Gönderen Konu: Münir Nurettin Selçuk  (Okunma sayısı 653 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Münir Nurettin Selçuk
« : 12 Mayıs 2013, 19:04:21 »


Münir Nurettin Selçuk (d. 1900?, İstanbul - ö. 27 Nisan 1981, İstanbul), Türk müzisyen.

Yaşamöyküsü
1900'de İstanbul'un Sarıyer semtinde doğdu. Doğum yılı için çeşitli kaynaklarda 1899, 1901 ve 1902 de gösterilmiştir. Divan-ı Hümayun muavini ve Darülfünun İlahiyat Şubesi muallimlerinden Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanım'ın oğludur. Anne tarafından Germiyanoğulları beyliğini kuran aileye mensuptur.

On beş yaşında Dar-ül Feyz-i Musıkî Cemiyeti'ne öğrenci olarak girdi; üç yıl sonra da, hanendelerinden biri olduğu bu topluluğun konserlerine çıktı. 1907'de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi'ni bitirip Kadıköy Sultanîsi'ne yazıldı. Aynı yıl Dar-ül Elhan'a da girdi, Zekaizade Ahmed Efendi'den dört yıl ders aldı.

Ailesinin ısrarı ile öğrenim için gittiği Macaristan’dan 1917 yılında geri döndü. Dar-ül Feyz-i Musiki Cemiyeti'ne devam etti ve Zekaizade Ahmet Irsoy ve Bestenigar Ziya Bey'den müzik dersleri aldı. Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı bir besteyle başladı. İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı.

1923 yılında askerliği sırasında Mızıka-ı Hümâyûn’da, sonradan da Riyaset-i Cumhur Musıkî Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin, eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslupla, 1928’de Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti ve aynı yıl Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü. Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19. yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslubu "Bel Canto"dan etkilendi.

Türk müziği tarihinde tek başına konser verme geleneğini getiren sanatçı, ilk solo konserini Paris dönüşü, 1930 yılında, şimdiki Dormen Tiyatrosu’nda vererek büyük ilgi topladı ve hayranlık uyandırdı. Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı o oldu. Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslubuna dahil etti.

Beste çalışmalarına asıl 1940-1941 yıllarından sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev yaptı. Birçok genç kuşak sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında Türk müziği ses sanatçısı olan Alâeddin Yavaşça da vardır. Dünya müzik çevrelerinde de büyük ilgi görmüş olan sanatçı, 27 Nisan 1981'de evinde vefat etmiştir.
Aşiyan Mezarlığı'ndaki mezarı

Münir Nurettin Selçuk; sanatçı Timur Selçuk'un babası, Hazal Selçuk'un ise dedesidir. Eşi ise Enise Selçuk'tur (1912-1966).
Bazı Yapıtları

    Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın
    Kalamış
    Aziz İstanbul (Güftekâr: Yahya Kemal Beyatlı)
    Söyle Sevgili
    Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-say Gönül
    Safa-yı Metle Parıldasın Camımız
    Hülyama Doğan Son Güneşim
    Son Hevesimde
    Varalım Kuy-ı Dilaraya Gönül Hu Diyerek
    Bir Söz Dedi Canan ki Keramet Var İçinde
    Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) (Güftekâr: Yahya Kemal Beyatlı)
    Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur
    Endülüs’te Raks
    Sessiz Gemi
    Rindlerin Ölümü
    Sen Şarkı Söylediğin Zaman
    Dumanlı Başları Göklere Ermiş
    Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar

Kaynak: Wikipedia
midena pro tou telous makarize