Gönderen Konu: Doğuda kitap süslemelerinde "Geçmeler" hakkında  (Okunma sayısı 957 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Yıllardan beri süren araştırmalarımız esnasında kitaplarda metin dışı yapılan eski süslerinde kenarlarında ve münasip yerlerinde kenar ve iç suları başlıklar ve zahriyelerde, bir takım geçmelere rastladık. Bunu Selçuk geçmeleri diye adlandırarak bir dosya haline topladık. Aralarında bazı farklar gösterenleri meselâ geçmeler arasında dört köşeli boşluklar bulunanları ayırdık. Ayırmamızın sebebi sayıları yüze varan ve yalnız yuvarlaklar ve etrafında kıvrım ve düz hatlar farklariyle çeşitler gösteren en mükemmellerin Anadolu'da Selçuklular tarafından yapılanlardan başka bir karakterde olmalarında ileri gelmektedir. Bunları da ayrı bir yazımızda ele alacağız ve Selçuklulara has olan ince ve zevkli hususiyetlerinden ayrıca bahsedeceğiz.

Bu yazımızda ayırdıklarımız arasında her ne kadar Selçuklular'ın yaptıklarından da varsa İslâm ülkelerinin her birince dikkatli veya dikkatsiz bir işçilikle yapılmış olanları ayırdık. Bu tarz nedense bizde az tutunmuştur. Fakat ona rağmen yapılmıştır. Özelliklerini diğer yerlerde olduğu gibi bozmamağa itina göstermişlerdir. Maamafih dikkatle burada işaret edeceğimiz yapılış farklariyle bunların en güzellerini vücude getirmek ve hattâ bunlardan örnek alarak aynı esaslar dahilinde yenilerini yapmak imkânları vardır. O mânâca bunlar taklit olunmakla kalınmaz, yeni örnekler yapmağa vesile teşkil ederler.

Bu süslerin bir noktası ve okunma usulü, yani anlamak yoliyle çizmek usulleri vardır. Çünkü bu bilinmezse fena işçilik ile yapılanlar yanlış anlaşılabilir ve yanlış kopya edilebilir. Böyle hatalara pek çok sanat kitaplarında rastlanır ve bunlar insanı yanlış yola sevkederler ve yapanlara da söz getirirler. Önce dikkatimizi şu ana yollar üzerine çekmeliyiz:

Yapılan örneklerde görüleceği üzere bir sıra üzerine dizilmiş yuvarlaklar vardır. Bu yuvarlakla bordürün ortasına sıralanır. Muayyen yerlerde meselâ her 2-6 nokta arasında bordürün iç genişliği yarısı kadar dört köşe yerler bırakılır.

Bu yuvarlakların yanlarına yani bordürün içi mahfuz olarak üç hatla dörde bölünmüş ise ortadan yanlardaki hatlar imtidadınca aralarına aynı büyüklükte birer yuvarlak daha çizilir. Bunlar iki sıra üzerine olur. Lâkin bunlar ortada bir ve yanlarda yarım sıralı olacakları gibi 3 sıra ve yanlarında yarımşar sıra da bulunabilir. Bu suretle daha kalınca zincirli olanlarla çok çeşitler yapmak kabildir. Bu kalın geçmeye, 6 ıncı geçmeyi misal verebiliriz. Geçmeler arasındaki mesafelere dikkat etmelidir. Bir çok eski sanatkârlar yapılan bu nispetlere dikkat etmediklerinden hatalar yapmışlardır.

Yuvarlaklar örneklerimizde de işaret ettiğimiz gibi yerli yerine konduktan sonra aralarını birleştirmeğe sıra gelir. Bütün bu dediklerimizi milimetrik taksimatlı kâğıtlara yapılmalıdır ki aralardaki nispetler doğru olsun. Önce bu taksimatlı kâğıtlara noktalarını yerli yerine çizmeğe dikkat ederse bilhassa tezhipli eserleri dört köşeli kâğıtlara yapmayacağından eli o taksimatsız kâğıtlarda bunları muayyen yerlere koymağa mümarese kazanmış olur.

Yuvarlaklar konduktan sonra bunların aralarını birleştirmekte iki esas vardır. Ya merkezleri hizasından bir hat uzatılır veyahut yuvarlağa mümas çizilir. Merkez hizasından bir hat uzatılınca ve bunların istikametleri her vakit değiştirilince şekillerin içindeki geçmelerin yolları da değişir ki örneklerimizin işlemiyerek bıraktığımız yerlerinde bilhassa bu istikametler ayrıca gösterilmiştir.

Mümas olan çizgiler yuvarlakların yanlarında diğerlerine uzatılır ve karşısındakiler de buna müvazi olarak çizilir ve uçlarından yine mümas olarak kapatılır. Bu suretle dört yuvarlak arasında uzunca bir mustatil lapanmış olur. Yani mümaslar çizmeğe devam edilir. Alttan ve üstten geçmelerle örnek meydana gelir. Bu geçmeler bir yuvarlağın etrafında 4 mümas yapar. Yani 4 yerinden dairenin kenarlarına birbirlerine dik olarak temas eder. Yuvarlanır ve geçer. Bazen yalnız 2, bazen yalnız 3 yerden geçer. Bunların münasip yerlerinde merkezinden geçer düz hatlar da bulunabilir ki o zaman daireye mümas veya onu kateden hatlar üçü geçemez.

Bu esas dahilinde tarifimizi buraya konan şekillere bıraktıktan ve daha büyük kıt'ada el alışıklığı için kopyalarının yapılmasını dileyerek tezhipli sahifelerindeki altın ve renk verme tekniğine gelelim:

İslâm ve Türk memleketlerinde tezhipte altın pek ince safiha halinde de yapıştırarak veyahut bu ince safihalar ezilerek toz haline getirildikten sonra jelâtinli su ile sürülerek kullanılmıştır. Lâkin biz bunların daha ziyâde ince altın varakların yapıştırılarak üzerlerine bu geçmelerin yapıldıklarını çok gördük. Bunu belki altın daha az sarfolunmasından tercih ettiklerini görüyorsak da daha incelerinde altının süzülerek kullanıldığı da görülmektedir.

Kenarlarında çift çizgi vardır ve aralarında burada verdiğimiz örnekler çizilidir. Bazen altınsız olmayıp beyaz ve boyalı zeminler de yapıldığı da görülmüştür. Bunların hangilerinde olduğu işaret edilmiştir. Lâkin çoğu altın üzerinedir. Kısmen aralarından beyaz hat geçirildiği görülmüştür ve bunlar dizilere ayrı bir güzellik vermiştir.

Geçmeler arasındaki dört köşelerin içleri çok defa boyalıdır. Mavi ve kırmızıyı münavebe ile sürerler. Ortalarına birer beyaz veya başka renkte nokta koyarlar.

Kıvrımların arasında gölge görmedik. Fakat bu ufak yuvarlakların içlerine münavebe ile bir sıra mavi bir sıra kırmızı boyandığı çok vakidir. Anadolu'da bunun işçiliği çok daha ince ve itinalıdır. Lâkin bunun diğer yerlerde itinalı olduğu kadar itinasızları da görülmüştür. Verdiğimiz numaralarda asılları görülecek olursa işçilikleri karşılaştırılmış olur.

Şarkta süsleme sanatimizde hakikaten tenevvü olduğu meydandadır. Hele Anadolu sanatkârların aslâ bir yaptıklarını bir daha tekrar etmemişlerdir. Onlar da basma kalıp iş enderdir. Maalesef bunların kısmen Anadolu haricindeki yerlerde yapıldığı görülmektedir. Elimize şimdiye kadar geçen eserler bize bu ilhamı vermiştir. Bu defa eserlerin tetkikinde bu noktaların göz önünde tutulmasiyle bazı eserlerin yapıldığı memleket sınırları hakkında da bir fikir edinilmiş olabilir. Karakterleri hakkında da bir misal teşkil edebilir. Üslûbun, inceliği tenevvüün muayyen coğrafî mevkilerle ve o gibi iklimlerde yaşayan insanların Bu söylediğimiz noktalar, nerelerde yapıldığı bilinmeyen bir çok memleketler hakkında önce yerleri ve tarihleri mâlum olanlar iyice incelendikten sonra bizi muhakkak aydınlatacaktır. Yani eserler bu yazdıklarımıza dikkat olunmak şartiyle hal' dilleriyle farkında olabileceklere dikkat ediniz, bizim buralarda yapılmak ihtimalimiz kuvvetlidir, diyeceklerdir. Bu cihetle verdiğimiz örnekler numaraları tahtında yerlerinde görerek bu kanaatin ne kadar yerinde olduğunu görecekler az olmalıdır. Buraya asîl örneklerini misal verdiklerimiz arasında XVI ıncı asırdan sonra tezhiplerimize girenler de vardır. Fakat bunların mahiyetleri anlaşılmıyor. Zira anlamıyarak daha doğrusu uydurularak çizilmiştir. Yuvarlak ve kıvrımlara asla dikkat edilmemiştir. Bunlar sümmettedarik çizgilerden ibaret kalmıştır. Bir millet tereddisinin yalnız bir sahada değil her sahada olduğunun bundan daha iyi misali olmazsa bu dikkatsizliği revca görmeyeceklerdir. Biz maalesef yenilerinden bu örnekleri bu aslı kaybolmuş bordürleri alamamak ve yazımıza koyamamak zorunda kaldık. Velhasıl sanat asaletinin başka olduğunu şu kısa mütalâamızla bildirmek istedik.

Aralarında dört köşe boşluklar bırakılan geçmeleri tiplere ayırmak imkânını henüz toplayabildiğimiz malzeme ile bulamıyoruz. Yalnız dört, köşeler arasında yuvarlakların sayılması ve örneklerin doğru alınabilmesinde esas olduğundan onların sayileriyle anılması doğru olur. Meselâ öyleleri vardır ki dört köşeler arasındaki orta hat üzerinde 2 noktalı vardır. Biz bunlara adetlerine göre 2 li, 3 lü, 5 li, 6 lı diyoruz. Bunların aralarında ve yanlarında olan yuvarlaklar bundan hariçtir. Eğer esas yuvarlaklar hizasında birer sıra daha bulunursa o zaman biz bunlara çift iki... çift dörtlü demekteyiz. Bunların birleşmiş oldukları hatları sadece işaret etmek kâfi olduğundan bu noktadan ayrı bir tasnife ihtiyaç yoktur.

Şekillerin altlarındaki izahlara göre bunların güzel bir mahiyet alabileceklerini tarife göre yaparak görebilirsiniz. Sonra bir kitabı ele alınca onda neler dikkat etmek icap edeceğine de bir misal vermiş oluyoruz. Eğer bizler sanat hazinelerini böyle incelemelere tâbi tutmazsak onun umumî güzelliği içinde bu müstesna tavrı veren detay güzellikleri görmeğe alışamayız. O noktadan da bu araştırmayı örnek tutarak böyle ve muhtelif sahalarda kısa etüdlerin yapılması çok lâzımdır. Bunlar bir gün toplanırsa sanat tarihimiz yazılabilir ve onun hiçbir güzelliği ve inceliği kaçırılmamış ve eski eserlerimizin ne suretle okunabileceği öğretilmiş olur.

Alıntı:
Prof. Dr. Süheyl Ünver
Türk islam sanatları.com
midena pro tou telous makarize