Gönderen Konu: Mitraizm  (Okunma sayısı 1658 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Mitraizm
« : 15 Aralık 2008, 14:09:57 »
Hint-İran müşterek düşünce sisteminin ortak ürünü olan Mitraizm Zerdüştlük yanında diğer bir (inanç) kültüdür.

Kaynağı güneş ve ışık olan Mitra’dan almıştır. Mitra Tanrı ile insanlar arasında aracı ve ruhların kurtarıcısıdır. Ekinoks dönemlerinden (Gök haritasındaki burçlar) birinde; Astrolojiye göre (Yunan ve Roma döneminden önce) ekinoks boğada idi. M.Ö. 4000-3000 de gerçekleşen Boğa çağının sonu, boğa öldürme sahnesiyle ifade edilmiştir. Perseus takım yıldızının tam boğa üzerindeki konumu, boğayı Perseus'un öldürdüğü inancını yaratmıştır. Bu sahnede Perseus'un yerine geçen Mitras boğanın gücünü yok etmekte, bahar ekinoksunu boğa burcundan çıkarıp, koç burcuna sokmaktadır. Bu sahne, Boğa çağınının sona erdiğini, yeni bir çağın başladığını simgelemektedir ; Bu değerlendirme yerel halkların bilgisinde bütün canlı varlıklar onun kurban ettiği bir boğanın kanından doğduğu efsanesini yaymıştır.

Bu efsane binlerce yıl devam edip Perslerin Ege’ye kadar genişlemiş egemenlik alanlarında inanç sistemi (kült) olarak devam etmiş. Ancak İyonya kültürünün doğuya doğru açılımı sonucu doğuda ki ( İran) Mitra, Tarsus’da yeniden güncelleştirilerek o güne kadar mit olan inanç İ.Ö. 128 yılında o zamanın gökbilimcileri ve astronom - astrologları için çok önemli bir keşfi yeniden ortaya koydular. Anadolu'lu Hipparkus gök ekinokslarının gerilemesi olgusunu keşfetti. Hipparkus'un buluşu bahar ekinoksunun Koç burcunda oldugu Yunan-Roma döneminden önce, ekinoksun Boğa da oldugunu açıkça ortaya koymuştu.

Stoacı öğretiye uygun olarak bu yeni kozmik olguyu, bir yerel tanrı olan ve bir takım yıldızın sembolü olan Perseus'un kimligi ile kişiselleştirdiler. Bu oluşum için en uygun sembolün bir boğanın ölümü inancı Perseus'un boğanın tam üzerindeki takım yıldız olması konumuyla birleştirilerek , Perseus'un boğayı öldürme tablosunu oluşturdular. Bu sahne Perseus'un bahar ekinoksunu boğa burcundan çıkarmak için bütün gök alemini (yıldızlar) yerinden oynattıgını göstererek onun büyük gücü olduğunu iddia ediyorlardı. Böylece pers mitolojisini doğrulamış oluyorlardı.

Mitras, İran tanrısı Mitra ile içiçedir fakat bu yeni dinin Pers Mitra dini ile inanç ayrıntısı ve ritüeller bakımından bir alakası yoktur ancak onun bir türevidir. “Pers Tanrısı Mitra'nın sembolü güneştir, güneş tanrısıdır. Zerdüşt dininde yargılama esnasında Ahura Mazda'nın yanında yer alır ve insanların yargılamasında bulunur. Ancak Mitras dininde güneş Mitras'ın önünde diz çökmüş olarak gösterilir. Mitras evreni yöneten çok güçlü bir tanrıdır artık ve güneş de o yıldızların en güçlüsüdür. Gene de Mitras karşısında bir hiçtir.”

Mitra'nın adını taşıyan ve mitolojik olarak Perseus'un soyundan geldiğine inanılan kral Mitradates ile deniz kavimleri arasındaki ittifak ilişkisi sonucu yeni tanrı için Mitras isminin benimsenmesine yol açtı. Zaten Anadolu’daki Pers valilerinin ve daha sonra bağımsızlıklarını ilan edip devletler oluşturan kralların çoğunun adı Mitradates idi. Böylece yeni bir din doğmuş ve o günün durumuna göre çağdaşlaşmış bir kült oluşturuluyordu. Batı kültürü ile doğu inanç kültürü arasında ki ilişkiler inanç alanı ile de etkileniyordu. Kommagene’de bu günlere kadar gelen dev heykellerin isimleride hem Ege mitolojisinde ki hem de Pers kültündeki kutsalların adlarını taşımaktadır.(Nemrut Dağı) Burada bulunan arkeolojik kalıntılarda ki objeleri ve bu buluntulardaki desenler Mitra-fragmanlarla uygunluk taşımaktadır.

Mitras yeni kimliği ile biraz daha yücelip güneşe tapan inanç öznesi burada daha görünmez büyüklük kazanmıştır. Dayanılmaz bir ateş (güneş) kılığına bürünerek bütün dünyanın yanıp tutuşmasını idare edecek karanlıkları aydınlatacak ve ölüleri diriltecektir. Böylece Mitraizm, umumi bir ümit ışığı olmuştur.

Mitras dininin en büyük özelligi halka açık olarak kutlanan hiç bir kutsal töreninin olmamasıdır. Sadece kabul edilenlere açıktır, başka gizem dinine katılanlar bu dine katılamazlar (Okült-Hermes yansıma etkileşimi olabilir). Katılım törenlerine yalnız erkeklerin girmesine izin verilir, kadınlar yer alamaz. Aslında bu yönü ile Mitraizm Hiristiyanlıktan önce bölgeye yayılan Yahudilikten daha çok etkilenmiştir.

Mitras dininin gizemi Hipparkus'un buluşudur. Bu dine girenler bu sırrın, yani Mitras tarafından evrenin düzeninin degiştirildigi gizinin saklayıcısıdırlar. Bu gizi ögrenmek isteyen adaylar dine giriş ritüelinde yedi aşamadan geçerler. Bu aşamalar; Kuzgun, Gelin, Aslan, Asker, Pers , Güneşin Koruyucusu ve Baba aşamalarıdır ( Bu giz olgusu acaba bugünkü diğer dinler’de ki kapalı tarikatları da etkilemiş midir? ) . “Ayinleri gizli olan bu tapınım çoğu Roma ordusunun askerleriydi. Üyeleri arasında bürokratlar, tüccarlar ve köleler de bulunmaktaydı. M.S.1. yüzyılda Tarsus'dan yayılmaya başlayan Mitras kültü, 3. yüzyılda İskoçya ve Büyük Sahra'ya kadar ulaşmıştır.”

Mitra dini MS I Y:Y: itibaren Roma’nın doğuya savaş seferleri yolu ile askerler tarafından Roma’ya sokulmuş II ve III asırlar da Roma’da çok sayıda kişi bu dine girmiştir. Renan’a göre “eğer hiristiyanlık bir nedenle yayılma imkanı bulamasaydı onun yerini Mitra dini alacaktı.” Roma’nın hiristiyanlığı kabulü ile bu inanç bağlıları ile kilise büyük mücadele vermiş ve kilise üstün gelmiştir.

Mitras ayinlerinde kurban edilen boğanın kanıyla hem yıkanılır hem de içilirdi. Böylece yok olan bir çağı simgeleyen boğanın temsil ettiği tanrının güçüne ve ölümsüzlüğüne kavuşulacağına inanılırdı

Son olarak Mitras tapınaklarının yer altında kayalık içerisindeki magaralarda oldugunu, bunu da Mitras'ın kayadan dogumundan kaynaklandıgını belirtmek gerekiyor. Mitras magaraları en fazla yüz kişi alabilen yeraltı magaralarıydı. Magaralarda hep kuyu bulunurdu. Bu magaralara bir dizi yeraltı geçidiyle ulaşılır ve bu geçitler külte kabul törenlerinde kullanılırdı”. Kaya içi oyma mezarlar (nekropol) Anadolu'da ve özellikle kommagene bölgesinde yaygındır.

“Mitra tapınakları (Mithraeum) genellikle yeraltında inşa edildiği için, aralarında çok zengin ikonografinin de bulunduğu içerikleri iyi korunmuştur. Bu nedenle Mitraizm, antik dünyanın arkeolojik olarak en çok bulguya sahip olgularından birisidir”( David Ulensey)

Bu tapınaklardan günümüze intikal eden özgün örnek Gaziantep’de kent merkezine 10 kilometre kadar uzaklıkta bulunan Dülük Antik Kenti, M.Ö. 5600'lü yıllara uzanan çok eski bir tarihi olan Dülük Antik Kültü’nün Dünyada bilinen en büyük yeraltı tapınağı unvanına sahip olan Mitraeum’um Dülük'te Keber tepesinin güney eteğinde bulunmuştur. 8 metre uzunluğunda dar bir geçişle girilen mekandan, dik bir meyille tören salonuna varılıyor. İki salonludur, yer altı Tapınağının mihrabı konumundaki merkezi nişte Tauroktoni adı verilen boğa öldürme sahnesi kabartma halinde kayalar üzerine işlenen başta boğa olmak üzere değişik dinsel içerikli figürler, Tanrı Mitras, gezegenleri simgeleyen yildizlar, takım yıldızlarını simgeleyen akrep, yilan, köpek v.s. gibi figürlerin de eşliğinde bir boğayı öldürürken resmedilmiştir. Ancak öyle anlaşılıyor ki burada ki Mitra kült motifleri Tarsus kaynaklı ikinci Mitra döneminden kalması daha makuldur.

Bu inanç sisteminin İ.S. versiyonu, Tarsus’lu Paul " Anavatanımız gökyüzüdür, kurtarıcımızı da oradan bekleriz . O bizim zavallı gövdelerimizi kendi muhteşem vücuduna dönüştürecektir, çünkü o bütün evrene boyun egdiren gücün sahibidir. Henüz olgunlaşmamışken bizler uzayın temel güçlerinin esiriydik, ama günü geldigi zaman bizleri kurtarmak için tanrı oglunu gönderdi. " diyecektir.(isa için)

Burada ki katkılarıyla güçlendirdiği dini inancını batıya doğru yaymaya devamında çok faydalandığı anlaşılmaktadır. Çünkü Mitraizm birinci sistemiyle de yüzyıllardan beri Pers egemenliğinde olan Anadolu halklarınca bilinip inanılmaktaydı.

İşte mitler arasından yeni versiyon mistik yönelimler çıkmasındaki kaynaklardan birisi bu Mitrasizm’dir.
midena pro tou telous makarize