Gönderen Konu: rönesans resim sanatı  (Okunma sayısı 15860 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
rönesans resim sanatı
« : 30 Aralık 2008, 13:50:36 »

Avrupa'da Antik Yunan ve Roma medeniyetine ait unsurların ön plana alınarak sanat, edebiyat ve bilimde 15 ve 16.yy ilk yarısında gerçekleştirilen büyük gelişme Rönesanstır. Kelime anlamı ;yeniden doğuştur. İtalya'da görülmeye başlanmış ve buradan Avrupa'nın birçok ülkesine yayılmıştır.

Ortaçağın skolastik düşünce sisteminin katılığı özellikle sanatçılarda büyük tepki yaratır. Kilisenin, din adamlarının, insanların inançları nedeniyle baskı yapmadıkları bir dünya özlemi başlar. Rönesansla birlikte artık dinin sanat üzerindeki etkisi azalır ve sanatçılar artık eserlere imzalarını atmaya, din dışında yapıtlar vermeye, tabiata ait motifler yapmaya başlarlar.

Rönesans resim sanatı :
Rönesansın resim sanatına kazandırdığı en önemli katkı zenginleşen konulardır. Dini tasvirlerin yanında tabiata ait motifler tüm canlılığıyla tuvallere taşınmıştır. Çeşitlenen konular yanında, resim sanatçıları iç dünyalarını, kendi düşlerini özgürce işleme serbestisini Rönesans ile kazanmışlardır. Bu dönemin önemli ressamları olarak Giotto, Leonardo da Vinci, Tiziano, Raphael, Brueghel, Albrecht Dürer, Michelangelo ve Ghiberti sayılabilir.

BAROK SANATI(17.ve18.yy):
Bu üslubun oluşmasında ,İtalyan kilisesinin reforumları ve Otuz Yıl Savaşları karşısında kendini yenileme çabaları temel etkendir.Barok Sanatı Roma'da gelişmiş oradan bütün Avrupa'ya yayılmıştır.Barok resminde sanatında ;insanlarda dini heyecan uyandırmayı amaçlayan çarmıha gerilme, din yolunda öldürülme, göğe yükselme gibi konuların yanısıra mitolojik konularda bulunur.Rönesanstaki denge kavramının ve uyumlu ölçülerin aksine büyük bir hareketlilik göze çarpar. Bu sanat tarzı dinin ve kilisenin egemen sınıf olarak gücünün artmasına yardım eder. Öncüleri Rubens, Rembrand, Bernini'dir.

XIX. YÜZYIL SONRASI SANAT AKIMLARI
1.NEOKLASİZM :
Sanatta yeniden ilkçağ unsurlarının ön plana çıkması anlamına gelir. Bu dönemde, eski Yunan ve Roma tarzı tekrar canlandırılmıştır. Bu akım özellikle Barok Sanatının aşırı süslemeciliğine duyulan bir tepkidir.
Neoklasik resim : Yeni tarzın teknik özellikleri, ışığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren -keskinleşen- çizgilerdir. Bu akımın en büyük ustası Jacques Louis David'dir.

3.REALİZM
En önemli özelliği, gerçek olanı, gözle görülüp elle tutulanı tıpkı bir ayna gibi ifade etmesidir. Realist sanatçı Courbert " Ben hiç melek resmi yapmadım, çünkü hiç melek görmedim" demektedir. Realist akımın izleyicileri, bir sanatçının zengin ve görkemli dünyasını tasvir etmek yerine dünya gerçeklerini gözler önüne sermişlerdir. Bu akımın öncüleri Courbert, Corot, Millet ve Honore Daumier'dir.

 5.POST EMPRESYONİZM
Empresyonizme tepki olarak doğmuştur. Bu akımın temsilcileri ışık oyunlarıyla oluşan gelişigüzel kompozisyonları tekrar düzene koyarlar. Van Gogh, Paul Gaugin, Cezanne ve Seruat bu akımın önemli sanatçılarındandır.

7.KÜBİZM
Fovizm'den kopan sanatçıların oluşturduğu bir akımdır. Üçüncü boyutu tuvalin üzerine perspektif olmadan getirebilmesi temel özelliğidir. Cisimler parçalanır, öne arkaya katlanır, açılır. Pablo Picasso bu akımın en önemli öncüsü olmuştur.

9.EKSPRESYONİZM
Dışavurumculuk anlamına gelen bu akım empresyonizme tepki olarak doğmuştur. Ekonomik sorunlar, siyasi karışıklıklar, sosyal dengesizlikler sanatçiları ekspresyonizme doğru itmiştir. Bu akımın en ünlü sanatçısı Edward Munch tır.

11.METAFİZİK
Varlığın, en genel prensipleriyle, temelindeki ilk nedenleri araştıran bir disiplin anlayışıdır. Fütürizm'in hareketlilik anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Resim sanatında hareketliliği reddeder. Sanatçı, akılcılıktan ve mantıktan uzak, tamamen düşlerden oluşan kompozisyonlar oluşturur. Öncüsü Georgia da Chirica olmuştur.

13.SÜRREALİZM
II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan bu akım gerçeküstücülük olarak ta adlandırılabilir. Sürrealistler, Freud kuramını sanatla birleştiren ve ilk uygulayanlar olmuşlardır. İnsanın bir anlamda anlık ruhsal çelişkileri, karşı çıkmaları ve buna benzer tepkileri sanata yansımış, sonuçta bu akım doğmuştur. En güçlü temsilcisi Salvadore Dali dir.

MANİYERİZM (16.yy):
Toplumsal gerilimler ve sorunlar sanatçıları büyük ölçüde etkilemeye başlar. Bu etki , onların klasik çağın ve rönesansın özelliklerinden giderek uzaklaşmalarına neden olur. Michelangelo'nun sanatının büyük etkisi altında doğan bu yeni tarza ;Maniera di Michelangeloya da kısaca Maniyerizm adı verilir.
Sanatçılar seyredenleri sonsuza çekercesine mekan derinliği kullanmışlardır. Bu derinlik nedeniyle seyredenler figürleri havada duruyormuş zannına kapılırlar. Bu özellikle resime ince ve zarif bir görünüm kazandırır. Rönesansta insan vücuduna verilen önem maniyerizmde önemini yitirir. El Greco bu akımın öncülerindendir.
 
ROKOKO SANATI :
Barok'tan sonra gelişen bir sanattır ve Barok'tan daha şaaşalı mimari eserler verilmiştir. Öncüsü Geinsburg'tur.
 
2.ROMANTİZM
Romantizm'de sanatçı doğrudan kendisine yönelmiştir. Duyguları, iç dünyası, kendi gücü onun tek kaynağıdır. Bu akımda sanatçının bireysel olarak kendini yorumlaması, kişiliğinin duygusal yanını en iyi biçimde anlatabilmesi onun başarısıdır. Bu akımın en önemli sanatçıları Fransisko Goya, Teodore Gericault, Eugene Delacroix'tir.

4.EMPRESYONİZM
İzlenimcilik anlamına gelen empresyonizmde sanatçılar dış dünyaya ait olanı; ışığı, renkleri, tepkileri, hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir. Bu akım ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır. İzledikleri temel kaynak güneştir. Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur. En önemli temsilcileri Manet, Monet ve Renoir dir.

6.FOVİZM
19. yy ikinci yarısında sanata bakış açısı tamamen değişmiştir. Artık sanatçının eserine özgürce sahip olma düşüncesi egemen olmaya başlamıştır. Fovizm'de çiğ ve sert renkler kullanılması bu akımın başlıca özelliğidir. Resim elden geldiğince sade ve temiz boyalıdır. Önemli sanatçıları Henri Matisse, Brague ve Derain'dir.

 8.FÜTÜRİZM
20. yy başlarında, Kübizm'e tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu akım çok az sayıda ressam tarafından benimsenmiştir. Dış dünyayı bir tarafa bırakarak tamamen iç dünyayı tuvale aktarır. Savaşların, hızlı makineleşmenin insanın iç dünyasını, duygularını nasıl etkilediği bu resimlerde rahatlıkla izlenebilir. Umberto Boccioni bu akımın öncülüğünü yapmıştır.

10.SOYUT RESİM SANATI
Non-figüratif, Abstre, Non-objektif gibi isimlerle de bilinir. Doğuş yeri Fransa'dır. Soyut resimde, ışık ve rengi kullanarak kompozisyon oluşturma esası vardır. Sanatçılar iç dünyalarını ya da herhengi bir objeyi tuvale aktarırlar. Jackson Pollock, Joseph Albers soyut resim sanatının önemli sanatçılarındandır.

12.DADAİZM
İsmini Fransızca "tahta at" sözcüğünden almıştır. Bu akım sanatçıları alışılagelmiş resim tekniklerini bırakarak gündelik kullanılan kağıt,ağaç gibi eşyaları birbirleri ile birleştirerek ilginç eserler ortaya koymuşlardır. İnsanlığı karamsarlığa, karmaşıklığa, ümitsizliğe iten I. ve II. Dünya şavaşları akımın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Akım, çocuksu heyecanlarla akılcılığı reddeder. dadaistler için mantık sorularının sorulmadığı anlık duyguları yakalamak önemlidir. Hans Arp ve Marcel Duchamp önemli temsilcilerindendir.

14.POP ART
II. Dünya savaşından sonra meydana gelen köklü değişimlerin bir getirisidir. Tüketimi çekici hale getirmek için reklamlar, renkli afişler, hatta resimli dergi ve romanlar kullanılmaya başlanır. Pop Art Sanatı tüketime yardımcı bir reklam aracı olarak doğar, gelişir. Claes Oldenburg bu sanatın öncüsü olmuştur.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Rönesans
« Yanıtla #1 : 21 Ocak 2012, 13:47:35 »
Rönesans
alter H. Pater

Jacob Burckhardt'ın İtalya'da Rönesans Kültürü ve Jules Michelet'nin Rönesans'ından sonra nihayet Walter Pater'in Rönesans Tarihi ile İlgili İncelemeleri de, neredeyse yüz elli yıllık bir gecikmeden sonra Türk okuyucusuna ulaştırılmaktadır. Yakın dönem insanlık tarihinin en esaslı kırılmalarından birinin cereyan ettiği, ziyadesiyle kritik, bir o kadar da problemli bir dönemi, W. H. Pater, kelimenin tam anlamında bir zihniyet tarihçisi olmasa da, böyle büyük bir kırılmanın talep ettiği zihni donanıma bihakkın sahip olduğu söylenemese de, klasik eğitime sahip birinin birikimiyle ve kendine özgü dikkatlerinin ve duyarlılıklarının nazargahından kuş bakışı seyretmekte ve seyrettirmektedir.

Kitabın sonuna T. S. Eliot'ın "Pater ve Arnold" hakkındaki değerlendirmesi, takdim yerine de Ahmet Aydoğan'ın Pater'in Rönesans'ı isimli makalesi, kısaltılarak konulmuştur.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Avrupada Hümanizma ve Rönesans Kültürü
« Yanıtla #2 : 21 Ocak 2012, 13:49:01 »
Avrupada Hümanizma ve Rönesans Kültürü
Charles G. Nauert

Rönesans Avrupa’sının siyasi ve entelektüel elitlerinin karakterini belirleyen Hümanizma kültürünün yükselişini inceleyen bu kitap, tarihin en etkili kültür devrimlerinden birinin belli başlı belirleyici özelliklerinin ufuk açıcı bir sentezini sunuyor. Charles G. Nauert, 14. yüzyıl İtalya’sının benzersiz toplumsal ve kültürel koşullarının ürünü olan Hümanizma’yı daha geniş bir Avrupa bağlamına yerleştirerek, Kuzey Avrupa’ya yayılışını da ayrıntılı olarak ele alıyor. Hümanizma’nın Petrarca’dan Montaigne’e bütün önemli veçheleriyle aktarılması, elinizdeki kitabı geleneksel olarak İtalya’daki Hümanizma deneyiminin egemen olduğu diğer incelemelerden ayırıyor.

14. yüzyıl İtalya’sında ortaya çıkan, 15. yüzyılın sonlarından itibaren de bütün Avrupa’ya yayılan Hümanizma’nın, elitist kökenine karşın giderek popüler kültürde ve güzel sanatlarda baskın bir rol üstlenmeye başladığı bu tarihsel süreç, sanatla ve önemli şahsiyetlerin yaşam öykülerinden unsurlarla, entelektüel yaşamın kenarına itilseler de bilgiyle donanmış hümanistler olmayı hedefleyen kadın örnekleriyle renklendiriliyor. Yalnızca Hümanizma’nın kaynağına değil, uğradığı dönüşümlere ve Rönesans sonrası dönemdeki entelektüel ve dinsel gelişmeler üzerindeki etkilerine de odaklanan yapıt, bu alandaki bütünlüklü çalışmalardan biri.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Sanatın Toplumsal Tarihi 1
« Yanıtla #3 : 21 Ocak 2012, 14:01:30 »
Sanatın Toplumsal Tarihi 1 / Tarih Öncesi Dönem, Ortaçağ, Rönesans, Manyerizm, Barok
Arnold Hauser

Profesör Hauser’in yaklaşık otuz yıllık çalışmasının ürünü olan Sanatın Toplumsal Tarihi, 1951 yılında yayınlandı. Sanat olaylarının gelişimini, edebiyattan müziğe, tiyatrodan görsel alana kadar yayılan geniş bir perspektif içinde değerlendiren bu yapıt kısa sürede uluslararası alanda dikkat çekti. Örneğin Meyer Sehapiro: "... Bildiğim kadarı ile kendi alanında en ciddi ve özümlü çalışma; sanat ve toplumsal tarih alanlarında güçlü bilgi birikimine dayanan bir kitap" diyerek nesnel değerlendirmesini açıkladı. Ünlü yazar Thomas Marin ise: yazarın geniş bilgisine hayranlık duymamak imkânsız. Konunun kapsamının genişliği nedeni ile zorunlu olarak yoğun bir anlatıma başvurmuş olmasına rağmen, pek çok karmaşık olayın yapısına ve kendi içindeki karşıtlıklara çözümleyici açıklamalar getirmiştir... satırları ile beğenisini dile getirmiştir. Daha sonraki yıllarda da çeşitli baskıları yapılan Sanatın Toplumsal Tarihi kültür tarihini konu alan temel yapıtlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Alman kökenli bir ailenin çocuğu olarak Macaristan’da doğdu. Budapeşte, Viyana, Berlin ve Paris Üniversitelerinde edebiyat ve Sanat Tarihi eğitimi yaptı. Bu yıllarda George Simmel, Gustave Lanson, Henri Bergson gibi ünlü düşünürlerin öğrencisi oldu. Birinci Dünya Savaşın’ndan sonra iki yıl İtalya’da Klasik Sanat ve Rönesans Sanatı üzerinde incelemeler yaptı. 1921-1924 yılları arasında Berlin’de ekonomi ve sosyoloji alanında eğitimini sürdürmek amacı ile Werner Sombart’ın öğrencisi oldu. Bu uzun ve çok yönlü öğrenim süresinden sonra 1924’de Viyana’ya yerleşti. Avusturya’nın işgalinden sonra 1938 yılında Londra’ya taşındı ve bu tarihten itibaren derslerini ve araştırmalarını İngiltere’de sürdürdü. Bir ara Leeds Üniversitesinde, 1957’den sonra Brendeis Üniversitesinde Sanat Tarihi dersleri verdi.
midena pro tou telous makarize