirlerine Doğu Türkistan freskolarında rastlanmaktadır.En yaygın olanları geyik, kurt, kartal şeklinde olan hayvan biçimli tözler bazen çadırın önünde duran bir direğe takılıyor, bazen ana direğinin ucuna denk gelecek şekilde, çadırın tepesine yerleştiriliyordu.Bunların dışında yapılan kukla gibi tasvirler de çadırın içine atalara saygının bir ifadesi olarak asılıyor ya da konuluyordu.Yakutların çadırlarındaki tözlerin tahtadan yapılmış, kayın ağacı kabuklarıyla örtülü ve mercan gözlü tasvirler olduğunu görmekteyiz.

Kaynak:
Yaşar Çoruhlu
staahmetdemirer.blogcu.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Şaman - shaman
« Yanıtla #1 : 08 Aralık 2008, 10:25:06 »
ŞAMAN
Şamanlığa Seçilme, Şamanın Eğitimi ve Özellikleri: Varlığına inanılan ruhlar, tanrılar ve insanlar arasında aracılık yapan din adamlarına şaman adı verilmektedir.Bunlar her türlü hastalığa çare bulmak, hastanın hastalık esnasında koruyucu ruhunu geri getirmek, kısırlık ve zor doğumlarda yardım etmek, verilen kurbanları gök ve yer tanrısına ulaştırmak, çeşitli dinsel törenleri icra etmek, ruhları ait oldukları yere göndermek, kötü ruhlardan insanları korumak için ayinler düzenlemek, fal bakıp gelecekten haber vermek gibi işleri yaparlar.Çeşitli araştırmalara göre ilk ve en etkili şamanlar kadındır.Ancak daha sonra bu işte baskın rol oynamaya başlayan erkek şamanlar, ilk dönemlerde kadın şamanların büyük etkisi nedeniyle görünüş bakımından kadın şamanlara benzemeye çalışmış olmalıdırlar.Şamanlar genel olarak ak şamanlar ve kara şamanlar olarak ikiye ayrılır.Ak aynı zamanda Ülgen’in de renk simgesi olduğundan ak şamanlar kara şamanlardan daha kutsal sayılır.Bununla birlikte yer ve yer altı ruhlarıyla daha çok ilişkiye geçen kara şamanlar diğerlerinden çok daha fazla çekinilen şamanlardır.Herkesin şaman olması mümkün değildir.Şamanlar seçilmiş insanlardır.Bunlar nadiren soylarında kam bulunmayanlar arasından seçilir.Araştırmacıların belirttiğine göre ‘büyük şamanlar’ kendi isteğiyle değil de ruhların çağrısı sonucunda şaman olurlar.Şamanlık mesleği babasından kalanlarsa ‘küçük şamanlar’dır.Gerçek üstü varlıklar görme, sık sık baş dönmesi ve bayılmanın meydana gelmesi, ruhsal ve bedensel acılara maruz kalma, sinirli olma, yemeden içmeden kesilme, insanların yaşadığı yerlerden uzaklaşma, ruhlarla ve öteki alemlerden varlıklarla konuşma, sürekli düşünceli bir halde olma gibi davranış biçimleri şaman olacak kişide gözlenen belirtilerdir.Kuşların ruh simgesi olması, Türk mitolojisinde yaygın oalrak görülen bir husustur.Bu simgecilik eski birçok toplulukta da mevcuttur ve izleri geç tarihi devirlerdeki Türklerde bile kaybolmamıştır.Şaman adaylığı esnasında ya da daha sonra yaptığı uygulamalar sırasında menevi anlamda bir parçalanma ve tekrar dirilme olayı meydana gelir.Şamanın elbisesindeki kemik tasvirleri bu konuyla ilgilidir.Parçalara ayrılarak ruhu temizlenen ve bedeni güç, kudret, daha iyi görme ve işitme gibi çeşitli yetiler kazanan şaman, rehberiyle eğitime devam eder; göğe çıkmayı ya da yerin altına inmeyi öğrenir.Şaman çeşitli işleri gerçekleştirmek üzere esrik bir yolculuğa çıkmadan önce bir tören düzenlemek zorundadır.Bu esrik yolculuk esnasında göğe çıkılır ya da yeraltına inilir ve şamana kartal, ördek, kaz, kuş, geyik, at, ayı, kurt gibi çeşitli hayvanlar yardımcı olur.Şaman bunların yardımıyla ya da onların biçimine girerek gökyüzüne çıkıp tanrılardan, ruhlardan ya da Gök Tanrı’dan ya da Ülgen’den gerekli şeyleri alır ve insanların yardımına koşar, isteklerine çare bulur ve hastalıklarını sağaltır.Bu hayvanlardan biri şamanın koruyucu ruhudur.Şaman göğe yolculuğu sırasında Dünya Ağacını merdiven olarak kullanır.Çoğu kere bu ağacın gövdesinde ya da dallarında bulunan kertikler bu işi görür ve aynı zamanda göğün katlarını temsil eder.Şamanın göğe çıkışına ilişkin örneklerin en ilginci hastayı iyileştirme seansı esnasında gerçekleşendir.Göğe çıkışa nazaran yeraltına iniş daha zor ve daha tehlikelidir.Dünyanın çeşitli bölgelerindeki şamanlar yeraltı yolculuğuna mağara, kuyu, çukur, yerdeki bir delik, pınar, ağaç kütüğü ve kökleri gibi yerlerden başlar. 

Şaman Elbisesi:
şamanın kendisine yardımcı malzemelerinden biri de üzerinde çeşitli unsurların ve hayvan kalıntılarının bulunduğu elbisesidir.Bu elbise onun esrik yolculuğu sırasında biçim değiştirme yeteneğine sahip olduğuna işaret etmektedir.Araştırmacılara göre en eski ve özgün şaman elbiseleri hayvan şekillerini taklit eden giysilerdir.Bunu giyen şaman, hem kendi atasını ve hem de gerektiği zaman o kuşun ya da hayvanın şekline girebileceğini göstermektedir.Kartal, geyik, ayı biçiminde yapılmış ya da bu hayvanlara işaret eden çeşitli unsurları bünyesinde barındıran elbiseler en yaygın olanlarıdır.Şaman elbiseleri çeşitli Türk topluluklarında hep aynı unsurları içermez.Bazen amaca göre elbisenin üzerine takılan nesneler değişebilir.Bazı şaman elbiselerine, tören esnasında yardım alınan hayvan ruhlara işaret eden tavşan, sincap ya da daha başka hayvanların derileri, kuş tüyleri ya da pençeler asılabilir.Kimi zamanda elbisesinin kollarına ya da göğüs kısımlarına kol ve kaburga kemiklerini temsil eden ve genellikle tekrar dirilişe işaret eden şekiller de dikilmektedir.Bunlar bazen kol, bacak ve kaburgaları temsil eden şeritler ya da çubuklar da olabilir.

Şaman Davulu:
Şaman giysileri ve tören sırasında kullanılan kimisi gerçek ve kimisi hayali eşyalar ve unsurlar doğrudan doğruya mitolojik olaylara işaret etmektedir.Bu konularla ilgili en önemli nesnelerden birisi de şaman davuludur.Yakutlarda şaman, daha adaylığı sırasında bir davula sahip olur.Adaya verilen bu davul, genelde ata ruhlarından alınan ilham üzerine ya da şamanın hizmetinde bulunduğu ruhun isteğine göre yapılmıştır.Öncelikle şamanın yeraltına iniş ya da gökyüzüne yükselme törenlernde, davulun çoğunlukla kullanılması gereken bir araç olduğunu görüyoruz.Bundan başka, çeşitli işler için, örneğin tanrıya ya da ruhlara kurban sunma, bir evi kötü ruhlardan temizleme ya da ölünün ruhunu yeraltına, ölüler dünyasına götürme gibi amaçlarla yapılan şamanlık seanslarında; davulun ruhlarla ilişkiye girmek, onları yakalamak ya da içinde ruhları toplamak, kötü ruhları korkutmak gibi amaçlarla kullanıldığını görüyoruz.Ayrıca davul sesinin ritmi ve bu sesin alçalıp yükselmesiyle ayinin gidişatını izleyicilere aktarmak, vecd durumuna geçmeyi kolaylaştırmak gibi amaçlarla da kullanılmıştır.Davul, şamana yardımcı olan hayvan-ruhlar gibidir.Bazen o şamanın bineği olarak algılanmıştır.Şaman davulun tek düze sesine uygun olarak göğe çıkar ya da yeraltına iner.Bu işlevinden dolayı davul, birtakım Türk topluluklarında şamanın atı sayılmıştır.Davulun yapıldığı malzeme de çoğu kere simgesel anlamlar taşır.Ana maddesi, genellikle kutsal sayılan bir ağaçtan alınır.Bu ağaç, kutsal olan Dünya Ağacına işaret ettiği için, bu iş için kullanılacak ağacın, insan eli değmemiş ya da herhangi bir hayvanın kirletmediği bir ağaç olması istenir.Ayrıca davulkun çeşitli yerlerinde kullanılan ve niteliklerine göre anlam kazanan demir ya da bakır nesneler ya da bu türden malzeme de maddenin, daha çok demirin kutsallığından dolayı seçilmiştir.Davulun yüzeyini teşkil eden derinin alınacağı hayvan da gelişigüzel seçilmez.Bu seçimin av kültleriyle ilişkisi olduğuna inanan araştırmacılar, en çok geyik ya da dağ keçisinin derisinin kullanıldığını söylerler.Yeni davul yapıldıktan sonra, dualar okunarak tütsülenir.Bu şekilde kötü ruhların etkisinden arındırılmış olur.Üstüne kırmızı veya rakı gibi, içki saçısı yapılır.Üç gün içinde davul yapıldıktan sonra üzerine, simgesel anlamı olan resimler yapılır.Davulun derisi yıprandığında, davul gelişigüzel atılmaz, bir ormanda ağacın dalına asılarak terk edilir.Ayrıca şaman öldüğü zaman davulu tahrip edilerek mezarının yanı başındaki ağaca asılır.Muhtemelen bunun sebebi söz konusu davulun, aynı zamanda şamanın kendisini temsil ediyor olmasıdır.Davulun yüzeyindeki resimlerde ezilip toz haline getirilmiş olan yumuşak taşlardan elde edilen boyalar kullanılır.Daha çok simgesel bakımdan önemi bulunan kırmızı ve beyaz renkler kullanılmıştır.Özellikle Altay Türklerinde davul yüzeyi kozmik alemi yansıtır.Davul üzerinde dikey unsur olarak görülen çizginin dünyanın eksenini de ifade ettiği düşünülebilir.Bu bazen bir sırık şeklinde olduğu kabul edilen Dünya Ağacı; bilindiği gibi kökleri yeraltı aleminde, gövdesi yeryüzünde, dalları ve yapraklarıysa göğün en üst tabakalarında olan bir eksen gibi düşünülmüştür.Hatta bazen Kutupyıldızı’na kadar uzandığı kabul edilir.Temelde onun Türk mitolojisindeki yeri kutsal dağlar ve ağaç daha doğrusu eski Türklerdeki orman kültüne dayanır.Davulun yukarı tarafı Gök Tanrı’yı ifade eden gökyüzüne tahsis edilmiştir.Burası yatay bir çizgiyle alt kısımdan ayrılmıştır.Söz konusu yerde, ay ve güneş, ayrıca kozmolojik-astrolojik bakımdan önemli sayılan yıldızlar bulunur.Bunlar belki çok daha eski olan güneş ve yıldızlarla ilgili kültlere işaret etmektedir.Ay ve güneşin iki yanında, bazı davullarda bulunan iki daireden biri, tan vaktini, diğeriyse güneşin batışını temsil eder.Burada açıklananlardan da anlaşılacağı gibi, Türk topluluklarında davul yüzeyindeki resimler, kozmolojik bir tasarımı vermektedir.

Şamanın Kullandığı Diğer Nesneler:
Hayvan başlı veya sade bir asa, kaseler, amuletler, vecde geçmeyi kolaylaştırıcı ve çoğu uyuşturucu nitelikteki maddelerin ya da bitki yapraklarının bulunduğu kaplar, yeri geldiğinde kullanılmak üzere doğal ortamdan temin edilmiş taş, çakıltaşı, sopa vb. Maddeler, şamanın kullandığı diğer eşyalar arasında sayılabilir.Ancak uyuşturucu madde ve bitkileri kullanma oranı diğer şamanist topluluklara göre, Türk topluluklarında çok azdır.Törenlerde, davul dışındaki müzik aletleri de şamanın kullandığı malzemeler arasındadır.

Şamanist Tören:
Bu, ölünün ruhunun verebileceği zararlardan korunmak amacıyla yaptırılan bir ev temizleme ayini idi.Törene iştirak edenler, ruh temizleme ayininin yapılacağı yurtta toplanırlar.Karanlık basmaya başlayınca şaman yurdun dışında monoton bir ilahi söylemeye ve çadırın etrafını tavaf etmeye başlar.Bu işlem bittikten sonra içerideki ocakta yanmakta olan ateşle aydınlanan yurdun içine girer.Önce davulunu, kutsal sayılan ateşin dumanı üzerine tutar.Sonra kapıyla yanmakta olan ateşin arasına oturarak yine monoton bir sesle ilahi söylemeye başlar.İlahi söyleyen şamanın sesi ruhlar aleminde karşılaşılan duruma göre inişli çıkışlı olmaya başlayacaktır.Bir ara sesi zayıflar ve iniltili bir hal alır.Bu işlemden sonra şaman çadırın içerisinde ölünün ruhunu aramaya ve yakalamaya çalışır.Sonunda ölünün ruhunu yakaladığında onu davulla yere sıkıştırır.Bu arada durumu ifade etmek üzere, şamanın söylediği ilahi önce şiddetlenmiş ve sonra yine fısıltı haline dönüşmüştür.Kam daha sonra yerin altından ses geliyormuş izlenimini vermek için davulunu yere vurur.Ve aşağı dünyaya, yani ölüler diyarına doğru bir seyahate başlar.Nihayet kuvvetli bir darbe ile buraya vardığını bildirir.Şamanın amacı, bedeni yeni ölmüş ruhu aralarına almak istemeyen eski ölüleri razı ermek ya da kandırmaktır.Sonuçta o ölülere hayat suyu ikram ederek onların sarhoş olmasını sağlar ve fark ettirmeden beraberinde getirdiği, bedeni yeni ölmüş ruhu, onların arasında bırakmış olur.İşte bu noktada şamanın ilahisi çok şiddetli bir hal alır.O daha sonra yavaş yavaş ölüler diyarını terk ederek yeryüzüne yükselir.Yukarıya vardıktan sonra birdenbire sıçrar ve vücudu sinirli bir halde şiddetle gerilir.Nihayet şarkı haşin bir bağırma şeklini alır; şaman çılgın sıçramalarla yurdun içinde dönerek dans eder ve en sonunda ter içerisinde kendinden geçerek yere yuvarlanır.

Şifa Ayini:
Hasta için çağırılan şaman en iyi yere buyur edilir.Şaman saçlarını çözüp dağıtır ve hıçkırmaya başlar; giysilerini giyip, süslerini takar...çubuğuna doldurduğu tütünden çekmeye başlar...gittikçe sararır; titremesi ve hıçkırığı gittikçe artar; yurdun ortasına bir at postu serilir.Şaman biraz su içtikten sonra, çadırın ortasına gidip, dört rüzgar yönüne doğru eğilip, ağzındaki suyu dört bir yaan serper.Bu sırada hiç kimseden ses çıkmamaktadır.Ocağa beyaz at kılları atılır ve ateş söndürülür...güneye yönelen şaman, davulunu bir kalkan gibi tutar...bir şeyler mırıldanır ve hıçkırır.Kesin bir sessizliğin egemen olduğu sırada gürültülü bir biçimde geğirir.Yurdun bir yerinde ya bir atmaca ya da bir martı çığlıklar atmaya başlar.Derken ortalığa yine bir sessizlik çöker.Sonra şaman usuldan usuldan davulunu çalmaya başlar, tıpkı bir sivrisinek gibi sesler çıkartır; giderek davulun sesi güçlenmeye başlar, bir gökgürültüsü halini alır...Buna uygun olarak kuşlar, atmacalar bağırmaya başlarlar...Davulun vuruşları iyice artar, zil ve çan sesleri birbirine karışır, adeta ses tonlarından bir su çağlayanı halini alır.Birden her şey susar.Yeniden davuldan sivri sinek vızıltısına benzer sesler çıkar ve gürültü gittikçe artar; bu biçimde sürüp giden gürültü sırasında şaman büyüsel şarkılar söyler.Şaman şarkı söyleyerek yardımcı ciniyle diğer koruyucu cinlerin yanına gelmelerini rica eder ve onlardan yardım ister; onlara birtakım sorular sorar ve karşılıklar alır.Sorduğu soruları da kendisi yanıtlar.Böylece çağrılan cinler gelmiş olurlar.Öyle ki onların birden ortaya çıkışından, korkunç bakışlarından korkan ve çarpılan şaman yere düşer...Kendi koruyucu cini şamanın içine girdiği zaman, şaman yeniden kendine gelip, doğrulur ve başlar oynamaya sıçramaya...Hareketleri gittikçe çabuklaşır.O kadar ki, onu tutmak isteyenler büyük çaba harcarlar.Şaman deli gibi oynar da oynar...Sonra sakinleşerek yumuşak bir ilahi çalar ve söyler...Sonunda ne bilmek istemişse, hepsini bilmiş olur: hastalığın nedeni nedir ya da kimdir?Sonra da cinlerden, hastalığı sağaltması için kendine yardım edeceklerine dair söz aldığını söyler.Ve birden canhıraş bir feryat yükselir...böylece hastalığın nedeni olan cini uzaklaştırmış olur.Hastanın ağrıyan, sızlayan yerini emmeye başlar.Bu arada kutsal cinler için nasıl bir kurban verileceğini de öğrenir.Hastalığın nedeni uzaklaşmış, kurban kabul edilmiş, dua duyulmuştur.
midena pro tou telous makarize