Gönderen Konu: Cilt Sanatı  (Okunma sayısı 17880 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Cilt Sanatı
« : 01 Ocak 2009, 10:34:17 »

Tanımı:

İslamiyetin getirdiği ihtiyaçla gelişen cilt sanatı, İslam sanatlarına paralel bir tekamül gösteren, incelik, güzellik ve zarafete ulaşmıştır. Orta Asya'dan İran, Arap Kıtası ve Anadolu'ya geçmiş olan cilt sanatı, sanatkarların yetiştikleri bölgelerin motifleri ile bezenmiş, Arabesk, Herat, Hataî, Rumî Selçuk, Memluk, Osmanlı ve Mağribî motiflerle çeşitli cilt üslubları doğurmuştur.

Selçuklu ve Beylikler döneminde daha çok Arabesk desenler, Osmanlı Türkleri ise 14 ve 15. yüzyıllardan itibaren cilt kalıpları kullanarak pek çok cilt çeşidi meydana getirmişlerdir. Fatih devrinde Saray cilthanesi'nde yapılmış olan ciltler, klasik Türk cilt sanatının tam zirveye ulaştığı dönemdir. Bu döneme ait ciltlerde, hatayi, rumi, bulut motiflerinin kullanıldığını görmekteyiz. Ciltlerin içlerinde, aynı şemaya uygun süslemeler yapılmıştır. Ciltlerin altınla süslendiği gibi, katığ tekniği ile derinin oyularak, farklı renkteki zemin üzerine yapıştırıldığı da görülmektedir.

Bazı ciltlerin içlerine ebru veya renkli kağıt da yapıştırılırdı.

17. yüzyıl'daki cilt örneklerinde, tüm cilt altın varakla kaplanarak, üzeri kıymetli taşlarla süslenirdi. Bu devirde de citlerin içlerine oyma tekniği ile bezemeler yapılmıştır. Ciltler üzerinde, farklı tekniklerde süslemeler görülür. 17. yüzyıl'dan sonra, deri üzerine işleme, ciltlerin süslenmesinde kullanılmıştır. Sim ve renkli ipliklerle yapılan işlemelerde, naturalist çicek motifleri görülür. Geç tarihlerde ise kumaş üzerine işleme ciltler görülür.

18. ve 19. yüzyıl'ların ciltleri kadife üzerine sırma ve simle işlenerek bezenmekteydiler. Bütün ciltler deriden bir çerceve içine alınarak, dayanıklı olmaları sağlanmaktadır. Aynı şekilde kağıt ve ebru ile de yapılmaktaydı.

Lake ciltler, Osmanlı ciltlerinin önemli bir grubudur. Öncülerine İran'da rastlanan lake ciltler, 17. yüzyıl'dan itibaren görülürler. Bezemelerinde daha çok koyu renk zeminde, altın ve çeşitli renlerde rumi, hatai, bulut, naturalist üslupta çiçeklerden oluşan motifler kullanılmıştır.

18. yüzyıl'ın ilk yarısındaki bu klasik motiflerin yanısıra, üst ve iç kapaklarında manzara, çiçek ve buket süslemeleri, 19. yüzyıl'a kadar kullanılmıştır.

Yazma eser ciltlerini dört parçada incelemek mümkündür :

Alt ve Üst Kapak: Kitabın metnini içine alan örtüsüdür. Genel olarak kapağın üstü ve bazen de içi süslemeler ihtiva eder.

Sırt (Dip Kısmı): Formaların bağlandığı bölümü örten kısımdır. Klasik Türk ciltlerinde ve genellikle İslami ciltlerin hepsinde bu kısım Batı ciltlerinde olduğu gibi bombeli değil, düzdür.

Mikleb: Kitabın ön tarafını örten sertabın ucunda genellikle üç köşeli, okunmakta olan yere konan kısımdır. Mikleb üstünde de kapaktaki desenler küçültülerek veya bir kısım şemse de bulunur. İç kapakta oyma sanatı varsa miklebte de görülür.

Sertab: Miklebi kitaba bağlayan ve kitabın ön kısmını muhafaza eden, miklebe hareket kabiliyeti sağlayan bölümdür. Zencerek veya motifler hatta kitap ismi veya Kur'anıkerim ise -abdestsiz dokunulmaz- ayeti yazılı olarak işlenmiştir.

Cilt Sanatının Özellikleri:

Önceleri birbirine yapıştırılarak mukavva haline getirilmiş kağıtlara, iç kısmının traş edilmesiyle inceltilmiş deriler yapıştırılarak kapaklar meydana getirilir. Motifler elle yapıldığında yekşah yazma cilt ; Kalıplar preste basılarak yapılırsa gömme cilt ; Etrafı (kapağın) dört tarafı deri, üstü kumaş veya ebru ile kaplanırsa ceharkuşe denilmektedir. Tamamen ebru ile kaplanırsa ebru cilt ; İpek veya atlas kumaşla kaplı olanlara kumaş ; Kadife ile kaplananlara zerduva cilt; altın sırma ile işlenenlere zerduz; Gümüş ile işlenenlere simduz; Karton üzerine laklanarak yapılmış motifli ciltlere lake cilt; Kapakları dört köşe, kare veya beyzi kafeslerle süslenen ciltlere ise zilbahar cilt isimleri verilir.

Ciltlerde genel olarak alt ve üst kapağın ve miklebin ortasında, yuvarlak veya beyzi güneşe benzeyen motife şemse denilmektedir. Bazen şemseye bağlı bazen de ayrı, hemen yakınındaki küçük beyzi şekiller salbek, kapakların dört köşesini süsleyen mütifler ise köşebend adını alırlar. Bu motifleri zincire benzediği için zencirek denilen bir süsleme ile çerçeve içine alınır. Deri ciltlerde şemse varsa bu tür ciltlere şemse cilt denir. Şemse ciltler klasik üslûpta yapılmış olan en süslü ciltlerdir. Bunlar da yapılış tarzına göre değişik isimler alırlar :

Alttan ayırma şemse cilt: Deri kapağa presle basılmış olan şemse motifleridir. Zemin altın yaldızlıdır; Üstten ayırma şemse cilt: Zemin deri renginde, motifler altın yaldızlıdır; Şoğuk şemse cilt: Motifler bezemesiz deri rengindedir; Mülemma' şemse cilt: Motifler ve zemin altın rengindedir; Mülevven şemse cilt: Şemsesi başka renkte olan cilttir; Müşebbek şemse cilt: Deri motifleri kesilerek veya oyularak yapılan cilttir; Mürgdar şemse cilt: Çiçeklerle bezenmiş ciltlerin üzerinde kuş da varsa bu isim verilir

Cilt Sanatıyla İlgili Terimler:

Türk ciltlerinde kapaklar taşmaz, kitabın boyundadır ve ciltlerde kullanılan bazı terimler vardır. Bunlar:
Katıa: Daha çok 15. ve 16. yüzyıl'larda kullanılan Türk oyma sanatıdir. Ciltlerde özellikle iç kapaklarda çok kullanılır;
Şiraze dikiş tarzı: Renkli ipek makara iplikleriyle sağlamca örme tekniği;
Köşebend: Cilt kapağının dört köşesine işlenen süslemeler;
Vessale: Onarımda birliştirme, aynı cins kağıt veya deri ile ekleme tekniği;
Akkase: Sayfa kenarları ayrı, ortası ayrı renklerle renklendirme tekniği;
Zahriye: Genellikle metin sayfalarından daha kalınca ve değişik renkteki kitap kapaklarından sonra gelen ilk iç sayfayadır;
Bordür: Klasik ciltlerde kapağın dış kenarını cevreleyen bölümdür. Yerine göre "Pervaz, ulama, kenar suyu" gibi isimler alır;
Cender: Ciltlenecek kitap dikildikten sonra, altının yapıştırılabilmesi için mengene olarak kullanılan alet;
 Cilbend: Yazma kitapların ciltlerini korumak için kullanılan kutu;
Cilt ara kapağı: Ciltlenmiş bir kitapta dış kapak ile ara kapak arasında bulunan yaprak;
Cilt kanadı: Kitap kapağı yerine kullanılan terim;
Deffe: Kitap cildinin iki kapağından her birine verilen isim;
Edirne Kari: Edirne'de yapılan ciltler;
Herat cildi: Herat'ta yapılan cilt;
Istampa cilt: Üzerine modelin hakkedildiği bir metal ıstampa kızdırıldıktan sonra, derinin üzerine basılarak elde edilen süsleme;
Kalıp: Çeşitli süslemelerin deriye basılması için kullanılan alet;
Kalıp Baskısı: Cilt kalıbı yapmak için kullanılan alet;
Kürrase: Yazma kitapların sekiz sayfadan oluşan forması bu şekilde isimlendirilir;
Lake Cilt: Tahta, mukavva veya deri üzerine yapılan çeşitli boyamaların üzerine vernik sürülerek elde edilen cilt;
Murassa cilt: Değerli taşlarla bezenen cilt;
Mücellid: Cilt sanatıyla uğraşan kimse;
Rugani: Ciltlerde yapılan nakış ve resimlerin parlak görünmesi için sürülen vernik cinse bir madde;
Sadberk: Cilt kapaklarının ortasına süs yerinde yapılan şemsenin üst tarafındaki şekiller hakkında kullanılır;
 Şiraze: Klasik ciltte kitabın yapraklarının düzgün durmasını sağlayan bağ ve örgüye verilen isim;
Yazılı cilt: İç kapağında, mıklep içi bordürlerde ayet ve beyitler yazılı olan ciltler;
Yazma cilt: Üzerleri sıvama altın veya ezilmiş altın sürülerek yapılan ciltler.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Türk Cilt Sanatı
« Yanıtla #1 : 01 Ocak 2012, 00:37:45 »
Türk Cilt Sanatı
Mine Esiner Özen

Cilt sanatımızın niteliğini ve gelişimini göstermek, bu çalışmanın amacıdır. Ayrıntılara girmeksizin, devirlere göre cilt sanatındaki değişmelerin saptanmasına çalışılmıştır. Ancak, bu değişimleri, üslûp farklılıklarını gösterebilmek, gerek materyalin çokluğu ve dağınıklığı, gerek cilt ustalarının eserlerine tarih ve adlarını koymamaları, hatta eserin yazıldığı yılın bile her zaman belirtilmemesi yüzünden, oldukça zorludur.

Doğu cildinin yapım tekniği ve biçimi aynıdır. Ancak kullanılan malzeme ve kapaklara yapılan süsleme farklıdır. Bu yüzden ciltler sınıflandırılırken, kullanılan malzeme esas alınmıştır.
midena pro tou telous makarize