Gönderen Konu: Tezhip  (Okunma sayısı 3877 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Tezhip
« : 01 Ocak 2009, 15:59:42 »
Eski bir süsleme sanatidir. Tezhip, arapça zehep (altın) sözcüğünden türemiştir, “altinlama, yaldizlama” anlamina gelir, Çoğulu olan “tezyina” “süslemeler” demektir. Tezhip günümüzde daha çok İslam kökenli kitap bezeme sanatlarına verilen addır.Türk tezhip sanatını, altın kullanarak yapılan kitap süsleme sanatı diye tanımlayabiliriz, Ama tezhip yalniz altinla degil boya ile de yapilir. Sadece kitaplara değil, hat levhalarına, fermanlara, hatta ahşap ve deri üzerine geleneksel motiflerimizin uygulandığı tezyinattır. Tezhip yapan kişilere müzehhip veya müzehhibe denir." Tezhip doguda oldugu kadar batida da uygulama alani bulmus bir sanattir. Özellikle ortaçagda Hiristiyanlik'in kutsal metinlerini, dua kitaplarini süslemede yogun biçimde kullanilmistir. Ama zaman içerisinde kitaplarda da resim öne çikmis, tezhip yalnizca basliklardaki büyük harfleri süslemekle sinirli kalmistir.

Türkler'de tezhibin geçmisi Uygurlar'a kadar uzanir. Mani dininin Uygurlar arasinda yayildigi 9. yüzyilda tezhip sanati da görülmeye baslanmistir. Bu dönemde Islam ülkelerinde de tezhip yaygin bir sanatti. Anadolu'ya Selçuklular'in getirdigi tezhip en geliskin dönemini Osmanlilar zamaninda yasamistir. 15. yüzyilda Misir'da Memlûk sanatçilari ayri bir üslup gelistirmisler, ayni dönemde Iran'da ve ardindan Timurlular'in egemen oldugu Herat, Hive, Buhara, Semerkant gibi merkezlerde tezhip sanati büyük gelisme göstermistir. Herat'ta gelistirilen üslup daha sonra da Iran tezhip sanatini büyük ölçüde etkilemistir. Osmanli sanatçilari da 15.-16. yüzyillarda Iran'la artan iliskiler sonucunda Herat Okulu'nun birçok özelligini yapitlarinda kullanmis, yeni biresimler yaratmislardir. 18. yüzyilda Osmanli tezhip sanati gerilemeye yüz tutmus, klasik motiflerin yerini kaba süslemeler almaya baslamistir. 19. yüzyilda ise sanatin hemen her alanini saran bati etkisi tezhibe de yansimis, örnegin Klasik dönemde tek olarak kullanilan çiçek motifleri vazolar, saksilar içinde buketler halinde görülür olmustur.

Tezhipte temel malzeme altin ya da boyadir. Altin, dövülerek ince bir tabaka haline getirilmis varak olarak kullanilir. Altin varak su içinde ezilip jelatinle karistirilarak belli bir kivama getirilir. Boya ise genellikle toprak boyalardan seçilirdi. Sonralari sentetik boyalar da kullanilmistir. Tezhip sanatçisi (müzehhip) bir kâgidin üstüne çizdigi motifi önce sert bir simsir ya da çinko altligin üstüne koyarak çizgileri noktalar halinde igneyle deler. Sonra bu delikli kâgidi uygulanacagi zeminin üstüne koyarak delikleri yapiskan bir siyah tozla doldurur. Delikli kâgit kaldirildiginda motifin uygulanacak zemine çiktigi görülür. Bu motif iyice belirginlestirilip altinla ya da boyayla doldurularak tezhip meydana getirilir.

Tezhip ile Minyaturu karıstırmamak gerekir. Minyatür daha cok tasvire dayanir.Bitki, hayvan, insan ve/veya mekan tasvirleri icerir. Minyaturler yapildiklari donemin sanat anlayisi ile paralel olarak, genellikle iki boyutlu tasvirlerdir. Tezhip ise basit bir anlatimla cogunlukla stilize edilmis bitki formlari ya da desenlerden olusan kimi zaman simetrik tasarimlardir.Gunumuz Turkiyesinde Tezhip de oldukca tutucu, klasik yaklasim denilen bir akim vardir. Klasik yaklasim, tarih boyunca yaratilmis ve kullanilmis formlar ve desenleri yinelemek, form ve desenlerin ana yapisini bozmadan degisik kompozisyonlarda kullanmaktir. Buna karsin, bazi Münevver Üçer gibi Tezhip sanatcilari ise klasik form ve desenleri kendi gorus ve algilarina gore degistirerek degisik kompozisyon ve malzemelerle daha ozgur bir yaklasim tarzi kullanmaktadirlar. Zaman icinde unutulmaya birakilmis zarif ve zor sanat son 10 yil icinde bu sanata gonul vermis cesitli grup ve kisilerce canlandirilmistir. Gunumuzde pek cok universitemizde Tezhip bolumlerinde ve özel kurslarda yetenekli sanatcilar yetistirilmektedir. Eski sanatcilara bir kac ornek vermek gerekirse, ilk akla gelen isimler Rikkat Kunt ve Ülker Tansı olacaktir. Yaşayan sanatçılarımız arasında ise Çiçek Derman, Gülnur Duran, Şahin İnalöz, Cahide Keskiner, Ülker Erke, Melek Anter and Münevver Üçer sayılabilir. Hat ve cilt sanatlarında altınla yapılan tezhibe halkari denir. Rumi ve Hatayi üsluplarında, kitapların zahriye, hatime, başlık, serlevha, mihrabiye kısımları tezhiple süslenir. Küçük yıldız ve çiçeklere nokta, geometrik olanlara mücevher, altıgenlere şeşhane, beşgenlere seberk denir. Kuran'da secde ayetlerine denk gelen yerlerde vakıf gülü, hizip gülü, cüz gülü bulunur. Varakçı ve cetvelkeş denilen ustalar vardı. Kalemfırça, zehmühre, boyalar müzehhebin aletleriydi.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Tezhip
« Yanıtla #1 : 01 Ocak 2009, 16:00:22 »
Kağıt, karton, deri, ağaç, metal, cam, alçı zeminlere yapılanlarını da kapsayan bezeme sanatı. Hat, minyatür ve cilt sanatlarının tezhip'le yakınlığı büyüktür.

İlme, ilim vasıtalarına duyulan sevgi, saygı ve tanınan manevi değerin ifadesidir. Estetik duygu ve düşüncelerden doğmuş, bedii zevklerle, kabiliyetlerle gelişip, olgunlaşmıştır.   Ekol özellikleri ve teknik farklılıkları yönünden çeşitlere ayrılmıştır. İstanbul, Edirne, Bursa, Amasya, Konya, Bağdat, Mısır, Musul ekolleri bunlardandır.  Kronolojik bakımdan Selçuklu, Erken devir Osmanlı, Klasik, Batılılaşma dönemi tezhibi olmak üzere dört ana bölüme ayrılır.

Teknik yönden ise zeminleri doldurulmuş ağır tezhiplerin yanı sıra "katı", "saz yolu", "pesend yolu", "yalnız altın" veya hafif renklerle hazırlanılmış olan "halkari" gibi çeşitlilikler gösterir. En yaygını Halkari'dir. Desenler parlak altınla çizildikten sonra, araları altın suyu ile gölgelendirilir.

Tezhipteki renklerin, kök ve toprak boyalardan elde edilenleri makbul ve muteberdir.
Doğal boyalar, incecik toz durumuna getirildikten sonra, belli oranda arap zamkı ile karıştırılarak kullanıma hazırlanırlar. Eski boyalar, balmumu isinden yapılan siyah, üstübeç beyazı, lapis lazuli ve lahor çividi lacivertleridir. Türk sanatkarlar, altın ile laciverti karıştırarak en çok bu rengi kullanmışlardır. Sembolik anlam taşıdığını düşünen yorumcular bulunmaktadır.

Eski geleneği devam ettiren bazı sanatkarların dışında günümüzde daha çok sentetik boyaların kullanımı yaygındır çünkü afiş, sulu ve guvaj boyaların temini kolay, ucuz ve boldur. Türk tezhibinin ara rengi "hakiki altın"dır. Çeşitli ayarlardaki altın varaklar; yapıştırma, toz haline getirme, serpme (zer-efşan) ve püskürtme gibi çeşitli metodlarla uygulanır.  Kırmızı ve sarı altın, gümüş katılarak elde edilen "yeşil altın" bir arada kullanılarak birbirinden güzel görünümler ortaya konulur.    Altının yanı sıra gümüş, bakır, altın ile karışık bakır va kalay; hüsn-i hatlar, ciltler, katı'lar, minyatürler, tezhip sanatının başlıca uygulama alanlarıdır. Tahta üzerine, alçı duvarlara yazılan altın bezemeleri de kapsayan bir dekorasyon sanatıdır.

Tezhip yapan erkek ustaya "müzehhib", hanım ustaya "müzehhibe", tezhiple süslenilene de "müzehheb" denilir.  Bu ince el sanatının yurdu Orta Asya'dır. Öz Türk sanatıdır. Türkler bu zarif sanatıgittikleri her yere götürmüşler ve öğretmişlerdir. Selçuklular döneminde Anadolu'ya girmiş ve Osmanlılar zamanında XVI. yüzyılda en olgun dönemini yaşamıştır. En ünlü ustaları bu dönemde yetişmiştir. İlim, fikir, sanat alanlarında da göstermişlerdir. Sanat merkezi ve meşheri olan başkent İstanbul'da, çok sayıda müzehhib ve müzehhibe yetişmiş ve birbirinden nefis eserler verilmiştir. Padişah başta olmak üzere saray erkanı, beyler, paşalar, ağalar, zenginler, meraklılar bu ince sanatın maddeten ve manen destekçisi ve koruyup, kollayıcısı olmuşlardır. Bu yakın ilgi ve himaye, sanatkarı her bakımdan tatmin ettiği için, birbirinden güzel son derecede cazip eserlerin sanat tarihimize armağan edilmesini sağlamıştır.

Osmanlı tezhibini inceleyen yerli, yabancı her ilgili bunlardaki incelik, zerafet ve güzellik karşısında hayran olmaktadırlar. Müze, kütüphane, arşiv ve koleksiyonları süsleyen sayısız tezhip örneği Türk milletinin bu sanata verdiği önem, değer ve gösterdiği başarıyı ortaya koyan en güzel belge ve şahitleridir. Osmanlı tezhip sanatında Baba Nakkaş, Hezargradlı-zade, Seyyid Ahmed Ataullah (Atai), onur çırağı Hüseyin Hüsnü gibi sanatına imza atmış ünlü müzehhibleri biliyoruz.

Tezhip, zamanla çeşitli evreler geçirmiş, bölüm ve türlere ayrılmıştır. Ama klasik üslup varlığını, güçlülüğünü her zaman devam ettirmiştir.

Kaynak: Ansiklopedik Hat ve Tezhip Sanatları Deyimleri, Terimleri Sözlüğü / Dr. Hasan ÖZÖNDER
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Tezhip
« Yanıtla #2 : 01 Ocak 2009, 16:01:17 »
En erken örneklerini yazma kitap sanatındaki Kur'an, dua, bilim ve edebi kitaplarda görmek mümkündür. Türk tezhib sanatçısının yüzyıllar içersinde farklı usluplarda geliştirdiği en mükemmel tezhibleri dini kitaplar için yaptığı kuşkusuz bilinen bir gerçektir. Çalışmalarını ve gelişmelerini devlet himayesinde saraya bağlı nakışhanelerde sürdüren bu sanatkarlar Müzehhip adı altında anılırlar.



Tezhib sanatının vazgeçilmez malzemesi olan altın uzun bir ameliyeden sonra varak (ince levha) halde müzehhipin eline ezilmek üzere gelir. Zamki arabi ile ezilen altın su ile ipekten süzülür, din-lendirilir. Daha sonra kurutularak toz haline gelir. Tatbik edilecek alanlara jelatinli su ile sürüldükten sonra akik taşından yapılmış mühre ile parlatılır. 12. ve 13. yüzyıllarda parlak olarak tatbik edilen altın daha sonraki yüzyıllarda değişik renklerde (yeşil, kırmızı, beyaz) imal edilmiş, bazen mat olarak da tatbik edilmiştir. Altının yanı sıra kullanılan renkli boyaların en ağırlıkta olana koyu mavidir. Çeşitli tonlarda tatbik edilen lacivert lahor çividi, lapis gibi adlarda toprak kökenlı olup arap zamkı ile halledilir. Esas iki ana rengin haricindeki ara renkler kırmızı, yeşil tonlarda kısmen zemin rengi olarak kullanılmıştır. Çiçek motiflerinin renklenmesi de bütün ana renkler ve tonları açıktan koyuya giden kademeli bir biçimde boyanır. Bir yazma eserde tezhiblenen bölümler iç kapak anlamında olan ve kitabın adı, müellifi bazen de kimin için yapıldığını belirten temellük kitabesinin bulunduğu zahriye; sanatçının bütün hünerini gösterdiği ser levha yada boş sayfalar, hattatın isminin konulması nedeniyle ketebe sayfası yada hatime son sayfalar; başlık yada mihrabiye diye adlandırılan Kur'an'da sure, diğer yazmalarda konu başlar; cümle ve ayetleri birbirinden ayırmak için konan nokta yada duraklar; sayfa kenarlarında görülen ve konuyla ilgili açıklamayı içeren gül süslemeleri olup bunlar secde, hizip, cüz ve aşır gülleridir, Tezhib tasarımlarında kullanılan motifler doğadaki bitki ve hayvan biçimlerinin stilizasyonudur. Bitkisel kökenli olan çiçeklere verilen isim Hatayi grubu altında toplanan çoğunlukla hayal mahsulü olan kompozit bir türdür. Hayvansal biçimlerin üsluplaşmasından meydana gelen diğer motif türü ise Rumi adı altında günümüze gelmiştir. Kelime anlamı Anadolulu olan Rumi 12. ve 13. yüzyıllarda mimari süsleme v tezhib sanatında en çok kullanılan motiftir.

Özellikle Selçuklu mimarisinde karakteristik hayvan figürleri ile birlikte tasarlanmış birçok anıtlarda görülür.14. yüzyıldan itibaren hayvansal biçimini kaybeder. 15. ve 16. yüzyıllarda Timuri Safavi ve Osmanlılarda çok çeşitlilik arz eden kompozit biçimdedirler.

12. v 13. yüzyıllarda yapılan tezhiblerdeki tasarımlar Rumi motifi ağırlıklı asimetrik düzendedir. Kısmen Hatayi motifinin de yer aldığı kompozisyonlar çok sade bir biçim ihtiva eder. Bu yüzyılın sevilen başka bir mol türü ise kenar pervazlarda kullanılan zencerektir. XII. yüzyılda kitap sanatına artan yoğun ilgi Konya tezhibinin gelişmesine sebep olmuştur. XIV. yüzyılda kitap sanatının koruyuculuğunda Karamanoğulları ve Germiyan beyleri yapmışlardır.Türk müzehhipleri XV. yy. başlarında etkinliklerini Osmanlı Sultanlarının Koruyuculuğunda Bursa'da sürdürür. Yapılan tasarımlar fevkalade incelmiş Rumi ve Hatayi motifleri çok zengin bir biçimde izlenir. Kompozisyonun gelişme gösterdiği bu yüzyılda Doğu okullarının etkileri (Bağdat, Tebriz,Herat) hissedilir. Kompozisyonda simetri hakimiyeti gözü yormayan karakterli ve sistemlı bir şekilde ekolleşmektedir.



Kompozisyon şemalarının tamamen geometri kaidelere bağlı hat sanatında tamamen geometri kaidelere bağlı hat sanatında olduğu gibi belirli ölçüler dahilinde gelişme gösterdiği izlenir.Hazırlanan tasarımlarda Rumi ve Hatayı motifi ferdi veya karma olarak devrin karakteristik özelliklerini taşır.

Kompozisyon şemalarının tamamen geometri kaidelere bağlı hat sanatında tamamen geometri kaidelere bağlı hat sanatında olduğu gibi belirli ölçüler dahilinde gelişme gösterdiği izlenir.Hazırlanan tasarımlarda Rumi ve Hatayı motifi ferdi veya karma olarak devrin karakteristik özelliklerini taşır.

Bu dönem içinde Türk süsleme repertuarına bulut motifleri de girmiş 16. yy. ve sonrasında hemen hemen bütün kompozisyonlarda sevilerek kullanılmıştır. Yavuz Sultan Selim döneminde 1514-15 yıllarında Tebriz'in alınmasından sonra İstanbul'a gelen Tebriz ve Herat'lı sanatçılarla Osmanlı süsleme sanatları yeni bir çehre kazanır. Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk yıllarından itibaren bütün süsleme üsluplarındaki yenilikler dikkati çeker. Bu devre içinde Saz üsluplarındaki yenilikler dikkati çeker. Bu devre içinde Saz üslubunun yaratıcısı Şahkulu saray baş nakkaşıdır.



XVII. yy. boyunca Türk tezhibinin ustaca olanları genellikle dua kitaplarında yer alır. Tasarım ve düzenleme XVII. yy ortalarına kadar kısmen geleneği korumuştur.

Türk tezhibinin en müstesna örneklerinden biri de Karahisari Kur'anındaki desenlerdir. Üslup teknik ve çeşitlilik açısından Osmanlı süsleme sanatının bir repertuarı sayılan bu Kur'andaki tezhibler akıl almaz bir incelikle Karamemi nakışhanesinin mahsulüdür. Yalnız koltuk desenleri birbirinden farklı 100 deseni ihtiva eder. Farklı renkler ve üsluplarla 600 değişik renk çeşidi ile tezhiblenmiştir.

Bu yüzyıl sonunda Türk tezhibi giderek inceliğini yitirdiğini ve klasik motiflerin özelliğini yavaş yavaş kaybettiğini izleriz. Batı sanat etkisinin kuvvetle hissedildiği 18. yy. da klasik süslemeyle Barok, Rokoko motiflerinin bir arada kullanıldığı tarz dikkat çeker.Dönemin en büyük müzehhibi lake ustası Ali Üsküdar'i dir. Bu sanatçının tüm eserlerinde eski ve yeni akımın en güzel şekilde bağdaştığı örnekleri görmemiz mümkündür.18. yy. sonuna doğru tezhibte Türk rokokosu adı verilen bir bezeme üslubu yaygınlaşır.

Özellikle naturalist çiçek buketlerinden oluşan bu teknik kendini 19.yy. sonuna kadar devam ettirmiştir. 19.yy. sonuna doğru klasik motiflerin yeniden ele alınmasına çalışılmış ve Türk tezhibinde Neo klasik üslup ortaya çıkmışsa da Osmanlı bezeme sanatının en zayıf üslubu olarak kabul edilir. Başından beri Tezhibin yazma kitap sanatlarındaki seyrini inceledik. Tezhibin tatbik edildiği birçok alanlardan biri de murakka yazı levhaları üzerine yapılan bezeme çeşitleridir.

Yaşadığımız yüzyılda levha tarzında gelişimini sürdüren Türk tezhibi, günümüz koşullarına uygun bır sanat ihtiyacına cevap verir.

Kaynak:
M. Semih İrteş
hat-tezhib.com
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4719
  • Teşekkür: 55
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Tezhip
« Yanıtla #3 : 01 Ocak 2009, 16:02:03 »
Tezhip doğuda olduğu kadar batıda da uygulama alanı bulmuş bir sanattır. Özellikle ortaçağda Hıristiyanlık'ın kutsal metinlerini, dua kitaplarını süslemede yoğun biçimde kullanılmıştır. Ama zaman içerisinde kitaplarda da resim öne çıkmış, tezhip yalnızca başlıklardaki büyük harfleri süslemekle sınırlı kalmıştır.

Türkler'de tezhibin geçmişi Uygurlar'a kadar uzanır. Mani dininin Uygurlar arasında yayıldığı 9. yüzyılda tezhip sanatı da görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde İslam ülkelerinde de tezhip yaygın bir sanattı. Anadolu'ya Selçuklular'ın getirdiği tezhip en gelişkin dönemini Osmanlılar zamanında yaşamıştır. 15. yüzyılda Mısır'da Memlûk sanatçıları ayrı bir üslup geliştirmişler, aynı dönemde İran'da ve ardından Timurlular'ın egemen olduğu Herat, Hive, Buhara, Semerkant gibi merkezlerde tezhip sanatı büyük gelişme göstermiştir. Herat'ta geliştirilen üslup daha sonra da İran tezhip sanatını büyük ölçüde etkilemiştir. Osmanlı sanatçıları da 15.-16. yüzyıllarda İran'la artan ilişkiler sonucunda Herat Okulu'nun birçok özelliğini yapıtlarında kullanmış, yeni bireşimler yaratmışlardır. 18. yüzyılda Osmanlı tezhip sanatı gerilemeye yüz tutmuş, klasik motiflerin yerini kaba süslemeler almaya başlamıştır. 19. yüzyılda ise sanatın hemen her alanını saran batı etkisi tezhibe de yansımış, örneğin Klasik dönemde tek olarak kullanılan çiçek motifleri vazolar, saksılar içinde buketler halinde görülür olmuştur.

Tezhipte temel malzeme altın ya da boyadır. Altın, dövülerek ince bir tabaka haline getirilmiş varak olarak kullanılır. Altın varak su içinde ezilip jelatinle karıştırılarak belli bir kıvama getirilir. Boya ise genellikle toprak boyalardan seçilirdi. Sonraları sentetik boyalar da kullanılmıştır. Tezhip sanatçısı (müzehhip) bir kâğıdın üstüne çizdiği motifi önce sert bir şimşir ya da çinko altlığın üstüne koyarak çizgileri noktalar halinde iğneyle deler. Sonra bu delikli kâğıdı uygulanacağı zeminin üstüne koyarak delikleri yapışkan bir siyah tozla doldurur. Delikli kâğıt kaldırıldığında motifin uygulanacak zemine çıktığı görülür. Bu motif iyice belirginleştirilip altınla ya da boyayla doldurularak tezhip meydana getirilir.
midena pro tou telous makarize