Gönderen Konu: Hunat (Hunand) Hatun Camisi (Melikgazi)  (Okunma sayısı 4723 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hunat (Hunand) Hatun Camisi (Melikgazi)
« : 20 Nisan 2013, 13:30:48 »
Kayseri kalesinin doğusunda, şehri çevreleyen surların dışında yer alan külliye; 1237-1246 yılları arasında I. Keykubat'ın karısı, II.Keyhüsrev'in annesi Mahperi Hunat Hatun tarafından yaptırılmıştır. Külliyeyi oluşturan yapı topluluğundan biri olan Cami, kapısı üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre; 1238 yılında tamamlanmıştır. Buradaki üç satırlık mermer kitabede mealen şöyle yazılıdır:

“Bu mübarek caminin inşasını Keykubat oğlu, yüce sultan din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi, Keyhüsrev devrinde, Şevval 635 (Mayıs 1238) yılında büyük alim, kanaatkâr, dünya ve dinin yüz akı, hayırlar fatihi, Melike, oğluna emretti.
Allah Onun varlığını devamlı kılsın, gücünü arttırsın”.

Klasik Selçuklu planında, 52.30x43.70 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı bir yapı olup, kuzey-güney yönünde uzanan geniş bir orta sahın ile onun yanındaki üçer sahından meydana gelmiştir. İbadet mekanının üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe dışındaki bölümlerin üzerleri tonozlarla örtülüdür. Bunlardan doğuda 10, batıda da 7 tonoz örtüsü vardır. Kubbe ve tonozları iki kubbe arasındaki toplam 48 paye taşımaktadır. Mihrap önü kubbesi ise günümüze orijinal durumunu koruyarak gelebilmiştir. Ancak üzerindeki yapıldığı dönemin özelliğini yansıtan külahı yıkılmış ve günümüze gelememiştir. İbadet mekanının üzerini örten kubbe kitabesinden öğrenildiğine göre 1899 yılında Sultan II.Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Yüksek bir kasnak üzerindeki bu kubbenin 1726-1727 yıllarındaki onarımında konulan kubbe üzerine yapıldığı bilinmektedir.

Mihrap mermer sütuncuklar ve mukarnaslı olup, çevresi geometrik taş oymalarla süslenmiştir. Ayrıca istiridye motifli üç niş de onu tamamlamıştır. Minber döneminin özelliğini taşıyan kündekari tekniğindedir. Ne yazık ki bu minberin üzerindeki yazılardan bir kısmı kazınmış ve boyanmıştır.

Caminin doğu ve batıdaki giriş kapıları Klasik Selçuklu üslubunda geometrik motiflerle çevrelenmiş ve abidevi bir görünüş kazanmıştır. Kapıların giriş kemeri üzerinde Kuran’dan alınma ayetlerden oluşan bir friz dolaşmaktadır.

Caminin minaresi batı taç kapısı üzerinde köşk-minare şeklinde 1139 onarımında yapılmıştır. Caminin orijinal Selçuklu minaresi bulunmamaktadır. Büyük olasılıkla ezan doğu duvarının iç yüzündeki taş merdivenlerden çıkılarak damda okunuyordu. Sonradan Osmanlı döneminde caminin batı taç kapısı üzerine altı ayaklı taş bir minber-minare yapılmıştır. Zeminden 47.5 cm. yükseklikte, 1.56x1.39 m. ölçüsündeki dikdörtgen kaideli yekpare taştan yapılmış minare 5 m. yüksekliğindedir. Konik biçimde oyulmuş sivri kemerli cepheler yekpare taştandır. Minare şerefesinin tavanı içten düz, çatısı da dışarıya çıkıntılı saçaklarla tamamlanmıştır. Külahın kaidesi ise kare planlı yekpare taştandır. Külah üç parçalı taştan yapılmıştır. Bu minber minarenin yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber yanındaki büyük minarenin XIX.yüzyılın sonunda yapıldığı düşünüldüğünde, bu minarenin daha önce yapıldığı da açıklık kazanmaktadır. Ayrıca portalin yanında cami duvarına bitişik olan kesme taştan yuvarlak gövdeli büyük minare Sultan II.Abdülhamit tarafından 1900-1901 yılında yaptırılmıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hunat (Huand) Hatun Camii
« Yanıtla #1 : 21 Nisan 2013, 11:50:18 »
Hunat (Huand) Hatun Camii, külliyeyi meydana getiren diğer yapılar ile birlikte Kayseri'nin en gözde noktasında olup, mimarisi ve taç kapısındaki süslemeleri ile ilgi çekmekte ve çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamaktadır.

Hunat Hatun Camii, Hunat Hatun Külliyesi olarak adlandırılan yapılar grubunun temel yapısıdır. Duvarları düzgün kesme taştan inşa edilmiş dikdörtgen planlı bir eserdir. Caminin ibadet alanı, 52,5X43,5 metre boyutlarındadır. Duvar kalınlıkları ile beraber cami 55X45 metrrelik bir alana oturmaktadır.

Dikdörtgenin kısa ekseni doğrultusunda 8, uzun ekseni boyunca 10 kemer aralıklarına bölünmüştür. Dört köşe ayaklar kemerleri tutmaktadır. Mihrabın önünde ve orta sahında iki kemer aralığı genişliğe sahip dört köşe iki alan inşa edilmiştir. Mihraba bitişik olarak kare olan bingilere dayanan bir kubbe yükselmektedir. Bu kubbe cami ile beraber inşa edilmiştir.

Ortadaki kare alan ise, şu anda kapalı olup, ilk yapıldığında klasik Selçuklu mimarisinde önemli bir yer alan Ulu Cami, Gülük Camii ve Lala Camii’nde de görülen bir nevi iç avlu niteliğinde ve hemen altında bir şadırvanın yer aldığı aydınlık veya ışıklık denilen alandır. Bu açıklık 1727 yılında kapatılmış ve muhtemelen sonradan yıkılmış veya yıktırılmıştır. 1900 yılında Sultan II. Abdülhamid tarafından bir minare eki ile birlikte bu kubbe tekrar inşa edilmiştir.

19. yüzyılda Anadolu’yu gezen Charles Texier kitabında bu alanın bir açıklık olduğunu belirtmekte ve açıklığı kapatan herhangi bir kubbeden bahsetmemektedir.

Caminin ana ve orijinal giriş kapıları doğu ve batı yönündeki taç kapılardır. Sonradan açılan kuzey kapısı ile üç girişi olan caminin kuzey-güney ekseninde on bölümü bulunmaktadır. Aydınlanma yan duvarlardaki mazgal pencereler ve sonradan açıldığı anlaşılan doğu ve kuzey duvarlarında da geniş pencereler ile sağlanmaktadır. Doğu giriş kapısı ile direkt caminin içine girilmektedir.

Klasik Selçuklu mimarisinde minare yoktur. Batı taç kapısı üzerinde yer alan minber-minare ve yine batı taçkapısına dayanan büyük bir minare daha bulunmaktadır. Büyük taş minare Sultan II. Abdülhamid tarafından H.1317'de (M.1900) yaptırılmıştır. Taç kapının üzerindeki minber-minare ise altı ayaklı, altıgen gövdeli, üstü ve külahı de kare planlı zarif bir eserdir. 1727 yılında yapılan onarım esnasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Minarenin olmadığı zamanlarda ise ezan, doğu giriş kapısının güneyindeki duvarın kalınlığı içerisinde açılan ve düz merdiven ile üstüne çıkılan taraçadan yapılmaktaydı.

Mihrap
Bütün Selçuklu camilerinin içi genelde mihrap ve minber hariç süslemesizdir. Hunat Hatun Camii’nde de mihrap en önemli unsurlarından birisidir. Mukarnaslı mihrap geometrik örgülerle çevrelenmiş, istiridye kabuğu şeklinde motiflendirilmiş üç nişten oluşmuştur. Her iki yanında ise döner mermer sütunlar vardır. Bunların üzeri de istiridye kabuğu biçiminde olup, hemen yukarısında da kufî yazıyı andırır tarzda geometrik geçmeli bordur bulunmaktadır. Yine geometrik süsleme ile dolu olan sivri mihrap kemeri akant başlıklı, burmalı birer sütunçeye dayanmaktadır. En dıştaki mihrap pervazı da geometrik motiflerle daha geniş bir alanda süslemiştir.

Minber
Caminin bir diğer özelliği de minberidir. Çivisiz geçme kündekâri tekniği ile geometrik motifli parçalardan kurulmuştur. Bu dekoratif panolar arasında uzun bordürler halinde çeşitli ayet ve dualar yer almaktadır. Çift kanatlı kapısı ve korkulukları oyma kafes işçiliğinin zarif örnekleridir. Usta ve tarih kaydı bulunmayan minber, maalesef defalarca boya­narak detaylar kaybolmuş ve cemaatin birbirini görmesi düşüncesi ile kesilerek pencereler açılmış daha da fenası alt tarafa gelen ayetler şuursuzca kazınmıştır. Ancak yine de Selçuklu üslûbunu tam olarak temsil eden değerli bir örnektir.

Taç kapılar ve kitabeler
Hunat Camii'nin biri doğu, diğeri batıda olmak üzere orijinal ve cami ile eşzamanlı iki ana (cümle) taç kapısı vardır. Kesme taşlardan, mukarnaslı ve geometrik olarak gayet sanatkarane bir şekilde işlenen bu kapılardan batı cephesindeki taç kapı daha zengin ve gösterişlidir.

Her iki kapının da giriş kısımlarının yanları mihrabiyeli, üstleri mukarnaslıdır. Dış pervazlar muhtelif yıldız kompozisyonlu geometrik desenlerle süslüdür. Her iki kapının üst kısımlarında mermer üzerine "cel-i sülüs" hat ile yazılmış üç satırlık Arapça birer kitabe bulunmaktadır.

Batı taç kapısında; daha yukarıda üst saçağın altına gelen düz kenarda cel-i sülüs hat ile yazılmış Kur'an ayetleri zamanla okunamayacak hale gelmiştir. Mukarnas altında, giriş kapısının hemen üzerinde bir kuşak halinde Tövbe suresinin 18. ayeti yazılıdır: "Allah'ın mescidlerini; ancak Allah'a, Ahiret Günü'ne inanan, namazı kılan, zekat veren, yalnız Allah'tan korkanlar şenlendirir. Olur ki, onlar doğru yolu bulanlardan olurlar".

Batı kapısının üst kısmında yer alan mermer kitabenin Türkçesi şöyledir: "Bu mübarek caminin inşaasını Keykubad oğlu yüce sultân, din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi Keyhusrev devrinde, Şevval 635 (Mayıs 1238) yılında, büyük, âlim, kanaatkar, dünya ve dinin yüz akı. hayırlar fâtihi Melike oğluna emretti -Allah onun yüce varlığını devamlı kılsın, gücünü artırsın."

Caminin doğu kapısı üzerindeki mermer kitabenin Türkçesi de şöyledir: "Bu mübarek mescidin inşsasını Keykubâd oğlu, büyük sultân, din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi Keyhusrev devrinde 635 (1238) yılında, büyük Melîke, din ve dünyanın yüz akı Mâhperi Hâtûn emretti -Allah onun yüce varlığını sürekli kılsın".
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hunat (Hunand) Hatun Camisi (Melikgazi)
« Yanıtla #2 : 21 Nisan 2013, 11:52:24 »
 M.1238 yılında Selçuklu hükümdarı I. Alaaddin Keykubat’ın karısı Mahperi Hatun tarafından yaptırılan külliyenin bir kısmıdır. Caminin ortasındaki kubbesi ve minaresi sonradan inşa edilmiştir. Doğu ve batıdaki taç kapıları Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Ahşap mimberi orjinaldir.Sağlam kesme taş işçiliği ve kaleyi andıran duvarlarıyla dikkati çeker.” Hunand”ismi halk arasında “Hunat” diye telafuz edilmektedir.

Ön kapı kemerinin yukarısına yerleştirilen üç satırlık memer kitabesinin Türkçes’si şöyledir; “Bu mübarek camiin inşasını Keykubat oğlu, Yüce Sultan din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi, Keyhüsrev devrinde, şevval 635 (Mayıs1238) yılında, büyük alim, kanaatkar, dünya ve dinin yüz akı, hayırlar fatihi Melike, oğluna emretti.

Allah onun yüce varlığını devamlı kılsın gücünü artırsın.

Kaynak: Ali YEĞEN, Kayseri'de Tarihi Eserler
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hunat (Hunand-Huand) Hatun Camisi (1237-1246)
« Yanıtla #3 : 21 Nisan 2013, 14:04:14 »


Hunat Hatun Camii, Hunat Hatun Külliyesi olarak adlandırılan yapılar grubunun temel yapısıdır.Alaeddin Keykubad'ın hanımı Mahperi Hatun, 1238 tarihinde yaptırmıştır. Kayseri’nin Selçuklularından günümüze gelen en büyük camiidir.

Selçuklu döneminde ''Huvand” ünvanı Selçuklu Saray ailesine özel bir ünvan olarak verilmektedir. Mahperi Hatun da bu ünvanı kullandığı için Cami Huvane'den türkçeleşerek ''Hunat Camii'' olarak adlandırılmıştır.

MİMARİ
Duvarları düzgün kesme taştan inşa edilmiş dikdörtgen planlı bir eserdir.

Caminin ibadet alanı, 52,5x 43,5 metre boyutlarındadır. Duvar kalınlıkları ile beraber cami 55 x 45 metrrelik bir alana oturmaktadır.Dikdörtgenin kısa ekseni doğrultusunda 8, uzun ekseni boyunca 10 kemer aralıklarına bölünmüştür. Dört köşe ayaklar kemerleri tutmaktadır. Mihrabın önünde ve orta sahında iki kemer aralığı genişliğe sahip dört köşe iki alan inşa edilmiştir. Mihraba bitişik olarak kare olan bingilere dayanan bir kubbe yükselmektedir. Bu kubbe cami ile beraber inşa edilmiştir.

Ortadaki kare alan ise, şu anda kapalı olup, ilk yapıldığında klasik Selçuklu mimarisinde önemli bir yer alan Ulu Cami, Gülük Camii ve Lala Camii’nde de görülen bir nevi iç avlu niteliğinde ve hemen altında bir şadırvanın yer aldığı aydınlık veya ışıklık denilen alandır. Bu açıklık 1727 yılında kapatılmış ve muhtemelen sonradan yıkılmış veya yıktırılmıştır. 1900 yılında Sultan II. Abdülhamid tarafından bir minare eki ile birlikte bu kubbe tekrar inşa edilmiştir.
19. yüzyılda Anadolu’yu gezen Charles Texier kitabında bu alanın bir açıklık olduğunu belirtmekte ve açıklığı kapatan herhangi bir kubbeden bahsetmemektedir.

Caminin ana ve orijinal giriş kapıları doğu ve batı yönündeki taç kapılardır. Sonradan açılan kuzey kapısı ile üç girişi olan caminin kuzey-güney ekseninde on bölümü bulunmaktadır. Aydınlanma yan duvarlardaki mazgal pencereler ve sonradan açıldığı anlaşılan doğu ve kuzey duvarlarında da geniş pencereler ile sağlanmaktadır. Doğu giriş kapısı ile direkt caminin içine girilmektedir.

Klasik Selçuklu mimarisinde minare yoktur. Batı taç kapısı üzerinde yer alan minber-minare ve yine batı taçkapısına dayanan büyük bir minare daha bulunmaktadır. Büyük taş minare Sultan II. Abdülhamid tarafından H.1317'de (M.1900) yaptırılmıştır. Taç kapının üzerindeki minber-minare ise altı ayaklı, altıgen gövdeli, üstü ve külahı de kare planlı zarif bir eserdir. 1727 yılında yapılan onarım esnasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Minarenin olmadığı zamanlarda ise ezan, doğu giriş kapısının güneyindeki duvarın kalınlığı içerisinde açılan ve düz merdiven ile üstüne çıkılan taraçadan yapılmaktaydı.
             
MİHRAP VE MİNBER
Bütün Selçuklu camilerinin içi genelde mihrap ve minber hariç süslemesizdir. Hunat Hatun Camii’nde de mihrap en önemli unsurlarından birisidir. Mukarnaslı mihrap geometrik örgülerle çevrelenmiş, istiridye kabuğu şeklinde motiflendirilmiş üç nişten oluşmuştur. Her iki yanında ise döner mermer sütunlar vardır. Bunların üzeri de istiridye kabuğu biçiminde olup, hemen yukarısında da kufî yazıyı andırır tarzda geometrik geçmeli bordur bulunmaktadır. Yine geometrik süsleme ile dolu olan sivri mihrap kemeri akant başlıklı, burmalı birer sütunçeye dayanmaktadır. En dıştaki mihrap pervazı da geometrik motiflerle daha geniş bir alanda süslemiştir.

Caminin bir diğer özelliği de minberidir. Çivisiz geçme kündekâri tekniği ile geometrik motifli parçalardan kurulmuştur. Bu dekoratif panolar arasında uzun bordürler halinde çeşitli ayet ve dualar yer almaktadır. Çift kanatlı kapısı ve korkulukları oyma kafes işçiliğinin zarif örnekleridir. Usta ve tarih kaydı bulunmayan minber, maalesef defalarca boya­narak detaylar kaybolmuş ve cemaatin birbirini görmesi düşüncesi ile kesilerek pencereler açılmış daha da fenası alt tarafa gelen ayetler şuursuzca kazınmıştır. Ancak yine de Selçuklu üslûbunu tam olarak temsil eden değerli bir örnektir.



TAÇ KAPILAR VE KİTABELER
Hunat Camii'nin biri doğu, diğeri batıda olmak üzere orijinal ve cami ile eşzamanlı iki ana (cümle) taç kapısı vardır. Kesme taşlardan, mukarnaslı ve geometrik olarak gayet sanatkarane bir şekilde işlenen bu kapılardan batı cephesindeki taç kapı daha zengin ve gösterişlidir.

Her iki kapının da giriş kısımlarının yanları mihrabiyeli, üstleri mukarnaslıdır. Dış pervazlar muhtelif yıldız kompozisyonlu geometrik desenlerle süslüdür. Her iki kapının üst kısımlarında mermer üzerine "cel-i sülüs" hat ile yazılmış üç satırlık Arapça birer kitabe bulunmaktadır.



Batı taç kapısında; daha yukarıda üst saçağın altına gelen düz kenarda cel-i sülüs hat ile yazılmış Kur'an ayetleri zamanla okunamayacak hale gelmiştir. Mukarnas altında, giriş kapısının hemen üzerinde bir kuşak halinde Tövbe suresinin 18. ayeti yazılıdır: "Allah'ın mescidlerini; ancak Allah'a, Ahiret Günü'ne inanan, namazı kılan, zekat veren, yalnız Allah'tan korkanlar şenlendirir. Olur ki, onlar doğru yolu bulanlardan olurlar".

Batı kapısının üst kısmında yer alan mermer kitabenin Türkçesi şöyledir: "Bu mübarek caminin inşaasını Keykubad oğlu yüce sultân, din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi Keyhusrev devrinde, Şevval 635 (Mayıs 1238) yılında, büyük, âlim, kanaatkar, dünya ve dinin yüz akı. hayırlar fâtihi Melike oğluna emretti -Allah onun yüce varlığını devamlı kılsın, gücünü artırsın."

Caminin doğu kapısı üzerindeki mermer kitabenin Türkçesi de şöyledir: "Bu mübarek mescidin inşaasını Keykubâd oğlu, büyük sultân, din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi Keyhusrev devrinde 635 (1238) yılında, büyük Melîke, din ve dünyanın yüz akı Mâhperi Hâtûn emretti -Allah onun yüce varlığını sürekli kılsın".

Kaynak: tarihikentkayseri.blogcu.com
midena pro tou telous makarize