Gönderen Konu: İkonografik açıdan Türk sanatında rumi ve palmetler  (Okunma sayısı 1931 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Plastik sanatların başlıca kollarından olan taş üzerine işlenmiş kabartmalar, insanlığın varoluşundan beri çeşitli yörelerde ortaya çıkan önemli konular arasında yer alırlar. (1) Konu bakımından bu kabartmaları iki grupta düşünmek mümkündür. Bunlardan biri insan ve hayvan şekillerinden oluşan "Figürlü Kabartmalar", diğeri de bitki motiflerinden ibaret olan "Bitkisel Kabartmalar"dır. Bu tebliğin konusu, ikinci grup olarak nitelendirdiğimiz bitki motiflerinden oluşan bazı örneklerin Türk sanatı çevrelerindeki orijinine ait olacaktır.

Bir doğulu motif olarak ortaya çıkan ve Eski Dünya'nın çeşitli yörelerinde sevilerek kullanılan palmet ve rûmîler, kullanım zenginliği bakımından mimari bezemenin en önemli kolunu meydana getirirler. (2)

Şekil yönünden hayli farklılık gösterse de palmet ve rûmîlerin anavatanı olarak eski Mısır Sanat çevresi kabul edilmektedir. Bu sanatın yayıldığı çevrenin doğal bitki örtüsü olan papirüs ve palmiye ağaçlarının, motiflerinin oluşumunda etkili iki örnek olduğu düşünülmektedir.

Palmet ve rûmî motiflerinin erken örnekleri M. Ö. I. Bince Akdeniz çevresinde oluşan diğer kültür çevrelerinde de yaygınlaşmış ve M.Ö. VII. Yüzyıldan itibaren de bu çevrelerde sevilerek kullanılmıştır. (Başaran 1987: 17 vd.; Başaran 1989)

Mısır sanatını takiben Eski Dünya'nın en önemli sanat ve kültür birikiminin ortaya çıktığı klasik Yunan sanatı ile ardından gelen Hellenistik dönemde de Mısır Sanatından alınma bu bitkisel formların öncü örneklerine rastlanmaktadır. (Koçhan 1987: 28 vd. ; Koçhan 1990 : 219 vd.)

Hellensitik dönemden sonraki Roma devrinde Milattan önce ve sonraki yıllarda, palmetlerle birlikte lotus çiçeği motiflerine her tür mimari yapıda, lahitlerde, kapı, Pencere pervazlarında, lentolar üzerinde oldukça geniş bir kullanıma açık bir şekilde rastlanmaktadır. (Başaran 1987 : 17 vd.; Başaran 1989: 54, not. 2.)

Türk plastik sanatının şekillenip yaygınlaşmasında temel kaynak olarak kabul edilen Hun Sanatı, mimari ve bezeme açısından en parlak dönemin yaşandığı Ortaçağ Türk mimarisine yön veren güçlü bir sanat çevresi olarak tanınır. Anadolu öncesi Türk sanatının yayıldığı coğrafya üzerinde M.Ö. I. Binde şekillenen Orta Asya Hun sanatının etkileri gayet açıktır. Zamanla belirginleşen ve klasik değerler kazanan bazı bitki motiflerinin öncü örneklerinin tesadüf edildiği bu sanat çevresinde ortaay çıkan şekiller, fikir ve düşünce bazında Anadolu-Türk sanatını da etkilemiştir.

Doğuda Çin, Batıda Avrupa içlerine kadar uzanan çok geniş bir alanda, etkileri yüzyıllarca hissedilen Hun sanatından günümüze ulaşan ve çok azı yayımlanabilen 212 Kurgan'da gün ışığına çıkarılan buluntular arasında, konumuz açsıından ilginç örnekler vardır. Biz bu örneklerden bazıları üzerinde durmak istiyoruz.

Çiz. 1/a ve b Hunlara ait M. Ö. VI. V. Yüzyıllara tarihlenen I. Pazırık Kurganında ortaya çıkarılan bir at koşum takım parçasına aittirler. (Diyarbekirli 1968: 130 ; Diyarbekirli 1972: 34, res. 24 ; Rudenko 1951: 113-142; Rudenko 1950: 1125, Jettmar 1967 : 76 vd.) (res. 1) Atların eyer, yular, beleme gibi elemanlarından oluşan koşum takımları, madenden yapılmış parçaların yanında ahşaptan yapılmış çeşitli süsleme elemanlarıyla zenginleştiriliyordu (res. 2). Bu kurganlarda maden ve deriden yapılmış koşum takımı süslerinden daha fazla sayıda ahşaptan işlenmiş buluntular ele geçmiştir.

Örneğimizdeki bir orta eksenin iki yanına alt ve üstü kıvrık bitki sapları ile, bunların üst kısımlarındaki boşlukların da iki yandan doldurulmasıyla elde edilen bir çiçek tomurcuğu şeklinde beş ana hattan oluşan motif, şematik olarak palmiyeyi andırdığı ve dolaylı olarak da bir el biçimini hatırlattığı için adına "palmet" denmiştir. Latincede beş rakamın karşılığı olan "Palam" (Fransızcada Palme), palmiye ağacının el benzemesi dolayısıyla hem bu ağaca, hem de beş rakamına isim olarak yakıştırılmıştır. (Arseven 1983a; Arseven 1983b ; d.n.1 ; Palma 1973)

Alıntı:
Doç. Dr. Hamza Gündoğdu
www.türkislamsanatları.com
midena pro tou telous makarize