Gönderen Konu: Minyatür  (Okunma sayısı 8685 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Minyatür
« : 30 Aralık 2008, 13:58:40 »
Eskiden yazma kitapları süslemek için yapılan renkli resim.

Minyatür sözcüğü, Ortaçağ'da batıda kitapların bölüm başlıklarına konan ilk harflerin kırmızıya boyanmasında kullanılan boyanın (minium) adından gelir. Bizde eskiden minyatüre nakış, minyatür ressamına da nakkaş denirdi.

Minyatür de resimdir, ama minyatür sanatıyla resim sanatı birbirinden çok farklıdır. Minyatürde, resimde olduğu gibi ışık-gölge etkisi aranmaz, renkler dümdüz sürülür; şekiller birbirini kapatmayacak durumda yan yana dizilir, arkada kalanlar kâğıdın üst tarafına çizilir; insanların büyüklüğü ve yeri önemlerine göre belirtilir; önemli kişiler ötekilerden daha büyük boyda ve ön tarafa yapılır; görüntülerde uzaklık anlaşılmaz; şekillerde ayrıntılar incelikle gösterilir.

Minyatür sanatı doğuda doğmuş ve gelişmiştir. Bunun nedeni belki de kâğıdın ve kitabın doğuda icat edilmiş olmasıdır. Ama Îslâm ülkelerinde minyatürün, özellikle Ortaçağ'da gelişmesinin nedeni, resmin yasaklanmış olmasıdır. Önce matbaanın, sonra da fotoğrafın icadı bu sanatı öldürmüştür.

minyatür nasıl yapılır?
Nakkaş denen minyatürcü, bir tabaka has kâğıt (sırf pamuktan yapılmış kâğıt) alır, bir mermerin üzerine yayarak parlak bir cisimle (mermer, fildişi) sürte sürte düzleyip parlatır. Önce yapacağı şekillerin sınırlarını kâğıt üzerinde hafifçe belirterek taslaklarını yapar; bunun için birkaç kedi veya samur kılından yapılmış ve ipek telle kuş tüyüne bağlanmış bir fırça kullanır. Bu şekilde yapılan taslaklar üzerinde kolayca düzeltme yapılabilir.

Taslaklar tamamlandıktan sonra çini mürekkebiyle sınır çizgilerine son biçimi verilir. Sonra çizgiler arasında kalan yerler kalınca bir fırçayla uygun renklerle düz boyanır. Daha sonra çini mürekkebiyle kenar çizgileri bir kere daha elden geçirilir.

Tıpkı freskler ve halılar gibi minyatürlerde de kökboyalar kullanılırdı. Eski minyatürlerin bugün bile parlaklıklarını korumaları hayranlık vericidir.

Çin'den Avrupa'ya
Minyatür sanatı Çin'den İran'a, oradan Anadolu yoluyla Avrupa'ya geçmiştir, Îslâm ülkeleri içinde minyatür sanatı özellikle İran'da büyük gelişme göstermiştir. En büyük minyatür ressamı olarak bilinen Behzat, İran sarayında başnakkaş olmuş, şahın 1522 tarihli bir fermanıyla bütün İran'daki kütüphaneler, hattatlar, ressam ve nakkaşlar, hattâ kuyumcular onun emir ve yönetimine verilmiştir. Behzat'ın yanında birçok başka ünlü minyatürcü yetişmiştir. Bunlardan Ağa Mirek, Kanunî Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a çağrılarak nakkaşbaşı atanmıştır.

Kanunî devrinde gelişmeğe başlayan minyatür sanatı, XVI. yy.ın ikinci yarısında Murat III'ün oğlunun sünnet düğününü anlatan «Surname»yi 427 minyatürle süsleyen nakkaş Osman ile doruğuna ulaşmış, XVII. yy.da Nakşî, XVIII. yy.da Levnî ile parlaklığını sürdürmüştür. Türk minyatürlerinin en güzel örnekleri bugün Topkapı Sarayı Müzesi'ndedir.


Hükümdarı çevresinde «maiyet» görevlileriyle birlikte tasvir eden bir minyatür. Türk tarihi İslam'ın etkisiyle resim sanatlarından uzak kaldığı için, minyatürlerin sanat değeri yanında bir de tarihî belge değeri olagelmiştir. Hükümdar sarayları, bu sarayların günlük yaşantısı, toplantılar, eğlenceler, av partileri, savaş seferleri kadar, halk, meslekler, düğünler v.b. günlük olaylar da minyatürlere konu olmuştur. Bu durum bütün İslâm ülkeleri için de söz konusudur.


Levnî'nin ünlü minyatürlerinden biri.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Minyatür
« Yanıtla #1 : 30 Aralık 2008, 13:59:20 »
Çok ince islenmis ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatina verilen addir. Ortaçagda Avrupa'da elyazmasi kitaplarda bas harfler kirmizi bir renkle boyanarak süslenirdi. Bu is için, çok güzel kirmizi bir renk veren ve Latince adi “minium” olan kursun oksit kullanilirdi. Minyatür sözcügü buradan türemistir. Bizde ise eskiden resme “nakis” ya da “tasvir” denirdi. Minyatür için daha çok nakis sözcügü kullanilirdi. Minyatür sanatçisi için de “resim yapan, ressam” anlamina gelen nakkas ya da musavvir denirdi. Minyatür daha çok kâgit, fildisi ve benzeri maddeler üzerine yapilirdi. Minyatür, dogu ve bati dünyasinda çok eskiden beri bilinen bir resim tarzidir. Ama minyatürün bir dogu sanati oldugunu, batiya dogudan geldigini ileri sürenler vardir. Dogu ve bati minyatürleri resim sanati yönünden hemen hemen birbirinin ayni olmakla birlikte renk ve biçimlerde, konularda ayriliklar görülür. Minyatür, kitaplari resimlemek amaciyla yapildigindan boyutlari küçük tutulmustur. Bu ortak bir özelliktir. Dogu ve Türk minyatürlerinin bazi baska özellikleri de vardir. Bu minyatürlerin çevresi çogu kez "tezhip“ denen bezemeyle süslenirdi. Minyatürde suluboyaya benzer bir boya kullanilirdi. Yalniz bu boyalarin karisiminda bir tür yapiskan olan arapzamki biraz daha fazlaydi. Çizgileri çizmek ve ince ayrintilari islemek için yavru kedilerin tüylerinden yapilan ve "tüykalem“ denen çok ince firçalar kullanilirdi. Boyama isi için de çesitli firçalar vardi. Resim yapilacak kâgidin üzerine arapzamki katilmis üstübeç sürülürdü. Renklere saydamlik kazandirmak için de bu yüzeyin üzerine bir kat da altin tozu sürüldügü olurdu.

Bilinen en eski minyatürler Misir'da rastlanan ve IÖ 2. yüzyilda papirüs üzerine yapilan minyatürlerdir. Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmalari'nin da minyatürlerle süslendigi görülür. Hiristiyanlik yayilinca minyatür özellikle elyazmasi Incil'leri süslemeye basladi. Avrupa'da minyatürün gelismesi 8. yüzyilin sonlarina rastlar. 12. yüzyilda ise minyatürün, süslenecek metinle dogrudan dogruya ilgili olmasi gözetilmeye ve yalnizca dinsel konulu minyatürler degil dindisi minyatürler de yapilmaya baslandi. Baski makinesinin bulunusuna kadar Avrupa'da çok güzel ve görkemli minyatürler yapildi. Bundan sonra minyatür daha çok madalyonlarin üzerine portre yapmak için kullanildi. 17. yüzyildan sonra fildisi üzerine yapilan minyatürler yayginlasti. Daha sonra minyatür sanatina karsi ilgi azalmakla birlikte dar bir sanatçi çevresinde geleneksel bir sanat olarak sürdürüldü. Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçuklular'in Iran ile iliskileri nedeniyle minyatür sanati Iran etkisinde kaldi. Mevlana'nin resmini yapan Abdüddevle ve baska ünlü minyatür sanatçilari yetisti. Osmanli Devleti döneminde ise 18. yüzyila kadar Iran ve Selçuklu etkisi sürdü. Fatih döneminde, padisahin resmini de yapmis olan Sinan bey adli bir nakkas, II. Bayezid döneminde de Baba Nakkas diye taninan bir sanatçi yetisti. 16. yüzyilda Reis Haydar diye taninan Nigarî, Naksî ve Sah Kulu ün yaptilar. Gene ayni dönemde, Bihzad'in ögrencisi olan Horasanli Aka Mirek de Istanbul'a çagrilarak saraya basnakkas (basressam) yapilmisti. Mustafa Çelebi, Selimiyeli Resid, Süleyman Çelebi ve Levnî 18. yüzyilin ünlü nakkaslaridir. Bunlardan Levnî, Türk minyatür sanatinda bir dönüm noktasidir. Levnî, geleneksel anlayisin disina çikti ve kendine özgü bir biçim gelistirdi. 19. yüzyil baslarinda yenilesme hareketleriyle birlikte minyatürde de bati resim sanatinin etkileri görüldü. Minyatür yavas yavas yerini bildigimiz anlamda çagdas resme birakmaya basladi. Ama batida oldugu gibi ülkemizde de geleneksel bir sanat olarak varligini sürdürmektedir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar On İki Tarihsel Minyatür
Oktay Belli

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi “yaratıcı bireyler”in o benzersiz anlarını anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:

Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar... Olayları anlatırken, gerçekleri değiştirmedim, kendi katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzatılan ellere gereksinim duymaz.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Minyatür İstanbul Mınıature Istanbul
« Yanıtla #3 : 07 Şubat 2012, 14:01:36 »
Minyatür İstanbul Mınıature Istanbul
İSTANBUL B.ŞEHİR BLD. YAYINLARI

Eskilerin ´nakış´ ya da ´tasvir´ minyatür sanatının ilk ustaları Uygur Türkleriydi. Önceleri yazma kitapları süslemek amacıyla kullanılan minyatür, zaman içinde büyük dönüşümler geçirdi. Bugün Nusret Çolpan´ın minyatürlerinde karşımıza çıkan eğilimin ilk temsilcisi Matrakçı Nasuh´tur. İstanbul şehri semt semt yaşadığı dönüşümlerle konu edilmiştir. Elinizdeki kitap, bu minyatürler arasında bir konu çerçevesinde özel olarak seçilmiş 99 adet eserden oluşmaktadır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Minyatür ve Gravürlerle Osmanlı İmparatorluğu
« Yanıtla #4 : 07 Şubat 2012, 14:02:14 »
Minyatür ve Gravürlerle Osmanlı İmparatorluğu / The Ottoman Empire in Miniatures and Engravings
TTT VAKFI YAYINLARI
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Osmanlı Minyatür Sanatı
« Yanıtla #5 : 07 Şubat 2012, 14:03:42 »
Osmanlı Minyatür Sanatı
Banu Mahir

İslam dininde getirilen resim yasağıyla birlikte gelişmeye başlayan kitap sanatında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Osmanlı minyatürleri, geliştirdikleri gerçekçi yaklaşım sayesinde tarih, sosyoloji, kültür tarihi alanlarında yapılan araştırmalar için çok değerli görsel belgeler olmalarının yanı sıra Cumhuriyet sonrası Türk resmine de esin kaynağı olmuştur.

Klasik İslam minyatürü üslubu üstünden kurulan Selçukluların ve Türkmen hanedanlarının etkilerinin yanı sıra İstanbul'un alınmasının ardından Batı kültürüne açılarak büyük bir evrim geçiren Osmanlı minyatürü üzerine yapılan araştırmaların geçmişi ne yazık ki yalnızca yüzyıl öncesine inmekte; bu araştırmalar sonucunda Osmanlı minyatürlerinin çok da kalıplara bağlı kalmadığı, yepyeni kurgu ve türleriyle İslam kitap sanatından ayrılarak Sinan Bey'den Kapıdağlı Konstantin'e, Levni'den Matrakçı Nasuh'a kadar usta nakkaşlarıyla kendine özgü bir kimliğe kavuştuğu anlaşılmaktadır.

Osmanlı minyatürünün tarihsel süreç içinde şekillenişi,minyatürlü eserlerin türleri, ikonografyası ve bu incelikli sanata yön veren önemli sanatçıların tanıtılması amaçlanıp zengin minyatür örnekleriyle desteklenen Osmanlı Minyatür Sanatı'nın, yedi yüzyılı aşkın hüküm süren Osmanlı hanedanının ihtişamlı hayatının yazma yapraklarına akıtılan yüzünü görmek isteyen genç sanat tarihçileri ve herkes için iyi bir kaynak olacağı şüphesizdir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ömer Hayyam Rubaile ve 50 Minyatür (Türkçe)
« Yanıtla #6 : 07 Şubat 2012, 14:04:40 »
Anadolu'da Kalay ve Bronzun Tarihçesi
TÖRE YAYIN GRUBU

Özel el yapımı kutusunda 50 minyatürlü karttan oluşmaktadır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Minyatür Sanatında Doğa Çizim ve Boyama Teknikleri
« Yanıtla #7 : 07 Şubat 2012, 14:05:44 »
Minyatür Sanatında Doğa Çizim ve Boyama Teknikleri
Cahide Keskiner

Türk Minyatür Sanatı hakkında çok sayıda kitap ve makale olmakla birlikte şimdiye kadar bu sanatın nasıl yapıldığı ile ilgili hiçbir çalışmanın bulunmaması dikkat çekicidir. Bu kitap özellikle minyatür sanatımızda görülen başlıca doğa ve elemanlarını ele alarak, çizim ve boyama tekniklerini açıklayan, yol gösterici bir el kitabı olarak hazırlanmıştır.

midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Zaman / Zemin / Zuhur "Gerçekçi Türk Tiyatrosunda Minyatür Kurgusu"
Beliz Güçbilmez

Geçmişte bir şey olur, gölgesi bugüne düşer formülü, Türk tiyatrosunun içinde en fazla ürün verdiği gerçekçiliğin asal formüllerinden biri olduğu halde, oyun yazarları nasıl olmuştur da bu formülü hiç dikkate almadan, akıllarına bile getirmeden gerçekçi oyunlar yazabilmişlerdir? Madem ki klasik antikiteden, Ibsen modernitesine ve hatta Beckett`in geçen yüzyılın son çeyreğini kapsayan oyun yazarlığına kadar Batı oyun yazarlığına damgasını vuran bir geç kalmış olma düşüncesinin izi sürülebilmektedir, öyleyse nasıl olmuştur da kendisi Batılılaşmaya çoktan geç kalmış ve ontolojisinde bu türden bir telaş ve huzursuzluk taşıyan idealini kaptırmış.

Osmanlı ve sonrasında Türkiye`li oyun yazarı, bu meseleyi sınanmış biçimsel araçlarıyla ele almayı denememiş, ya da benim gözümden kaçmış denemeler varsa bu uygulamalar neden yaygınlaşmamıştır? Aynı soruyu başka başka vurgularla ya da kalkış noktalarıyla çoğaltmak mümkün ama gereksiz. İddia bu: Türk tiyatrosu Batı oyun yazarlığının egemen kalıplarından birini, geçmişi, şimdinin gerekçesi olarak gösteren ve bunu yaparken kendini içine yerleştirdiği çerçeveyi bir resim çerçevesine benzeterek içinde bir merkezi perspektif kurduğu yapıyı kalıcı ve süreğen bir biçimde model almamıştır. Bunun yerine yine Batı tiyatrosunda kullanılan bir başka formüle bir gün bir şey olur ve her şey değişir formülüne yaslanmayı seçmiştir. Türk tiyatrosunun neyi kabullenerek içselleştirdiği, baktığı yerde durduğu halde neyi görmezden gelerek yok saydığını içeren seçimi hiçbir biçimde rastlantı olamaz. Bu çalışma sözkonusu seçimin önce toplumsal ve siyasal nedenlerini, sonra de estetik ve sanatsal gerekçelerini aramayı deniyor..
midena pro tou telous makarize