Gönderen Konu: ARKAİK HEYKEL  (Okunma sayısı 2125 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
ARKAİK HEYKEL
« : 30 Aralık 2008, 14:04:39 »
Grekler, Tanrıların, mitolojik yaratıkların ve kültle ilgili konuların ifade ve tasvir edilmesine önem vermişler ve bu da sanatın gelişmesine yardımcı olmuştur.

Heykeltıraşlığın doğal ölçüde olan ilk eserleriyle birlikte gözüken Kore ve Kuros heykelleri Arkaik dönem sanatında başta gelen konulardan olmuş ve bu nedenle kuroslarda anatomik özelliklerin korelerde de giysi ve kıvrımlarının ifade gelişmesi büyük ölçüde olanak bulmuştur.

Heykeltıraşlığa ait doğal ölçüdeki ilk eserlerin yapımına çeşitli bölgeler genel olarak birlikte katılmış olduklarından öncelik konusunda aralarında bir ayırım yapmak güçtür. Peloponnes, özellikle mermer adaları olarak bilinen Paros ve Nakkos’un bulunduğu Kikladlar ile Samos, Girit ve M.Ö. 6. yüzyılda gerek vazoculuk, gerek heykeltıraşlıkta büyük aşama göstermiş olan Atina, bugünkü buluntulara göre bu konuda üzerinde durulacak şehir ve bölgelerdir. Yenilik ve değişiklerin, diğer deyimle gelişmelerin türlü bölgelerde aynı zamanda görünmelerinde, sanatçıların büyük bir kısmının gezici olmalarının da rolü olmuştur. Örneğin, yarı efsanevi bir sanatkar olan Daidalos’un doğum yerinin Atina olduğu ve Girit’e gitmeden önce bir süre burada çalışmış olduğu bilinmektedir. Doğum yerleri Girit, babaları ve hocaları Daidalos olarak bildirilen Dipoinos ve Skylles Girit’ten başka çeşitli şehirlerde de çalışmışlardır. Samos’lu sanatkar Theodoros Isparta’da ve Efes Artemis tapınağında Atina’lı Endoios Peloponnes’deki Tegea’da çalışmışlardır.Magnesia’lı Batykles ise M.Ö. 550 yıllarında Amyklai’da Apollon tahtını yapmıştır. Bütün bunlara rağmen Girit’in, Arkaik Heykeltıraşlığın ilk döneminde sanatın gelişmesinde önemli rol oynadığı, hatta önde gelen bir bölge olduğu bazı bilginler tarafından kabul edilmektedir.

Grek aleminde sanatın gelişmesi konusuyla ilgili olarak belirtilmesi gereken bir nokta daha vardır; o da gelişen ticaret ve bunun sağladığı ekonomik güçtür. Bu durum toplum ve bireyleri mali yönden güçlü kılmakta, dolayısıyla hayat seviyesi yükselmektedir. Bu nedenle örneğin, Rhombos adında bir Atinalı’nın kurbanlık danayı taşır vaziyette yaptırdığı kendi heykelinin Akropol’e dikilmesi, bireyin inanç ve mali gücünün bir araya gelmesinden doğan bir sanat olay ve ürünü olarak görülmelidir. Böylece devletin mali yönden güçlü olmasından başka bireyin de güçlü olması sanat eserlerinin yapımını olumlu yönde etkilemektedir.

Heykel türünden olan doğal ölçüdeki Grek eserleri, M.Ö. 7. yüzyılın ortalarından itibaren gözükmeye başlamıştır. Bu eserlerin ortaya çıkması taştan yapılan anıtsal tapınakların yapımıyla yakından ilgilidir. Ahşap tapınaklardan, taştan olan tapınakların yapımına geçiş bu zamanda başlamıştır.

Erken Arkaik, M.Ö. 650-580/570

Yüksek (Olgun) Arkaik, M.Ö. 580/570-530

Arkaik Heykeltıraşlığın bu şekilde dönemlere ayrılması sanatın ve eserlerin gösterdiği gelişme ve özelliklere dayanmaktadır. M.Ö. 500 yıllarında Grek sanatında büyük bir aşama sayılan, Frontalitenin kırılması gibi önemli bir sanat olayı meydana gelmiştir. M.Ö. 530-525 yıllarında, çeşitli sanat olayları ve yeniliklerin görüldüğü Siphnos’luların hazine dairesi yapılmıştır. M.Ö. 570 yıllarından itibaren, Arkaik dönemin başta gelen özelliklerinden sayılan gülümseme daha da belirgin bir duruma gelmiştir. Yine bu yıllardan itibaren, kabartma şeklinde yapılan ve pile kıvrımları anımsatan kıvrımlar ortaya çıkmıştır. Erken Arkaik döneminde ise kıvrımlar sadece çizgilerle ifade edilmekte idi. M.Ö. 550 yıllarında giysi kıvrımları Efes Artemis tapınağının kabartmalı sütunlarında görüldüğü gibi daha da gelişmiş ve bu durum arkeologlar tarafından gerçek kıvrımın ifade edilmesi şeklinde kabul edilmiştir.

Bilginler Arkaik eserleri genel olarak şu başlıklar altında incelemişlerdir. Ya G.Richter’in yaptığı gibi kuroslar, koreler şeklinde konulara göre, ya E. Langlotz’un yaptığı gibi bölgelere göre, ya da yukarıda değinildiği gibi, erken Arkaik, olgun Arkaik olmak üzere, dönemler halinde eserler ele almışlardır.

Arkaik heykeltıraşlık, klasik heykeltıraşlığın ilk dönemi, onu hazırlayan bir dönem şeklinde ise de, bu dönemin de kendi içinde bir gelişme göstererek belli bir düzeye ulaşmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu gelişmeyi, doğal olmanın boyutlarını aşmamayı amaçlayan bir çalışma şeklinde nitelendirmek yerinde olur.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Yunan Heykeli / Arkaik Dönem
« Yanıtla #1 : 24 Ocak 2012, 13:01:25 »
Yunan Heykeli / Arkaik Dönem
John Boardman

Bir çok insan için eski yunan sanatında heykeller kadar bakanı etkileyen, göze hoş gelen örnek yoktur. Söz konusu eserler, eski uygarlıkların sanatında ilk defa insan ya da hayvan tasvirlerinde 'kavramsal' kuralları bir kenara atan ve bilinçli olarak da sanatın nasıl doğadakini, yani yaşıyanı taklit edebileceğini hatta onu nasıl daha geliştirebileceğini araştıran örnekler olarak isimlendirilebilirler. Bu keşfin İ. Ö. sekizinci yüzyılın başlarındaki yarı soyut denemelerinden, erken beşinci yüzyıldaki, daha yaşamdakine yakın olan örneklerine kadar olan süreci bu el kitabında araştırlmış ve çok sayıda resimler ile tartışılmıştır.

"Çok kapsamlı ve derin bilgiler veren bir kitap"
(Greek Gazette)
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Metropolis'de Hellenistik ve Roma Dönemi Heykeltıraşlığı
« Yanıtla #2 : 24 Ocak 2012, 13:03:25 »
Metropolis İonia 1 Heykel - Metropolis'de Hellenistik ve Roma Dönemi Heykeltıraşlığı
Serdar Aybek

Serdar Aybek tarafından hazırlanan ve ele avuca sığmayacak kadar kapsamlı olan bu kitap "Metropolis de Hellenistik ve Roma Dönemi Heykeltıraşlığı" adlı kitap Metropolis'in tarihçesini, bilimsel araştırma geçmişini, arkeolojik kontekst içinde eserlerin değerlendirilmesini, üretim ve teknik özelliklerini ele almış katalog ve yorum gibi ana bölümler ile tamamlanmıştır. Metin kısmı, levha, çizini, grafik, plan ve haritalar ile zenginleştirilmiştir. Kesin kuruluş tarihi saptanamamış olmasına karşın Torban ilçesi, Yeniköy ve Ozbey köyleri arasında yer alan antik yapı kalıntıları, Metropolis şehrinin Klasik Çağ ve sonrasında görkemli bir kent olduğunu açıkça göstermektedir. Kültürel fâaliyederin ekonomiyle paralel gitmesi, kentin kaliteli şarap, zeytin ve zeytinyağı ticaretiyle gehşmişliğini göstermektedir. Kazı ve araştırmaların sonucu Metropolis'in M.Ö. 3. yüzyılda yeniden kurulduğunu ve kuruluşta da Hippodamos planının uygulandığını ispatlamıştır. Aynı zamanda kent savunması için görkemli sur duvarıyla çevrilmiş olduğu belirlenmiştir. Elde edilen yazıtlar, seramik buluntular, yontular ve özellikle de Stoa, Tiyatro, Bouleuterion ve Agora gibi yapıtlar kentin en görkemli döneminin M.Ö. 2. yüzyd olduğunu göstermektedir.

Serdar Aybek'in hazırlamış olduğu Metropolis Heykeltıraşlık eserlerinin hemen hemen hepsi Hellenistik Devirde tüm Ege Bölgesinde ve komşu adalarda üretilen tiplerinin benzerleri veya tekrarlandır; yani birçoğu bilinen tiplerdir. Çalışmanın en geniş ve kapsamlı yanı da, daha evvel yayımlanan veya hiç yayımlanmamış tüm heykeltıraşlık eserleri ve parçalarım bir araya toplayan katalog kısmıdır. Bu bölümde tüm eserler ayn ayrı, çok ayrıntılı ve zengin bibliyografya desteği ile ele alınarak sunulmuş ve her eser gerek stilistik gerekse ikonografi yönünden inandırıcı sonuçlara bağlanmıştır. Eserler bilimsel açıdan teker teker araştırılıp değerlencbrilirken çalışmadaki yol, yöntem bilimsel metot ve kurallar yerli yerinde kullanılmıştır. Ephesos, Menderes Magnesia's, İzmir, Tralleis, Stratonikeia gibi Batı Anadolu antik kentleri ve bunların heykeltıraşlık eserleri yavaş yavaş ve ayn ayn derinhğine araşürddıkça, burada olduğu gibi biç şüphesiz yeni heykeltıraşlık atölyeleri ve atölye merkezleri ortaya çıkacaktır. Elbette atölyeler arası ilişki ve etkileşimler sadece şehirler arası değil kıtalar arası da olsa devam edecektir. Çalışmaya bu açılardan bakıldığında, araştırmanın şüphesiz iyi bir kazanım olduğu kanaatindeyim. - Prof. Dr. Ramazan Özgan
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Otuz Bin Yıl Öncesinden Günümüze Heykel
« Yanıtla #3 : 24 Ocak 2012, 13:04:43 »
Otuz Bin Yıl Öncesinden Günümüze Heykel
Önder Şenyapılı

Bu kitapta otuz bin yıllık geçmişi olan dünya heykel sanatıyla, seksen yıllık geçmişi olan Türk heykel sanatında zaman içerisinde görülen/ gözlenen/ yaşanan değişimler, seçilmiş örnekler ışığında ele alınarak belirleniyor. Örneğin, otuz bin yıl öncesine tarihlenen Villandorf Venüs'ü ile bugünün Venüs heykelleri arasındaki yorum farkını doğuran anlayış/ tutum/ yaklaşım/ kaygı açısından yaşanan değişimler nedir? Önder Şenyapılı, bu sorunun yanıtını ararken heykel sanatının ne denli zengin bir ürün çeşitlemesi sunduğunu da gözler önüne seriyor.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hellenistik Heykel
« Yanıtla #4 : 24 Ocak 2012, 13:06:13 »
Hellenistik Heykel
R.R.R. Smith

Hellenistik Heykeltraşlığın abartılı gerçekçiliği ve ustaca tekniği daha sonraki Avrupa sanatının temelini oluşturmuştur. İskender ve onun takipçileri devrimde heykeltraşlar, klasik Yunan repertuarını hermaphroditoslar, puttiler, köylüler ve boksörler gibi yeni konularla zenginleştirmişlerdir.

Ayrıca barok işleniş, günlük hayat figürleri ve bireyselleşmiş portrecilik gibi yeni üsuplar da ortaya çıkmıştır. Profesör Smith, bu sanatsal dönemi yenilikler dolu bir devir olarak tümüyle yeniden ele almakta ve üslupların çeşitliliklerini, inceliklerini ve karmaşıklıklarını göstermektedir. Üstün estetik değerlere ve dışavurumcu güce sahip heykellerin yaratıcıları olan Hellenistik ustaların yetenek ve yaratıcılıkları kitaptaki pek çok resim ile gözler önüne serilmektedir. Sonuç olarak, Batı sanatının evriminde çok önemli bir yer tutan bu dönemin canlı bir değrelendirmesi ortaya çıkmıştır.
midena pro tou telous makarize